<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Haber Anadolu - Haberanadolu - Son Dakika - Haberler</title>
      <link>https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Gündeme dair önemli konular, politika, siyaset ve dünya gündeminden haberler, gündemi yorumlayan yazar makaleleri Haber Anadolu'da. 
HABERANADOLU Adres: Gevher Nesibe Mah. Seyhan Sk. No: 6 Kocasinan / Kayseri</description>
      <category>Newspaper - Politika</category>
      <lastBuildDate>Thu, 01 Oct 2026 18:01:12 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.haberanadolu.net/rss/haberler/politika/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan'dan Türkiye merkezli siyaset çağrısı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-dan-turkiye-merkezli-siyaset-cagrisi/39800/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Programı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, "Her siyasi partinin önceliği Türkiye olmak zorundadır. Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden güç alarak, Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-dan-turkiye-merkezli-siyaset-cagrisi/39800/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 17:01:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul&#39;a hitap etti.</p><p >Yeni yasama yılının ülke, millet, Meclis, demokrasi, gönül coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, 'Sizlerin şahsında, mensubu ve hizmetkarı olmakla şeref duyduğum aziz milletimin her bir ferdine, en doğusundan en batısına, cennet vatanımızın 7 bölgesinde, 81 ilinde, 922 ilçesinde yaşayan tüm vatandaşlarıma, buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde milletimizi en güzel şekilde temsil eden, başarılarıyla iftihar ettiğimiz yurt dışındaki vatandaşlarımıza da en kalbi muhabbetlerimi iletiyorum.' ifadesini kullandı.<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan 106 sene önce Hacı Bayram Veli Camii&#39;nde kılınan cuma namazını müteakip, dualarla, tekbirlerle, istiklal azmi ve aşkıyla, bağımsızlığın kalbi olan Ankara&#39;dan milletin iradesini dünyaya haykıran 115 üye başta olmak üzere, bugüne kadar bu yüce çatı altında millete layıkıyla hizmet edip dar-ı bekaya irtihal eden milletvekillerini rahmetle yad etti.</p><p >Uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Ali Şükrü Bey&#39;e, milletin emanetine kastedenlerin, milletin iradesini gasbedenlerin dar ağacına gönderdiği Adnan Menderes&#39;e, Hasan Polatkan&#39;a ve Fatin Rüştü Zorlu&#39;ya da Cenabıallah&#39;tan rahmet niyaz eden Erdoğan, 'Yine burada bin yıldır bu coğrafyada milletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimize, gazilerimizden dar-ı bekaya irtihal etmiş olanlara yüce Mevla&#39;dan rahmet diliyorum.' diye konuştu.</p><p >Sözlerinin başında, bir hakikati tüm kalbiyle ifade etmek istediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:</p>'Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisidir'<p >Sözlerimin hemen başında şu hakikati tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.</p><p >Bu meclis milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı milli mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir.</p><p >80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile yüce meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla, şerefle taşımaya devam etmiştir. Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur.</p><p >Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 1920-1923 arası tutanakları Türkiye&#39;nin ikinci defa nasıl vatan yapıldığının en canlı şahitleridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün 1921 senesinde Büyük Millet Meclisinin ikinci yasama yılı açılışında kurduğu şu cümleler, milletimizin hücrelerinde olan hürriyet aşkının ve meclisimizin tarihi misyonunun bariz bir ifadesidir. Türk milletinin istiklal ile izmihlal arasına sıkıştırdığı o sancılı günlerde meclis başkanı sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal şöyle sesleniyordu:<br><br>'Muhterem arkadaşlarım, bütün bir millet ölümle göz göze baktığımız mütareke günlerinden başlayarak bugüne kadar katettiğimiz mesafeleri, atladığımız sayısız müşkülatı bir kez daha hatırlayalım. Ne zaman başladığı bilinmeyen zamanlardan beri şerefi istiklal ile yaşayan milletimiz, en kötü bir sona ölümle gidiyor gibi görünmüş iken, tutsaklığa karşı evladını kıyama çağıran ecdadın sesi kalplerimizde yükseldi ve bizi son kurtuluş savaşına davet etti. Artık yeis ve fütur günleri çok arkada kaldı. Memlekete kurtuluşu gerçek yolu göstermiş ve bütün milleti kendi istiklal bayrağı altında toplamış olan Meclis-i Aliniz ikinci yasama yılına girerken ben, ufkumuzda inkişafa başlayan ışıkların bu kadar felaket görmüş olan bedbaht vatanımızda iyi bir sabaha hayrolmasını dua ediyorum'</p>'Rabbim bu meclisi bir daha aynı mücadeleyi vermek mecburiyetinde bırakmasın'<p >Sık sık alkışlarla kesilen bu konuşmadan 95 sene sonra yüce meclisimiz millete öncülük görevini bir kez daha yerine getirmiştir. 15 Temmuz gecesi bombaların altında, milletin emanetini savunan gazi meclisimiz, meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbelere direnen milletimizle birlikte o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir.</p><p >Bu vesileyle o gece milletin emanetine sahip çıkan tüm milletvekillerimize teşekkür ediyor, rabbim bu meclisi bir daha aynı mücadeleyi vermek mecburiyetinde bırakmasın diyorum.</p><p >Geçmişi bu denli görkemli, vazifesi bu kadar ulvi olan gazi meclisin genel kurul salonunda sizlere hitap etmekten duyduğum memnuniyeti hassaten ifade ediyorum.<br><br>Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biridir. 1 Ekim 2025&#39;te başlayıp 10 Ağustos 2026&#39;ya kadar devam eden 4&#39;üncü yasama yılında da meclisimiz önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdi.</p><p >Hem genel kurulda hem de komisyonlarda ülkemizin, milletimizin ve bölgemizin geleceğine yön verecek hayati kanunlar, kritik meseleler müzakere edildi. Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken parlamenter diplomasi ise gerek ev sahibi olduğumuz uluslararası toplantılarda gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldü.</p><p >Bu anlamda siyasi parti ayırt etmeksizin gazi meclisimizdeki tüm milletvekillerine çabaları, gayretleri, fedakarlıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.</p><p >Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş&#39;u ve başkanlık divanımızın muhterem üyelerini aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Meclisimizin farklı birimlerinde görev yapan idareci ve çalışanlarımıza 10 ay 10 gün boyunca ortaya koydukları hummalı ve özverili çalışmalar için şükranlarımı iletiyorum.<br><br>Bugün itibarıyla başlayan yeni yasama yılının da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dahilinde dile getirileceği, tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum.</p>'Ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık'<p >Biz iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır. Yeni yasama yılında bunun yüksek hassasiyeti içinde olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.<br><br>Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, burada bir hususu öncelikle dikkatlerinize getirmek isterim. Siyasetçiler olarak birinci vazifemiz, emanetini taşıdığımız aziz milletimize layıkıyla hizmet etmektir. Şahsım dahil hepimiz, milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz.</p><p >Bir ay sonra 24&#39;üncü yıl dönümüne kavuşacağımız iktidarlarımız boyunca kesintisiz biçimde, istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk. Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık.</p>'11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz'<p >Bakınız, insanımızın kalbinde onulmaz yaralar açan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçti. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hala içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk. Asrın inşasını tamamladık. Toplam 455.357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.</p><p >Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık. Ekonomide, bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye&#39;yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık.</p><p >Füzelerin havada uçuştuğu, sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026&#39;nın ilk yarısında Türkiye yıllık %2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız Ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı.</p><p >Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk. Yılın ilk 6 ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı.</p><p >Savunma sanayinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle milli savunma sanayimizi güçlendirdik hem de bu alanda dünyaya satış yapan bir ülke olduk. Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız %16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız.</p><p >Cari açığın milli gelire oranının bu yıl %2,6&#39;da kalmasını bekliyoruz. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oran ekonomimizin ne kadar dayanıklı hale geldiğinin göstergesidir. Kamu maliyesinde disiplinden sapmadık. Bu yıl bütçe açığının milli gelire oranını %3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedefliyoruz.</p>'Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz'<p >Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz.</p><p >Bu konunun iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz.<br><br>Sayın başkan, değerli milletvekilleri, bugün tarihe kayıt düşmek, tarihe not düşmek adına Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşündüğüm bazı başlıklara kapsamlı bir şekilde değinmek arzusundayım.</p><p >Günlük siyasetin gelip geçici gündemlerinden azade olarak bu iki konunun ülkemiz ve milletimiz için son derece önemli olduğuna inanıyorum. Bakınız günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşma yer alıyor.</p><p >Öncelikle şunu açık ve net ifade etmek isterim. Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi, değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi elbette mümkün değildir. Bu doğru da sağlıklı da değildir. Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz, esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşturmuştur.</p><p >Tarih içinde farklılıklar birbirine köklü bir saygı geliştirmiştir. Devletimiz, bayrağımız, mukaddes değerlerimiz ve üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür.</p><p >Farklılıklarımızı bir ayrışma vasıtası olarak kullanmak isteyenlere de karşı durduğumuzu milletimiz tek yürek olup her seferinde gereken cevabı vermiştir. Hiç kuşkusuz siyaset kurumu farklı beklentilere cevap üretmek için vardır. Ancak siyasetin farklılıklarımızı, renklerimizi, çeşitliliğimizi bir ayrıştırma yani kutuplaştırma vasıtası olarak kullanması en başta siyasetin fıtratına aykırıdır.   </p><p >Siyasi partiler arasında tabii ki rekabet olacaktır, yarış olacaktır. Belli sınırlar dahilinde çekişme de olacaktır. Fakat bunun kutuplaştırma yoluyla, kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesi, siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacaktır.</p><p >Değerli milletvekilleri, bunu özellikle şunun için söylüyorum. Yakın çevremizdeki hadiselere baktığımızda, yerel bazdaki ayrışmaların siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin yumuşak karnına dönüştüğünü, daha doğrusu dönüştürüldüğünü görüyoruz.</p><p >Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise emperyalist Siyonist ittifakı bulunmaktadır.</p>'Siyasi ve toplumsal huzurumuz suikaste uğradı'<p >Dünyayı takip eden, bölgemizdeki gelişmeleri yakından takip eden herkes inanıyorum ki şu gerçeği görebiliyor. Binlerce yıldır bir arada yaşayan, huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletimizin son dönemde artan bir şekilde siyaset ya da siyaset dışı aktörler vasıtasıyla kutuplaştırılması sadece iç dinamiklerle açıklanamaz. İç dinamikler bellidir. Tarih içinde asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye&#39;nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak demektir.</p><p >Türkiye&#39;nin ayarlarının bozulması siyasetin işine yaramaz, sadece ve sadece Türkiye&#39;nin hasımlarının işine yarar. Yakın tarihimizde bunu hep beraber tecrübe ettik. Çok partili demokrasiye geçişimizden itibaren ne zaman bir atılım içinde, bir kalkınma hamlesi içinde olsak operasyonların hedefi haline geldik. Sokaklarımız karıştırıldı. Gençlerimiz düşmanlaştırıldı. Aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildi.</p><p >Siyasi ve toplumsal huzurumuz suikaste uğradı. Bizimle aynı ligde olan ülkeler koşarken biz yıllarca başta ekonomi olmak üzere birçok alanda patinaj yaptık, oyalandık, irtifa ve ivme kaybettik. Bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikrarsızlığa bakıldığında her seferinde Türkiye&#39;nin kaybettiği, her seferinde milletin kayıplar verdiği, ağır bedeller ödediği çok net görülecektir.</p>'Ne Türkiye&#39;nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur'<p >Açıktır ki millet kaybederken, milletin hasımları kazanmıştır. Türkiye kaybederken kazanan Türkiye&#39;nin rakipleri, maalesef Türkiye&#39;nin yeminli düşmanları olmuştur. Şunun bilinmesini isterim. Ne Türkiye&#39;nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye&#39;ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur. Değerli milletvekilleri, bu mücadelede en büyük görev milletin temsilcileri olarak bizlere, yani siyaset kurumuna düşmektedir.</p><p >Türkiye&#39;de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin raf ömrü dolmuştur. Siyaseti hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır.</p><p >Küresel ve bölgesel gelişmeler yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor. Ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz, ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye&#39;ye hakim kılacağız.</p><p >Eğer Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, eğer Türkiye önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse, bu paradigma değişimini hep beraber vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.</p>'Her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır'<p >Bunu söylerken elbette her siyasi partinin her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını asla kastetmiyorum. Farklı siyasi partiler ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler Türkiye&#39;nin, Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır.</p><p >Her siyasi parti, Türkiye&#39;nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye&#39;nin milli menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz buna &#39;iç cephenin tahkim edilmesi&#39; diyoruz. Biz buna &#39;büyük Türkiye mutabakatı&#39; diyoruz.</p>'Türkiye&#39;nin hasımlarını üzmüş, onları hayal kırıklığına uğratmıştır'<p >Değerli milletvekilleri, terörsüz Türkiye sürecimizin aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye&#39;nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye&#39;nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgar estirmiştir.</p><p >Terörün ya da terör örgütlerinin Türkiye&#39;yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir. Fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye&#39;nin enerjisini heba ettiği, Türkiye&#39;yi oyaladığı, Türkiye&#39;nin kaynaklarını tükettiği açıktır. Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar Türkiye&#39;nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır.</p><p >Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır.<br><br>Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakat, aziz milletimizi, Türkiye&#39;nin dostlarını sevindirirken hiç şüpheniz olmasın ki Türkiye&#39;nin hasımlarını üzmüş, onları hayal kırıklığına uğratmıştır.</p><p >Bu vesileyle ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşuyla terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli&#39;ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.</p><p >Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.</p><p >Gerek Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda gerekse çerçeve yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum.<br><br>Çerçeve yasada da vazedildiği gibi bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim milli mutabakat daha bir anlam kazanacaktır.</p><p >Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye&#39;nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapma şartları inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır.<br><br>Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bakınız yeni yasama yılımız tarihimizdeki ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi&#39;nin ilanının 150. yıl dönümüne tesadüf ediyor. Anayasal devlet girişimlerimiz biraz daha geriye gidiyor. Devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübemiz ise bu girişimlere nispetle çok daha eskidir.</p><p >Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir.</p>'Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır'<p >Son iki asırda bu hakikati modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri başarılı, başarısız pek çok sonuç doğurmuş, tartışma ve arayışlara hiçbir zaman hız kesmemiştir. Kanun-i Esasi&#39;nin üstünden geçen 150 yıla rağmen &#39;yeni anayasa&#39; bahsi Türk siyasetinin önünde bir imtihan kağıdı olarak halen duruyor.   </p><p >Yeni bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır. Hepsinden önemlisi köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut anayasamızın hala darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır.</p><p >Şurası büyük tenakuzdur; 12 Eylül&#39;ün lider kadrosu darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap vermiş, yargılanmış, mahkum olmuştur.</p><p >Ancak yürürlükteki anayasa müellif olarak onların imzasını taşımaktadır. Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir.<br><br>Millet egemenliğinin kalpgahı olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir.</p><p >Bu meclis, Türkiye&#39;nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, ön yargıları tuz buz etmiştir.<br><br>Bunu Türk demokrasisi adına, milletimizin gelecek umutları adına tarihi bir kazanım, büyük bir başarı olarak görüyoruz.</p><p >Temennimiz, bu başarının gündelik çekişmelere kurban edilmeden Türk siyasetinde yeni bir dönemin müjdecisi olmasıdır. Burada şunun da altını çizmek istiyorum: Türkiye&#39;nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır.<br><br>Kıymetli milletvekilleri, bunu başardığımızda devlet ve millet arasındaki köprüleri daha sağlam şekilde kurmuş oluruz. Bunu başardığımızda güçlü devlet, özgür toplum idealini birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunu açmış oluruz.</p><p >Bunu başardığımızda hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine hem de demokrasiyi koruyacak bir üstün hukuk mantığına kavuşmuş oluruz.</p><p >Bunu başardığımızda kazanımlarımızı kalıcı hale getirir, çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırır ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz.</p>'Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmelidir'<p >Toplumu kontrol altında tutulması gereken bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddi bunu gerektirir. Siyaseti ve toplumu refahın, ilerlemenin, gelişmenin dinamik gücü olarak kabul eden demokratik bir anayasa anlayışı da bu sayede yeşerir. Sesi milletin sesiyle hem avaz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır.</p><p >Demokraside hiç kimse hakikat tekeline sahip değildir. Her düşünce kıymetli, her öneri değerlidir. Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmelidir.</p><p >Diğer taraftan milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasanın yürürlükteki ilk 4 maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılı&#39;na yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır.<br><br>Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin taahhütlerine uygun olarak harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye&#39;nin imkan ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum.<br><br>Bu duygularla bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı&#39;nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Milletvekillerimize bu yeni yasama yılında yapacakları çalışmalarda Cenab-ı Allah&#39;tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-dan-turkiye-merkezli-s_1790863298_jJdaVw.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan'dan Türkiye merkezli siyaset çağrısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-dan-turkiye-merkezli-s_1790863298_jJdaVw.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan'dan Türkçeyi koruma ve gelecek nesillere aktarma çağrısı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-dan-turkceyi-koruma-ve-gelecek-nesillere-aktarma-cagrisi/39774/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkçemizi geçmişten aldığımız büyük mirasın bir emaneti olarak korumak, zenginleştirmek ve gelecek nesillere en güçlü şekilde aktarmak hepimizin görevidir. Unutmayalım ki diline sahip çıkan millet, tarihine ve geleceğine de sahip çıkar" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-dan-turkceyi-koruma-ve-gelecek-nesillere-aktarma-cagrisi/39774/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 15:07:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Eylül Türk Dil Bayramı münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Türkçenin, millet için yalnızca bir iletişim aracı olmadığını belirten Erdoğan, dilin aynı zamanda tarihin, kültürün, medeniyet birikiminin ve ortak hafızanın taşıyıcısı olduğuna dikkati çekti.</p><p >Türkçenin binlerce yıllık köklü geçmişten süzülüp gelen bir zenginliğe sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, mesajında şu değerlendirmelere yer verdi;</p><p >Türkçemiz, milletimiz için sadece anlaşma vasıtası değil, tarihimizin, kültürümüzün, medeniyet birikimimizin ve ortak hafızamızın taşıyıcısıdır. Ana dilimiz Türkçemiz, binlerce yıllık köklü geçmişimizden süzülüp gelen büyük bir medeniyet birikimini barındırıyor. Asırlar boyunca farklı coğrafyalarda, farklı milletlerle temas ederek zenginleşen Türkçemiz, şiirden edebiyata, bilimden sanata kadar hayatımızın her alanında milletimizin duygu ve düşünce dünyasına tercüman olmuştur.</p><p >26 Eylül Türk Dil Bayramı vesilesiyle bizlere düşen görev, Türkçemizi geçmişten aldığımız büyük mirasın bir emaneti olarak korumak, zenginleştirmek ve gelecek nesillere en güçlü şekilde aktarmaktır. </p>'Diline sahip çıkan millet, tarihine ve geleceğine de sahip çıkar'<p >Türkiye Yüzyılı&#39;nı inşa ederken, kendi dilimize, kültürümüze ve medeniyet değerlerimize sahip çıkmak, küresel dünyaya kendi sözümüzle, kendi kavramlarımızla ve kendi medeniyet perspektifimizle katkı sunmak büyük önem taşımaktadır. Türkçemizin doğru, güzel ve özenli kullanımını yaygınlaştırmak, çocuklarımızın ve gençlerimizin dilimize olan sevgisini güçlendirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutmayalım ki diline sahip çıkan millet, tarihine ve geleceğine de sahip çıkar.</p><p >Bu düşüncelerle, Türk Dil Bayramı&#39;nın Türkçemizin daha da zenginleşmesine ve dünyada daha güçlü bir şekilde varlık göstermesine vesile olmasını diliyor, Türkçemizin gelişmesine ve yaşatılmasına emek veren bütün dil ve kültür büyüklerimizi rahmet ve şükranla yad ediyorum. 26 Eylül Türk Dil Bayramımız kutlu olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-dan-turkceyi-koruma-ve_1790424458_olQkme.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan'dan Türkçeyi koruma ve gelecek nesillere aktarma çağrısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-dan-turkceyi-koruma-ve_1790424458_olQkme.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MSB'den Suudi Arabistan'a İHA saldırısına tepki]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/msb-den-suudi-arabistan-a-iha-saldirisina-tepki/39746/</link>
            <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, "Geçtiğimiz hafta sonu Suudi Arabistan’ı hedef alan İHA saldırısı ile Husiler tarafından gerçekleştirilen eylemleri kınıyor, bölgesel istikrarı tehdit eden bu tür girişimlerin bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz" açıklamasını yaptı.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/msb-den-suudi-arabistan-a-iha-saldirisina-tepki/39746/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:16:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.</p><p >Türk Silahlı Kuvvetleri&#39;nin (TSK) terörle mücadelesine, sınırları korumaya, karada, denizde ve havada ülkenin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam ettiğini belirten Aktürk, bu kapsamda geçen hafta 1 PKK&#39;lı teröristin daha teslim olduğunu, hudutlarda ise 2&#39;si terör örgütü mensubu olmak üzere 878 şahsın yakalandığını ifade etti.</p><p >Aktürk, 1 Ocak&#39;tan bugüne kadar hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 11 bin 323&#39;e ulaştığını aktararak, engellenen 875 şahıs ile bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısının 50 bin 269 olduğunu söyledi.</p><p >İkili işbirlikleri, bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yapan TSK&#39;nın, bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol oynamaya devam ettiğini vurgulayan Aktürk, bu kapsamda 14-18 Eylül arasında Kore&#39;de gerçekleştirilen 'Türkiye-Kore Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı'na Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı tarafından katılım sağlandığını kaydetti.</p><p >Aktürk, 17-18 Eylül&#39;de Almanya&#39;da gerçekleştirilen 'Türkiye-ABD Hava Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı'na Hava Kuvvetleri Değerlendirme ve Denetleme Başkanı ve beraberindeki heyetin, Romanya Köstence&#39;de düzenlenen 'Sea Breeze-2026 Donanma Komutanları Konferansı'na ise Mayın Filosu Komutanı ile 1&#39;inci Arama Tarama Filotillası Komodorunun katılım sağlandığını dile getirdi.</p><p >Kanada&#39;da 21-23 Eylül arasında Denizaltı Komutanlar Konferansı&#39;nın yapılacağını belirten Aktürk, buna Deniz Kuvvetleri Komutanlığı&#39;nın da iştirak edileceğini bildirdi.</p><p >Azerbaycan Türklerinin 20 Eylül Egemenlik Gününü kutlayan Aktürk, '&#39;İki devlet, tek millet&#39; anlayışıyla bir ve beraber olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.' ifadesini kullandı.</p>'İsrail, uluslararası hukuk ihlaline son vermeli'<p >Orta Doğu&#39;daki gelişmelere de değinen Aktürk, 'Geçtiğimiz hafta sonu Suudi Arabistan&#39;ı hedef alan İHA saldırısı ile Husiler tarafından gerçekleştirilen eylemleri kınıyor, bölgesel istikrarı tehdit eden bu tür girişimlerin bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kızıldeniz ve Babülmendep&#39;te devam eden Husi tehdidi ise yalnızca bölge güvenliğini değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilemektedir' dedi.</p><p >Aktürk, İsrail&#39;in, uluslararası toplumun gözü önünde Lübnan, Suriye ve Filistin&#39;e yönelik eş zamanlı saldırılarını sürdürerek bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştirdiğini vurguladı.</p><p >Tuğamiral Aktürk, şunları kaydetti:</p><p >'Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada&#39;nın öncülüğünde 12 ülke tarafından Batı Şeria&#39;daki yasa dışı yerleşimlerle ticaret ve iş ilişkilerini yasaklamaya yönelik atılan adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Bununla birlikte, İsrail&#39;in uluslararası hukuku hiçe sayarak Gazze&#39;de yerinden edilmiş Filistinlilerin yaşadığı kamplar ile Lübnan&#39;ın güneyindeki yerleşim yerlerini hedef alması karşısında uluslararası toplumu, söylemin ötesine geçerek, somut ve caydırıcı tedbirler almaya davet ediyoruz. Bölgede barış ve huzurun sağlanması için İsrail&#39;in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine derhal son vermesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.'</p>Eğitim ve tatbikat faaliyetleri<p >Aktürk, TSK&#39;nın, muharebe etkinliğini geliştirmek, etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırmak, personelinin niteliklerini çağın şartlarına ve harbin değişen doğasına en uygun şekilde geliştirmek için tatbikat ve eğitim faaliyetlerine aralıksız devam ettiğini söyledi.</p><p >Bu kapsamda, 7 Eylül&#39;de Tunus&#39;ta başlayan 'Phoenix Express Deniz Güvenliği' ile 8 Eylül&#39;de Bulgaristan&#39;da başlayan 'Triton Mayın Harekatı'nın 18 Eylül&#39;de tamamlanacağını belirten Aktürk, şunları ifade etti:</p><p >'31 Ağustos&#39;ta Portekiz&#39;de başlayan &#39;Repmus İnsansız Deniz Sistemlerinin Denenmesi&#39; ve 14 Eylül&#39;de Özbekistan&#39;da başlayan &#39;Sonsuz Kardeşlik-V Özel Kuvvet&#39; ile 11 Eylül&#39;de Romanya&#39;da başlayan &#39;Burebista Fiili Hava Tatbikatları&#39; 25 Eylül&#39;de, 16 Eylül&#39;de Romanya&#39;da başlayan &#39;Eastern Shield Hava/Dron Savunma Tatbikatı&#39; ise 2 Ekim&#39;de sona erecektir. Diğer yandan, 21-25 Eylül tarihleri arasında İtalya&#39;da gerçekleştirilecek &#39;NATO Dynamic Guard-II&#39;, 21 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Azerbaycan&#39;da düzenlenecek &#39;Birliğin Gücü&#39; ile 24-25 Eylül&#39;de yerinden katılımla icra edilecek &#39;NATO Kısa Süreli İkaz (SNEX)&#39; tatbikatlarına katılım sağlanması planlanmaktadır. Ayrıca, 20-24 Eylül arasında, çok tehditli ortamda karar verme yeteneklerinin geliştirilmesi ve müşterek çalışabilirlik usullerinin denenmesi amacıyla Karadeniz, Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz&#39;de &#39;Denizkurdu-I Su Üstü Harekatı Tatbikatı&#39; gerçekleştirilecek, tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü faaliyetleri 24 Eylül&#39;de Doğu Akdeniz&#39;de TCG Anadolu&#39;da icra edilecektir.'</p><p >Aktürk, TCG Osmangazi&#39;nin Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu öğrencilerinin ileri deniz eğitimleri kapsamında Marmaris&#39;e liman ziyareti yaptığını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün manevi mirası Savarona gemisinin ise 19-20 Eylül&#39;de Heybeliada&#39;ya, 26-27 Eylül&#39;de ise Moda&#39;ya liman ziyareti yapacağını dile getirdi.</p>'Gaziler Günü için etkinlik'<p >'Erdek&#39;in kurtuluşunun yıl dönümü faaliyetleri kapsamında 18 Eylül&#39;de TCG Edincik mayın avlama gemisi tarafından Erdek&#39;e, Bozcaada&#39;nın kurtuluşunun yıl dönümü faaliyetleri kapsamında ise 20 Eylül&#39;de TCG Rüzgar hücumbotu tarafından Bozcaada&#39;ya liman ziyareti yapılacağını belirten Aktürk, şunları kaydetti:</p><p >'Somali Deniz Görev Grubu faaliyetlerine destek ve Somali&#39;ye lojistik nakliyat maksadıyla bölgede bulunan TCG Kemalreis tarafından dönüş intikali kapsamında 20-24 Eylül aralığında Cidde/Suudi Arabistan&#39;a liman ziyaretleri gerçekleştirilecektir. TCG Burgazada korvetimiz ise 18 Eylül-4 Kasım arasında NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2)&#39;ye katılım sağlayacaktır. 19-20 Eylül&#39;de &#39;Sivrihisar Hava Gösterileri&#39; çerçevesinde Türk Yıldızları tarafından Sivrihisar&#39;da, &#39;26&#39;ncı Ostrava NATO ve 17&#39;nci Çekya Hava Kuvvetleri Günleri&#39; kapsamında SOLOTÜRK tarafından Çekya&#39;da gösteri uçuşları icra edilecektir. Mustafa Kemal Atatürk&#39;e Gazi Ünvanı Verilişinin Yıl Dönümü ve 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla yarın Kara Harp Okulu Komutanlığımızda, ülkemizin farklı şehirleri ile dost ve kardeş Azerbaycan&#39;dan gazilerimizin katılımıyla anma töreni icra edilecek, tören kapsamında Mehteran Birlik ve Armoni Mızıkası Komutanlıklarımız tarafından konserler verilecektir.'</p>'Yerli ve milli sanayi, ulusal güvenliğin ayrılmaz parçası'<p >Tuğamiral Aktürk, 20-27 Eylül arasında Ankara&#39;da düzenlenecek Kültür Yolu Festivali&#39;ne de TSK&#39;nın çeşitli birliklerince katılım sağlanacağını belirterek, '20 Eylül&#39;de Mehteran Birlik Komutanlığımız, 21 Eylül&#39;de Armoni Mızıkası Komutanlığımız, 23 Eylül&#39;de Türk Armoni Yıldızları (TÜRKAY) Orkestramız, 25 Eylül&#39;de Hava Kuvvetleri Cazın Kartalları Orkestramız, 26 Eylül&#39;de Kara Kuvvetleri Bando Komutanlığımız, 27 Eylül&#39;de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Bandomuz verecekleri konserlerle halkımızla buluşacaklardır.' dedi.</p><p >Yerli ve milli sanayinin, ulusal güvenliğin ayrılmaz parçası olduğunun altını çizen Aktürk, 'Roketsan tarafından, 8-10 Eylül arasında Antalya&#39;da, Lazer Güdümlü Uzun Menzilli Tanksavar Genişletilmiş Menzil Projesi kapsamında, Genişletilmiş Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi (L-UMTAS GM) ve IIR TEMREN mühimmatıyla hava-yer ve hava-hava atışları başarıyla gerçekleştirilmiştir.' ifadelerini kullandı.</p><p >Aktürk, 'MİLGEM 6-12&#39;nci Gemiler Tedariki Projesi' çerçevesinde, Sedef Tersanesinde inşa ve donatım faaliyetleri devam eden 3&#39;üncü istif sınıfı fırkateyn İzmit&#39;in deniz kabul testlerinin 15 Eylül&#39;de başladığını söyledi.</p><p >Personel ve askeri öğrenci temin işlemlerine de değinen Aktürk, 'Türk Silahlı Kuvvetleri 2026 Yılı Hukuk Sınıfı Muvazzaf Subay Adayı Temini' için 7 Eylül&#39;de başlayan başvuru sürecinin 7 Ekim&#39;de sona ereceğini söyledi.</p><p >Tuğamiral Aktürk, 19 Eylül Gaziler Günü ile Mustafa Kemal Atatürk&#39;e 'Gazi' ünvanı ve 'Mareşal' rütbesinin verilişinin 105&#39;inci yıl dönümünü kutladı.</p>Soru-cevap<p >Amerika Birleşik Devletleri&#39;nin (ABD) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi&#39;ne (GKRY) yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını uzatmasına ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 'ABD&#39;nin GKRY&#39;ye yönelik silah ambargosunu kaldırma kararının 30 Eylül 2027 tarihine kadar bir yıl süreyle yeniden uzatılması, Kıbrıs Adasındaki hassas dengeleri ve güven ortamını olumsuz etkileyebilecek bir adımdır' ifadesine yer verildi.</p><p >Açıklamada, üçüncü taraflardan beklentinin, Ada&#39;da hassas dengelere zarar verecek faaliyetlerden kaçınması ve Kıbrıs Türk halkını yok sayan uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiği belirtilerek, 'Türkiye, garantör ülke olarak, geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türklerinin güvenliği, huzuru ve refahı için gerekli tedbirleri almaya KKTC makamlarıyla işbirliği içerisinde devam edecektir' denildi.</p>Mekke Savunma İttifakı<p >Mekke Savunma İttifakı&#39;nın, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki köklü ilişkiler ve savunma işbirliği temelinde şekillenen, savunma ve kolektif caydırıcılık esasına dayalı bir anlaşma olduğuna vurgu yapılan açıklamada, 'Anlaşma, herhangi bir ülkeye karşı olmadığı gibi taraf ülkelerin üçüncü ülkelerle mevcut ilişkilerine de alternatif teşkil etmemektedir. Bu çerçevede, askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirliğin artırılması ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetler üç ülke arasında koordinasyon içerisinde yürütülmekte, İttifakın kurumsallaşmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir' ifadeleri kullanıldı.</p>Miçotakis&#39;in Meis Adası ziyareti<p >Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis&#39;in Meis Adası ziyaretine ilişkin sorular üzerine yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p><p >'Yunanistan Başbakanı&#39;nın beraberindeki heyetle Meis Adası&#39;na gerçekleştirdiği ziyaret ve burada konuşlu askeri unsurlarla yaptığı temaslar tarafımızca yakından takip edilmiştir. 1947 Paris Barış Antlaşması uyarınca gayriaskeri statüde olmak kaydıyla Yunanistan&#39;a devredilen Meis Adası&#39;nda askeri unsur ve savaş gemisi bulundurulması ve bu unsurların üst düzey ziyaretler kapsamında kamuoyuna açık şekilde sergilenmesi, Ada&#39;nın statüsüyle bağdaşmadığı gibi barış ve istikrara da katkı sağlamamaktadır. Türkiye kıyılarına son derece yakın konumda bulunan Meis&#39;in gayriaskeri statüsüne aykırı fiili durum oluşturulmasına yönelik girişimlerin uluslararası yükümlülüklerle bağdaşmadığını ve ülkemiz tarafından kabul edilmeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz. Ülkemiz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz&#39;in barış ve istikrar alanı olmasını, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin iyi komşuluk ve diyalog temelinde geliştirilmesini savunmakla birlikte, bu yaklaşım uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin göz ardı edilmesine veya sahada fiili durum oluşturulmasına müsamaha gösterileceği anlamına gelmemektedir. Yunanistan&#39;ı uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine riayet etmeye ve gayriaskeri statüdeki adalarda bu statüyle bağdaşmayan faaliyetlerden kaçınmaya davet ediyoruz. Ülkemiz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz&#39;de iyi komşuluk ve diyalogdan yana yapıcı yaklaşımını sürdürürken, uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya kararlılıkla devam edecektir.'</p><p >51&#39;inci Komando Tugay Komutanlığının Aydın&#39;ın Söke ilçesinde konuşlanmasına ilişkin sorular üzerine yapılan açıklamada, 'Birliklerimizin teşkilat yapısı ve konuş durumlarına ilişkin gerekli düzenlemeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin görev ve harekat ihtiyaçları doğrultusunda yapılmaktadır. 51&#39;inci Komando Tugay Komutanlığımızın konuş yeri değişikliği bu kapsamda yapılan değerlendirmeler sonucu haziran ayında onaylanmıştır' ifadeleri kullanıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/msb-den-suudi-arabistan-a-iha-_1789651005_XZ2HGp.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MSB'den Suudi Arabistan'a İHA saldırısına tepki ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/msb-den-suudi-arabistan-a-iha-_1789651005_XZ2HGp.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: PISA'da başarısını artıran tek ülke Türkiye]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-pisa-da-basarisini-artiran-tek-ulke-turkiye/39727/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "(PISA 2025 sonuçları) Türkiye'nin her 3 alandaki başarı sıralaması yüzde 50 arttı. Her 3 alanda da performansını anlamlı düzeyde artıran tek ülke olduk" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-pisa-da-basarisini-artiran-tek-ulke-turkiye/39727/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 16:39:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Anadolu Lisesi&#39;nde '2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı Açılışı ve Ankara&#39;da Yapımı Tamamlanan Eğitim Yatırımlarının Toplu Açılış Töreni'nde konuştu.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın konuşmasından satır başları şu şekilde:</p><p >Eğitim camiamızın kıymetli temsilcileri, değerli öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bugün yeni bir eğitim yılı heyecanını yaşıyoruz. Bu tatlı heyecanı 42 yıllık geçmişi ile en gözde kurumlardan Gazi Anadolu Lisesi&#39;nde yaşamaktan memnuniyet duymaktayım.</p><p >2026-2027 eğitim öğretim yılının öğrenci ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum. Öğretmenlerimize selamlarımı gönderiyorum. Hayatını kaybeden öğretmenlerimizin ruhları şad olsun, rabbim mekanlarını cennet eylesin.</p><p >Zihni açık, ufku geniş, donanımlı nesillerin yetiştiğini görmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Birileri kötümser senaryolar yazsa da başarılı, kendini geliştirmeyi başaran pırıl pırıl bir gençlik filiz veriyor. Çocuklarımızın başarı grafiği her yıl yükseliyor. PISA 2025 sonuçları bu tespitimizi teyit etti. 91 ülkenin katıldığı rapora göre Türkiye fen matematik ve okumada puanını en fazla artıran ülke oldu. Türkiye&#39;nin her üç alandaki puanı yüzde 50 oranında arttı. </p><p >PISA sonuçlarının eğitim camiamıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tüm öğretmen, öğrenci ve velilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Milletçe hepimizi sevindirmesi gereken bu başarıyı birilerinin karalamaya önemsizleştirmeye çalıştığını da görüyoruz.</p><p >Hayata siyasi bakan bu kompleksli zihniyeti kendileri ile baş başa bırakıyoruz. Kıvanç kaynağımız olan tüm öğrenci ve öğretmenlerimiz ile iftihar ediyorum. Ne yapıyorsak sizlerin başarısı için yapıyoruz. Çocuklarımızın daha müreffeh, daha kalkınmış bir ülkede yaşaması için yapıyoruz.</p><p >Öğretmenlerimizin bilgi birikimini öğrencilerine tam ve eksiksiz aktarabilmesi için yapıyoruz. Her şey eğitim ile başlar dedik. Eğitim olmaz ilse diğer her şey yarım kalır dedik. Eğitime ayrılan bütçeyi yüzde 15,33&#39;e çıkardık.</p>'Türkiye&#39;nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz'<p >Yeni okullarımızın şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bugün bu yatırımlar yarının Türkiye&#39;sini en iyi en dayanıklı şekilde inşa etmek içindir. Evlatlarımızın adil eşit eğitim imkanlarına sahip olması içindir. Bunlar öğretmenlerimizin görevlerini gönül huzuru ile yerine getirebilmeleri içindir. Kitapları evlatlarımızın sıralarında hazır ettik. Bugüne kadar 4 milyar 300 milyondan fazla ders kitabını öğrencilerimiz ile buluşturduk. Türkiye&#39;nin eğitim altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz.</p><p >İnsanın içindeki öz hiçbir çağda değişmez. Değişen onu hayata taşıma tarzımızdır. Değişen çocuklarımızı hangi imkanlar ile donattığımızdır. Bunu özellikle küresel rekabetin kızıştığı, bilim ve teknolojinin mesafeleri ortadan kaldırdığı dünyada yaşıyoruz. Ayakta kalabilmek için de nitelikli eğitime ihtiyaç var. Yapılması gerekenler bellidir.</p><p >Öğrencilerimizin vizyonu zihni olabildiğince açık olacak. Evlatlarımız öncelikle kendi ülkesini kendi milletini iyi tanıyacak. Gönül coğrafyamızı, dünyayı iyi tanıyacak. Yapay zekayı çok iyi kullanırken bunların taşıdığı risklere karşı uyanık olacak.</p><p >Ailelerimiz sınav başarısı kadar çocuklarımızın ahlaklı, milli manevi değerlerine bağlı olmalarını da önemseyecek. Bunları sağladığımızda küresel rekabette öne çıkmış oluruz. Yoksa bizi biz yapan değerlerimizi kaybederiz. Maarif modelimizde eleştirel düşünebilen, yetkin ve erdemli nesil hedefliyoruz.</p><p >Yarının mühendisleri, öğretmenleri, bilim insanları, sanatçıları, yazarları şairleri, bürokratları bu sıralardan çıkacak, Gazi Anadolu Lisesi gibi okullarımızdan çıkacak. İnşallah Türkiye&#39;yi gençlerimiz yönetecek. Şahsen ömrümüzü adadığımız büyük güçlü Türkiye davasını onlar omuzlayacak. Bu zorlu mücadelenin bayraktarlığını onlar yapacak, sizler yapacak. Asıl mesele bu kutlu mücadeleyi verirken ihtiyaç duyacağı her türlü imkana sahip olmasıdır. Böyle bir neslin Türkiye Yüzyılı&#39;nın en sağlam teminatı olacağına inanıyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-pisa-da-basarisini-art_1789393175_HYnvya.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: PISA'da başarısını artıran tek ülke Türkiye ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-pisa-da-basarisini-art_1789393175_HYnvya.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yılmaz: Bağımlılık tuzağına karşı hukuk devletinin tüm imkanlarını seferber ediyoruz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/yilmaz-bagimlilik-tuzagina-karsi-hukuk-devletinin-tum-imkanlarini-seferber-ediyoruz/39693/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İnsanımızı bağımlılık tuzağına düşüren, gençlerimizi suç ağlarının içine çekmeye çalışan ve ailelerimizin geleceğini tehdit eden yapılara karşı hukuk devletinin tüm imkanlarını kararlılıkla seferber ediyoruz" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/yilmaz-bagimlilik-tuzagina-karsi-hukuk-devletinin-tum-imkanlarini-seferber-ediyoruz/39693/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 17:07:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen 'Bağımlılığa Dur De: Yasa Dışı Bahis ve Kumar Bağımlılığıyla Mücadele' panelinde konuştu.</p><p >Cevdet Yılmaz, panelin, bireyin huzurunu, aile yapısını ve gençlerin geleceğini tehdit eden yasa dışı bahis ve kumarla mücadeleye önemli katkılar sunacağına inandığını belirtti.</p><p >Dijitalleşmenin, hayatın pek çok alanında önemli imkanlar sağlarken, suç ve bağımlılık biçimlerini de dönüştürdüğüne işaret eden Yılmaz, çevrim içi platformların yaygınlaşması, mobil erişimin kolaylaşması ve yeni ödeme araçlarının çeşitlenmesiyle yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinin daha hızlı, daha geniş kitlelere ulaşabilen ve sınır aşan bir yapıya kavuştuğuna dikkati çekti.</p><p >Kolay kazanç vaadinin, özellikle gençleri oyun ve eğlence görüntüsü altında işleyen büyük bir sömürü mekanizmasının hedefi haline getirdiğini söyleyen Yılmaz, 'Bir kişinin hesabında başlayan kayıp, aile içindeki güveni, çalışma hayatını, sosyal ilişkileri ve geleceğe dair umutları aşındıran ağır sonuçlara dönüşebiliyor.' diye konuştu.</p>'Karşımızdaki çok boyutlu tehdit, koordineli hareket etmeyi gerektiriyor'<p >Yasa dışı bahis ve kumar ağlarının, kayıt dışı finansal yapılar ve organize suç örgütleriyle kesişerek kamu düzenini ve ekonomik güvenliği de tehdit ettiğini anlatan Yılmaz, 'Karşımızdaki çok boyutlu tehdit, güvenlik, hukuk, finans, sağlık, eğitim, sosyal politika ve iletişim alanlarında koordineli hareket etmeyi gerektiriyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p > </p><p ></p><p > </p><p >'Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın liderliğinde bağımlılıkla mücadeleyi, insanı koruyan, aileyi güçlendiren ve suç ekonomisinin kaynaklarını kurutan kapsamlı bir anlayışla yürütüyoruz' diyen Yılmaz, bu doğrultuda 2025&#39;te yürürlüğe giren Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı&#39;nın sanal ortamda tespit ve erişim engellemeden finansal tedbirlere, kolluk ve adli kapasitenin güçlendirilmesinden toplumsal farkındalığa ve uluslararası iş birliğine kadar uzanan bütüncül bir mücadelenin zeminini oluşturduğunu söyledi.</p>Yılmaz, MASAK&#39;ı çalışmalarından dolayı tebrik etti<p >Eylem Planının hazırlıklarında sekreterya görevini özellikle Mali Suçları Araştırma Kurulu&#39;na (MASAK) verdiklerini anlatan Yılmaz, 'Finansı takip ettiğiniz zaman, finansın üzerinden bu hadiseleri izlediğiniz zaman engellemek de daha kolay hale geliyor.' ifadesini kullandı. Yılmaz, MASAK&#39;ı yaptığı çalışmalardan dolayı tebrik etti.</p><p >MASAK&#39;ın 2 ayda bir gelişmeleri takip ettiğini, 4 ayda bir de kendisinin başkanlığındaki İzleme Kurulunda bir araya gelerek tüm kurumların yaptığı çalışmaları izlediklerini bildiren Yılmaz, 'Bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalarla teknik tespit ve erişim engelleme kapasitemiz geliştirilmiş, finansal denetim yoğunlaştırılmış, kiralık hesaplara ve yasa dışı ödeme altyapılarına yönelik ciddi tedbirler alınmıştır.' bilgisini paylaştı.</p>'Bütün kurumların etkin kullanabileceği bir yapay zeka altyapısı da oluşturuyoruz'<p >Siber Güvenlik Başkanlığının çalışmalarıyla kurumlar arası veri paylaşımını güçlendirerek yapay zekayla tespit imkanlarını daha etkili kullanmak için çalışmaların başlatıldığını açıklayan Yılmaz, 'Birkaç kurumumuz tarafından bu çalışmalar yürütülüyordu. Bunları bir havuzda toplayıp bütün kurumların etkin kullanabileceği bir yapay zeka altyapısı da oluşturuyoruz. Bu da mücadelemize daha farklı bir etkinlik katacak.' sözlerini sarf etti.</p><p >Cevdet Yılmaz, değişen suç yöntemlerini hızla belirleyen ve risklere büyümeden proaktif biçimde müdahale yeteneğini daha ileri seviyeye taşıdıklarını aktardı.</p><p >Bu mücadelede arz ve talep olmak üzere iki boyut olduğunu anlatan Yılmaz, zehir tacirleri ve kumar baronları ile çok güçlü mücadele içinde olan İçişleri ve Adalet bakanlıklarına teşekkür etti.</p><p >'Arz tarafıyla bu zehir tacirleriyle, kumar baronlarıyla mücadele güzel ama yetmez' ifadesini kullanan Yılmaz, sadece arzla uğraşmakla bu işin içinden çıkılamayacağını, işin talep tarafına da mutlaka bakılması gerektiğini belirtti.</p>'Akademik dünyamızın temel meselelerde çok daha fazla katkısını bekliyoruz'<p >Suç ağlarını, internet sitelerini ve finansal altyapıları hedef alan çalışmaları bu mecralara yönelimi önleyecek sosyal politikalarla desteklediklerini aktaran Yılmaz, 'Bağımlılığın ortaya çıkmadan önlenmesi, risklerin erken aşamada belirlenmesi, gençlerimizin ve ailelerin dijital mecralardaki yönlendirmelere karşı bilinçlendirilmesi bu alandaki mücadelemizin temelini oluşturuyor.' dedi.</p><p >Bu amaçla toplumsal farkındalık ve eğitimin, Eylem Planının temel öncelikli alanlarından biri olarak belirlendiğini kaydeden Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca hazırlanan 'Kumar Bağımlılığıyla Mücadele Aile Rehberi'nin, ailelerin risk işaretlerini tanımasına ve doğru destek mekanizmalarına ulaşmasına katkı sağladığını dile getirdi.</p><p >Yılmaz, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve Yeşilay iş birliğindeki saha araştırmalarıyla sorunun nedenleri ve toplumsal etkilerinin incelendiğini, elde edilen bulgular doğrultusunda farkındalık çalışmalarının yapıldığını anlattı.</p><p >Bu anlamda akademik çalışmalara da değinen Yılmaz, 'Akademik dünyamızın ekonomiden sağlığa, teknolojiden bağımlılıkla mücadeleye, nüfus politikalarından başka alanlara varıncaya kadar temel meselelerde çok daha fazla katkısını beklediğimizi ifade etmek isterim.' diye konuştu.</p><p >Yılmaz, 'Terörsüz Türkiye' konusunda çalışmalar yapılmasına yönelik Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının çağrısının önemli olduğunu vurguladı.</p>'Kalıcı başarı insanımızın bu tuzağa düşmesini engellemek'<p >Kapatılan internet siteleri, engellenen finansal işlemler ve gerçekleştirilen operasyonların, mücadelenin önemli sonuçları olduğunu kaydeden Yılmaz, 'Kalıcı başarı ise insanımızın bu tuzağa düşmesini engellemek ve bağımlılık yaşayan vatandaşlarımızın yeniden hayata tutunmalarını sağlamakla mümkündür.' ifadesini kullandı.</p><p >Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p><p >'Özgürlük kavramı adı altında gençlerimizi bağımlılığa sürükleyen bir kültürel atmosfer var. Bununla da mücadele etmemiz gerekiyor. Aslında bağımlılık özgürlük demek değil, tam aksine kölelik demek. Özgürlüğünden, iradesinden insanın vazgeçmesi demek. Tanımı gereği böyle. Ama sanki bu bir özgürlükmüş gibi, bunları yapmak özgürlüğün bir parçasıymış gibi topluma sunulduğunu görüyoruz. Gerçek özgürlük insanın iradesini hiçbir şeye teslim etmemesi, iradesiyle hareket edebilme kabiliyetini korumasıdır. Dolayısıyla bu anlamda bağımlılığın özgürlüğe karşıt olduğunu, özgürlüğümüzü elimizden aldığını her fırsatta vurgulamakta fayda var.'</p>'Sosyal medyada farklı kahramanlar oluşturulduğunu görüyoruz'<p >Bahis ve kumarın dijital mecralarda giderek normalleşmesi veya normalleştirilmesinin, bağımlılığı besleyen en tehlikeli unsurlardan biri olduğunun altını çizen Yılmaz, kolay kazanç vaadi ile sunulan reklamlar, oyun görüntüsü altındaki zararlı içerikler ve sosyal medya paylaşımlarının, gençlerin risk algısını zayıflattığını belirtti.</p><p >Üretim kültürünün ve emeğin değerinin çok güçlü bir şekilde vurgulanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, 'Gerçek kahramanlar üretenlerdir, alın teri dökenlerdir. Özellikle medyada, sosyal medyada farklı kahramanlar oluşturulduğunu görüyoruz. Gençlere, yeni nesillere anlatmamız gereken şey bu: Kolay kazanç değerli değil, alın teriyle elde edilen, emekle elde edilen kazanç değerlidir.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Kumar oynayanların değil, kumarı oynatanların her zaman kazandığına dikkati çeken Yılmaz, 'O tezgahı kuranlar kazanır. Diğerleri de o tezgahta heba olup giderler.' sözlerini sarf etti.</p><p >Cevdet Yılmaz, üretimin, emeğin, alın terinin değerini yeni nesillere, eğitim ve iletişim sistemi içinde mutlaka aktarılması gerektiğinin altını çizdi.</p>'Bahis ve kumarı özendiren içerik ve yayınların önlenmesi, mücadelenin en öncelikli unsuru'<p >Bahis ve kumarı özendiren içerik ve yayınların önlenmesi, dijital platformlarda sorumlu yayıncılık anlayışının güçlendirilmesi, toplumu bilinçlendirici, doğru mesajlar verilmesinin bu mücadelenin en öncelikli unsurları arasında yer aldığını belirten Yılmaz, medya kuruluşlarından yayıncılara, dijital platformlardan spor camiasına kadar tüm paydaşların üstleneceği sorumlulukların, bahis ve kumarın toplumda normalleşmesinin önüne geçeceğini kaydetti.</p><p >Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen çalışmaların, toplumsal farkındalığın güçlendirilmesine, doğru mesajların geniş kitlelere ulaştırılmasına ve mücadelede ortak etkili ve kararlı bir iletişim dilinin oluşmasına büyük katkılar sağladığına dikkati çekti.</p><p >Desteklerinden dolayı İletişim Başkanı Burhanettin Duran&#39;ın şahsında tüm ekibine ve İletişim Başkanlığına teşekkürlerini ileten Yılmaz, 'Bugünkü panel de yasa dışı bahis ve kumar bağımlılığına karşı yürüttüğümüz mücadelenin iletişim boyutunu inanıyorum ki daha da güçlendirecektir.' dedi.</p>'Hukuk devletinin tüm imkanlarını kararlılıkla seferber ediyoruz'<p >Koruyucu ve önleyici politikaları sürdürürken, hukuki altyapıyı da değişen suç yöntemlerine uygun bir şekilde geliştirdiklerini aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p >'Yasa dışı ödeme altyapılarına müdahale imkanlarının artırılması, riskli hesaplara yönelik yeni tedbirlerin uygulanması ve finansal veri paylaşımının güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarımız devam ediyor. Suçların örgüt faaliyeti kapsamında veya çocuklar kullanılarak işlenmesi durumunda daha ağır yaptırımların uygulanması, hapis cezaları ile adli ve idari para cezalarının arttırılmasına yönelik çalışmalarımız da devam ediyor. İnsanımızı bağımlılık tuzağına düşüren, gençlerimizi suç ağlarının içine çekmeye çalışan ve ailelerimizin geleceğini tehdit eden yapılara karşı hukuk devletinin tüm imkanlarını kararlılıkla seferber ediyoruz. Merkezi ve yerel düzeyde topyekün mücadelemizden hiçbir taviz vermeden çocuklarımızı ve gençlerimizi korumayı, ailelerimizin huzur ve güvenliğini sağlamayı sürdüreceğiz.'</p>'Bu mücadelenin uluslararası iş birliği gündemine taşınmasına Türkiye olarak öncülük ediyoruz'<p >Yasa dışı bahis ve kumar ağlarının sınır aşan yapısının, bu mücadelede uluslararası iş birliğinin de güçlendirilmesi gerektirdiğini ön plana çıkardığını vurgulayan Yılmaz, 'Teknik altyapısı, ödeme kanalları ve hizmet sağlayıcıları farklı ülkelerdeki bu yapılarla mücadele için kaynak ülkelerle görüşüyor, bilgi paylaşımı ve iş birliği uygulamalarını güçlendirerek ortak mücadele kapasitemizi artırıyoruz. Bu kapsamda yasa dışı yayın yapan 517 internet sitesiyle bunlara oyun ve içerik sağlayan 109 tedarikçi platformun kaynak ülkeleri belirlenerek diplomatik girişimler yapılmış ve 53 ülkeden geri dönüş alınmıştır.' bilgisini paylaştı.</p><p >Dışişleri Bakanlığının proaktif çalışmaları ve etkili koordinasyonuyla bazı ülkelerde erişim engelleme, kapatma uyarısı ve operatörlere yönelik doğrudan tedbirler uygulanması gibi somut kazanımlar sağlandığını bildiren Yılmaz, 'Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve Avrupa Konseyi Macolin Sözleşmesi kapsamındaki girişimlerimizle bu mücadelenin uluslararası iş birliği gündemine taşınmasına Türkiye olarak öncülük ediyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz.' ifadesini kullandı.</p><p >Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gelecek dönemde de tüm dünyanın bu mücadelede ortak hareket etmesi, dayanışması için Türkiye&#39;nin öncü bir ülke olarak mücadelesini uluslararası alanda da sürdüreceğini söyledi.</p>'Mücadelemizin başarıya ulaşacağına yürekten inanıyoruz'<p >Gelecek dönemde kaynak ülkeler nezdindeki diplomatik girişimleri artıracaklarını ve sınır aşan ağların teknik ve finansal altyapılarına karşı ortaklaşa çalışmaları güçlendireceklerini aktaran Yılmaz, 'Mücadelemizin, devletin kararlılığı, bireyin güçlü iradesi, ailenin koruyucu gücü, eğitim kurumlarımızın rehberliği, akademi dünyasının bilgi ve birikimi, medyanın sorumluluğu ve sivil toplumun saha tecrübesiyle başarıya ulaşacağına yürekten inanıyoruz.' açıklamasında bulundu.</p><p >Merkezi idare ve yerel yönetimin yanı sıra sivil toplumun bu mücadelede olması gerektiğini kaydeden Yılmaz, 'Resmi kuruluşlardaki rehabilitasyon başarı oranıyla, sivil toplumun devreye girmesiyle oluşan başarı oranları arasındaki fark, sivil toplumun ne kadar etkili olduğunu bize gösteriyor. Mutlaka burada kamu-sivil toplum iş birliğini güçlendirmemiz lazım.' diye konuştu.</p><p >Suç ağlarının kaynaklarını kurutan, bağımlılık riskini azaltarak vatandaşları hayata kazandıran politikaları kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Yılmaz, panel kapsamında yapılacak değerlendirmelerin devam eden çalışmalara önemli katkılar sunacağına, ivme katacağına inandığını dile getirdi.</p><p >Yılmaz, başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olmak üzere programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, panelin hayırlara vesile olmasını diledi.</p><p >Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz&#39;a, İletişim Başkanı Duran tarafından Hucurat Suresi 6. ayetinin yazılı olduğu bir hat çalışması takdim edildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yilmaz-bagimlilik-tuzagina-kar_1788962846_MpZatT.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yılmaz: Bağımlılık tuzağına karşı hukuk devletinin tüm imkanlarını seferber ediyoruz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/yilmaz-bagimlilik-tuzagina-kar_1788962846_MpZatT.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Yolumuzdan geri döndüremezler]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-yolumuzdan-geri-donduremezler/39686/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz" açıklamasını yaptı.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-yolumuzdan-geri-donduremezler/39686/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 09:39:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki Kabine Toplantısı&#39;nın ardından millete seslendi.</p><p >Toplantıda adalet, ekonomi, şehircilik ve sokakların daha emniyetli hale getirilmesi başta olmak üzere birçok önemli konuyu istişare ettiklerini belirten Erdoğan, vatandaşların refah, huzur ve güvenliğini artıracak kararlar aldıklarını söyledi.</p><p >Bunlara geçmeden önce son toplantıdan bu yana millete hizmet mücadelelerinde neler yaptıklarını hatırlatmak istediğini dile getiren Erdoğan, 'Biz tarihine sırt çeviren değil, &#39;Mazisi olmayanın istikbali olmaz&#39; düsturuyla hareket eden bir kadroyuz. Bu topraklarda kurduğumuz son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti&#39;ni bir kopuş olarak değil, maziden atiye uzanan binlerce yıllık yolculuğumuzun en nadide halkası olarak görüyoruz. Milletimizin, medeniyetimizin yüzyıllara sari köklü tarihini 100-150 sene öncesiyle başlatan inkarcı yaklaşımları kabul etmiyoruz. Selçuklu&#39;yu, Osmanlı&#39;yı yok sayıp eski Türk tarihinden tek hamlede Cumhuriyet&#39;e atlayan tarih okumalarını da kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. Bunlar, Türkiye&#39;yi ve Türk milletini asli kimliğine yabancılaştırmaya çalışan ruhsuz, köksüz ve hatta İslamsız bir millet hayali gören son derece tehlikeli, son derece art niyetli toplumsal mühendislik projeleridir.' ifadelerini kullandı.</p>'Ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz'<p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek parti döneminde bu tarz projelerin uygulanmak istendiğine işaret ederek 'Ama milletimizi ruh kökünden koparmayı amaçlayan bu projelerin hiçbiri muvaffak olamamıştır. Bundan sonra da milletimiz asli kimliğine, zaferlerle dolu görkemli tarihine bir bütün olarak sahip çıkmaya devam edecektir. Biz de inşallah ecdadın ayak izlerini takip etmeyi sürdüreceğiz.' diye konuştu.</p><p >Bu anlayışla son yıllarda Ahlat ve Malazgirt&#39;te Okçular Vakfı&#39;nın öncülüğünde çok anlamlı etkinlikler düzenlediklerini hatırlatan Erdoğan, bu sene de Kabine olarak, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderlerinin katılımıyla Ahlat ve Malazgirt&#39;te muhteşem bir buluşmaya imza attıklarını söyledi.</p><p >Erdoğan, Muş ve Bitlis başta olmak üzere farklı illerden gelenlerle Malazgirt Zaferi&#39;nin 955. yıl dönümünü bir kez daha gururla kutladıklarını, Sultan Alparslan ve kahraman ordusuyla birlikte 'ilayi kelimetullah davası' uğrunda can veren tüm şehitleri şükranla yad ettiklerini belirtti.</p>'Türkiye, her hukuksuzluğun karşısındadır'<p >Malazgirt&#39;ten verdikleri mesajların muhataplarına ulaştığını sonrasında çıkan seslerden gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p >'Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim; bizim vakur, soğukkanlı tavrımız kimseyi farklı hayallere sürüklemesin. Kılıç şakırtıları altında can alıp can vererek kendimize yurt eylediğimiz bu topraklarda kimseye ameliyat yaptırmayız. Aynı şekilde bölgemizde ülkemizi çevrelemeye dönük hasmane adımları tribünden seyretmeyiz.</p><p >Türkiye, hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında değildir. Olması da zaten düşünülemez. Fakat Türkiye, her hukuksuzluğun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin her haydutluğun karşısındadır. Olmaya da devam edecektir. Tekrar söylüyorum, kategorik olarak kimseye düşmanlık beslemiyoruz. Tam tersine, içinde bulunduğumuz zor coğrafyada bağımsız, istikrarlı ve müreffeh bir devlet olarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Bunun önünün kesilmesine asla fırsat vermeyeceğiz. Ülkemizin güçlenmesinden, bölgesinde barış ve istikrarın tesisi için çaba sarf etmesinden rahatsız olanlar bizi yolumuzdan geri döndüremezler. Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye, dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir. Türkiye&#39;ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir. İttifak ve ittihat siyasetimiz doğrultusunda gönül coğrafyamızın tamamında birlik ve dirliğin kök salması için çalışmakta kararlıyız. Bunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz.'</p><p >Diyanet İşleri Başkanlığının 28 Ağustos&#39;ta Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle İstanbul&#39;da düzenlediği programa iştirak ettiğini anımsatan Erdoğan, 'Siret ve suretiyle, veladet ve nübüvvetiyle kurtuluşa susayan gönüllere ferahlık veren Hatemül Enbiya Efendimizin güzel ahlakını Kur&#39;an ve sünnet ışığında bir kez daha tefekkür ettik. Bu vesileyle Peygamber Efendimizin yeryüzüne teşriflerinin 1501. sene-i devriyesinin milletimiz, ülkemiz, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara kapı aralamasını Rabb&#39;imden niyaz ediyorum.' dedi.</p>Girne ve Silivri açıklarındaki gemi kazaları<p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı&#39;nı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nden gelen bir kaza haberinin gölgesinde kutladıklarını hatırlatarak, şunları kaydetti:</p><p >'Girne&#39;den Taşucu&#39;na giden bir yolcu gemisinin alabora olması sebebiyle yaşanan elim kazada 239 kardeşimiz kurtulurken maalesef 14 kardeşimiz vefat etti. 14 kardeşimiz ise halen kayıp durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde halihazırda 9 gemi ve 11 hava aracıyla arama çalışmalarına destek veriyoruz. Kaza sonrasında Kuzey Kıbrıs makamları tarafından soruşturma açılmış, geminin kaptanı dahil 8 mürettebat gözaltına alınmıştır. Yargı süreci, resmi kurumlarımızca yakından takip edilmektedir.</p><p >Aynı şekilde 2 Eylül&#39;de, Silivri açıklarında insan kaynaklı hatalar nedeniyle meydana geldiği anlaşılan çarpışma sonucu batan kuru yük gemisindeki 10 mürettebatla ilgili arama kurtarma çalışmalarımız da devam ediyor. Bugün bir kez daha kazazedelerimize geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah&#39;tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.'</p><p >Bu yıl 104&#39;üncü yıl dönümü kutlanan Büyük Zafer&#39;in zorluklar karşısında milletin mücadele azmini gösteren önemli bir referans olduğunu belirten Erdoğan, milletin 30 Ağustos&#39;ta istiklal ve istikbalinden asla taviz vermeyeceğini, namusunu kimseye çiğnetmeyeceğini tüm dünyaya gösterdiğini söyledi.</p><p >Erdoğan, 26 Ağustos 1071&#39;de Sultan Alparslan ve ordusunun açtığı Anadolu kapısının 30 Ağustos 1922&#39;de müstevlilerin yüzüne ilanihaye kapandığını ve ebediyen kapalı kalacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p >'Türkiye, tarihi ve kültürel birikimiyle büyük iktisadi ve beşeri potansiyeliyle dünyada yıldızı giderek parlayan bir ülkedir. Millet olarak üç kıtaya yayılmış büyük bir imparatorluğun mirasçılarıyız. Çok geniş bir coğrafyayla tarihi bağlarımız, akrabalık ilişkilerimiz var. Günümüzün dünyasında toplumlar arası yakınlaşmanın ticari ve kültürel bağları güçlendirmenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlayışla dış politikada Türkiye&#39;yi ve Türkiye&#39;nin çıkarlarını merkeze alan bir yaklaşımla tüm ülkelerle işbirliğimizi ilerletmenin gayretindeyiz. Diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son yıllarda ilişkilerimizin yoğunlaştığı bölgesel kuruluşların başında gelmektedir.'</p>'Türkiye&#39;nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık'<p >Şanghay İşbirliği Örgütü&#39;nün 4 milyarı bulan nüfusu ve 35 trilyon dolara varan ekonomisiyle çok güçlü bir potansiyeli bünyesinde barındırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları ifade etti:</p><p >'Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Bu rakamı daha dengeli bir yapıda artırmak istiyoruz. Teşkilatın 1 Eylül tarihinde Bişkek&#39;te icra edilen liderler zirvesine iştirak ederek, bu irademizi teyit etmiş olduk. Bizim açımızdan verimli geçen zirvede enerji güvenliği ve bağlantısallık başta olmak üzere Türkiye&#39;nin teşkilat için taşıdığı önemi vurguladık. Tehdit ve sınamaların etkisinde yeniden şekillenen uluslararası sistemde teşkilatın çok kutupluluğa yaptığı katkıları detaylıca değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca aralarında Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin&#39;in de bulunduğu birçok devlet ve hükümet başkanıyla görüşmelerimiz oldu. Birleşmiş Milletler&#39;in tamamlayıcısı olarak gördüğümüz Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile münasebetlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.'</p>'Birçok ülkede petrol fiyatları tarihi seviyeleri görmüş durumda'<p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, geride kalan haftada ekonomiye dair önemli verilerin açıklandığını anımsatarak, şöyle konuştu:</p><p >'İhracatta yakaladığımız ivmenin devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ağustos ayı mal ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolara yükseldi. Bu rakamla Ağustos ayı ihracatında rekor kırdık. İhracatımız 2026 yılının 8 ayında yüzde 4 artışla 185 milyar dolara çıktı. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaştı. Sene sonu hedefimiz olan 282 milyar dolara sadece 1,7 milyar dolarlık fark kalmış oldu. Ağustos ayı ihracat rakamlarının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu başarıda emeği geçen ihracatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Enflasyon tarafında İran merkezli küresel krizin etkilerini tüm dünya gibi biz de hissediyoruz. Amerika dahil dünyanın birçok ülkesinde petrol fiyatları tarihi seviyeleri görmüş durumda. Bilhassa dizel fiyatlarında daha önce görülmedik artışlar yaşanıyor.'</p>'İsrail&#39;in tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını herkes ödemekte'<p >Hürmüz Boğazı&#39;ndaki düğüm çözülmediği sürece petrol fiyatlarındaki artışın herkesi zorlamaya devam edeceğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p >'Burada şunu bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum. İsrail&#39;in tertip ve tahrikleriyle başlayan savaşın faturasını sadece İran halkı, sadece kardeş körfez ülkeleri değil, ilgili ilgisiz herkes ödemektedir. Tüm bölgemize rahat bir nefes aldıran İslamabad Mutabakatı&#39;nı akim bırakan da yine İsrail&#39;in yalanları ve sabotajlarıdır. En küçük bir barış ihtimalini bile kendisine tehdit gören bu radikal zihniyet değişmedikçe, bölgemizdeki kriz fırtınası dinmeyecektir. Bu gerçekler ışığında hedeflerimizde bazı ayarlamalar yapıyor olsak da Türkiye ekonomisini kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı sürdürüyoruz. Dün açıkladığımız Orta Vadeli Program bunun en son örneğidir.'</p>'Üretimi önceleyen politikalarımızda değişiklik söz konusu değil'<p >Erdoğan, Orta Vadeli Program&#39;la ekonomide gelecek 3 yıla ait yol haritasını kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatarak, şunları kaydetti:</p><p >'Orta Vadeli Program ile tarım ve sanayi sektörleriyle turizm başta olmak üzere hizmetler sektörümüzün güçlendirilmesi, yüksek teknoloji ve katma değere dayalı üretimin artırılması, ihracat kapasitemizin geliştirilmesi ve ekonomimizin rekabet gücünün daha ileri seviyelere taşınması yönündeki politikalarımızı ortaya koyduk. Jeopolitik risk ve belirsizliklerden kaynaklanan sıkıntılara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı önceleyen politikalarımızda hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Aynı şekilde, enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürecektir. Milletimizin refahını artıracak, ekonomimizin yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretecek adımları atmaya devam edeceğiz. Ekonomik güvenlikten iş ve yatırım ortamına, imalat sanayinden fiyat istikrarına, kamu maliyesinden ticaret, istihdam ve beşeri sermayeye Türkiye ekonomisini her alanda daha güçlü, daha rekabetçi ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Önümüzdeki 3 senenin makro ekonomik rotasını belirleyen Orta Vadeli Program&#39;ın hazırlanmasına katkı sunan herkesi tebrik ediyor, programın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.'</p><p >Kabine Toplantısı&#39;nda 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya&#39;da düzenlenecek COP31 Zirvesi ile sosyal konut projesini ele aldıklarını belirten Erdoğan, dünyanın en büyük iklim diplomasisi platformlarından biri olan COP31&#39;e başarıyla ev sahipliği yapmak için yürüttükleri hazırlıkların devam ettiğini söyledi.</p><p >Erdoğan, organizasyonun toplam 1,1 milyon metrekare büyüklüğe sahip Antalya EXPO alanında gerçekleştirileceğini hatırlatarak, 'Bu alanı yeniliyor, altyapıdan ulaşıma, güvenlikten konaklamaya kadar her türlü hazırlığı yapıyoruz. Bu kapsamda Antalya&#39;mızda trafiği de çok rahatlatacak bir adımı attık ve TOKİ&#39;mizle 38 kilometrelik yol çalışmasını tamamladık.' ifadelerini kullandı.</p><p >Tüm bunların sadece COP31 için yapılmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p >'Misafirlerimiz gidecek, zirve bitecek, ama bu yollar, bu yatırımlar, Ankara&#39;da olduğu gibi milletimize kalacak, milletimiz tarafından uzun yıllar kullanılacak. EXPO alanı yenilenmiş haliyle Antalya&#39;nın yeni cazibe noktası olacak. Dolayısıyla turizmcimiz, esnafımız, vatandaşımız, Antalya&#39;mız, yani tüm ülkemiz kazanacak. 190&#39;dan fazla ülkenin katılacağı, 100 bini aşkın ziyaretçinin beklendiği iklim zirvesini, tıpkı NATO Zirvesi gibi inşallah ülkemize yakışır şekilde icra edeceğiz.'</p>'Evleri, piyasa rayiçlerinin altında kullanımına sunacağız'<p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Ev Sahibi Türkiye' diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlattıklarını ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kuraları çektiklerini anımsattı.</p><p >Gelecek yılın mart ayı itibarıyla anahtarları teslim etmeye başlayacaklarını belirten Erdoğan, 'Tabii bu proje kapsamında bir de kiralık konut projemizi açıklamıştık. İstanbul&#39;da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül&#39;de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk 1000 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri, piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız.' diye konuştu.</p><p >Erdoğan, 'Yarısı Bizden' kampanyasıyla İstanbul&#39;daki riskli yapıların dönüşümünü hızlandırdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:</p><p >'Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızı sağlam konutlarına kavuşturduk. 435 bin 683 bağımsız bölümün de yapım süreçlerini başlattık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı 500 binin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece sadece bu kampanyayla İstanbul&#39;daki 2 milyon vatandaşımızı güvenli ve afetlere dirençli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum, bu yıl sonu bitmesi planlanan &#39;Yarısı Bizden&#39; projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz. Gelecek yıl da kentsel dönüşümden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız &#39;Yarısı Bizden&#39; kampanyamızdan faydalanabilecekler. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum.'</p>'Her bir yavrumuza başarılar niyaz ediyorum'<p >Erdoğan, Trendyol 2026 CEV Kadınlar Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya&#39;yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan 'Filenin Sultanları'nı tebrik etti.</p><p >Okullarda uyum haftasının başlamasına işaret eden Erdoğan, 'Uyum haftası kapsamında bugün dersbaşı yapan okul öncesi, ilkokul ve ortaokul birinci sınıf öğrencilerimizin tek tek gözlerinden öpüyor, her bir yavrumuza Rabb&#39;imden üstün başarılar niyaz ediyorum.' ifadesini kullandı.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p >'14 Eylül&#39;de başlayacak 2026-2027 eğitim-öğretim yılının evlatlarımız, ailelerimiz, hocalarımız ve maarif teşkilatımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Geçtiğimiz aylarda yaşanan müessif hadiselerin tekrarlanmaması için aldığımız güvenlik tedbirlerini okullarımızda kararlılıkla uygulayacağımızı da altını çizerek ifade etmek istiyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-yolumuzdan-geri-dondur_1788849596_SbDftj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Yolumuzdan geri döndüremezler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-yolumuzdan-geri-dondur_1788849596_SbDftj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Yunanistan yanlış yoldan dönmeli]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-yunanistan-yanlis-yoldan-donmeli/39649/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-yunanistan-yanlis-yoldan-donmeli/39649/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 09:42:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Kırgız Cumhuriyeti&#39;nin ev sahipliğinde icra edilen Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi&#39;ne katılmak üzere Bişkek&#39;e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye&#39;ye dönüş yolunda uçakta bulunan gazetecilere zirveye dair değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p><p >Bundan 30 yıl önce &#39;Şanghay Beşlisi&#39; ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Teşkilatı&#39;nın zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu&#39;yu bünyesinde buluşturan yegane yapı olan bu teşkilat, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ediyor. Bizim de sadece teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşerî coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz &#39;Yeniden Asya&#39; girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı&#39;yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve iş birliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz'</strong></p><p >Zirve kapsamında mevkidaşlarıyla da görüşmelerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri&#39;nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk. Kıymetli basın mensupları, hep söylediğimiz üzere en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum' açıklamasında bulundu.</p><p ><strong >'Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke'</strong></p><p >Bişkek Zirvesi&#39;nde alınan kararların, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği ve Türkiye&#39;nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile iş birliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimalinin sorulması üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı&#39;na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin&#39;den Orta Asya&#39;ya, Rusya&#39;dan Güney Asya&#39;ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye&#39;nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye&#39;nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye&#39;nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı&#39;ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır' dedi.</p><p ><strong >'Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin&#39;in de beklentisidir'</strong></p><p >Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin&#39;le gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarının sorulmasına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu görüşmede özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir iş birliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye&#39;ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de sayın Putin&#39;in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki; bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Putin&#39;e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız' diye konuştu.</p><p ><strong >'(Mekke İttifakı) Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor'</strong></p><p >İstanbul&#39;da gerçekleştirilen Mekke İttifakı&#39;nın ilk toplantısı hakkında sorulan bir soruya dair değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'İstanbul&#39;da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayii, önemli bir iş birliği alanı. Bir de askeri operasyonel iş birliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz' ifadelerine yer verdi.</p><p ><strong >'&#39;Terörsüz Türkiye&#39; sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz'</strong></p><p >&#39;Terörsüz Türkiye&#39; sürecinin nihayete ermesinin ne kadar zaman alacağı yönündeki bir soru hakkında değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu tür olaylarda zaman vermek, yani bir takvim ortaya koymak, bu işi zamanlamak mümkün değil. &#39;Terörsüz Türkiye&#39; sürecini bir takvim meselesinden öte bir hedef meselesi olarak görüyoruz. Olaya böyle bakacağız. Elbette devlet olarak bizim bir yol haritamız var, bir planımız, bir takvimlendirmemiz var. Sürece dair ilgili kurumlarımız şu anda eş güdüm içinde çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada Meclis&#39;imizin ortaya koyduğu güçlü mutabakat önemlidir, çok kıymetlidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan takip kurulu atılacak adımları, yasada tanımlanan görevler çerçevesinde planlamaya başlamıştır. Yasanın uygulanmaya başlanması için ise örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye olması gerekir. Bu konuda tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı ise bellidir. Süreç adım adım ilerlemektedir. Süreç, bütün her şeyiyle dar kalıplara hapsedilmemiştir. Bu yönde de bir rahatlık söz konusudur. Meseleye devlet ciddiyetiyle yaklaşıyor ve adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Milletimiz de Terörsüz Türkiye&#39;ye desteğini ortaya koymuştur. Böylesi provokasyona açık süreçlerin çok uzamaması gerekir. Bu noktada Meclis Başkanımız da dahil olmak üzere Grup Başkanlarımız her türlü hassasiyeti gösteriyor ve yola da bu kararlılık içerisinde devam ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz'</strong></p><p >İç cephenin güçlendirilmesi konusunda bazı söylemlerin sürece zarar verme ihtimalinin bulunmasına dair sorulan soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Biz meseleye dar çerçeveden bakamayız. Samimi olacağız. Sorumlu olacağız. Sağduyulu olacağız. Kardeşliğimizi koruyacağız. En geniş perspektiften konuya yaklaşıyor ve hedefe de böylece odaklanıyoruz. Milletin kardeşliğini zedeleyen, toplumsal bütünleşmeyi yaralayan, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz. Siyasi kimlik taşıyan bazı kimselerin birtakım ölçüsüz söylemleri olabilir. Bunu, süreci enfekte etmek için yapanlar da çıkabilir. Bilinsin ki; toplumsal bütünleşmeye hizmet etmeyen her söylem, kaosa katkı sağlar, başka herhangi bir işe yaramaz. Açıkçası, milletimizin bu tür tahriklere karşı ben bir direnç geliştirdiğini düşünüyorum. Bu süreci millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. Bunu boşuna söylemedik. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna &#39;Büyük Türkiye Mutabakatı&#39; diyoruz. Bunu unutmayalım. Biz menzile ulaşmak için ne yaptığımızı bilerek bu yolda ilerliyoruz' dedi.</p><p ><strong >'Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı'</strong></p><p >PKK&#39;nın Suriye&#39;deki yapılanması YPG-PYD&#39;nin fesih kararıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine konuşan Erdoğan, 'Açıklanan karardan kardeş Suriye halkı adına doğrusu memnuniyet duydum. Alınan kararı ve entegrasyonun sağlanmasını olumlu değerlendiriyoruz. Kararın sahada uygulamasını hem Suriye tarafı hem Suriye ile çok uzun bir sınır hattı bulunan bir komşu ülke olarak biz, elbette takip ediyoruz. Suriye&#39;nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye&#39;de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı' açıklamasında bulundu.</p><p ><strong >'Amerika da artık Suriye&#39;nin gerçeklerinin farkına vardı'</strong></p><p ><strong >ABD&#39;nin de Suriye&#39;nin bütünlüğünü koruyacak söylemlerinin sorulması hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:</strong></p><p >'Türkiye olarak biz, Suriye konusunda dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Suriye&#39;nin terör örgütlerinin cirit attığı bir alan olamayacağını, buradaki istikrarsızlığın bütün bölgeye yayılabileceğini söyledik ve neticede haklı çıktık. Demek ki Amerika da artık Suriye&#39;nin gerçeklerinin farkına vardı. Suriye halkı çok ağır bedeller ödedi ama vatanlarına sahip çıktılar. Şimdi de bütün Suriye&#39;yi inşa etmek için çalışıyorlar. Bu konuda bütün komşu ve Suriye&#39;ye dost ülkeleri Suriye&#39;nin yeniden inşa ve imarına yardımcı olmaya davet ediyorum. Ve bu çağrımızı yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Suriye&#39;deki durum bizim vizyonumuzun ne kadar doğru, Suriye politikamızın ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlaması yönüyle de önemli. Provokasyonlarla mücadele konusu da önemli. Suriye&#39;nin iç barışına darbe vurmak isteyenlere alan açılmaması şart. Suriye&#39;nin istikrarına giden yol, fitne tohumlarını temizlemekten geçer.'</p><p ><strong >'Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye&#39;nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmelerimiz sürüyor'</strong></p><p >Türkiye&#39;nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi meselesiyle bağlantılı olarak S400&#39;lerin üçüncü bir ülkeye devrinin Putin ile görüşülüp görüşülmediği konusunun sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Putin&#39;le ikili gündemimizdeki her konuyu ele aldık. Biliyorsunuz, Türkiye, F-35 programının ortaklarından biriydi. Bu program kapsamında ciddi katkılar sundu. Türkiye&#39;nin programa tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika&#39;daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm bu diplomatik çabalarımızı yürütürken de KAAN&#39;dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye&#39;nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye&#39;nin yol haritası budur' yanıtını verdi.</p><p ><strong >'Karadeniz&#39;de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var'</strong></p><p >Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş sürecinde Karadeniz&#39;de zaman zaman ticari gemilerin hedef haline gelmesinin Putin ile olan görüşmede gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz&#39;deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz&#39;de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir'</strong></p><p >Yunanistan&#39;ın son günlerdeki Türkiye&#39;ye karşı adımlarının ve son olarak Yunanistan&#39;ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaya devam etmesi durumunda Türkiye&#39;nin yaklaşımının nasıl olacağının sorulmasının üzerine değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:</p><p >'Ne yapalım? Bize düşen nedir? Gereğini yapmak. Yunanistan&#39;la biz iyi komşuluk temelinde yürüyelim diyoruz. Kara parçamızdan, şöyle Kaş&#39;tan Yunanistan&#39;a bir ses versek duyarlar değil mi? Ama biz her konuda samimi olduk. Yapıcı davranan taraf olduk. Fakat çoğu zaman iyi niyetimizin karşılığını göremedik. Bir defa Yunanistan&#39;ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye&#39;nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez. Uluslararası anlaşmaların hiçe sayılması ve bunların çiğnenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Türkiye&#39;nin serinkanlı ve sağduyulu yaklaşımını her kim bir acziyet olarak okuyorsa, açık söylüyorum, vahim bir hata yapıyor demektir. Yunanistan, girdiği bu yanlış yoldan dönmeli, gayri askeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmelidir. Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir. Biz bölgemizde barış, güvenlik ve istikrar için çalışmaya devam edeceğiz.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-yunanistan-yanlis-yold_1788417768_gicDQA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Yunanistan yanlış yoldan dönmeli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-yunanistan-yanlis-yold_1788417768_gicDQA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye-Rusya ilişkileri çok daha ileri düzeyde]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/turkiye-rusya-iliskileri-cok-daha-ileri-duzeyde/39642/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bişkek'te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede "Türkiye-Rusya ilişkileri gerçekten her döneme göre bugün çok daha ileri bir düzeyde" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/turkiye-rusya-iliskileri-cok-daha-ileri-duzeyde/39642/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:37:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşme başladı.</p><p >Görüşmenin başında ilk olarak Putin söz aldı. Putin, ikili ilişkilerin sık sık gözden geçirildiğini ifade ederek, 'Türkiye, Rusya için öncelikli ve imtiyazlı ticari ve ekonomik ortaklarımızdan biridir. Etkin bir şekilde karma ekonomik komisyonu faaliyet gösteriyor. Kişisel dikkatiniz sayesinde ekonomik ilişkilerimizin seviyesi yükse. Ortak projelerimizin geliştirilmesi devam ediyor. Bunlardan birisi herkesçe planlanan proje Akkuyu Santralinin inşaatı. Rus şirketimize bir talimat verildi. Bu yılın sonuna kadar ilk ünitesi devreye girecektir. Böyle olacaktır. Kültürel ve insani alanda ikimizin de potansiyeli çok yüksek. Rus turistlerin Türkiye&#39;ye gelişi gittikçe artıyor. Geçen sene 2025 yılında 7 milyona yakın turist Türkiye&#39;yi ziyaret etti. Bugün bu konularda ve diğer önemli konular üzerinde duracağız' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Rusya-Türkiye ilişkilerinde Akkuyu Santrali büyük önem arz etmektedir'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Putin ile görüşme fırsatını önemli bulduğunu ifade ederek, 'Türkiye-Rusya ilişkileri gerçekten her döneme göre bugün çok daha ileri bir düzeyde. Ağırlıklı olarak Rus turistlerin Türkiye&#39;deki önemi çok çok farklı. Bugün Antalya ilimizin en önemli turist ağını Rusya&#39;dan gelen dostlar oluşturuyor. Bunun yanında Başkanın ifade ettiği gibi Rusya-Türkiye ilişkilerinde Akkuyu Santrali büyük önem arz etmektedir. Şuanda artık Akkuyu Santralinin bitim dönemine girmiş vaziyetteyiz. Artık Akkuyu Santrali bitişi olsun açılışını yapalım diye bekliyoruz. Akkuyu Nükleer Santralinin açılışıyla birlikte de yeni bazı santrallerin açılış adımlarını birlikte atacağız. Bu hazırlıkların içerisindeyiz. Bütün bunların yanında tarımda, enerjide güçlü bir birlikteliğimiz var' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-rusya-iliskileri-cok-d_1788331024_hmqv5i.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye-Rusya ilişkileri çok daha ileri düzeyde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/turkiye-rusya-iliskileri-cok-d_1788331024_hmqv5i.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Girne'deki kaza için tüm imkanlar seferber edildi]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-girne-deki-kaza-icin-tum-imkanlar-seferber-edildi/39619/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Girne'de alabora olan gemiyle ilgili tüm imkanların seferber edildiğini söyledi. Erdoğan, gelişmeleri yakından takip ettiğini açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-girne-deki-kaza-icin-tum-imkanlar-seferber-edildi/39619/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:42:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara&#39;da Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni&#39;ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı&#39;nın okunmasıyla başlayan törende mezunları, 'Merhaba Harbiyeliler' diyerek selamladı.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, Girne&#39;den Mersin&#39;in Taşucu ilçesine seyir halindeyken alabora olan yolcu gemisine ilişkin, 'Bugün Girne&#39;den Mersin Taşucu&#39;na seyir halindeyken alabora olan yolcu gemisi dolayısıyla milletimize ve Kıbrıs Türk halkına geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Kazanın hemen ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarıyla iş birliği içinde geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları başlattık. Bu çalışmalar neticesinde 237 yolcu ve mürettebat sağ salim kurtarılırken maalesef 7 kardeşimiz hayatını kaybetti. Kayıplara ulaşmaya yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor. Bu çalışmalardan olumlu haberler almayı ümit ediyoruz. Devletimizin tüm imkanlarını seferber ettiğimiz bu süreci biz de yakından takip ediyoruz. Buradan bir kez daha kazada hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah&#39;tan rahmet, sağ olarak kurtarılan vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >'Büyük zaferin 104&#39;üncü yılı kutlu olsun'</strong></p><p >Harp okullarında eğitimlerini tamamlayan teğmenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Harp okullarımızın diploma alma ve sancak devir teslim töreninde sizlerle beraber olmaktan memnuniyet duyuyorum. Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarımızda aldıkları askerî ve akademik eğitimleri alınlarının akıyla tamamlayan teğmenlerimizi tebrik ediyorum. Geçen yıl olduğu gibi bu sene de mezuniyet törenimizi yine çok özel bir ayda, çok anlamlı bir haftada, çok müstesna bir günde icra ediyoruz. Ağustos ayının son haftası, yani Zafer Haftamız, tarihimizin en şanlı sayfalarına imza attığımız bir zaman dilimidir. Ordu millet olarak cihana ün salan Türk milleti, Malazgirt&#39;te taarruz ederek yazdığı şanlı destanı 851 yıl sonra Dumlupınar&#39;da tarihe geçen bir vatan müdafaasıyla yeniden kaleme almıştır. 1071&#39;de alınan vatan tapusu, 1922&#39;deki şanlı direnişle bir kez daha müseccel olmuştur. Kahraman ordumuzun milletimizle omuz omuza vererek kazandığı büyük zaferin 104&#39;üncü yılı kutlu olsun' dedi.</p><p ><strong >Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</strong></p><p >'Zafere giden yolları ilmek ilmek dokuyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ü, silah arkadaşlarını, Büyük Millet Meclisimizin muhterem üyelerini ve ordumuzun tüm neferlerini bugün bir kez daha minnetle yad ediyorum. Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bizim destanlarımız yalnızca kanla değil, şanla ve şerefle yazılır. Şan ve şeref, özellikle de cenk meydanlarında bizim alametifarikamızdır. Bin yıldır bu vatan uğruna, bu aziz millet uğruna, ezanımız, bayrağımız, millî ve mukaddes değerlerimiz uğruna canlarını feda eden, kanlarını şanla ve şerefle bu millet için döken tüm şehit ve gazilerimize Cenabıallah&#39;tan rahmet niyaz ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, meknlarını cennet eylesin.'<br><br><strong >'Fırat Kalkanı Harekatı&#39;yla terör örgütlerine çelikten bir yumruk indirdik'</strong></p><p >Fırat Kalkanı Harekatı&#39;nın 10&#39;uncu yıl dönümünün idrak edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu sene aynı zamanda ordumuzun bir başka destanı olan Fırat Kalkanı Harekatı&#39;nın 10&#39;uncu yıl dönümünü de idrak ediyoruz. Suriye&#39;de ülkemizin güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı başlattığımız Fırat Kalkanı Harekatı&#39;yla terör örgütlerine çelikten bir yumruk indirdik. Fırat Kalkanı Harekatı&#39;nda ebediyete uğurladığımız şehitlerimizi de rahmetle yad ediyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Son olarak sizlerin şahsında tüm milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı&#39;nı tebrik ediyorum. Aynı şekilde Peygamber Ocağımızın tüm mensuplarının ve ailelerinin Türk Silahlı Kuvvetleri Günü kutlu olsun diyorum' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >Toplam bin 276 teğmen diploma aldı</strong></p><p >Harp okullarından toplam bin 276 teğmenin mezun olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:<br>'Bugün harp okullarımızda öğrenim gören öğrencilerimizin mezuniyet sevinçlerine aileleri ve komutanlarıyla birlikte bizler de ortak oluyoruz. Kara Harp Okulumuzdan 807, Deniz Harp Okulumuzdan 271, Hava Harp Okulumuzdan 198 öğrenci olmak üzere toplam bin 276 teğmenimiz birazdan diplomalarını alacak. Dost ve kardeş ülkelerden gelen 141 misafir askerî personel de bugün mezun olacak. Böylece 2016&#39;dan bugüne harp okulları mezunu sayımız, bin 229&#39;u misafir olmak üzere toplamda 22 bin 540&#39;a yükselmiş oluyor. Dereceye girenler başta olmak üzere harp okullarımızdan başarıyla mezun olan tüm öğrencilerimizi şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum. Ordumuzda üstleneceğiniz görevlerde hepinize şimdiden üstün başarılar diliyorum. Ülkemizde, hudutlarımızda, bölgemizde ve yurt dışında yapacağınız vazifelerle devletimize, milletimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize önemli hizmetlerde bulunacağınızdan şüphe duymuyorum. Şehitlerimizin biricik emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti&#39;ni, bayrağımızda sembolleşen değerlerimizi, devletimizin kuvvet ve kudretini şanına yaraşır şekilde temsil edeceğinize yürekten inanıyorum.'<br><br><strong >'Ordumuzun gücünü sizler artıracaksınız'</strong></p><p >Mezunlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Sevgili evlatlarım, şunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın. Sizler 2 bin 235 yıllık şanlı mazisiyle Türk ordusunun mensuplarısınız. Sizler şehit ve gazilerimizden devraldığınız Peygamber Ocağımızın sancağını sahada yazacağınız yeni destanlarla yüceltip sizden sonrakilere gururla devredecek kahraman Türk subaylarısınız. Ordumuzun gücünü sizler artıracaksınız. Ordumuzun kapasitesini, nüfuzunu, etki sahasını sizler büyüteceksiniz. Ülkemiz başta olmak üzere dünyanın farklı köşelerinde barış, güven, huzur ve istikrarı sizler tesis edecek, mazlum ve mağdurların yardımına sizler koşacaksınız. Sizlere çok ama çok güveniyor, her birinizle ülkem adına kıvanç duyuyorum. Sizleri yetiştiren anne ve babaları aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Bilgi ve deneyimleriyle sizleri eğiten, donatan, hayata ve mesleğe hazırlayan komutanlarınıza, hocalarınıza bilhassa tebriklerimi iletiyorum' diye konuştu.</p><p >Misafir öğrencilere de başarı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Misafir öğrencilerimize de kendi ordularında, kendi birliklerinde alacakları görevlerde ayrıca başarılar temenni ediyorum. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilere yapacakları katkılardan ötürü kendilerine şimdiden teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde dost ve müttefik ülkelerle yapacağımız ortak faaliyetlerde &#39;Barış için ittifak ve ittihat&#39; vizyonumuzun geliştirilmesinde kardeşlerimizin çok önemli roller üstleneceklerine inanıyorum' dedi.<br><br><strong >Meslek yüksek okullarından 2 bin 48 astsubay mezun oluyor</strong></p><p >Astsubay meslek yüksek okullarındaki mezuniyetlere ilişkin bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bando Astsubay Meslek Yüksek Okulumuzun öğrencileri bu sabah tertip edilen törenle mezun oldular. Yarın da inşallah Balıkesir, Yalova ve İzmir&#39;de düzenlenecek merasimlerle Kara, Deniz ve Hava Astsubay Meslek Yüksek Okullarımızda okuyan öğrencilerimiz diplomalarını alacak. Böylelikle bu sene meslek yüksek okullarımızdan 69&#39;u misafir öğrenci olmak üzere toplam 2 bin 48 astsubayımız mezun oluyor. Bu evlatlarımızı da yürekten tebrik ediyor, her birine yeni vazifelerinde Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >'O şerefli üniformaya ihanet eden haysiyetsizleri temizlemeyi başardık'</strong></p><p >Milli Savunma Üniversitesinin 10&#39;uncu kuruluş yıl dönümünün kutlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:<br>'Bu sene aynı zamanda Milli Savunma Üniversitemizin 10&#39;uncu kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. 15 Temmuz ihanetinin ardından askerî eğitim veren tüm okullarımızı tek çatı altında toplamak için Milli Savunma Üniversitemizi kurduk. 10 yıllık süre zarfında o şerefli üniformaya ihanet eden haysiyetsizleri hem ordumuzdan hem de askerî okullarımızdan temizlemeyi başardık. Kuruluşundan bugüne toplam 67 bin 464 subay, astsubay ve kursiyer subay üniversitemizin uhdesindeki askerî okullardan mezun oldu. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Birçok Avrupa ülkesi harp okulları ve astsubay meslek yüksek okullarının kontenjanlarını dahi dolduramazken Allah&#39;a hamdolsun Milli Savunma Üniversitemize bu sene tam 120 bin başvuru yapıldı. Harp okullarımıza yönelik bu ilgi, Milli Savunma Üniversitemizin askerî eğitimde ulaştığı yüksek standardın da önemli bir göstergesidir.'<br><br><strong >'Ordumuz bugün en güçlü dönemini yaşıyor'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz&#39;un ardından Türk ordusunu ve Milli Savunma Üniversitesini hedef alanların olduğunu belirterek, 'Biz tüm bu başarıları elde ederken birileri de 15 Temmuz sonrasında ordumuzu yıpratmak için planlar yapıyor, üniversitemize saldırıyordu. &#39;Türk ordusunun damarını kesiyorsunuz&#39; diyerek fitne peşinde koşanlara cevabımızı, sahada vatan evlatlarının, meydanlarda ise devlet, millet ve memleket şıklarının yazdığı destanlarda verdik. Allah&#39;a şükürler olsun ki ordumuz bugün en güçlü dönemini yaşıyor. Milli Savunma Üniversitemizin prestiji küresel ölçekte yıldan yıla artıyor. Savunma sanayinde aynı şekilde karada, havada, denizde ve uzayda kritik sistemlerimizi kendi imknlarımızla üretebiliyoruz' dedi.<br><br><strong >'Savunma sanayinde artık sadece kendimizle yarışıyoruz'</strong></p><p >TEKNOFEST Mavi Vatan&#39;a değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'İşte en son 20-23 Ağustos&#39;ta Gölcük Tersanemizde düzenlediğimiz TEKNOFEST Mavi Vatan&#39;da kendi kabiliyetlerimizle geliştirdiğimiz teknolojileri bir kez daha gururla izledik. Savunma Sanayii Başkanlığımız şu anda hacmi 100 milyar doları aşan tam bin 468 projeyi aynı anda yürütüyor. Yerlilik oranını yüzde 82&#39;nin üzerine çıkardığımız savunma sanayinde deyim yerindeyse artık sadece kendimizle yarışıyoruz' diye konuştu.</p><p >Türkiye&#39;nin artık farklı bir konumda bulunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Savunma sanayii ve askerî caydırıcılık başta olmak üzere Türkiye&#39;nin her alanda katettiği mesafeyi görmek istemeyenlere şunu hatırlatmak isterim. 20-30 yıl önce ülkemiz için güvenlik tehdidi olarak değerlendirilen aktör ve yapılar artık Türkiye&#39;yle boy ölçüşecek güç ve ölçekte değildir. Türkiye artık bunları kale alacak, bunların hezeyanlarını dikkate alacak bir ülke değildir. Türkiye artık farklı bir ligin oyuncusudur. Şahsımızı, milletimizi ve devletimizi hedef alanlar bunu çok ama çok iyi anlamalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Meslek hayatınız boyunca millî iradenin rehberliğinde hizmet edeceksiniz'</strong></p><p >Ordunun saflarına katılacak mezunlara Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün sözleriyle seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:<br>'Ordumuzun saflarına katılacak siz evlatlarıma Gazi Mustafa Kemal&#39;in şu sözlerini özellikle aktarmak istiyorum: &#39;Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir. Biri millet kararı, diğeri en zor şartlar içinde dünyanın takdirine hakkıyla layık olan ordumuzun kahramanlığı. Komutanız altında bulunan ordular, kahramanlığına güvenilir ordulardır. Bu ordular tarihte emsali görülmemiş kahramanlıklar, fedakrlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmıştır. Millet ve memleketin minnet ve şükranına hak kazanmıştır.&#39; Ben de siz genç kardeşlerimin devletimize, milletimize ve göz bebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimize uzun yıllar boyunca büyük katkılar yapacağınıza yürekten inanıyorum. Meslek hayatınız süresince Anayasamız ve kanunlarımız çerçevesinde, millî iradenin rehberliğinde demokrasimize, milletimize ve devletimize başarıyla hizmet edeceğinizden şüphe duymuyorum. Bizler de sizin yanınızda olmaya, size her türlü desteği sunmaya inşallah kararlılıkla devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.'<br><br><strong >Devre birincileri diplomalarını Erdoğan&#39;ın elinden aldı</strong></p><p >MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Levent Sabahattin Güldağı&#39;nın da konuşma yaptığı törende, MSÜ Kara Harp Okulu dönem birincisi Ahmet Burak Değirmenci yeni teğmenlere mezuniyet andını yaptırdı.</p><p >Mezuniyet andının ardından Kara Harp Okulu dönem birincisi Ahmet Burak Değirmenci ve Hava Harp Okulu dönem birincisi Meriç Akın, yaş kütüğüne dönem yıldızı ve plaketini çaktı. Deniz Harp Okulu devre birincisi Cihan Gülütaze ise Deniz Harp Okulu Mezuniyet Zinciri&#39;ne 253&#39;üncü baklayı yerleştirmek üzere kaloma verdi.</p><p >Kara Harp Okulu devre birincisi Ahmet Burak Değirmenci, Deniz Harp Okulu devre birincisi Cihan Gülütaze ve Hava Harp Okulu devre birincisi Meriç Akın diplomalarını Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın elinden aldı. Dereceye giren diğer öğrencilere ise diplomalarını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanları verdi.</p><p >Dereceyle mezun olan misafir teğmenler ile diğer mezunların da diplomalarını almalarının ardından sancak devir teslimi gerçekleştirildi. Kara, Hava ve Deniz Harp Okullarının komutanları tarafından sancaktar ve sancak muhafızlarına kılıç ve diploma verilmesinin ardından mezunlar 100. Yıl Marşı&#39;nı okudu ve tören geçişi yaptı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-girne-deki-kaza-icin-t_1788158522_zr95Ts.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Girne'deki kaza için tüm imkanlar seferber edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-girne-deki-kaza-icin-t_1788158522_zr95Ts.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Bölgemizde barışı birlikte inşa etmeliyiz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-bolgemizde-barisi-birlikte-insa-etmeliyiz/39611/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İsrail’in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonist, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-bolgemizde-barisi-birlikte-insa-etmeliyiz/39611/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:00:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi&#39;nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası Programı&#39;na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, 'Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Milletimizin ve İslam aleminin Mevlid-i Nebi Haftası&#39;nı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Ülkemizde ve dünyanın farklı yerlerinde bizleri takip eden, şu anda aramızda olmasalar da gözü de gönlü de kulağı da burada olan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Böylesine güzel bir programda bizleri buluşturan, rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle kalplerimizi birbirine ısındıran Cenab-ı Allah&#39;a sonsuz şükürler olsun. Alemlere rahmet, insanlığa hidayet, müminlere güzel ahlakın en yüksek timsali olarak gönderilen, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimiz&#39;e salat ve selam olsun' dedi.</p><p >'Fahr-i Kinat Efendimiz&#39;in izinden giderek asırlardır ümmete hizmet eden, yol gösteren, felaha susayan gönülleri irşat eden lim ve ariflerimizin, kalp ve ilim ehlinin mübarek ruhları şad olsun. İslam&#39;ın izzetini her şeyin üstünde tutan, ily-ı kelimetullah davası uğruna canlarını ortaya koyan, vatanı, milleti, ezanı, bayrağı, devleti ve ümmeti için her türlü cefayı, zorluğu göze alan kahraman şehitlerimizin, gazilerimizin, o mücadele ve mücahide erlerinin aziz ruhları şad olsun diyorum' ifadelerini kullanan Erdoğan, 'Müslümanlar olarak hafta başında biliyorsunuz Mevlid-i Nebi&#39;yi bir kez daha idrak ettik. Kurtuluş vesilesi olarak yer yüzüne teşrif eden Resulallah Efendimizin veladetinin bir sene-i devriyesine erişmenin mutluluğunu yaşadık. Gerek dualarımızla gerek ibadetlerimizle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye ve değerlendirmeye çalıştık. Veladet-i Nebi&#39;nin 1501&#39;inci yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz, tüm insanlık için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şunu öncelikle özelikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, Yüce Allah&#39;ın sonuz rahmetinin bu dünyada ki en güzel tecellisidir. Efendimizin bu aleme doğuşu insan oğlunun kainattaki yerini yaradılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif&#39;inde diyor ya, &#39;Belirince işaretleri dünyada Mustafa&#39;nın, Tuttu cihanı baştan başa nuru Mustafa&#39;nın.&#39;. İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatamü&#39;l-Enbiya Efendimiz, insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur. Peygamber aşkı, sevgisi, müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda, İslam&#39;la müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur. Ecdadımız asırlar boyunca din-i mübin-i İslam&#39;ın sancaktarı olmuş, Efendimiz&#39;e duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla korumuştur' diye konuştu.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Merhum Nihat Sami Banarlı&#39;nın çok anlamlı bir tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerimizin özellikle de yeni yuva kuran çiftlerimizin bu hatırayı çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait bir anısını bakınız nasıl anlatıyor: &#39;Anadolu&#39;nun çeşitli bölgelerinden İstanbul&#39;a, Ankara&#39;ya ve başka büyük şehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor: Gül, Yazgülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz... Hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey... Bu güllü isimlerin Anadolumuzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum. Ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum: Sizlerin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz? Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor: Hayır bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız. Peki, kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz? Hayır bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül... Hazret-i Muhammed&#39;in remzidir. Gül, Muhammet teridir diyen Yunus Emre gibi bir büyük şairin bizim milletimizin de bu topraklardan çıkması boşuna değildir. Bizim Resul-i Ekrem&#39;e olan sadakatimiz yalnızca milli seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi&#39;nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimiz&#39;e duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli&#39;nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya&#39;nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir' dedi.</p><p ><strong >'Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed&#39;in yolundan ayırmasın'</strong></p><p >'Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimiz&#39;e ithafen yazdığı na&#39;t-ı şerifler milletimizin hak yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, !Gönlü peygamber aşkıyla yanan isimlerden biri de rahmetli Mehmet Akif İnan üstadımızdı. Merhum Akif İnan, Efendimiz&#39;e olan bağlılığını şu muhteşem mısralarla dile getirmiştir: &#39;Özgürlük, menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun, ufkumsun, yakınım, uzağım, sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim barkım, bahçem ve bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanım, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihadım, şafağım sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.&#39; Övüncümüz, şerefimiz, sözümüz ve yegne önderimiz Resul-i Ekrem Efendimiz&#39;i bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yd ediyorum. Rabbim bizleri adı güzel kendi güzel Muhammed&#39;in yolundan ayırmasın diyorum. Az evvel hocamızın huşu içinde okuduğu bizim de inşirah bularak dinlediğimiz Azhap Suresi&#39;nde Rabbimiz şöyle buyuruyor; içinizden Allah&#39;ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar Allah&#39;ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resullahta güzel bir örneklik vardır. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz bir hadisi şerifinde kendisinin misyonunu şöyle ifade etmişti benim ve benden önceki peygamberlerin durumu bir ev inşa eden kimseye benzer o kimse evi güzelce yapıp mükembell hale getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar ona hayran olurlar ve şöyle derler keşke şu tuğlada yerine konulmuş olsaydı. İşte ben o yeri boş bırakılan tuğlayım. Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Hatemul embiya diyor ya o tuğladaki bir toz zerresi olabilmeyi Kur&#39;an ve sünnetin ışığında ahlakı haseneyi kuşana bilmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin diyorum.'</p><p >Çocuklara ve gençlere Peygamber Efendimizin hayatını öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, 'Müslümanlar olarak hem şahsi yaşantımızda hem iş ve aile hayatımızda hem de toplumla ve tabiatla kurduğumuz münasebetlerde işte bu ahlakı kendimize rehber edinmek zorundayız. Kur&#39;an ve Sünnet&#39;in kılavuzluğunda ahlak-ı hamidiyeyi, ahlak-ı haseneyi hayatımızın merkezine koymak durumundayız. Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gereklidir. Fakat bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hakim kılmamız gerekir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla tanıştırmamız, onları Resul-i Kibriya&#39;nın temsil ettiği değerlerle buluşturmamız hayati bir meseledir. Ancak bu şekilde kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren kıymet hükümlerini bütün insanlığa ulaştırabiliriz' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'İnşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz'</strong></p><p >Masumların hedef alındığını belirten Erdoğan, 'Aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Filistin&#39;nden Lübnan&#39;a Sudan&#39;dan Somali&#39;ye kalbimizin attığı coğrafyaların önemli bir kısmı yıllardır krizde. Savaşla istikrarsızlıkla boğuşuyor. Her şeyden habersiz masum yavrular göz göre göre hedef alınıyor. Dünyayı tanımadan daha ne olup bittiğini anlamadan bebekler, çocuklar toprağa düşüyor. Kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, yardım görevlileri savaş ve çatışma ortamlarında değil sivil yerleşim yerlerinde bombalarla katlediliyor'şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Gazze&#39;de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor'</strong></p><p >'Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze&#39;de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Sadece Filistin&#39;de milyonlarca kardeşimiz en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde, çok zor şartlar altında hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Lübnan&#39;da aynı şekilde 1,3 milyon kardeşimiz İsrail yönetiminin saldırıları sebebiyle evini barkını terk etmek zorunda kaldı. 4 binden fazla insan öldürüldü, çoğu çocuk ve kadın 12 bini aşkın Lübnanlı yaralandı. İsrail&#39;in savaş bağımlısı mevcut hükümeti tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonisim denilen radikal, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor. Bölgesel barışı ve insani değerleri savunan herkesi hedef alıyor. Biz de Siyonizm&#39;in yayılmacı emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil, hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız'</strong></p><p >Gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini sivillerin ödediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Yakın tarihte Hitler&#39;e, Pol Pot&#39;a ve diğer gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini maalesef siviller ödemek zorunda kaldı. Hitler&#39;in toplama kamplarında, Pol Pot&#39;un ölüm tarlalarında farklı kökenden, farklı inançlardan milyonlarca insan soykırıma uğradı. Ne yazık ki o dönemde insanlık olan biteni seyretmekte kaldı. Bugün aynı hata Gazze&#39;de, Batı Şeria&#39;da, Lübnan&#39;da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin bu kural, hukuk, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum, dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor. Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor hem kendi içimizde hem de islam dünyasında ittifakları büyütmeye ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz' dedi.</p><p ><strong >'Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Asırlar boyunca tarihe yön vermiş, cihana nizam vermiş Ümmet-i Muhammed&#39;in bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz. Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz. Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir. Bütün gayretimiz coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir. İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam aleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Sadece yakın ve uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkemizde de esasen bu şuurla siyaset yapıyor, 86 milyonun kardeşliğini ve kaderdaşlığını daha da güçlendirmenin yollarını arıyoruz. Peygamberimiz ve Güzel Ahlak temasıyla idrak ettiğimiz Mevlid-i Nebi Haftası boyunca düzenlenen etkinliklerin, Peygamberimizin örnek şahsiyetiyle birlikte ümmetin vazettiği ittifak ve ittihat siyasetini de anlamamıza vesile olmasını diliyorum' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-bolgemizde-barisi-birl_1787997618_jLK0R2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Bölgemizde barışı birlikte inşa etmeliyiz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-bolgemizde-barisi-birl_1787997618_jLK0R2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ömer Çelik: Sürecin en önemli aşamasına gelindi]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/omer-celik-surecin-en-onemli-asamasina-gelindi/39525/</link>
            <description><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik,, (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi) Bugün yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/omer-celik-surecin-en-onemli-asamasina-gelindi/39525/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:55:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p><p >Çelik, açıklamasında şunları kaydetti;</p><p >Yüksek Askeri Şura kararları hayata geçti. Şimdiye kadar görev yapan ve görevden ayrılan bütün askerlerimize, komutanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni göreve gelen, yeni rütbe alanları da tebrik ediyoruz. Tabii sevindirici bir tarafı da var bu Yüksek Askeri Şura&#39;nın; Türk Silahlı Kuvvetleri&#39;ndeki kadın general sayısı artıyor. Bu da son derece sevindirici. Burada bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının Türk ordusunun niteliğini göstermesi bakımından ve burada kadınlarımızın da bu yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyetin bir kazanımı olarak değerlendirilmesi bakımından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine her zamanki gibi başarılar diliyoruz.</p><p >Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız açılış konuşmalarında bugün &#39;Terörsüz Türkiye&#39; konusuna değindiler. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, ortaya konulması gereken tavırlar, kullanılması gereken tavır, üslup, Cumhur İttifakı&#39;nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının da koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar. Bugün tabii yasa teklifinin de verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu.</p>'Büyük risklerle ve tehditlerle dolu bir coğrafyadayız'<p >Tabii bir hususu özellikle belirtmek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin, biricik vatanımızın bulunduğu coğrafya son derece büyük risklerle ve tehditlerle dolu bir coğrafya. Sadece çok uzun değil, 300 yıllık bir tarihe bile baksak, 100 yıllık tarihimize baksak, son 50 yılımıza baksak karşı karşıya olduğumuz tehditler başka ülkelerin belki 5-10 kat sürede ve daha düşük yoğunlukta karşı karşıya kaldığı tehditlerle eş değer. Dolayısıyla ülkemiz hem bulunduğu konum bakımından hem diğer nitelikleri bakımından çok yüksek tehditlerle ve yoğun tehditlerle karşı karşıya kalıyor.</p><p >Tüm bunların arkasında tabii birtakım siyasi projeler de var. Ülkemizi yolundan çevirmeye çalışan, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastetmeye çalışan bütün bunlar karşısında şimdiye kadar Türkiye Cumhuriyeti bütün unsurlarıyla beraber milletimizin desteğiyle en güçlü mücadeleyi verdi ve bugüne kadar da her türlü darbe girişiminden tutun birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey kahraman şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin büyük fedakarlıklarıyla engellendi. Buradan bir kere daha kahraman şehitlerimize Allah&#39;tan rahmet diliyoruz, mekanları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Tabii şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi&#39;nden en içten saygılarımızı, hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim.</p>'Süreç için çok emek sarf edildi'<p >&#39;Terörsüz Türkiye&#39; ve &#39;Terörsüz Bölge&#39; süreci için gerçekten çok emek sarf edildi. Kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti&#39;de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk. Yani yüzlerce kere toplanmışızdır. Sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar bütün arkadaşlarımızla birlikte, kurduğumuz heyetle birlikte çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık. Esasında &#39;Terörsüz Türkiye&#39; ve &#39;Terörsüz Bölge&#39; hedefi; etrafımızdaki gelişmeleri çok iyi izlediğimizde, etrafımızda, yakın bölgemizde emperyalistlerin, siyonistlerin hangi kirli planları bölgeyi parçalamaya dönük, bölge insanlarını birbirine düşürmeye dönük hangi şer şebekelerini devreye soktuğunu düşündüğümüzde esasında Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin köklü devlet aklının bugün siyasette, Meclis&#39;te ve diğer alanlarda tecelli eden siyaset aklının, milletimizin değerlerinin, irfanının, basiretinin bir neticesi olarak ortaya çıktı.</p><p >Bölgemizdeki bütün bu gelişmeleri hep birlikte değerlendirdiğimizde, özellikle son 10 yıla odaklandığımızda göreceğimiz şey şudur: Kurallı bir dünya düzeni sona ermiştir, kuralsız bir dünya düzenine geçilmiştir. Kaotik bir şekilde ortaya çıkan bu tablo neticesinde dünyanın bütün dikişleri sökülmektedir. Yakın zamana kadar hatırlarsınız Sykes-Picot rejiminin bölgede değişmesi gerektiğine dair tartışmalar batılı bazı odaklar tarafından, bazı think-tank&#39;ler tarafından başlatılmıştı. O zaman bakıldı ki aslında Sykes-Picot&#39;nun bölgeye getirdiği yanlışlıkların ve zararların giderilmesini amaçlayan bir yaklaşım değil bu; tam tersine daha başka, daha çok bölünmüş, daha çok parçalanmış, etnik ve dini temelde birbiriyle daha kavgalı hale gelmiş bir bölgenin ortaya çıkmasını istiyorlar. Bununla ilgili olarak tabii birçok diplomasi yürütüldü.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/omer-celik-surecin-en-onemli-a_1785938145_PMEC2i.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ömer Çelik: Sürecin en önemli aşamasına gelindi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/omer-celik-surecin-en-onemli-a_1785938145_PMEC2i.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çerçeve teklif gerekçesi: Af düzenlemesi değil]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/cerceve-teklif-gerekcesi-af-duzenlemesi-degil/39524/</link>
            <description><![CDATA["Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin gerekçesinde, "Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir." ifadesine yer verildi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/cerceve-teklif-gerekcesi-af-duzenlemesi-degil/39524/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:54:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde devletin temel amaç ve görevleri hatırlatılarak, kamu düzeninin korunmasının yanı sıra toplumsal barışın güçlendirilmesinin de devletin asli görevlerinden biri olduğu belirtildi.</p><p >Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girildiği bu dönemde Türkiye&#39;nin, güvenlik, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendiren yeni bir perspektifle geleceğe yürüdüğü ifade edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:</p><p >'Nitekim bu yüzyıl, yalnızca yeni bir zaman dilimini değil, aynı zamanda devletin demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirecek, milli birlik ve beraberliği tahkim edecek, toplumsal huzuru kalıcı hale getirecek ve milletimizin ortak geleceğini güvence altına alacak bir vizyonu ifade etmektedir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen bu vizyon, yalnızca kamu düzeninin korunmasını değil, aynı zamanda toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini ve ortak geleceğin daha sağlam temeller üzerinde inşa edilmesini de gerekli kılmaktadır.'</p><p >Terörün tamamen sona erdiği bir Türkiye&#39;nin, güvenlik, demokrasi, ekonomik kalkınma ve hukuk devleti bakımından daha güçlü bir geleceği vaat ettiği vurgulanan gerekçede, 'Güvenlik için ayrılan kaynakların eğitime, bilime, teknolojiye, üretime, altyapıya ve sosyal kalkınmaya yönlendirilebilmesi, ülkenin her köşesinde huzur ortamının güçlenmesine ve gelecek nesillerin şiddetin etkisinden uzak, güven içerisinde yaşayabilmelerine önemli katkı sağlayacaktır.' değerlendirmesinde bulunuldu.</p><p >Uzun yıllara yayılan mücadele sürecinde yalnızca güvenlik tedbirleriyle yetinilmediği, ekonomik, sosyal ve demokratik nitelikte çok yönlü politikaların hayata geçirildiği aktarılan gerekçede, bu sorunun, sadece güvenlik temelli değerlendirilmediği, tüm boyutlarıyla ele alınarak bütüncül bir yaklaşım sergilendiği kaydedildi.</p><p >Özellikle 2002&#39;den itibaren temel hak ve hürriyetlerin güçlendirilmesi, devlet ile millet arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi ve demokratik standartların yükseltilmesi amacıyla kapsamlı reformlar gerçekleştirildiği anımsatılan gerekçede, TBMM tarafından kabul edilen ve milletin onayladığı anayasa değişiklikleri ve diğer kanuni düzenlemeler sayesinde hukuk devleti ve demokratikleşme alanında önemli ilerlemeler sağlandığı anlatıldı.</p><p >Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal düzen ve kamu güvenliği esas alınarak toplumsal huzurun kalıcı biçimde tesisinin amaçlandığı bildirilen gerekçede, silahlı yapılanmaların ortadan kaldırılması ve demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi suretiyle toplumsal bütünleşmenin sağlanması ve milletin ortak değerlerinin korunmasının bu yaklaşımın özü olduğu belirtildi.</p>'Sorunun çözümü toplumsal düzenin tesisi bakımından stratejik öneme sahip'<p >TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun farklı siyasi görüşlerin, toplumsal beklentilerin ve hukuki değerlendirmelerin ortak bir zeminde ele alınmasına katkı sunan önemli bir istişare ve değerlendirme merkezi olarak görev ifa ettiği belirtilen gerekçede, Komisyon çalışmalarının ortaya çıkan sorunların bütün yönleriyle değerlendirilmesine, mağduriyetlerin tespitine, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesine ve ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin kapsamlı şekilde ele alınmasına imkan sağladığı ifade edildi. Böylelikle Millet iradesinin tecelligahı TBMM&#39;nin toplumsal sorunların çözümünde üstlendiği anayasal sorumluluğun bir kez daha somut biçimde ortaya konduğu bildirilen gerekçede, şunlar kaydedildi:</p><p >'Hukuk devleti, yalnızca suçların cezalandırılmasını esas alan bir sistem değildir. Hukuk devleti, adaletin sağlanmasını, kamu güvenliğinin korunmasını, toplumsal huzurun güçlendirilmesini ve suç işleyen bireylerin yeniden topluma kazandırılmasını da gözeten çok boyutlu bir anlayışı ifade etmektedir. Bu yaklaşım doğrultusunda ceza adalet sistemi, yalnızca geçmişte işlenmiş suçlara karşılık verme amacını taşımamakta, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması, yeniden suç işlenmesinin önlenmesi, hükümlünün hukuk kurallarına saygılı bir birey olarak yaşam sürmesinin teşvik edilmesi ile toplumsal barışın güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Süreçte ulaşılan mevcut aşamanın kalıcı hale getirilebilmesi, güvenlik tedbirlerinin etkin şekilde sürdürülmesinin yanında ceza adalet sisteminin de kamu güvenliğini uzun vadede destekleyecek şekilde geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan teklifle gelecekte benzer acıların yaşanmasının önlenmesi, elde edilen kazanımların kalıcı hale getirilmesi, kamu güvenliğinin daha güçlü biçimde tesis edilmesi, ceza adalet sisteminin geliştirilmesi ve belirli şartların oluşması halinde ilgili kişilerin hukuk düzenine bağlı bireyler olarak toplumla bütünleşmesi amaçlanmaktadır.'</p>'Anayasa&#39;nın öngördüğü ölçülülük ve adil denge gözetilmiştir'<p >Kanun koyucunun ceza ve infaz politikalarını belirleme konusundaki takdir yetkisinin, hukuk devleti ilkesinin çizdiği sınırlar içinde kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik anayasal bir yetki olduğuna işaret edilen gerekçede, 'Toplumsal şartların değişmesi, güvenlik politikalarının ulaştığı seviye, ceza adalet sisteminin uygulama sonuçları ve kamu düzeninin ihtiyaçları dikkate alınarak ceza adalet sisteminde yeni düzenlemeler yapılması, çağdaş hukuk devletlerinde yasama organının doğal ve anayasal görevlerinden biridir.' ifadelerine yer verildi.</p><p >Gerekçede, şunlar kaydedildi:</p><p >'Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumakta, suçun vasfına, mahkumiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir. Bu yönüyle teklif, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır.'</p><p >'Terörsüz Türkiye' sürecinin sağlıklı, gerçekçi ve sürdürülebilir bir zemine oturtulabilmesi açısından uluslararası tecrübelerin de değerlendirildiği bildirilen gerekçede, 40 yılı aşan mücadele birikimi dikkate alınarak Türkiye&#39;nin kendi tecrübesi, toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir 'Türkiye Modeli' oluşturulduğu belirtildi.</p><p >Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunca ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşımla ortaya çıkan rapor doğrultusunda hazırlanan teklifin, süreç kapsamında öngörülen hukuki düzenlemelerin ilk adımını teşkil eden temel bir çerçeve oluşturduğu kaydedilen gerekçede, şu ifadeler kullanıldı:</p><p >'Sürecin dinamik yapısı dikkate alındığında, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar, elde edilecek tecrübeler ve değişen şartlar ile gereklilikler doğrultusunda, sürecin hedefine uygun şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla yasama organının takdiri çerçevesinde ilgili mevzuatta ilave değişiklikler yapılması veya yeni kanuni düzenlemelerin ihdas edilmesi söz konusu olabilecektir. Belirtmek gerekir ki süreç, yalnızca ülkemizde değil, ülkemizin de içinde bulunduğu tüm coğrafyada barış ve kardeşliği yeniden oluşturmaya yöneliktir. Bu kapsamda örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla başlayan süreç, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin yürürlüğe konulmasıyla artık milletin eseri olacaktır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cerceve-teklif-gerekcesi-af-du_1785938062_u541P6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çerçeve teklif gerekçesi: Af düzenlemesi değil ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/cerceve-teklif-gerekcesi-af-du_1785938062_u541P6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kurtulmuş: Çerçeve yasa af niteliğinde değil]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/kurtulmus-cerceve-yasa-af-niteliginde-degil/39475/</link>
            <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, terörsüz Türkiye süreci kapsamında hazırlanan "çerçeve yasa"ya ilişkin, "Çalışmaların hemen hemen sonuna gelinmiştir. Ortaya konulacak yasa, asla bir genel af, kişisel af mahiyetinde değildir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/kurtulmus-cerceve-yasa-af-niteliginde-degil/39475/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 16:25:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >TBMM Başkanı Kurtulmuş, İnebolu&#39;ya İstiklal Madalyası takdim töreninde terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, 'Allah&#39;ın izniyle Cumhuriyetimizin ilk asrının neredeyse yarısını heba eden terör meselesinden ilanihaye kurtulacağız, kurtulmak üzereyiz. Geçtiğimiz sene başlatılan, bu salonda toplantılar yapan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nde ete kemiğe bürünen, hemen hemen bütün partilerimizin ortak iradesiyle bir yol haritası olarak raporlaştırılan bu çalışmalar sonucunda belli bir safhaya geldik. Karşımızdaki hedef terörsüz Türkiye&#39;yi inşa etmektir. Bu milletin yaklaşık 50 yılına mal olan, nice şehitlerimizi hayattan koparan, nice ailelerimizi acılar içerisinde bırakan ve bu ülkenin trilyonlarca dolarının kaybolmasına vesile olan bu emperyalist projeyi, yani terörü artık tarihin çöplüğüne atıyoruz. Türkiye bir daha asla ve asla terörle, terör belasıyla uğraşmayacak. Bunun için sürdürdüğümüz çalışmaların hemen hemen sonuna gelinmiştir. Önümüzde yine ümit ederiz ki partilerimizin tamamının uzlaşısıyla ortaya çıkacak olan bir yasal düzenleme sürecini hep birlikte idrak edeceğiz' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >Kurtulmuş, şöyle konuştu:</strong></p><p >'Kastamonulu hemşehrilerimin önünde bir kere daha ifade etmek isterim ki ortaya konulacak olan bu yasa asla bir genel af, kişisel af mahiyetinde değildir. Geçici ve münhasıran örgütün lağvedilmesine ait bir yasa olacaktır. Ve asla bu yasa ile Türkiye&#39;de dediğim gibi bir genel af anlayışı ortaya konulmayacaktır. Mesele silahların bırakılması, örgütün tamamıyla kendisini feshetmesi ve bir daha terör örgütünün fiilî olarak varlığının devam etmemesinin tespit ve tesciliyle birlikte de bu yasa yürürlüğe girecek, uygulamaya girecektir. Mesele sadece bir yasa hazırlanması da değildir. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nde her hafta birçok yasa çıkıyor. Türkiye&#39;de gerektiğinde başka yasalar da çıkar. Mühim olan mesele yeni bir dönemin kapılarının açılmasıdır.'</p><p >Törene Kurtulmuş&#39;un yanı sıra Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, milletvekilleri katıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kurtulmus-cerceve-yasa-af-nite_1785417903_cHRLGj.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kurtulmuş: Çerçeve yasa af niteliğinde değil ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/kurtulmus-cerceve-yasa-af-nite_1785417903_cHRLGj.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doları aştı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-terorun-turkiye-ye-faturasi-2-3-trilyon-dolari-asti/39469/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamı neredeyse iki katıdır" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-terorun-turkiye-ye-faturasi-2-3-trilyon-dolari-asti/39469/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:30:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe&#39;de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.<br><br><strong >'14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir vaka atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor'</strong></p><p >Türkiye&#39;ye hizmet mücadelelerini yoğun bir mesaiyle sürdürdüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye&#39;nin müreffeh geleceğini inşa etmek için durmadan dinlenmeden bütün kurumlarımızla, bütün imkanlarımızla koşturuyoruz. Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin işbirlikçi olduğunu tartışa dursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin baş aktörü haline getirmeye çalışıyoruz. Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimlerinde insanımızın engin feraseti sayesinde ülkemizin nasıl bir vaka atlattığı bugünlerde çok daha net anlaşılıyor. Tecrübeli, uyumlu, liyakatli ve dirayetli kadroların yönetiminde Türkiye&#39;nin aydınlık hedeflerine doğru yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor. Milletimizin sadece duasının ve desteğinin değil, umutlarının da bizimle olduğunun idrakindeyiz. İnşallah şahsımıza, iktidarımıza ve ittifakımıza yönelik bu güveni asla boşa çıkarmayacağız. Şunu tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini temenni ederim; bizim için insan siyasetimizin de icraatımızın da özüdür. Bizim için en büyük makam millete hizmetkarlık makamıdır. Ne yapıyorsak insanımızı rahat ettirmek, mutlu etmek için yapıyoruz. Umutsuzluğa kapılmadan, popülizme meyletmeden, başta hayat pahalılığı olmak üzere dönemsel sorunların üzerine ciddiyetle giderek hepsinden önemlisi kendi insanımıza, kendi potansiyelimize güvenerek yolumuzda kararlılıkla ilerleyeceğiz' diye konuştu.<br><br><strong >'İsrail bu bölgede temel insan haklarını içe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor'</strong></p><p >Kabine Toplantısında ekonomiden dış politikaya, enerjiden Terörsüz Türkiye sürecine kadar birçok başlığı etraflıca ele aldıklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:<br>'Dış politikada kapsamlı bir ufuk turu yaparken enerjide Türkiye&#39;yi merkez ülke yapma stratejimizi değerlendirdik. Öncelikle bir gerçeği açıkça ifade etmek istiyorum. Türkiye&#39;nin merkezinde yer aldığı coğrafya son yılların en sancılı günlerini yaşıyor. İsrail&#39;in savaş bağımlısı mevcut yönetimi tahrik ve tertipleriyle bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. İsrail bu bölgede temel insan haklarını hiçe sayarak, uluslararası hukuku ayaklarının altına alarak Filistin topraklarını adım adım işgal ediyor. İsrail&#39;in işgalleri, İsrail&#39;in hukuksuz yerleşimleri, İsrail&#39;in Gazze&#39;de yaptığı gibi Batı Şeria&#39;da da Filistinlilere karşı uyguladığı göç ettirme, yıldırma, sindirme politikası bölgemizdeki sorunların ana kaynağıdır. Bu saldırganlığın faturasını sadece Filistinli kardeşlerimiz, sadece kardeş Lübnan halkı değil farklı inanç kesimleriyle bölgenin tamamı ödemektedir. Örneğin bölgemizdeki çatışmalar sebebiyle küresel petrol arzında tarihin en büyük şoklarından biri yaşanmaktadır. Yalnızca petrol değil maalesef küresel piyasalarda doğalgazdan gübreye, dizelden petrokimya ürünlerine birçok girdide fiyatlar hızla yükselmiştir.'<br><br><strong >'Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır'</strong></p><p >Türkiye&#39;nin her krizde başarılı bir sınav verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah&#39;a hamdolsun çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz. Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır. Savaş kaynaklı maliyetlerin vatandaşlarımız üzerindeki etkisini asgari seviyede tutmak için özel gayret gösteriyoruz' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >'Terörün Türkiye&#39;ye faturası 2,3 trilyon doların üzerinde'</strong></p><p >Türkiye&#39;nin geçmişte demokrasi açığıyla birlikte güven ve istikrar eksikliğini bizzat yaşadığını, bunun neye mal olduğunu çok iyi bilen bir ülke olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye&#39;yi yıllarca esir alan güven ve istikrar sorununun ülkemize ödettiği bedellerin en başında terör meselesi vardır. Terörün olumsuz etkileri, büyüme, ihracat ve istihdam başta olmak üzere pek çok başlıkta derinden hissedilmiştir. Bakınız burada bazı çarpıcı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. Partimizin ekonomi işleri başkanlığının yaptığı güncel bir çalışma terörün Türkiye ekonomisine maliyetini çok net biçimde ortaya koyuyor. Terörün faturası Gayri Safi Yurtiçi Hasılada 511 milyar doları, kişi başı gelirde 5 bin 800 doları, ihracatta ise 110 milyar doları buluyor. İstihdamdaki kayıp 2,5 milyon kişiye ulaşıyor. Şurası da oldukça dikkat çekicidir. Terör kaynaklı kayıplar kamu maliyesi tarafında da çift yönlü bir baskıya neden olmuştur. 40 yıllık kümülatif borçlanma maliyetimiz 520 milyar dolara, vergi kaybımız ise 123 milyar dolara yaklaşmaktadır. Dolaylı ve doğrudan maliyetleri de dikkate alındığında terörün Türkiye&#39;ye faturası 2,3 trilyon doların üzerindedir. Fırsat maliyetleri yönüyle baktığımızda terör nedeniyle ülkenin ekonomik kaybı bu rakamı neredeyse iki katıdır. Yatırım, istihdam, finansman, turizm, tarım güvenlik boyutlarıyla hesap edildiğinde terörün yıllık ortalama maliyeti 50 milyar doları geçiyor. Terörsüz Türkiye sürecimiz menziline vardığında sadece analar geceleri başlarını yastığa gönül huzuruyla koymakla kalmayacak, ülkemiz işte bu ağır ekonomik faturadan da ebediyen kurtulmuş olacaktır. Bu mesele kalıcı bir şekilde çözüldüğünde kazanan 86 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacak, millet olacak, memleket olacaktır. İş adamı kadar emekçi kardeşlerimiz de kazanacak, çiftçilerimiz kadar turizmcilerimiz de kazanacak, yatırımcı, ihracatçı kadar ev hanımı, emekli de kazanacak. Türk kadar Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de kazanacak. Terör engeli ortadan kalktığında Türkiye ekonomisi her alanda artık yeni bir hikaye yazmaya başlayacaktır. Biz buna yürekten inanıyoruz' dedi.<br><br><strong >'Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclis&#39;imizin takdirine sunacağız'</strong></p><p >Terörsüz Türkiye sürecinin yakında sonuca ulaştırılacağını da duyuran Erdoğan, 'Önümüzdeki günlerde bir süredir üzerinde çalıştığımız yasal düzenlemeyi Gazi Meclis&#39;imizin takdirine sunacağız. Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz bu önemli süreci, milli meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız. Bunu da her fırsatta vurguladığım gibi devletimizin nitelikleriyle aziz milletimizin değerlerine halel getirmeden yapacağız' diye konuştu.<br><br><strong >'20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını, hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihi bir dönüm noktasıdır'</strong></p><p >Kıbrıs Barış Harekatı&#39;nın 52. yıl dönümünü geçen hafta Kıbrıs&#39;ta gerçekleştirdikleri programla büyük bir gururla idrak ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, '20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk halkının varlığını, hürriyetini ve güvenliğini teminat altına alan tarihi bir dönüm noktasıdır. Türkiye, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkı ve sorumluluğu çerçevesinde Kıbrıs Türk&#39;ünün maruz kaldığı zulme son vermiş adada barışın ve istikrarın tesisine öncülük etmiştir. Bundan 52 sene önce Mehmetçik&#39;le Mücahitlerin omuz omuza verdiği mücadele sayesinde hamdolsun Kıbrıs Türk&#39;ü kendi topraklarında özgür, güvenli ve onurlu bir geleceğe kavuşmuştur. Bu vesileyle milli davamız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah&#39;tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Kıbrıs Barış Harekatı&#39;nın hayata geçirilmesinde tarihi sorumluluk üstlenen dönemin Başbakanı Bülent Ecevit&#39;i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan&#39;ı, bu yolda güçlü katkılar sunan Alparslan Türkeş&#39;i, Kıbrıs Türk halkının cesaretli liderlerini, harekatı sevk ve idare eden komutanlarımızı ve emeği geçen devlet büyüklerimizi bir kez daha şükranla yad ediyorum' diye konuştu.<br><br><strong >'Kıbrıs&#39;ı yeni askeri yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz'</strong></p><p >Kıbrıs meselesinde Türk halkının çıkarlarını sonuna kadar savunmaya devam edeceklerini de dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bugün Kıbrıs meselesini değerlendirirken tarihi gerçekleri görmezden gelen yaklaşımlarla sağlıklı bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs&#39;taki mesele iki toplum arasında teknik bir yönetim paylaşımı tartışmasının ötesinde Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabulü meselesidir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk&#39;ünün egemen eşitliğini, özden gelen haklarını ve Doğu Akdeniz&#39;deki meşru menfaatlerini yok sayan hiçbir girişimin başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres&#39;in 16 yıl aradan sonra adaya giden ilk genel sekreter olması kuşkusuz çok kıymetlidir. Türkiye Guterres&#39;in barış çabalarına her daim güçlü destek olmuş, kendisini samimiyetle desteklemiş bir ülkedir. Bundan sonra da kendisiyle yakın istişare içinde olmayı sürdüreceğiz. Tabii bu noktada Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne mahkum etmeyi amaçlayan formüllerin geçmişte sonuçsuz kaldığı herkesin malumudur. Adada sükunet ancak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümle sağlanabilir. Öte yandan bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan Kıbrıs&#39;ı yeni askeri yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz. Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum; Türkiye tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türk&#39;ü kardeşlerini yalnız asla bırakmayacak eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri haline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz&#39;de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz. Geçmişte asrın projesi ile Kıbrıs Türk&#39;ünün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek önümüzdeki dönemde denizin altından doğalgaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >'Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı'</strong></p><p >İklim krizinin olumsuz etkilerinin başta orman yangınları ve kuraklık olarak dünyada giderek daha çok hissedildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Avrupa&#39;da yılın başından bu yana çıkan orman yangınlarında 292 bin 855 hektar büyüklüğünde bir alan yandı. Kayıp geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde artış gösterdi. Her sene dünya genelinde 7 milyon hektarlık bir alan orman yangınlarında maalesef yok oluyor. Biz de yakın tarihimizde büyük orman yangınları yaşadık. 5 sene önce Antalya ve Muğla&#39;da yaşanan yangınları halen hatırlıyoruz. Devlet olarak her yangında olduğu gibi o yangınlardan sonra da hızlıca harekete geçtik. Tüm bakanlıklarımızın sıkı çalışmasıyla yangının yaralarını süratle sardık. Evini kaybeden vatandaşlarımıza yeni yuvalarını teslim ettik. Hükümetimiz aleyhine yürütülen yoğun dezenformasyon kampanyalarına rağmen afet sırasında ne söz verdiysek hepsini tek tek yerine getirdik. Yanan alanların tamamı yeniden tohum ve fidanla buluştu. Yalan ağzına yuva yapmış birilerinin iddia ettiği gibi yanan alanlara temel atılmadı, tohum atıldı. Oralarda oteller değil fidanlar yükseldi' açıklamasında bulundu.<br><br><strong >'28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bine aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz'</strong></p><p >Sadece yanan alanları ağaçlandırmakla kalmadıklarını, orman yangınlarıyla mücadele kapasitesinin de güçlendirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:<br>'Şunu tüm halkımızın çok iyi bilmesini isterim; 28 bine yakın orman kahramanımız, 140 bine aşkın gönüllümüz, 28 yangın söndürme uçağımız, 119 helikopterimiz, 14 insansız hava aracımız, 6 bine yakın kara aracımızla özellikle bugünlerde 7-24 nöbetteyiz. Ekiplerimiz yılbaşından bu yana 1011 orman, 1862 orman dışı olmak üzere toplam 2 bin 873 yangına hızlıca müdahale etmiştir. Bugün şimdiye kadar ülkemiz genelinde 59 orman dışı olan alan olmak üzere toplam 90 yangın çıkmıştır. Bu yangınların 81&#39;i tamamen kontrol altına alınmıştır. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale&#39;deki yangınların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu yangınların söndürülmesi için 21 uçak, 58 helikopter, 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi olmak üzere toplam 929 kara aracı ile 3 bin 210 personelimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Yangından etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun diyorum. Kendi yangınlarımıza müdahale ederken ihtiyaç duyan ülkelere de destek veriyoruz. Şu anda çok şiddetli yangınlarla mücadele eden İspanya ve Fransa&#39;ya ikişer adet yangın söndürme uçağımızı destek amaçlı gönderdik. Başta İspanya ve Fransa olmak üzere orman yangınlarıyla boğuşan bütün ülkelere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.'<br><br><strong >'Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım'</strong></p><p >Özellikle Ağustos ve Eylül aylarında çok daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyerek uyarılarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Biz bütün ekiplerimiz ve imkanlarımızla teyakkuzda olmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın da hassasiyetlerini, korumalarını istirham ediyorum. Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim. Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim. Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112&#39;yi arayalım. Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım. Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-terorun-turkiye-ye-fat_1785393018_SoOc5l.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Terörün Türkiye'ye faturası 2,3 trilyon doları aştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-terorun-turkiye-ye-fat_1785393018_SoOc5l.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çelik: Düzenlemeler Meclis kapanmadan çıkacak]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/celik-duzenlemeler-meclis-kapanmadan-cikacak/39446/</link>
            <description><![CDATA[AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ’terörsüz Türkiye’ süreci çerçevesinde hazırlıkları süren yasal düzenlemelere ilişkin, "Hemen her gün toplantı yapıyoruz. İnşallah Meclis kapanmadan yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacağız" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/celik-duzenlemeler-meclis-kapanmadan-cikacak/39446/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:31:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi&#39;nde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, MYK toplantısında AK Parti&#39;nin kuruluşunun 25. yıldönümüne ilişkin hazırlık çalışmaları ile terörsüz Türkiye sürecinin ekonomik boyutunun değerlendirildiğini ve Meclis çalışmalarının ele alındığını söyledi. Çelik, konuşmasına başlamadan önce 2026 FIVB Milletler Ligi (VNL) finalinde Brezilya&#39;yı 3-1 yenerek şampiyon olan A Milli Kadın Voleybol Takımı&#39;nı tebrik etti.</p><p ><strong >'Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak bakımından yasal bir zeminin oluşması son derece önemli'</strong></p><p >Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir aşamada olunduğunu belirten Çelik, 'Yeni aşama; silah bırakmanın temin edilmesi, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşılması için bir yasal zeminin ortaya çıkmasıydı. Bununla ilgili çok sayıda toplantı yapıyoruz, hemen her gün çalışıyoruz ve istişarelerimizi sürdürüyoruz. Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Aslında bir başka boyutuyla mesele yeni başlıyor. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak bakımından yasal bir zeminin oluşması son derece önemli. Ama aynı zamanda oluşturulan politik atmosfer de önemlidir. Toplumsal atmosfere pozitif katkı sağlayıp sağlamamak önemlidir. Özellikle bu süreçte katkılar çok değerlidir. Yapıcı eleştiriler de çok değerlidir. Katkı adı altında dar mahalle ideolojilerinin gündeme gelmesi son derece zararlıdır' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Zaman tek rengin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğu bir siyasal yaklaşımın ortaya koyulmasının zamanıdır'</strong></p><p >Dar mahalle ideolojilerinin dışına çıkan, büyük bir zihinsel örnekle ve yapıcı bir dille konuşan bir yaklaşımın hep beraber üretilmesi gerektiğini aktaran Çelik, 'Bugün yakın coğrafyamıza baktığımızda Türkiye&#39;nin pozitif olarak nasıl ayrıştığını, Türkiye&#39;nin pozitif olarak değerleri yüksek bir temsille koruduğunu hep beraber görüyoruz. Sandık ve demokrasi var, siyasal katılımın önü açık, siyaset yapmanın önü açık. Bir tezi olanın millete ulaşması için imkanlarının önü açık. Bugünün dünyasına baktığınız da bunlar büyük değerler. Şimdi bunların büyük değerler olmasına yeni boyutlar eklendi. Eskiden bazı ülkeler bunlara ulaşacak siyasi sistemlere ve kurumsal kapasiteye sahip değildi. Şimdi daha büyük bir sıkıntı var, bunlara ulaşan yüksek kapasiteye sahip bazı devletlerin kurumlarının içinin boşaldığını, demokrasinin bir tür propaganda faaliyetine dönüştüğünü, hukukun elastik haline getirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu değerlerimizi korumamız konusunda daha güçlü bir yaklaşım koymamız gerekiyor. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri açısından en çok ihtiyaç duyulan durum şudur; ister katkı olsun, ister eleştiri olsun. Önemli olan sisteme oksijen mi yüklüyorsunuz yoksa toksik gazlar mı yüklüyorsunuz? Bugün daha çok oksijen yükleyecek bir dile ihtiyaç var. Dar mahallenin dar kalıplarını aşacak, daha büyük ölçeklerden bakacak yaklaşımlara ihtiyaç var. Hem hukuki hem siyasi açıdan ince işçilik gerekiyor. Zaman propaganda zamanı değil. Zaman, sadece belli bir kesimin rengini diğerlerine dayatmasının zamanı değil, tek rengin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğu ve bu rengin altında diğer bütün renklerin kendisine en anlamlı aidiyeti bulduğu bir siyasal yaklaşımın ortaya koyulmasının zamanıdır' değerlendirmesinde bulundu.</p><p ><strong >'Meclis kapanmadan yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacağız'</strong></p><p >Terörsüz Türkiye konusunda hazırlıkların ve çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirten Çelik, 'Hemen her gün toplantı yapıyoruz. Saatler süren toplantılar yapıyoruz. İnşallah Meclis kapanmadan yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacağız' dedi.</p><p ><strong >'Dünyanın gözü önünde Filistinlilerin anavatanları işgal edilmeye çalışılıyor'</strong></p><p >İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria&#39;da İsrail askerlerinin koruması altında Filistinlilerin evlerine ve topraklarına yönelik saldırılarına değinen Çelik, 'Bu bir gasptır, bir işgaldir. Dünyanın gözü önünde Filistinlilerin anavatanları işgal edilmeye çalışılıyor. Gazzeleştirme şeklindeki soykırım faaliyetinin İsrail tarafından Batı Şeria&#39;ya, hatta Lübnan&#39;a yansıtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu bütün dünya için tehlikelidir. Bugün uzak olduğunu zanneden ülkeler bile yarın bu krizlerle yüzleşmek zorunda kalacaklar. Dünyanın bir yerinde Uluslararası Ceza Mahkemesi ile ilgili tartışmaları izleseniz, dünyadaki hemen hemen bütün odaklar Uluslararası Ceza Mahkemesi&#39;nin Netanyahu ve soykırım şebekesi hakkında verdiği kararların ne kadar doğru olduğunu, hatta bunun az olduğunu söylerler. Fakat, Uluslararası Ceza Mahkemesi&#39;nin nasıl hedef alındığını görüyorsunuz. Netanyahu ve soykırım şebekesi, mahkemenin en temel insan haklarıyla ilgili aldığı kararı bile bir nefret suçu olarak kodlamaya çalışıyor. Tarihte böyle bir ikiyüzlülük, böyle bir yalan şebekesi görülmemiştir. Netanyahu ve onun soykırım şebekesi sadece Filistin için değil, bütün dünya için bir sıkıntıdır. Büyük bir hassasiyetle uluslararası hukuku ve barışı korumak için artık yapılacak ilk iş bu şebekeye karşı somut adımlar atmaktır' diye konuştu.</p><p ><strong >'Faaliyetler, soykırım şebekesinin bütün mabetlere karşı nefret şebekesi gibi hareket ettiğini gösteriyor'</strong></p><p >İsrail tarafından Mescid-i Aksa&#39;ya gerçekleştirilen saldırıyı en şiddetli şekilde lanetlediklerini de dile getiren Çelik, Mescid-i Aksa&#39;nın statüsünün korunmasının uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğunu sözlerine ekledi. Camilerin yanı sıra kiliselere ve Hristiyan din adamlarının engellenmesine yönelik faaliyetlerin de olduğunu söyleyen Çelik, 'Bu soykırım şebekesinin bütün mabetlere karşı nefret şebekesi gibi hareket ettiğini de gösteriyor' ifadelerine yer verdi.</p><p ><strong >'Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir'</strong></p><p >Çelik, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara&#39;da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi&#39;nin hala dünya gündeminde yerini koruduğunu belirterek, 'Bu toplantıda esas konu, ABD ile Avrupa arasında fay kırığının birbirinden kopan iki parçaya dönüşüp dönüşmeyeceği ya da birtakım yakınlaşmaların olup olmayacağıydı. Burada kritik konu Başkan Trump&#39;ın zirveye katılmasaydı. Trump, &#39;Ben bu zirveye katılmayacaktım ama Başkan Erdoğan&#39;ın daveti üzerine katılıyorum&#39; dedi. Atlantik İttifakı açısından çok daha büyük krizleri ve ayrışmaları doğuracak bir zirve söz konusu olacaktı. Burada bunu engelleyen durum Türkiye&#39;nin ve Cumhurbaşkanımızın ev sahipliği oldu. Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki, nerede dünyada bir mesele varsa dönüp sayın Cumhurbaşkanımıza &#39;nasıl yardımcı olabilirsiniz, değerlendirmelerini almak isteriz&#39; diyorlar. O bakımdan sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği bir referans noktası haline gelmiştir' dedi.</p><p >Çelik, Yunanistan tarafından Batı Trakya&#39;da Türk azınlığa ait 8 okulun kapatılmasına yönelik kararı reddettiklerini de söyledi.</p><p ><strong >'Suriye&#39;nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya devam edeceğiz'</strong></p><p >Suriye&#39;de Halk Meclisinde gerçekleştirilen oturumun Cumhurbaşkanı Şara başkanlığında gerçekleşmiş olmasının Suriye açısından son derece kıymetli olduğuna da değinen Çelik, 'Uluslararası toplumu İsrail&#39;in Suriye&#39;yi istikrarsızlaştırıcı çabalarına karşı uyarıyoruz. BM Genel Sekreteri Guterres, İsrail&#39;in Suriye içerisinde işgal ettiği toprakların doğrudan Suriye&#39;nin egemenliği altında olduğunu net bir şekilde ifade etti. O sebeple Suriye&#39;nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya devam edeceğiz' diye konuştu.</p><p >Parti Sözcüsü Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazetecinin terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Meclis çalışmalarını sorması üzerine Çelik, 'Takvim iyi gidiyor. Burada 3-5 günden bahsetmiyoruz. Uzun bir zaman dilimi değil ama şöyle bir irademiz var; Meclis kapanmadan bu yasayı çıkaracağız. Çalışma devam ediyor. Önemli olan nitelikli bir şekilde iyi çalışılmış, ince işçiliği yapılmış olsun. Bazen umduğunuzdan daha erken de gerçekleşebilir. Temel irademiz bu yasayı yüce Meclis kapanmadan çıkarmaya gayret edeceğiz. Genel mutabakatın da bu şekilde olduğunu görüyoruz' cevabını verdi.</p><p ><strong >'Tartışma daha önce CHP içindeki iki kanat arasında devam ederken, şimdi CHP kökenli iki parti arasında devam ediyor'</strong></p><p >Mutlak butlan kararının ardından CHP&#39;den ayrılanların Yeni Parti&#39;yi kurmasına ilişkin soru üzerine Çelik, 'Eskiden &#39;Alacakaranlık Kuşağı&#39; adında çok kasvetli bir dizi vardı. CHP&#39;deki gelişmeler ona benzemeye başladı. Her gün yeni bir şey çıkıyor. Yenisi, eskisinden ziyade CHP&#39;nin iç çatışması başka zeminlerle ve formüllerle devam ediyor. Siyasi partiler demokrasi için vazgeçilmezdir, siyasi hayat için temel sütunlardır ve bütün sistem bunun üzerine oturur. Buradan baktığınızda yenisiyle, eskisiyle birbirini suçlamaya devam ediyorlar. Tüm bu olaylar başladığında &#39;AK Parti&#39;yi bu işin içine karıştırmayın. Bu iddiaları ortaya atanlar ve suçladıkları kişiler CHP&#39;li, bu eylemleri gerçekleştirmekle ilgili olarak iddianame konusu olan kişiler CHP&#39;lidir&#39; demiştim. Bu mesele sizin kendi meseleniz, bununla yüzleşin. Bu mesele Türkiye&#39;de bir sosyolojik ihtiyaç var da böyle bir parti olmalı yaklaşımının etrafında dönmüyor. Bu yolsuzluklar, skandallar konusunda CHP&#39;nin bir kanadının tavrıyla diğer kanadının tavrı arasındaki farklılıktan ortaya çıkan bir durum. Ortada yeni denecek herhangi bir şey yok, çünkü önceki tartışma kapanmış değil. Tartışma daha önce CHP içindeki iki kanat arasında devam ederken, şimdi CHP kökenli iki parti arasında devam ediyor' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/celik-duzenlemeler-meclis-kapa_1785220293_KIpcri.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çelik: Düzenlemeler Meclis kapanmadan çıkacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/celik-duzenlemeler-meclis-kapa_1785220293_KIpcri.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-teror-orgutleri-icin-artik-deniz-tukenmistir/39352/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye'ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-teror-orgutleri-icin-artik-deniz-tukenmistir/39352/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:27:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü&#39;nün 10. yılı dolayısıyla Başkent Millet Bahçesi&#39;nde düzenlenen '10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim' programına katıldı. Programa, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz şehitlerinin yakınları, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program öncesinde 15 Temmuz şehitlerinin isimleri tek tek okunarak anıldı. Ardından Piyanist Fahir Atakoğlu sahne alarak 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında bir performans sergiledi. Performansın ardından sela verildi. Daha sonra Kur&#39;an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Safi Arpaguş tarafından dua edildi.<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden 253 şehidi rahmetle andı, darbecilere karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gaziye ise millet adına şükranlarını sundu.<br><br><strong >'Şehit ve gaziler yağmur gibi yağan kurşunlara karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesinde milletin, devletin ebediyete kadar ayakta kalması uğruna büyük fedakarlıklar yaptığını belirterek, 'O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal gökte gururla heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın, devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan yardan serden geçtiler. Geride eşlerini bıraktılar. Evlatlarını bıraktılar. Gözü yaşlı analar yüreği mahzun babaları bıraktılar. Yağmur gibi yağan kurşunlara karşı helikopter ve F-16&#39;lardan atılan bombalara karşı namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar' şeklinde konuştu.<br><br><strong >'Aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına, jandarma, polis, özel harekat personeli ile meydanlara çıkarak demokrasiye sahip çıkan vatandaşlara teşekkür etti. O gece milletin ortaya koyduğu direnişin, Türkiye&#39;nin bağımsızlık ve milli irade konusundaki kararlılığını tüm dünyaya gösterdiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:</p><p >'Yine burada 15 Temmuz gecesi, üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına, jandarması, polisi, özel harekatçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum. O gece İstiklal Savaşı&#39;nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece emperyalizme uşaklık eden Haşhaşi çetesine karşı bir asır önce olduğu gibi yine &#39;Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım&#39; dedik. Buradan aziz milletimi bir kez daha tebrik ediyor, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğumu, kıvanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum.'<br><br><strong >'FETÖ&#39;cüler Ankara&#39;da 10 yıl önce Gazi Meclisi hedef aldı'</strong></p><p >İhaneti toplumu saran sinsi bir virüse benzeten Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca millete, devlete ihanet edenlere bakıldığında ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünün görüldüğünü söyleyerek, 'FETÖ&#39;cüler Ankara&#39;da 10 yıl önce Gazi Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekat Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı, TRT ve TÜRKSAT&#39;ımızı hedef aldılar. İstanbul&#39;da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar. Marmaris&#39;te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara&#39;da 149 kardeşimizi şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız tankların, helikopterlerin, F-16&#39;ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain pilot üniforması giymiş teröristlere emniyet binasını vurun diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda 7&#39;si emniyet mensubu, 6&#39;sı sivil olmak üzere toplam 13 kahraman Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü' ifadelerine yer verdi.<br><br><strong >'Şehitlerimizin hepsinin ayrı bir destanı var'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz şehitlerinin her birinin ayrı bir hikayesinin olduğuna vurgu yaparak, 'O gece burada şehit düşen vatan evlatlarından biri Polis Memuru Varol Tosun kardeşimizdi. Varol Tosun devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, &#39;sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?&#39; Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu; &#39;gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam&#39;. Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına &#39;ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum&#39; demişti. Annesine &#39;devleti bu çapulculara mı bırakacağız&#39; demişti. Babasına &#39;ben şehit olmaya gidiyorum, çocuklarım size emanet&#39; diyerek evden fırlamıştı. Yolda nereye gidiyorsun diye soranlara &#39;benim safım belli, ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum&#39; diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı. Yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı' şeklinde konuştu.<br><br><strong >'Bize ömür biçenlere, sesleniyorum; cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür'</strong></p><p >Erdoğan, 15 Temmuz gecesi milletin ortaya koyduğu direnişin tarihe geçen büyük bir destan olduğunu belirterek, şehitlere Allah&#39;tan rahmet diledi. Darbe girişimi sırasında meydanlara çıkarak iradesine ve devletine sahip çıkan vatandaşlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içi ve yurt dışında Türkiye için dua eden herkese şükranlarını sundu. Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p >'Bakınız burada Fatih Sultan Mehmet Köprüsü&#39;ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum. İnsan bir kere ölür ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür. Şunu herkes bilsin ki biz İstiklal Marşı &#39;Korkma&#39; ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegane millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze&#39;den Lübnan&#39;a, Somali&#39;den Suriye&#39;ye, Arakan&#39;dan Sudan&#39;a nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz.'<br><br><strong >'Orta Doğu&#39;dan Balkanlara, Kafkasya&#39;dan Afrika&#39;ya mazlumlar büyük bir umutla Türkiye&#39;ye bakıyor'</strong></p><p >Dünyanın farklı bölgelerindeki mazlumların umutla Türkiye&#39;yi takip ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu umudu ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere izin vermeyeceklerini söyledi. Erdoğan, 'Bugün de dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablus, Şam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze&#39;nin, Batı Şeria&#39;nın, Kudüs&#39;ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu&#39;dan Balkanlara, Kafkasya&#39;dan Afrika&#39;ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye&#39;ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah&#39;ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >'FETÖ olduğu sürece FETÖ ile mücadele de olacaktır'</strong></p><p >Milletin hafızasının güçlü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışında hayatını kaybeden terör örgütü elebaşlarının da affedilmeyeceğin altını çizdi. FETÖ ile mücadelede rehavete yer olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü elebaşının ölümünün ardından örgütün zayıflamış görünmesine rağmen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:<br>'FETÖ olduğu sürece FETÖ ile mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ ile mücadeleyi hukuk zemininde tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ&#39;nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz. Nitekim emniyetimiz ve yargımız aynı şekilde istihbarat birimlerimiz tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ediyor. Bu süreçte suçlu ve suçsuz aralarındaki ayrıma azami dikkat gösteriliyor. Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerimiz devam ediyor. Türkiye Maarif Vakfımız dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza atıyor. Örgütün ülkemiz içinde meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmiyoruz. FETÖ&#39;nün bürokraside, siyasette özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ediyoruz. Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkemize iadesi için yoğun çaba harcıyoruz. En büyük özelliği kanser hücresi gibi. Vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz.'<br><br><strong >'Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye&#39;ye karşı düşmanca tutumundan vazgeçen ve pişmanlık duyanlara devletin hukuk çerçevesinde yaklaşacağını belirterek, 'Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye&#39;nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse, çok net söylüyorum, bunun da hesabını adalete verecektir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir; terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye&#39;ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki Allah&#39;ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe, Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, &#39;Yenikapı&#39; ruhu diri olduğu sürece, evvelallah Türkiye&#39;nin yolunu kimse kesemeyecek' açıklamasında bulundu.</p><p >Milletin birlik ve beraberliğini koruduğu sürece iradesine kimsenin zincir vuramayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasinin kesintiye uğramayacağını, milli iradeye kastedenlerin ise adalet önünde hesap vereceğini söyledi.<br>Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın yanı sıra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kabine üyeleri, milletvekilleri, 15 Temmuz şehitlerinin yakınları, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-teror-orgutleri-icin-a_1784183236_vRihPt.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-teror-orgutleri-icin-a_1784183236_vRihPt.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Bu millete bir daha 15 Temmuz benzeri ihanetler yaşatılmasın]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-bu-millete-bir-daha-15-temmuz-benzeri-ihanetler-yasatilmasin/39346/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rabbim, mazisi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş aziz milletimize bir daha 15 Temmuz benzeri ihanetler yaşatmasın. Bu milletin en büyük gücü birliğidir, beraberliğidir, bin yıldır sevinç ve hüzünle yoğrulan kadim kardeşliğidir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-bu-millete-bir-daha-15-temmuz-benzeri-ihanetler-yasatilmasin/39346/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:19:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle '15 Temmuz: Türkiye Yüzyılı&#39;nın İstiklal Beyannamesi' başlıklı bir makale kaleme aldı. Gazetelerde yayımlanan makaleye, 'Tarihin akışını değiştiren koca bir milletin istiklal ve istikbali için canı pahasına mücadele ettiği o meşum gecenin üzerinden tam on yıl geçti' ifadeleriyle başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p >'15 Temmuz, yalnızca hain bir darbe girişiminin başarısızlığa uğratıldığı bir gece değil; milletimizin iradesine, demokrasisine ve bağımsızlığına canı pahasına sahip çıktığı, tarihe altın harflerle yazılmış büyük bir demokrasi zaferidir. O gece necip milletimiz, anavatanımızı işgale yeltenen emperyalistlere ve onların iş birlikçilerine tıpkı İstiklal Harbi&#39;nde olduğu gibi tarihin en büyük derslerinden birini verdi. 15 Temmuz, şairin &#39;Ecdadımızın heybeti ma&#39;ruf-i cihandır/Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır&#39; dizelerinde dile getirdiği gibi bin yıl evvel Malazgirt&#39;te kahramanca mücadele edenlerin, 500 yıl evvel İstanbul surlarında Sultan Fatih&#39;in rüyasını gerçekleştirmek, Peygamber Efendimiz&#39;in müjdesine nail olmak için ruhunu ve bedenini ortaya koyanların, yüz yıl evvel vatan müdafaası için canını hiçe sayanların inancı ve kararlılığıyla sokaklara, meydanlara koşan asil milletimizin tarihe altın harflerle yazdığı bir büyük destandır.'</p><p ><strong >'Milletimiz istiklal ve istikbaline yine kendisi sahip çıktı'</strong></p><p >Makalesinde gözü dönmüş terör örgütünün tarihte benzerine az rastlanacak ihanet girişimine karşı aziz milleti milli iradeye sahip çıkmak adına meydanlara ve havalimanlarına çağırırken basit bir davette bulunmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaytetti:</p><p >'Milletimize yaptığımız çağrı, aziz milletimizin demokratik sağduyusuna, ferasetine ve cesaretine duyduğumuz güvenin bir tezahürüydü. Ecdadımızın bize bıraktığı en mukaddes miraslardan biri olan &#39;Ya istiklal ya ölüm&#39; şiarını yeniden ayağa kaldırmayı gaye edindik. Adeta tarihin derinliklerinden çıkıp gelen milletimiz de bu çağrıya canını ve ruhunu hiçe sayarak anında cevap verdi. Hamdolsun, milletimiz bu güveni boşa çıkarmadı, istiklal ve istikbaline yine kendisi sahip çıktı. O gece milletimiz, iradesine vurulmak istenen zincirleri paramparça etmiş, vesayetin ve ihanetin prangalarını söküp atarak, Türkiye&#39;nin önündeki engelleri birer birer yıkmıştır. O gece 253 vatan evladımız şehadet şerbetini içerken, 2 binden fazla kardeşimiz yaralandı. Bu rakamların her biri, vatanı, bayrağı ve milli iradeyi korumak uğruna ortaya konulan fedakarlığın, cesaretin ve kahramanlığın ayrı ayrı nişanesidir.'</p><p ><strong >'Her alanda FETÖ&#39;nün kökünü kazıdık'</strong></p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Geçen on yıllık süre zarfında eli kanlı terör örgütü FETÖ ile mücadelemizi hem yurt içinde hem de uluslararası alanda tavizsiz bir kararlılıkla sürdürdük' ifadelerini kullanarak, şunları kaydetti:</p><p >'Çünkü devletimizin içine sızmış bu kanser hücresini temizlemek ve faillerin adalet önünde hesap vermelerini sağlamak, canlarını seve seve feda eden şehitlerimize en büyük borcumuzdu. Bürokrasiden orduya, yargıdan iş dünyasına kadar her alanda FETÖ&#39;nün kökünü kazıdık. Bununla birlikte aklımızdan asla çıkarmamamız gereken şu yalın gerçeği de bir kez daha hatırlamakta fayda var; yaşanan 10 yıl önce başlamış ve bitmiş bir mücadele değil. FETÖ ve benzeri sinsi yapıların devletimize ve milletimize yeniden tasallutunu engellemenin yegane yolu, 15 Temmuz ruhunu her daim diri tutmak ve bu bilinci gelecek nesillere de aktarmaktan geçiyor.'</p><p ><strong >'Bu milletin en büyük gücü birlik ve beraberliğidir'</strong></p><p ><strong >Hain darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yılda acıların ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesine şöyle devam etti:</strong></p><p >'Bununla birlikte FETÖ ve benzeri tüm terör odaklarıyla olan savaşımızı aynı azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz. 15 Temmuz&#39;un 10. yılında, artık çok daha güçlü, çok daha kararlı ve birbirine sımsıkı kenetlenmiş bir Türkiye var. Bu topraklarda 15 Temmuz ruhu diri kaldığı müddetçe hainlerin sinsi planlarının ve onların arkasındaki küresel senaristlerin kirli oyunlarının asla karşılık bulamayacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bu vesileyle o karanlık geceyi sinesini siper ederek aydınlığa kavuşturan, canı pahasına ecdadımızın yadigarı olan ve yüzyıllardır hüküm sürdüğümüz bu toprakları bize yeniden vatan kılan tüm şehitlerimize, Allah&#39;tan rahmet diliyorum. Gazilerimize hayırlı, bereketli ve uzun ömürler niyaz ediyorum. Rabbim, mazisi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş aziz milletimize bir daha 15 Temmuz benzeri ihanetler yaşatmasın. Bu milletin en büyük gücü birliğidir, beraberliğidir, bin yıldır sevinç ve hüzünle yoğrulan kadim kardeşliğidir. Allah, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-bu-millete-bir-daha-15_1784121548_0r7Haq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Bu millete bir daha 15 Temmuz benzeri ihanetler yaşatılmasın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-bu-millete-bir-daha-15_1784121548_0r7Haq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Milli meseleler siyaset malzemesi yapılamaz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-milli-meseleler-siyaset-malzemesi-yapilamaz/39330/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin, "Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-milli-meseleler-siyaset-malzemesi-yapilamaz/39330/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:32:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı&#39;nın ardından basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen 36&#39;ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#39;nin yanı sıra bölgedeki güncel gelişmelerin değerlendirildiğini belirten Erdoğan, toplantıda alınan kararların hayırlara vesile olmasını temenni etti. Başta Avrupa olmak üzere insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa soykırımının 31&#39;inci yıl dönümü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o günlerde yaşanan savaş kadar acı olan bir başka hususun Bosna Hersek halkının yalnız bırakılması olduğunu söyledi.<br><br><strong >'31 sene geçmesine rağmen Srebrenitsa soykırımının kalbimizde açtığı yaralar kanamaya halen devam ediyor'</strong></p><p >Bosna Hersek&#39;te gerçekleştirilen soykırımı Batılı ülkelerin ve kurumların sadece uzaktan seyretmekle yetindiğine vurgu yapan Erdoğan, 'Sivilleri korumak amacıyla bölgeye gönderilen Birleşmiş Milletler Koruma Gücü kendisini dahi koruyamazken; &#39;güvenli bölge&#39; olarak iln edilen şehirler, bugün bile utançla hatırladığımız katliamlara sahne oldu. Aralarında çocukların, kadınların, yaşlıların da olduğu 8 bin 372 Boşnak, katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Üzerinden tam 31 sene geçmesine rağmen Srebrenitsa soykırımının kalbimizde açtığı yaralar kanamaya halen devam ediyor. Mavi kelebeklerin izinde ortaya çıkartılan her toplu mezarla, kimlik tespiti yapılan her şehit naaşıyla birlikte yüreğimize yeni bir ateş düşüyor. 31&#39;inci seneidevriyesinde Srebrenitsa şehitlerini bir kez daha rahmetle yd ediyor, mekanları cennet olsun diyorum' ifadelerini kullandı.</p><p >Türkiye olarak benzer acıların tekerrür etmemesi için ne gerekiyorsa yapıldığını aktaran Erdoğan, farklı inanç, kültür ve etnik kimliklerin barış içinde yaşadığı, istikrarlı ve müreffeh bir Bosna Hersek için çalışmaya devam edeceklerini, Türkiye&#39;nin ve Türk milletinin desteğinin her zaman Bosna Hersek&#39;le beraber olacağını sözlerine ekledi.<br><br><strong >'Merhum Şeyh Hamad, vizyoner liderliğiyle Katar&#39;ın bugünlere gelmesinde çok büyük pay sahibiydi'</strong></p><p >Hayatını kaybeden Katar Devleti Emiri Şeyh Hamad Bin Halife El Sani&#39;ye Allah&#39;tan rahmet niyaz eden, Katar Emiri Şeyh Temim&#39;in şahsında ise Katar halkına taziyelerini sunan Erdoğan, 'Merhum Şeyh Hamad, vizyoner liderliğiyle Katar&#39;ın bugünlere gelmesinde çok büyük pay sahibiydi. Filistin davası başta olmak üzere İslam dünyasının meseleleriyle yakından ilgilenen, nerede bir kanayan yara varsa sarmak için koşturan vicdanlı, dirayetli, samimi bir Müslümandı. Gerek şahsım gerekse ülke olarak, Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yaptığı eşsiz katkıları hiçbir zaman unutmayacak, kendisini şükranla hatırlayacağız. Rabbim ruhunu şd, mekanını inşallah cennet eylesin' dedi.<br><br><strong >'Liderlerin tamamı zirveye bizzat icabet etti'</strong></p><p >Erdoğan, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye&#39;nin ev sahipliğinde 36&#39;ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi&#39;ni başarıyla gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde gerçekleştirilen zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının iştirak ettiğini dile getirdi. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen ABD Başkanı Donald Trump dahil olmak üzere liderlerin tamamının davete bizzat icabet ettiğini söyleyen Erdoğan, 'Liderlerin yanı sıra 100&#39;e yakın bakan, bin delege olmak üzere 4 bin 800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara&#39;da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak NATO&#39;nun Asya-Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarından Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katılmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski ile Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara da 8 Temmuz&#39;da Ankara&#39;ya ikili ziyaret gerçekleştirmiştir. 2 bin 500&#39;ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubu zirveyi takip etmiştir' ifadelerini kullandı.<br><br><strong >'Güvenlik tedbirleri noktasında işi şansa bırakmadık'</strong></p><p >NATO zirvelerinin güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale, dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılar olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksikleri, yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı&#39;nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek, hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askeri Havalimanı&#39;nı yeniden ihya ederek hizmete açtık. Böylece Başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konuk evi ile modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk' açıklamasında bulundu.<br><br><strong >'Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır'</strong></p><p >Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdiklerini de belirten Erdoğan, 'Buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş olan tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara&#39;nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse bu sene Cumhuriyetimizin 103&#39;üncü yıldönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara&#39;da coşkuyla kutlayacağız. İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13&#39;üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi&#39;nde de sergileyeceğiz' diye konuştu.<br>Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi&#39;nin zirve süresince uluslararası medya merkezi olarak hizmet verdiğini kaydeden Erdoğan, toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla beraber zirvenin tüm dünyaya ulaştırıldığını söyledi.<br><br><strong >'İlginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini görüyoruz'</strong></p><p >İştirak ettiği NATO toplantılarına kıyasla Ankara&#39;da gerçekleştirilen zirvenin medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olduğunu ifade eden Erdoğan, 'Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini görüyoruz. Mehter Marşı&#39;ndan tören kıtasında ilk kez yer alan yeniçerilerimize, Türk Yıldızları&#39;nın muhteşem gösterisinden atlı birliklerimize, verilen hediyelerin özgünlüğünden organizasyonun kusursuzluğuna, Külliyemizden kütüphanemize kadar birbirini tamamlayan pek çok unsur insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya devam ediyor. Bütün bunları sadece Türkiye&#39;nin tanıtımı açısından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliği ile Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini göstermesi bakımından önemli buluyoruz' dedi.<br><br><strong >'Milli meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz'</strong></p><p >Türkiye&#39;de kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesimin olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dhil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye&#39;nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele &#39;5 dakikacık bir görüşme&#39; için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz. Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür. Her zaman söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan, hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye&#39;nin başarısı, 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye&#39;nin sıkıntısı ise, bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır. Milli meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz' değerlendirmesinde bulundu.<br><br><strong >'NATO Liderler Zirvesi köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur'</strong></p><p >Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:<br>'Özellikle mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum; ister kabul edin, ister etmeyin ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla, zurnalarıyla coşturan Mehter Takımımız, Osmanlı&#39;nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı&#39;nın da yer aldığı Muhafız Alayımız, zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır.'<br><br>'<strong >Küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır'</strong></p><p >Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nin Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nin olduğu gibi devletin ve 86 milyonun temsil makamı olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekn milletin evidir. Burası asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye&#39;nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi &#39;Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ne ne gerek var?&#39; diyenlere, &#39;İktidara gelirsek Külliyeyi yıkacağız&#39; diyen vizyon fukaralarına, bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir' dedi.<br><br><strong >'Türkiye, dönüşümün tam merkezinde NATO&#39;nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır'</strong></p><p >NATO Zirvesi&#39;nin Türkiye&#39;nin merkezi rolünün berraklaşmasına vesile olduğunu dile getiren Erdoğan, 'Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha dil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara Zirvesi&#39;nde somutlaşması, toplantıyı ittifakın tarihî zirvelerinden biri haline getirmiştir. Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayii kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO&#39;nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede savunma sanayii işbirliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik' şeklinde konuştu.<br>Zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayii Forumu&#39;na bine yakın katılımcı ve basın mensubunun iştirak ettiğini kaydeden Erdoğan, ittifakın öncelikli konularından biri olan dronlara karşı çalışmaların dikkate alınarak, &#39;İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi&#39;nin Konya&#39;da kurulmasına karar verildiğini de ifade etti.<br><br><strong >'Sayın Trump&#39;ın devlet başkanı seviyesinde Amerika&#39;dan Türkiye&#39;ye 17 yıl sonra yaptığı resmi ziyaret fevkalade anlamlıydı'</strong></p><p >Erdoğan, NATO Zirvesi&#39;nin Türkiye&#39;nin tezlerinin en gür şekilde dillendirildiği bir platform görevi gördüğünü belirterek, 'Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimizin maruz kaldığı insanlık dışı saldırıları çok net biçimde gündeme getirdik. Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini bir kere daha vurguladık. Zirve marjında 3 gün boyunca yoğun temaslarımız oldu. NATO Genel Sekterinin yanı sıra Kanada, Finlandiya, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Karadağ, Slovakya, Arnavutluk ve Avrupa Birliği Liderleriyle görüşmeler gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile Suriye&#39;deki son durumu değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca savunma ve güvenlik temalı aralarında 50&#39;nin üzerinde düşünce kuruluşunun katımıyla Ankara Palas&#39;ta düzenlenen programın da bulunduğu 7 ayrı etkinliğe ev sahipliği yaptık. Zirveye katılan liderlerin eşlerini de milletimizin müstesna misafirperverliğini yansıtan başarılı bir organizasyonla en güzel şekilde ağırladık. Özellikle Sayın Trump&#39;ın devlet başkanı seviyesinde Amerika&#39;dan Türkiye&#39;ye 17 yıl sonra yaptığı resmi ziyaret fevkalade anlamlıydı. Kendisinin ülkemiz ve zirveyle ilgili övgü dolu mesajlarını da memnuniyetle karşıladık. Gerek Türk-Amerikan ilişkilerinin güçlenmesi, gerek ikili ticaretimizin 100 milyar dolar hedefine ulaşması, gerekse bölgemizde barışın ve istikrarın tesisi için Sayın Trump&#39;la birlikte çalışmaya devam edeceğiz' dedi.<br>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:<br>'Üretimin yavaşlamaması, sanayimizin rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için gerekli adımları atıyoruz. İmalat sektörü için kurumlar vergisi oranını yüzde 12 buçuğa indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam Koruma Programı kapsamında istihdam başına aylık 3 bin 500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık. Tüm imalat sektörlerimiz için devreye aldığımız 100 milyar liralık kredi paketi sanayicilerimizin finansmana erişimine ilave bir destek oldu. Bu olumlu seyri hızlandırmak için, şimdi yeni bir adım atarak, Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programının kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun şartlarda finansmana erişim imkanını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun şartlarda bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa şartlarından daha cazip olan 6 ay ana para ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun şartlı kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun diyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-milli-meseleler-siyase_1784010722_zWZ4K5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Milli meseleler siyaset malzemesi yapılamaz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-milli-meseleler-siyase_1784010722_zWZ4K5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yılmaz: Bağımsız Dış Politika İçin Güçlü Savunma Sanayii Şart]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/yilmaz-bagimsiz-dis-politika-icin-guclu-savunma-sanayii-sart/39317/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz." dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/yilmaz-bagimsiz-dis-politika-icin-guclu-savunma-sanayii-sart/39317/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:26:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 24 TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.</p><p >Dünyada güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde olunduğunu belirten Yılmaz, hem ekonomik hem de siyasi olarak dünyanın bir geçiş sürecinde olduğunu ifade etti.</p><p >Yılmaz, mevcut uluslararası kurumların, kuralların zayıfladığı, çatışmaların arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile getirerek, bu risklerden NATO&#39;nun da payını aldığını söyledi.</p><p >'NATO&#39;nun beyin ölümü gerçekleşti' gibi sözlerin de duyulduğunu anımsatan Yılmaz, 'Ama bu son NATO toplantısı, bunun pek böyle olmadığını gösterdi. Yani NATO bir anlamda bu yeniden bir toparlanma görüntüsü çizdi Ankara toplantısıyla. Avrupa ülkeleri son dönemde savunmaya ciddi bir şekilde önem vermeye başladılar. Hem &#39;safe&#39; dediğimiz bir programla Avrupa Birliği 800 milyar avroluk bir ortak bütçe oluşturdu. Bir taraftan da tek tek ülkeler harcamalarını arttırmaya başladılar.' diye konuştu.</p><p >Ankara, NATO&#39;nun toplanabildiğini gösterdiğini ifade eden Yılmaz, bunun başlı başına başarı olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi&#39;ne bütün liderlerin katılmasının, hem organizasyon hem de içerik itibarıyla başarılı olduğunu vurguladı.</p><p >Yılmaz, yeniden Avrupa-ABD dengesinin kurulduğu bir NATO Zirvesinin olduğunu belirterek, 'Avrupa sütununun giderek güçleneceği artık net bir şekilde görüldü. Avrupa, NATO&#39;da Amerika kadar olmasa da o yönde ilerleyen, yükü neredeyse yarı yarıya paylaşacak hedefle yoluna devam eden bir konumda.' dedi.</p>'Gelecek bizim, gelecek Türkiye&#39;nin'<p >NATO Ankara Zirvesi&#39;nde savunma sanayisinin de yükselişini gördüklerini belirten Yılmaz, ilk defa Savunma Sanayii Forumu&#39;nun resmi parçası haline geldiğini söyledi.</p><p >Yılmaz, bunun Türkiye açısından da bir avantaj olduğunu dile getirerek, Türkiye&#39;nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın siyasi iradesiyle bu yola erken çıktığını belirtti.</p><p >Şu anda bu yola erken çıkmanın avantajını yaşadıklarını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p >'Ordumuzun envanterine giren ürünlerin yüzde 80&#39;inden fazlası bir yerlilik oranımız var. Dünyada 11. ihracatçı konumdayız ve yakın bir gelecekte ilk 10&#39;a gireceğiz Türkiye olarak. Geçen yıl 10 milyar doları aşmıştık, bu sene son 12 aylık döneme bakarsanız 11 milyar doların üzerinde bir ihracatımız var. Bunun yanı sıra bence en önemli unsurlardan biri şu, genç bir nüfusumuz var. 100 bin civarında bir istihdamımız var, ortalama yaşı çalışanların 34. Batı&#39;ya bakıyorsunuz, 50&#39;nin üzerinde ortalama yaş. Dolayısıyla gelecek bizim, gelecek Türkiye&#39;nin. Bunun da ne kadar takdir edildiğini ve önemsendiğini bu NATO Zirvesi&#39;nde bir kez daha görmüş olduk.'</p><p >Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi&#39;nde Türkiye&#39;nin müthiş bir organizasyon yaptığını vurgulayarak, 'Bizzat NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte&#39;nin bana söylediği bir sözü ifade edeyim, &#39;Bir sonraki ülkenin işi çok zor. Çıtayı çok yükseğe koydunuz.&#39; dedi.' ifadelerini kullandı.</p><p >Birçok kurum ve kişinin büyük katkısıyla çok iyi organize edilmiş bir toplantının gerçekleştirildiğini dile getiren Yılmaz, Türkiye&#39;nin bu anlamda uluslararası görünümünü de oldukça yükselttiğini ve prestijini tahkim ettiğinin altını çizdi.</p><p >Yılmaz, bu yıl Türkiye&#39;de başka zirvelerin de olduğunu belirterek, bu yılı 'zirveler yılı' olarak niteledi. Antalya Diplomasi Forumu&#39;nun yapıldığını hatırlatan Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı Liderler Zirvesi&#39;nin ve Taraflar Konferansının (COP31) Türkiye&#39;de gerçekleştirileceğini anımsattı.</p><p >Yılmaz, dünyanın çevre meselelerinin Türkiye&#39;de tartışıldığının görüleceğine işaret ederek, 'Gerek Antalya Diplomasi Forumu gerek bu zirveler Türkiye&#39;nin merkez bir ülke olma vasfını bence çok daha belirgin bir şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın meseleleri, hem güvenlik meseleleri, hem diplomasi meseleleri, hem çevre meseleleri bu yıl Türkiye&#39;de tartışılıyor. Bu da inanıyorum ki bütün vatandaşlarımıza gurur verici bir tablo.' diye konuştu.</p>'Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu'<p >'NATO Zirvesi sonunda katılımcı devlet başkanlarının isimlerinin yazılı olduğu Türk yapımı bir silah hediye edildi. Bazı devlet başkanları bu hediyeyi ülkelerine sokamadılar. Bu planlı bir hareket miydi?' sorusuna Yılmaz, NATO&#39;nun bir güvenlik teşkilatı olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:</p><p >'Bazı ülkelerin iç mevzuatları gereği götüremediklerine dair bir bilgim var. Dolayısıyla yani bu kendi iç mevzuatları gereği yapamamış olan ülkeler var ama esas itibarıyla bir güvenlik zirvesi, dolayısıyla onunla bağlantılı bir hediye...</p><p >Külliye&#39;nin ne kadar önemli bir rol üstlendiğini gördük bu zirvede. İyi ki böyle bir Külliyemiz var, kütüphanesiyle, sergi salonlarıyla, toplantı salonlarıyla... Başka türlü Ankara&#39;da böyle bir zirveyi icra etmek çok zor olurdu diye düşünüyorum. Gelen tüm misafirlerimiz de hayran kaldılar doğrusu, beğenilerini de çok açık bir şekilde ifade ettiler.'</p><p >Yılmaz, NATO Ankara Zirvesi&#39;nin başarıyla tamamlandığını, liderlerin, basın mensupları ve destek personelinin organizasyondan memnun ayrıldığını belirterek, 'Basın mensuplarına da çok iyi bir ortam hazırlandı, ikramlardan tutun çalışma mekanlarına varıncaya kadar gayet güzel bir zirve yaşadık. Kazasız belasız, son derece başarılı bir zirve oldu.' ifadelerini kullandı.</p>'Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde'<p >'ABD Başkanı Donald Trump, yaptırımların kaldırılması ve F-35&#39;lerin Türkiye&#39;ye verilmesi konusunda olumlu fakat muallak ifadeler kullandı. Sürecin nasıl ilerleyeceğini öngörüyorsunuz?' sorusu üzerine Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:</p><p >'Müttefikler arasında yaptırım olmaz, müttefikler arasında ticari kısıtlama olamaz. Maalesef Türkiye bunlarla karşı karşıya kaldı. Açık veya örtülü, bazen açık bazen örtülü yaptırımlarla, engellemelerle karşı karşıya kaldı. Türkiye bu sıkıntılara karşı kendi gücünü daha fazla kullandı ve belli bir yere geldi. Bize eskiden kısıtlama uygulayan ülkelere şimdi ihracat yapar hale geldik. Paramızla verip alamadığımız ürünleri şimdi biz başkalarına parası mukabilinde satar hale geldik. Bu tarafını da unutmayalım.</p><p >En azından belli bir süre birtakım konularda ilerleme sağlayıncaya kadar ihtiyaç duyduğumuz ürünleri almamız önemli. Bu çerçevede bu yaptırımlar gerçekten hiçbir şekilde izah edilemez. Olmaması gereken şeyler. Siz müttefik olduğunuzu söylüyorsunuz, aynı çatı altındasınız, müttefik dediğiniz ülkeyi zor duruma düşürücü tavır alıyorsunuz. Yani bu hakikaten ittifak ruhuyla uyuşmayan bir yaklaşım, bağdaşmayan bir yaklaşım.'</p><p >Yılmaz, ABD Başkanı Trump&#39;ın, 'Biz dostlarımıza yaptırım yapamayız' dediğini ifade ederek, Trump yönetimindeki siyasi iradenin net olduğunu söyledi.</p><p >Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 'Bunda tabii Sayın Cumhurbaşkanımızla kurduğu ilişkinin ben yine önemli olduğunu düşünüyorum. Hakikaten çok uyumlu bir yaklaşım sergiliyor. Çok saygı duyuyor Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bunu da defalarca ifade etti. Dolayısıyla orada çok kendisi zaten net bir şekilde siyasi iradesini ortaya koydu. Bundan sonraki süreci hep birlikte takip edeceğiz ama artık top Amerikan yönetiminde, onlar mutlaka bu konuda gereğini yapacaklardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da gazeteciler bu soruyu sorduğunda, &#39;Bizi izlemeye devam edin&#39; dedi. Dolayısıyla burada bir gelişme olacaktır mutlaka.' diye konuştu.</p><p >'Türkiye&#39;yi ve dünyayı nasıl bir savunma politikası bekliyor?' sorusu üzerine Yılmaz, harcamaların arttığına dikkati çekerek, şunları söyledi:</p><p >'Niye bu kadar fazla artıyor dünyada savunma harcaması? Riskler yükseliyor, çatışma riskleri yükseliyor, hem bölgesel düzeyde hem küresel düzeyde. Dolayısıyla böyle dönemler başkalarının merhametine veya uluslararası kurumlara, kurallara güvenerek hareket edebileceğiniz dönemler değil, böyle bir lüksünüz yok. Kendi gücünüzü mutlaka tahkim etmeniz gerekiyor. Türkiye de uzun zamandır bu yönde hareket ediyor. Savunma sanayisi sadece güvenlikle ilgili bir mesele değil bana göre. Bağımsız dış politika izleyecekseniz, bir savunma sanayiniz olmak zorunda. Başkalarının size sağladığı enstrümanlarla güvenliğinizi sağlıyorsanız, bağımsız bir dış politika izleyemezsiniz.</p><p >Türkiye&#39;nin aslında savunma sanayisine yaptığı bu yatırım, aynı zamanda bağımsızlık iddiasıyla, bağımsız dış politika iddiasıyla da yakından ilişkili. Bağımsızlık derken izolasyonu kastetmiyorum ama kendi kararınızı verip bu süreçlere dahil olma anlamında söylüyorum. Türkiye çok şükür bu noktada.'</p><p >Yılmaz, savunma sanayisinde yaptıklarının, aynı zamanda bilgi ve teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek bir ekonomik yapı inşa etmek ve bunu da sosyal refaha dönüştürmek açısından da son derece kıymetli olduğunu vurguladı.</p>'Özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu'<p >Mehter Marşı ile karşılama yapmanın özel bir anlamının olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, 'Tabii ki var, yani bence devletimizin ne kadar köklü bir devlet olduğunu, ordumuzun ne kadar köklü bir ordu olduğunu, ülkemizin ne kadar önemli bir medeniyetin bugünkü temsilcisi olduğunu gösteren, özgüvenimizi, kimliğimizi ifade eden güzel bir organizasyon oldu.' dedi.</p><p >Yılmaz, geçmişe takılıp kalmadıklarını ama geçmişi bilmeden de ne bugünün anlanabileceğini ne de geleceğe yürünebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p >'O geçmişinizi ortaya koyduğunuz zaman saygınlığınız da artıyor aslında. Yani geçmişini inkar eden, geçmişiyle bağı olmayan, nevzuhur toplumlara, ülkelere kimse çok fazla saygı da duymuyor açıkçası ama köklü bir geçmişi olan, bir birikimi olan bir ülkeyseniz, bu daha büyük bir saygınlık uyandırıyor. Bizim de çok şükür böyle bir medeniyetimiz var, geçmişimiz var. Onu da bu vesileyle yansıtmış olduk.'</p>'Enflasyonu düşürmek, sürdürülebilir büyüme ve sosyal adalet açısından çok önemli'<p >Enflasyonun 2023 yılında yüzde 75&#39;lere kadar çıktığını, gelinen noktada ise yüzde 32&#39;lere kadar düştüğünü belirten Yılmaz, ABD/İsrail-İran savaşının büyümeyi ve enflasyonu bir miktar olumsuz etkilediğini söyledi.</p><p >Yılmaz, temel mallarda enflasyonun yüzde 17,4&#39;e kadar düştüğünü, ortalamayı daha çok hizmet alanının yukarıya çektiğini dile getirerek, 'Fakat en önemli unsur şu, beklentiler. Ekonomi dediğimiz şey sadece mekanik rakamlar filan değildir. Sosyal medya burada maalesef bize hiç yardımcı olmuyor. Sürekli bir şekilde kötümserlik pompalayan, beklentileri bozucu bir eğilim var.' diye konuştu.</p><p >Hiçbir programın maliyetsiz olmadığına işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:</p><p >'Enflasyonu düşürmek, sürdürülebilir büyüme ve sosyal adalet açısından çok önemli. İstikrarlı bir ortamda sürdürülebilir bir büyüme sağlayacaksınız ki kalıcı sosyal refah artışı olsun. Muhalefetin yaptığını görüyoruz, popülist politikalarla, gündelik polemiklerle ekonomiyi bir yere taşıyamazsınız. Ekonomiyi sağlam ve sağlıklı geliştiremediğiniz sürece sosyal refahı da kalıcı olarak artıramazsınız. Gündelik birtakım şeyler yaparsınız, sonra acısı çok daha kötü bir şekilde çıkar. Dolayısıyla burada asıl olan sağlıklı ekonomi politikaları izlemek ve bunların getirdiği gelişimi de sosyal refah olarak toplumun tüm kesimlerine yaymak.'</p><p >Yılmaz, dengeli büyümenin esas olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p><p >'Bu anlamda AK Parti&#39;nin, Cumhur İttifakı&#39;nın son derece gerçekçi, ayakları yere basan, sağlıklı politikalarla planlı ve programlı hareket ettiğini söylemek isterim. Muhalefet, sosyal medya, her türlü algıyı yapmaya çalışabilirler. Hiçbir karşılığı olmayan vaatler havada uçuşabilir ama halkımız tarihten de biliyor. Yaşayanlar en azından, geçmiş Türkiye&#39;nin tecrübelerini bilenler veya okuyanlar şunu gayet iyi biliyorlar, bu popülist politikaların, altı boş, sadece sloganik politikaların ülkeye büyük bedeller ödettiğini hep birlikte biliyoruz. Bu tuzağa düşmemeliyiz.'</p>'2027 için yüzde 20&#39;nin altına doğru gidecektir'<p >Savunma sanayindeki başarıyı sağlık endüstrilerinde, enerji ekipmanlarında, makinelerde ve başka alanlarda da başaracaklarını bildiren Yılmaz, 'Yapay zeka gibi yeni teknolojileri bütün üretim süreçlerinde daha etkin kullanacağız. Verimliliğimizi, katma değerimizi yükselteceğiz ve hak edilmiş, kalıcı bir şekilde refahımızı artıracağız.' diye konuştu.</p><p >Enflasyonun, bu yıl normalde yüzde 20&#39;lere doğru gitmesinin planlandığını ancak savaş nedeniyle bu hedefin saptığını ifade eden Yılmaz, 'Merkez Bankamız da yeni tahminler ortaya koydu. Şimdi ben gelecek yıl için yüzde 20&#39;nin altına doğru gitmenin önemli bir hedef olduğunu düşünüyorum. 2027 için yüzde 20&#39;nin altına doğru gidecektir. Bu da büyük oranda rahatlatacaktır ama asıl hedefimiz tabii ki tek haneli rakamlara yeniden ulaşmak. Ama yüzde 20&#39;nin altına geldiği zaman gündelik hayatımızda zaten birçok alanda bunu çok daha somut görmüş olacağız.' dedi.</p><p >Yeni anayasa sürecine değinen Yılmaz, sivil, demokratik bir usulle yapılmış bir anayasanın, içeriğinden bağımsız kıymetli olduğunu kaydetti.</p><p >Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p >'Dünya farklı bir yere doğru gidiyor. Biz iddialı bir ülke olacaksak gelecek perspektifli, sivil, demokratik bir anayasa ortaya koymak durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin insanlığa söyleyeceği sözleri, duruşu da bu anayasayla ortaya koymak durumundayız. O güç merkezli dünyaya karşı hem gücünü koruyan hem de prensiplerini, değerlerini ortaya koyan bir millet olarak duruşumuzu göstereceğimiz, bir taraftan da yeni teknolojiler, işte yapay zeka, değişen bir dünya var, bunun da hukukunun altyapısını oluşturan, gelecek perspektifli ve gençlerin fikirleriyle de şekillenmiş bir anayasa perspektifine ihtiyacımız var. Yalnız bunu sadece AK Parti, sadece Cumhur İttifakı yapamaz. Biliyorsunuz, belli bir çoğunluk gerektiriyor Meclis&#39;te. Dolayısıyla biz hep şu çağrıyı yapıyoruz muhalefete, gelin, bu ülke, bu millet hepimizin. Olabilecek en geniş mutabakatı sağlayalım.'</p><p >Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, terörsüz bir Türkiye ve bölgede, kalkınma sürecinin daha hızlı gelişeceğini, demokratik standartları yükseltmek için daha elverişli bir atmosferin oluşacağını dile getirerek, terörün ortadan kalktığı bir ortamda Doğu, Güneydoğu&#39;daki illerin uzun zamandır kullanamadıkları potansiyelin harekete geçeceğini, Türkiye ortalamasından daha yüksek bir hızla büyüyeceklerini, yeni yatırım fırsatlarının, yeni istihdam ve ticaret imkanlarının oluşacağını kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yilmaz-bagimsiz-dis-politika-i_1783927566_AhcKdE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yılmaz: Bağımsız Dış Politika İçin Güçlü Savunma Sanayii Şart ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/yilmaz-bagimsiz-dis-politika-i_1783927566_AhcKdE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fidan: CAATSA ve F-35 konusunda güçlü siyasi irade var]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/fidan-caatsa-ve-f-35-konusunda-guclu-siyasi-irade-var/39241/</link>
            <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump'ın güçlü bir iradesi olduğunu ifade etti. Bakan Fidan, "F-35 satış yasağının da, CAATSA yaptırımlarından sonra kaldırılacağını düşünüyorum" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/fidan-caatsa-ve-f-35-konusunda-guclu-siyasi-irade-var/39241/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:33:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.</p><p >Fidan, ABD Başkanı Trump&#39;ın NATO Ankara Zirvesi&#39;ne katılımının teyit edildiğini hatırlatarak, 'Bu aslında başlı başına NATO topluluğu için önemli ve olumlu bir haber. Arkasına da bir şey eklediler, &#39;Sayın Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer Sayın Erdoğan davet eden olmasaydı, buna katılmayacaktı.&#39; Bu artık gerçekten çok büyük bir stratejik denklem oldu' ifadesini kullandı.</p><p >Mevcut meydan okumalar, çatışmalar, sıkıntılar, İttifaktaki kaymalar ve yeniden ayarlamaları göz önünde bulundurulduğunda bu denklemin hayati rol oynadığını vurgulayan Fidan, 'Burada tabii Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde ortaya koyduğu küresel liderlik vizyonu, geliştirdiği ilişkiler ağı ve oluşturduğu güven, insanların nazarındaki prestij ve Türkiye&#39;nin geldiği nokta tabii fevkalade önemli' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Fidan, ABD ile ilişkilerde yıllar içerisinde inişli çıkışlı konular gözlemlendiğine işaret ederek, ticaret, ekonomi, insandan insana ilişki, eğitim ve teknoloji alanlarının çok iyi ilerlediğini söyledi.</p><p >Bakan Fidan, 'Özellikle jeopolitik konular... (Eski ABD Başkanı Barrack) Obama döneminde başlayan Suriye&#39;deki Amerikan politika değişikliği, Beşşar Esed&#39;e ve rejime karşı olan mücadelenin birden DEAŞ&#39;a karşı mücadeleye dönmesi, YPG&#39;nin desteklenmesi sürecinde Türkiye&#39;nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı. Trump&#39;ın ikinci döneminde, bu politika terk edildi resmi olarak' ifadesini kullanarak, bunun iki ülke arasındaki en büyük sorun alanını ortadan kaldırdığının altını çizdi.</p><p >Ukrayna&#39;daki savaşın bitmesi, Suriye&#39;deki ve Irak&#39;ın istikrara kavuşması konularında Trump&#39;ın politikalarıyla Türkiye&#39;nin stratejik hedeflerinin örtüştüğüne dikkati çeken Fidan, 'Lübnan&#39;daki barışın sağlanması konusu önemli. Gazze Barış Planı&#39;nda yine bir noktaya kadar beraber çalışma imkanımız oldu, savaşın durdurulması. Belli konularda Türkiye-Amerika ilişkileri gerçekten iyi olduğu zaman bölgedeki istikrarı da etkiler durumda, olumlu yönde' diye konuştu.</p>CAATSA yaptırımları kalkacak mı?<p >Fidan, Türkiye&#39;nin hedefleri doğrultusunda bilinçli tercih ve müzakerelerde bulunduğunun altını çizerek, ABD Kongresi üzerinden çözülememiş CAATSA gibi konular bulunduğunu ifade etti.</p><p >'Türkiye ile ilgili spesifik kararlar alınabiliyor zaman zaman ama kurumsal olarak kalıcılığı olan tek negatif husus şu anda, rahatsız edici konu CAATSA yaptırımları' diyen Fidan, birçok ülkenin Türkiye&#39;ye yönelik yaptırımlarının son 3-4 yılda kaldırıldığına dikkati çekti.</p><p >Fidan, bu yaptırımların çoğunun 'legal değil, idari olduğunu' dile getirerek, şöyle devam etti:</p><p >'Bir bu kalmıştı. Bu konuda da biz gereken adımları atıyoruz. Çünkü hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Sayın Trump da bunu kaldırma yönünde güçlü bir irade var. Geçen sene eylülde Washington&#39;da bir araya geldiğinde iki lider, bu konuda irade beyanında bulundular ve biz bakanlara da bu sorunu çözmemiz için talimat verildi. Savunma Bakanımız ve ben, bu noktada yoğun bir çalışma içindeyiz. Ama genel hatlarıyla iyi giden bir ilişki var.'</p><p >CAATSA yaptırımlarının kalkıp kalkmayacağıyla ilgili soru üzerine Fidan, 'Bunun belli adımları var. Bu yönde yürüyen çalışmalar var. Bunlar hayata geçtikçe kamuoyumuz da bunu görecek zaten' dedi.</p><p >Fidan, bunun yakın bir tarihte olabileceğini dile getirerek, 'Çünkü işlemlerin yerine getirilmesiyle, Kongre&#39;de yasal sürecin tamamlanması her zaman aynı olmayabiliyor. Ama idari manada, irade olarak bir sıkıntı yok yönetimlerde. Ama Amerikan Kongresi&#39;nde süreç nasıl gidecek, ona bakarız.' ifadelerini kullandı.</p>ABD-Türkiye ilişkilerinin seyri<p >Fidan, Trump&#39;ın 'sürpriz' olarak nitelendirdiği meselenin, Türkiye&#39;nin Milli Muharip Uçak KAAN için ABD&#39;den talep edilen jet motorlarının satışı konusu olup olmadığı sorusu üzerine şunları söyledi:</p><p >'Biz genel manada Türkiye&#39;ye yönelik yaptırımların ortadan kaldırılması için ciddi çalışıyoruz. CAATSA konusunun yasaya bakan tarafı var. Ama diğer konulardaki yaptırımları kaldırmak için çok sistemli bir çalışmamız oldu. Bu konunun da etkilerini görüyoruz. Bir taraftan Halkbank davası, bir taraftan Türkiye&#39;nin talep ettiği diğer konulardaki engellerin kaldırılması ve daha rasyonel bir ilişkiye dönülmesi.'</p><p >NATO üyesi olmayan, Amerika&#39;yla bu kadar ortak çıkar alanı olmayan birçok ülkeye ticari gerekçelerle inanılmaz silah ve mühimmat satılırken Türkiye&#39;ye satılmamasının Trump yönetimi nezdinde izah edilebilir bir perspektifi olmadığını belirten Fidan, yıllar içerisinde oluşmuş birtakım Türkiye aleyhindeki siyasi düşüncelerin etkilerini bu türden olaylarda gördüklerini ve bu meseleyi çözmek için çalıştıklarını vurguladı.</p>F-35 satış yasağı ne zaman kalkacak?<p >Fidan, Trump&#39;ın ne açıklayacağı konusunda ABD adına konuşmak istemediğini söyleyerek, 'Türkiye ile Amerika arasında kötü olmayı gerektirecek hiçbir konu yok, ikili ilişkiler açısından' dedi.</p><p >Bölgesel konularda anlaşmazlık noktaları bulunduğunu ancak bunları da görüşebildiklerini aktaran Fidan, 'Her iki tarafı da bu kadar besleyecek büyük bir ilişki alanı varken bunu ilerletmemek, bunu kimlik politikalarının, ters ideolojinin kurbanı yapmak da rasyonel aktörlerin kafasının aldığı bir konu değil' diye konuştu.</p><p >Fidan, 'Türkiye&#39;nin F-35 programına dönüşü gerçekçi bir ihtimal mi?' sorusuna, 'Orada bir ayrıma gitmek lazım. F-35 satış yasağının kaldırılmasıyla, almış olduklarımızın alınması ve daha sonraki alacaklarımızın, istersek tabi, alınmasıyla programa üretici ortaklardan biri olarak geri dönmek iki ayrı konu' yanıtını verdi.</p><p >Satış yasağının kaldırılması meselesinin daha kolay bir konu olduğunu belirten Fidan, 'Bu idari bir karar. CAATSA&#39;dan sonra bu olur diye düşünüyorum' diye konuştu.</p><p >Fidan, F-35 programına geri dönme meselesinin, konsorsiyumun tekrar oturup alacağı yeni bir kararla ilgili olduğuna işaret ederek, konsorsiyumun ortaklarının geçmiş yıllarda Türkiye&#39;yi program dışı bırakan bir karar aldığını anımsattı.</p><p >Batı ülkeleriyle ilişkilerde sınırlamaların nasıl kaldırıldığıyla ilgili soruyu cevaplayan Fidan, bu noktaya sistemli çalışarak gelindiğini dile getirdi.</p><p >Fidan, 'Cumhurbaşkanımızın çok ciddi bir siyasi karizması ve etkisi var. Türkiye&#39;nin çok büyük bir gücü var. Bürokrasimizin çok güçlü bir tecrübesi var' diyerek Dışişleri Bakanlığı görevine geldiğinde hangi ülkelerin ne gerekçelerle Türkiye&#39;ye yönelik yaptırım uyguladığını incelediğini aktardı.</p><p >Hakan Fidan, marketle ilgili kısıtlamaların anlaşılabilir olduğunu söyleyerek Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) meselesinin marketle ilgili olduğu değerlendirmesinde bulundu.</p><p >'Bizim parasını verip almak istediğimiz bir şeyi bize vermemek, bu daha farklı bir husus. Bu, bir tavırdır. Bu tavrın da sebepleri var' diyen Fidan, bunların üzerinde metodik olarak çalışıldığını ifade etti.</p><p >Fidan, kısıtlamaların bazılarının, Finlandiya ve İsveç&#39;in NATO&#39;ya giriş süreçlerinde, diğerlerinin başka yollardan sessizce çözüldüğünü kaydetti.</p><p >Genelde iki tarafın da menfaatine olabilecek bir perspektif ortaya koydukları bilgisini paylaşan Fidan, 'Şu anda çok şükür Kanada da dahil birçok ülkeyle bu sorun ortadan kalkmış durumda, NATO üyesi ülkelerle. Hatta bunu daha ileriye nasıl taşıyabiliriz, şu anda onun arayışı var' ifadelerini kullandı.</p>Değişen küresel şartlarda Türkiye&#39;nin çıkarları<p >ABD&#39;nin Türkiye&#39;yi bölgede nasıl tanımladığıyla ve iki ülke ilişkilerinin dengeli olup olmadığıyla ilgili soruyu cevaplayan Fidan, 'Bu ilişkinin değişken tarafı olan bir boyutu var, bir de sabit bir tarafı var.' diye konuştu.</p><p >Dışişleri Bakanı Fidan, iki ülkenin aynı güvenlik ittifakı içerisinde omuz omuza durmasının ilişkinin kalıcı tarafı olduğunu belirterek ilişkinin değişken tarafının ise ülkelerin bölge ve dünyadaki çıkarlarının değişmesi olduğunu kaydetti.</p><p >'Transatlantik bağlantıda Avrupa&#39;nın çıkarı değişiyor, Amerika&#39;nın çıkarı değişiyor. Avrupa&#39;nın içerisinde Avrupa&#39;nın içerisindeki aktörler kendi arasında bölünüyor. Türkiye ile Amerika ilişkisinde de buna benzer durumlar var' diye konuşan Fidan, yönetimden yönetime ve konjonktürden konjonktüre bunun değiştiğini belirtti.</p><p >Fidan; Ukrayna, Gazze, Suriye, İran, Körfez, enerji hatları, ve bağlantısallık gibi birçok konuda Türkiye&#39;nin ne kadar yapıcı ve istikrarlaştırıcı rol oynadığını herkesin gördüğüne işaret ederek 'Bu rol aslında Amerika gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p >Her ülkenin kendi milli stratejisi çerçevesinde başka ülkeleri ve aktörleri bir yere konumlandırdığını söyleyen Fidan, Türkiye&#39;nin kendi milli egemenlik anlayışıyla ve iradesiyle ne istediğine odaklandığını anlattı.</p><p >Fidan, 'Ben Amerika&#39;nın küresel rekabette yeni bir aşamaya geldiğini görüyorum. Çin&#39;le ilgili konularda çok ciddi yeniden bir politika değişikliğine gitmesi lazım. Trump yönetiminin ortaya koyduğu milli güvenlik siyaset belgesine baktığınız zaman aslında çok radikal, devrimci bir yeniden tanımlama var, bütün bir uluslararası ilişkileri tanımlama var' diyerek, ABD&#39;nin bütün müttefikleriyle alakalı yeniden okuma içerisinde olduğunu söyledi.</p><p >ABD&#39;nin diğer ülkelerle ilişkilerinde ortaya çıkan etkileşimin Türkiye için oluşturduğu duruma bakılması gerektiğini anlatan Fidan, 'Kanada, Türkiye ve aynı ligde olan ülkelerle çok ciddi bir stratejik ilişki açılımı içerisinde. Bunu da rasyonel zeminde rasyonel araçlar kullanarak götürmeye çalışıyor. Savunma sanayisi, ticaret vesaire gibi. Şimdi serbest ticaret anlaşmasının ilerletilmesi söz konusu. Liderlerin bunu açıklaması bekleniyor' dedi.</p><p >Hakan Fidan, Kanada ile nükleer enerji konusunda çok ciddi bir işbirliği alanı potansiyeli bulunduğuna, savunma sanayisindeki engellerin kaldırıldığına ve Kanada&#39;daki Türk topluluğunun giderek daha etkili hale geldiğine işaret ederek, ABD-Kanada ilişkilerinin yeniden tanımlanmasının Türkiye&#39;yi bu şekilde etkilediğini kaydetti.</p><p >Güney Kore ile ilişkilerin de amaca özel olmaktan daha yapısal ve devamlılığı olan hale gelmesiyle ilgili çalışmalar yürüttükleri bilgisini paylaşan Fidan, Türkiye&#39;nin bu profesyonel yaklaşımına Güney Kore&#39;nin de ciddi cevap verdiğini belirtti.</p>NATO Zirvesi kapsamında yapılacak görüşmeler<p >ABD ile Türkiye liderlerinin heyetler arası ve baş başa görüşmenin yanı sıra ortak basın toplantısı düzenleme ihtimaline ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, çok fazla alternatifin masada olduğunu söyledi.</p><p >Bakan Fidan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde konuyla ilgili yetkililerle bir araya geldiklerini ve hazırlıklarla ilgili rapor sunulan Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın kendi talimatlarını verdiğini aktararak, 'Yapacağı ikili görüşmeler var. Sadece Amerika&#39;yla değil; İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve diğer ülkeler geliyor. Birçoğunun Cumhurbaşkanımızla görüşme talebi var. Türkiye&#39;de masada olan konularımız var. Herkes bunu fırsat bulmuşken ilerletmek istiyor' ifadelerini kullandı.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump&#39;ın CAATSA&#39;nın kalkmasını istediğini yineleyen Fidan, bunun ilerletilmesi sürecinde olduklarını vurguladı.</p>ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a yönelik savaşı<p >Türkiye&#39;nin ABD-İsrail ve İran savaşındaki arabuluculuk rolüne ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, bu süreci savaşın yaygınlaşma riski göstermesi nedeniyle 'yoğun, kritik ve riske açık' olarak nitelendirdi.</p><p >Hakan Fidan, söz konusu dönemde savaşı durdurmak için zamanla yarıştıklarını belirterek bu durumlarda her iki taraf nezdinde de güvenilir aktörlerin sesinin duyulmasının vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu kaydetti.</p><p >Türkiye&#39;nin taraflar arasındaki gerilim boyunca diplomatik çabalarını aralıksız sürdürdüğünü ifade eden Fidan, 'Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) yıllardır ortaya koyduğu o tutarlı, vizyoner çizgide oluşturduğu emin kişi, güvenilir, dürüst ortak profili burada çok ciddi rol oynadı' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pakistan, Katar ve Türkiye&#39;nin bu kapsamda ortaya koyduğu arabuluculuk faaliyetlerinin çok profesyonel ve koordineli olduğuna dikkati çekerek 'Rusya-Ukrayna Savaşı&#39;nda olay bir türlü bir yere gidemiyor ama Amerika-İran Savaşı&#39;nda bu kadar kısa sürede, bu kadar yoğunluğu çok yüksek olan bir savaşın en azından ateşkesinin sağlanması mümkün oldu. Şu anda kalıcı çözüme ulaşmak için temel müzakereler devam ediyor. İnşallah orada da bir şeye ulaşırlar' dedi.</p>İsrail&#39;in bölgede yürüttüğü politikalar<p >İran-ABD arasındaki görüşmelerde İsrail&#39;in etkisine ilişkin soruya Fidan, 'İsrail, uluslararası toplumun istisnasız tanımlamasıyla bir düzen bozucu, &#39;irritant&#39; dediğimiz, her yere istikrarsızlık, zulüm, kan, katliam getiren, gözü dönmüş çetenin yönettiği bir ülke maalesef' yanıtını verdi.</p><p >Fidan, uluslararası toplumda İsrail&#39;in izlediği politikaların niteliği konusunda büyük ölçüde görüş birliği bulunduğunu buna karşın yıllar içinde oluşturulan 'İsrail algısının' birçok ülkenin gerçek tabloyu görmesini uzun süre zorlaştırdığını belirtti.</p><p >ABD siyasi karar alma mekanizmalarının son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirten Fidan, '(ABD) İçerideki siyasi mekanizmaların nasıl oluştuğunu herkes biliyor. Çok kompleks yapısal mekanizmalar var. (Yahudiler) Onlar marifetiyle oluşturulan bir manipülatif sistem var. O sistem içerisinden çıkıp gelen bir adam, o sistemde kalmasını devam ettirmesi için, sistemin gerekleri olan siyonizmin belli hedeflerine hizmet etme konusunda faaliyetini göstermesi gerekiyor. Bunlar kendi aralarında çözmesi gereken sistemik problem' diye konuştu.</p><p >Fidan, ABD ve İsrail arasındaki ilişkiye işaret ederek 'Bakın Amerika&#39;daki siyasetçiler, kendi çıkarlarına hizmet ettikleri sürece İsrail&#39;i desteklerler ama çıkar bu süreçte o kadar uzun süre gitmiş ki, İsrail&#39;in desteklenmesiyle çıkarın örtüşmesi bir kalıcılık kabulü haline dönüşmüş' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin danışıklı dövüş olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şöyle devam etti:</p><p >'Hiç kimse kendi aleyhine olacak bir şeyin devamlılığını istemez. Dolayısıyla ben burada yani danışıklı dövüş vesaire falan demiyorum. Yani olaya o açıdan bakmıyorum. Lehine işliyorsa bir noktaya kadar gidiyor. Aleyhine işlemeye başladığı noktadan sonra mecburen denklem dışına çıkması lazım. Bakın Hürmüz Boğazı olayında da yani İran Hürmüz Boğazı&#39;nı kestikten sonra bizim burada aslında ateşkese ulaşmamızdaki en önemli pratik neden, hem İran üzerinde hem Amerika üzerinde uluslararası aktörlerin, biz de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı&#39;ndan dolayı oluşturduğu muazzam bir baskı olmasıydı. Çünkü o, enerjiyi, ekonomileri, gıda güvenliğini birçok şeyi etkiler hale gelmişti. Şimdi bu kadar etki katsayısı yüksek bir olayı hisseden bir yönetim ara seçimlere giderken Amerika da diyor ki benim bunu durdurmam lazım. Çünkü hem müttefiklerim benden bunu istiyor hem bendeki enerji fiyatları arttığı için halkımın aleyhine. Dolayısıyla İsrail&#39;e burada söz geçirme dışında bir şey yok. Bu, artık İsrail&#39;in denklemi değil, Amerika&#39;nın kendi çıkarlarıyla alakalı bir konu.'</p><p >Fidan, İsrail&#39;in bölgedeki politikasının değişmeyeceği kanaatinde olduğunu vurgulayarak '(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve çetesi orada olduğu sürece ben bu politik duruşun değişeceğine inanmıyorum. Bunların inandığı bu. Bunlar yıllardır kendilerini şuna koşullandırmışlar: Biz bölgede bölge ülkelerini rahatsız etmediğimiz, bölmediğimiz, zayıflatmadığımız ve insan öldürmediğimiz sürece başarılı olma şansımız yok. Adam buna inandırmış kendini ve bu noktada gidiyor' ifadelerini kullandı.</p>'İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu'<p >Bakan Fidan, dünya genelinde üniversite kampüslerinden gazetelere kadar her noktada İsrail düşmanlığının arttığını aktararak 'Adamlar göz göre göre katliam yapıyorlar. Göz göre göre her yerde istikrarsızlaştırıcı rol oynuyorlar. Bu kadar istikrarsızlaştırıcı rolü oynamayı, eskiden bir iki basit medya hamlesiyle gizleyebiliyorlardı. Şimdi bunu gizleyemiyorlar da' diye konuştu.</p><p >Tel Aviv yönetiminin yıpranan imajını değiştirmek amacıyla yeni bir düşman arayışı içinde olduğunu kaydeden Fidan, 'İsrail veya herhangi bir aktör, milli, bölgesel çıkarlarımızla çakıştığı sürece kimseden korkacak, çekinecek, geri adım açacak halimiz yok. Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. Problem ne? Problem, İsrail sadece benim değil, dünyanın sorunu' ifadelerini kullandı.</p><p >Hakan Fidan, İsrail&#39;in yalnızca Türkiye&#39;nin değil, tüm uluslararası toplumun ortak sorunu haline geldiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p > 'Bu adamlar insanlığın artık taşıyamadığı bir yük haline geldiler. Bu politikalarıyla, bu kafalarıyla insanlık bunu taşıyamıyor. İnsanlık vicdanı bunu taşıyamıyor, siyasal sistemler, ekonomik sistemler taşıyamıyor. Hangi sistemden yaklaşırsanız yaklaşın bu adamları taşıyacak bir parametre yok. Dolayısıyla biz, uluslararası topluma bana sordukları zaman hep diyoruz ki, &#39;niye sadece benim problemim yapıyorsunuz?&#39; Ben buna karşı çıkan yüksek sesle konuşabilen tek ülke olabilirim ama bu sorun, hepinizin problemi. İstiyorsanız ki; hepinizin problemini sizin aranızda tek başına ben çözeyim, o zaman herkes gelecek, elini taşın altına koyacak, diplomatik tavrını alacak ve o adamlara gerekli yaptırımları koyacak.'</p><p >Bu kapsamda Türkiye&#39;nin İsrail ile yaklaşık 10 milyar dolarlık ticaret hacmini durdurma kararı aldığını hatırlatan Fidan, bu adımın İsrail ekonomisini doğrudan çökertmekten ziyade güçlü bir siyasi mesaj verme amacı taşıdığını vurguladı.</p><p >Bakan Fidan, Avrupa ülkelerinin tarihte ilk defa İsrail&#39;e silah satışına sınırlama getirdiğine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:</p><p >'Bu, ilk defa oluyor. Yahudi soykırımı nedeniyle İsrail, Avrupa&#39;nın vicdanında bir yük gibiydi ve bunu da İsrail sonuna kadar sömürdü. Onun için İsrail&#39;e karşı sonsuz tolerans vardı. Şimdi o toleransın kalktığını görüyoruz. İsrail&#39;de radikal politikacılara, özellikle Batı Şeria&#39;da uyguladıkları politika için artık seyahat yasakları getiriliyor, tutuklama kararları getiriliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu ve arkadaşlarıyla ilgili tutuklama kararı verdi yani insanlık, uluslararası toplum elinden geleni aslında bir noktada koyuyor.'</p><p >Avrupa Birliği (AB) içinde de İsrail&#39;e yönelik daha sert tutum alınması konusunda yoğun tartışmalar yaşandığına işaret eden Hakan Fidan, 'Ben bundan sonra işlerinin bu kadar kolay olacağını zannetmiyorum. Artık bu kadar kolay gidecek durumda değiller. Kendi gelecekleri yerin sonuna geldiler. İsrail kendi ayağına sıktı. Biz hepsi bunu söylüyoruz. Ve Netanyahu, kendi toplumuna yapacağı en büyük kötülüğü de yaptı' dedi.</p>Türkiye&#39;nin bölgesel sahiplenme vizyonu<p >Bakan Fidan, Türkiye&#39;nin uzun süredir savunduğu bölgesel sahiplenme vizyonunun giderek daha fazla karşılık bulduğunu belirterek bölge sorunlarının bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.</p><p >Gazze sürecinde kurulan 8 ülkeli temas grubunun Arap ve Arap olmayan Müslüman ülkelerin ilk kez ortak bir bölgesel inisiyatif geliştirmesine imkan sağladığını belirten Fidan, 8 Aralık 2024&#39;te Suriye&#39;de yaşanan gelişmelerin ardından bölge ülkelerinin sergilediği ortak tutumun da bu anlayışın başarılı bir örneği olduğuna işaret etti.</p><p >Dışişleri Bakanı Fidan; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan&#39;ın oluşturduğu dörtlü mekanizma kapsamında çalışmalar yürüttüklerini belirterek bu ülkelerin ilişkilerini geliştirmeyi, bölgesel istikrarı güçlendirmeyi ve ortak sorunlara birlikte çözüm üretmeyi hedeflediklerini söyledi.</p><p >Söz konusu 4 ülkenin farklı coğrafyalarda önemli jeopolitik ağırlığa sahip olduğunu vurgulayan Fidan, tüm tarafların ekonomik kalkınma, istikrar ve bölgesel barışa ihtiyaç duyduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunun altını çizdi.</p><p >Fidan, ülke liderlerinin bu yönde prensipte mutabakata vardığını ve dışişleri bakanlarına çalışmaları ilerletme görevi verdiğini kaydederek dörtlü mekanizmanın bugüne kadar bu amaç doğrultusunda 4 kez toplandığını aktardı.</p><p >ABD ile İran arasında kalıcı bir anlaşma sağlanması halinde bölgenin yeni güvenlik ve düzen mimarisinin nasıl şekilleneceğinin de ele alındığını dile getiren Fidan, bu tartışmayı ilk başlatan ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekti.</p><p >Hakan Fidan, bölge ülkelerinin önceliğinin, ekonomik kalkınma ve refah olduğunu vurgulayarak, buna karşın terörizm, İsrail&#39;in yayılmacı politikaları ve diğer bölgesel krizlerin istikrarsızlık üreten başlıca sorunlar olmaya devam ettiğini söyledi.</p><p >Dörtlü mekanizmanın yalnızca bu 4 ülkeyi değil, etki alanlarında bulunan diğer bölge ülkelerini de dolaylı olarak temsil ettiğini belirten Fidan, şu ifadeleri kullandı:</p><p >'Bu 4 ülkenin bir araya gelip bir konuyla ilgili konuşması bile başlı başına siyasal sembolizm açısından önemli bir aşama teşkil ediyor. Ben, bu aşamanın giderek daha stratejik bir netice verici mekanizmaya evrileceğine inanıyorum açıkçası. Cumhurbaşkanımızın da vizyonu o yönde ama biz hep şunu yapıyoruz; birçok şey meyve vermeden, nihayete ermeden, sonuçlanmadan da çok büyük bir deklarasyonda bulunmak istemiyoruz ama bu yönde çalışmak bizim boynumuzun borcu, bizim en büyük vizyonumuz.'</p><p >Fidan, Türkiye&#39;nin bölgesel sahiplenme anlayışını yalnızca Orta Doğu ile sınırlı tutmadığına dikkati çekerek 'Kafkaslar&#39;da da 3+3&#39;ü hayata geçirerek veya 3 ülkeyle çalışarak aynı şeyi yapıyoruz. Balkanlar&#39;da aynı şeyi yapıyoruz, Afrika&#39;da aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bu, bizim bulunduğumuz stratejik havzalardaki bütün sorunlara yaklaşımımız' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Fidan, Ankara&#39;da düzenlenecek NATO zirvesine ilişkin bunun 'düzenlenecek olmasının' önemine atıfta bulunarak 'Zirve her halükarda yapılacaktı da tabii burada NATO&#39;nun kurucusu, yönlendiricisi ve taşıyıcısı durumda olan Amerika&#39;nın ve Sayın Trump&#39;ın zirveye gelecek olması, bunu açıklaması başlı başına en büyük şey' ifadesini kullandı.</p><p >ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın, zirvenin Türkiye&#39;de yapılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın ev sahipliğinde olması nedeniyle zirveye gelme kararına değinen Fidan, ABD&#39;nin dünyadaki rolünü Trump döneminde yeniden tanımlaması ve bununla transatlantik ilişkinin değişmesi ve Avrupa&#39;nın kendisini 2. Dünya Savaşı&#39;ndan beri, 'bu derece büyük bir tehdit altında' hissetmediği değerlendirmesini yaptı.</p><p >Hakan Fidan, Rusya&#39;nın Ukrayna&#39;ya saldırıları, ABD&#39;nin kendini yeniden tanımlaması, ticaret savaşları ve diğer aktörleri örnek olarak gösterirken 'Çin, artık durdurulamaz bir süper güç' diye konuştu.</p><p >Teknoloji, yapay zeka, marketler ve sermaye gibi konuların yeniden dağılımı ve güç değişimine işaret eden Fidan, 'İnsanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin bu tarihi dönemeçte, eşikte, bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak' dedi.</p><p >Fidan, bugüne kadar bu kadar büyük problemli alanın aynı anda kesiştiği başka bir dönemeç olmadığı tespitini yaparak bunun, bir daha olmamasını diledi.</p><p >Bakan Fidan şunları kaydetti:</p><p >'Türkiye&#39;nin bu olayların merkezinde olması, bunu yönetmesi ve bunu taşıma sorununu sırtına alması, tabii ki kendiliğinden böyle kolay olan bir şey değil. Hep söylüyorum, Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliğini, uluslararası bütün sorunları sonuna kadar yaşamış olması, hissetmiş olması, bunlardan geçmiş olması, içeride ve dışarıda girdiği bütün mücadeleler ve bunun neticesinde aslında, dünyanın nereye gittiğine ve nereye gitmesi gerektiğine ilişkin bir sahici vizyonun olması. Bu nadir bulunan bir konu. Çünkü birçok lider, bu pozisyonda olamayabiliyor. Bakın, bir idrak ve vizyon gelişmesi liderler için bir süreç. Yani bu bir günde, iki günde, 3 yılda 4 yılda olmuyor. Orada çok uzun zaman kalıp o kavgayı vermeniz gerekiyor, büyük bir gücün başında. Böyle de lider fazla yok. Halkından tekrar tekrar bunu alarak.'</p><p >Türkiye&#39;deki gibi kadroların da fazla olmadığını vurgulayan Fidan, 'Dolayısıyla Türkiye&#39;nin bu kadar kritik bir zamanda dünya barışı için ve kendi bölgesel güvenliğimiz için böylesine kritik bir rol üstlenmesini ben çok kıymetli buluyorum' diye konuştu.</p>NATO ittifakındaki durum<p >Dışişleri Bakanı Fidan, NATO&#39;da, ABD&#39;nin kendi başına bir grup olduğunu, ikinci grup olarak Avrupa Birliği üyesi ülkeleri ve üçüncü grupta ülkeleri de bunun dışındakilerin oluşturduğunu söyledi.</p><p >'Bu ülkelerin farklı coğrafyalarda farklı tehditleri görerek farklı ekonomik kalkınma süreçlerini şu anda yöneterek ve birbirleri arasındaki ilişkileri yeniden tanımlama süreçleri içerisinde oldukları bir dönemde Ankara&#39;da bir araya gelip farklı perspektifleri uyumlaştırma çalışmalarını araması önemli' diyen Fidan, Ankara&#39;nın NATO 3.0&#39;ın tanımlandığı ve kabul edildiği yer olacağını aktardı.</p><p >Fidan, ittifakın yeni dönemini anlatarak İkinci Dünya Savaşı&#39;ndan, 2026&#39;ya kadar oluşturulmuş külfet paylaşım sisteminin artık aynı olmadığını belirtti.</p><p >'Bu değişiyor, Amerika&#39;nın baskın, yük taşıyıcı olduğu Avrupa Güvenliği Sistemi&#39;ni artık değiştiriyoruz. Bu tek başına Amerika&#39;nın zorladığı, dayattığı bir karar olmanın da ötesinde, oradaki ülkelerin hep beraber bu kararı, ya bu mantıklı, bizim de böyle yapmamız lazım, bağımlılığı azaltmamız lazım, kendi yükümüzü kendimizin taşıması lazım dediği bir konu' diye konuşan Fidan, yüzde 5 savunma harcamaları meselesinin önemli olduğunu aktardı.</p><p >Hakan Fidan, bütün ülkelerin istisnasız bunu kabul ediyor olması ve bundan sonra da buna göre hareket edecek olmasının fevkalade önemli olduğuna işaret ederek, külfet paylaşımı konusuna yönelik değerlendirmeler yaptı.</p><p >Ankara&#39;daki zirvenin 'tarihi' olarak nitelendirilmesinin sebeplerinden birinin, ilk defa Savunma Sanayi Forumu&#39;nun, NATO&#39;nun resmi programının bir parçası olması ve ilk kez bu kadar büyük ölçekte bir forum düzenlenmesi olduğunu dile getiren Fidan, bunun savunma sanayisi konusunun genel savunma stratejilerinde esas ayaklarından biri olduğunu gösterdiğini aktardı.</p>Yeni dönemde güvenlik<p >Dışişleri Bakanı Fidan, bunun strateji ve mantık değişikliği açısından da fevkalade önemli olduğunun altını çizerek bunun, zirvenin temel çıktılarından olduğunu söyledi.</p><p >Yeni dönemde Türkiye için nasıl bir değişiklik olacağının da evrilen bir süreç olduğunu söyleyen Fidan, 'Çünkü dediğim gibi şu anda politik tartışmalar var, pratikteki değişmeler daha geriden geliyor ama savunma sanayisi alanında muazzam bir işbirliği alanı açılacak, onu görüyoruz ama bununla beraber büyük bir rekabet alanı da açılacak. Bu işbirliğini ve rekabeti bir paralel şekilde götürmemiz gerekiyor. Diğer taraftan sınamaların, tehditlerin çeşidi de değişecek. Buna uygun da hareket etmek gerekiyor' diye konuştu.</p><p >Fidan, perspektifin önemli olduğunun altını çizerek AB içerisinde dahi işbirliği yapılırken birisi domine etmeye mi çalışıyor sorusunun her zaman yer aldığını, savunma stratejilerinde bir numaralı sorunun mutlak güven olduğu değerlendirmesini yaptı.</p><p >Güvenliği başkasının eline bırakmamak meselesi gündeme geldiğinde bütün savunma yükünü kendinizin geliştirmesi gerektiğini aktaran Fidan, 'İşbirliği içerisinde savunma yükünü beraber dağıtalım, beraber paylaşalım dediğiniz zaman da o zaman burada kime ne kadar yetenek gidecek ona bakmanız gerekiyor. Şimdi tarih boyunca savaşmış olan Avrupa ülkeleri bundan sonra Amerika&#39;nın yokluğunda bir savunma işbirliği düzeni geliştirirken şimdi burada detayına girmeyeyim, kendi aralarında da yani kamuoyunda dillendirmedikleri çok fazla hassas konu oluyor' ifadelerini kullandı.</p><p >Fidan, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından bölgesel güvenliği sağlama konusunda aktif rol oynama iradesinde sorun olmadığını bildirdi.</p><p >Avrupalıların bunun siyasetini kurgulamada ve bu siyaseti bir stratejiye dönüştürmede, stratejiye uygulanabilir taktik politikalara dönüştürmede farklı düşünceleri olduğunu ve AB&#39;li yetkililerle de bunu görüştüklerini aktaran Fidan, Avrupa Güvenlik Eylemi&#39;nin (SAFE) yanı sıra Made in Europe gibi konularda Avrupa&#39;nın artan bir şekilde korumacılıkla hareket ettiğini gördüklerini belirtti.</p><p >Hakan Fidan, AB&#39;nin bu konudaki yöntemini anlatarak bunun iyi tarafının paranın içeride kalması kötü tarafının ise rekabetin azalması olduğunu kaydetti.</p><p >Avrupa&#39;nın korumacılık yapmadığı alanda Çin gibi aktörlerle rekabet edecek durumda olmadığını söyleyen Fidan, korumacılığın ise uzun vadede tersine dönebileceğine işaret etti.</p><p >Fidan, AB yetkililerine, Ankara ile ekonomik ortaklık halinde 500 milyon nüfusa sahip bir market oluşabileceğini söylediğini aktardı.</p><p >Buna ilişkin detaylar veren Fidan, 'Kısa vadede Avrupa Birliği&#39;nin içe kapanıcı, korumacı politikalarla belli sektörleri koruyabileceğini düşünüyorum ama uzun vadede bu çok fazla etkili olmayabilir. Çünkü Çin&#39;in ucuz üretim, sübvansiyel üretim gücüyle, Batı ekonomilerinin nasıl rekabet edeceklerinin bir reçetesi yok. Şu anda herkes bunu yönetmeye çalışıyor, bunu siyasal seçim yoluyla iktidara gelmiş partiler halklarına yansıtmamaya çalışıyorlar ama gene bu konuda en iyi karar alma yeteneği olan kurumların başında Avrupa Birliği geliyor' ifadelerini kullandı.</p><p >Bakan Fidan, AB&#39;nin topluluk ülkeleri adına karar alan tarafının gündelik siyasetle çok fazla ilgisi olmadığı ve bürokratların olduğu, ulusal yapılarla ilgilenmeyen, ulus üstü, daha teknokrat, daha soğuk ve realist bakabilen bir yapı olduğunu anımsattı.</p>Transatlantik yapıdaki son durum<p >Fidan, transatlantik ilişkilerde ABD yönetimiyle, Avrupa&#39;daki aktörlerin 'kavga etmemesinin' önemli olduğuna değinerek ihtilaf potansiyelinin sürekli ortada olduğunu aktardı.</p><p >Süreci ve tartışmaları özetleyen Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın bütün liderler nezdindeki güven telkin eden güvenilir ve akil adam olma durumuna dikkati çekti.</p><p >Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 'Son zamanlarda Avrupa&#39;da, Batı&#39;da söylenen bir şey var, odadaki tek yetişkin Türkiye meselesi.' diyerek Türkiye&#39;nin bu role gelmiş olmasının sürekli barışı, istikrarı, işbirliğini, yatıştırıcılığı teşvik eden bir aktör olmasının önemine vurgu yaptı.</p><p >Müttefikler arasındaki sahici ve gerçekçi tartışmaların her zaman sağlıklı olduğuna işaret eden Fidan, 'Kimsenin kendi içindekini saklamaması lazım. Tartışsınlar yani kapılar kapandıktan sonra ama çıktığı zaman da birlik mesajı verilmeye devam etsin. Biz bunu teşvik edeceğiz. Bütün stratejimiz bunun üzerine.' ifadelerini kullandı.</p>Özgür Özel&#39;in açıklamaları<p >CHP Grup Başkanı Özgür Özel&#39;in ifadelerine Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:</p><p >'Esasında Sayın Özel&#39;in sadece bu yazısında değil, bütün uluslararası çağrılarına baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: &#39;Ben burada siyaseten zor durumdayım, gelip bana niye yardım etmiyorsunuz?&#39; Aslında söylemeye çalıştığı şey bu. Kendi içinde birtakım siyasi açmazlar var, çatışmalar var, sıkıntılar var. Şunu tanımlamak aslında belli ayrımları yapmamak oluyor. Şimdi NATO üyesi ülkeler, liderler veya diğer ülkeler, Cumhurbaşkanımızla ilişkiye geçtiği zaman Türkiye ile ilişki kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onun cumhurbaşkanı, onun bakanları… Her devlet, her devletle kendi milli çıkarı üzerinden ilişki kurar ve yürütür. Bu son derece uluslararası ilişkilerin bir numaralı kuralı. Şimdi bunu şöyle ifade ediyor: &#39;Siz aslında Türkiye Cumhuriyeti devletiyle değil AK Parti ile ilişki kuruyorsunuz.&#39; zaten getirmeye çalışıyor. Şimdi bu aslında mantık olarak da kendi içerisinde çok tutarlı değil. Bu, bizim açıkçası çok fazla üzerinde durduğumuz, ciddiye aldığımız bir konuda değil. Burada kendi içinde siyasal bir feryat var.'</p><p >Özel&#39;in her yere her türlü şikayeti yaptığını söyleyen Fidan, 'Aslında kendi içinde de ideolojik ironiye de düşüyor. Zaman zaman, anti-NATO olmakla inanılmaz derecede övünen siyasal söylemin sahibi, daha sonra şimdi geliyor ki NATO&#39;yu o koruyamaz, ben koruyabilirim demeye getirir, bir noktaya gidiyor. Artık bu eklektik düşünce, bu tezatları ben dile getirmek bile istemiyorum' dedi.</p><p >Bakan Fidan, bunun stratejik seviyede bakıldığı zaman devlet aktörlerinin 'ciddiye aldığı bir konu olmadığını ' kaydederek 'Uluslararası ilişkiler böyle işlemiyor, jeostrateji konular böyle işlemiyor. Başka türlü işliyor.' diyerek bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p><p >Bakan Fidan, 'Rusya&#39;yla aynı masada gayet rahat oturup konuşup NATO&#39;ya ev sahipliği yapmak nasıl bir durum? Bir zorunlu denge siyaseti mi? Yoksa Türkiye&#39;nin gayet uygun bir şekilde herkesle konuşabilme politikasının sonucu mu?' sorusuna cevaben şunları söyledi:</p><p >'İkinci söylediğiniz tabii ki, Türkiye&#39;nin herkesle konuşabiliyor olması, daha da önemlisi konuşmayı asli araç olarak görmesi. Bakın biz hep söylüyoruz, yani diplomatlar, diplomasi işini iyi yapmazsa yük askerlerin omuzuna düşüyor. Ekonominin sırtına düşüyor. Niye buraya gelelim konuşmak gibi tüketilmesi gereken bir yol varsa?'</p><p >Diğer yolları kullanmaya da hazır olmak gerektiğini dile getiren Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın en büyük liderlik özelliğinin 'hiçbir zaman için yöntem kutsaması içerisine girmemesi ve sonuca bakması' olduğunu vurguladı.</p><p >Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın sonuca giderken endişe ve çekince duymadan diplomasi yoluna başvurduğunu ve Türkiye&#39;nin milli çıkarına dikkat ettiğini belirterek, 'Başka ülkelerin düşmanını, bizim de aynı şekilde düşman edinmemize gerek yok. Biz kendimiz yetişkiniz, kendi dost ve düşman ayrımımızı yapıyoruz. Bazı ittifaklarımız vardır. NATO&#39;nun içerisinde biz bir müttefikiz.' ifadelerini kullandı.</p><p >Avrupa&#39;nın Rusya konusunda aldığı kararlar arasında katıldıkları, nötr kaldıkları, karşısında durdukları ve sessiz kaldıkları kısımlar bulunduğu bilgisini paylaşan Fidan, bunların hepsini yaparken ulusal çıkarları düşündüklerinin altını çizdi.</p><p >Fidan, 'Rusya&#39;yla oturup konuşuyoruz, ticari ilişkilerimiz var. İran&#39;la bizim çok fazla ilişkilerimiz var, Avrupa&#39;yla inanılmaz ilişkilerimiz var, NATO&#39;yla ilişkilerimiz var, Asya Pasifik&#39;le var, her yerle var.' diyerek, tarafların kendi içinde çarpışıyor olmasının Türkiye&#39;yi gerilim altında bıraktığını ancak liderliğin bunu yönetebildiğini, bu nedenle de Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a tekrar ihtiyaç duyduklarını söyledi.</p><p >'Tekrar bir liderin gelip 20 sene durup, 20 sene sonra aynı itibarı kazanması, hele bu kadar kritik dönemlerden geçtiğimiz bir dönemde, bunlar kolay konular değil.' diye konuşan Fidan, birbiriyle çelişen aktörlerle ilişki yönetmenin 'sanat' olduğu değerlendirmesinde bulundu.</p>Rusya ziyareti<p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın her zaman Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin&#39;le istişare içinde olduğunu dile getiren Fidan, Türkiye&#39;nin etkin dış politikasının olduğu Karadeniz havzası, Kafkaslar, Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika&#39;nın Türkiye için önem arz ettiğini vurguladı.</p><p >Fidan, bir tarafın niyetinden haberdar olunmadığı takdirde bütün planların en kötü senaryoya göre yapılması gerektiğini belirterek, en kötü senaryoya göre plan yapmanın maliyeti yükselttiğini ve düşmanlık duygusunu beslediğini ifade etti.</p><p >Fidan, Putin&#39;le görüşmesine ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p >'Cumhurbaşkanımızın adına ben bu kabulü görüyorum. Yani Cumhurbaşkanımın mesajını taşıdığım için kabul ediliyorum. Cumhurbaşkanımın konuşacağı meseleleri, bana talimat verdiği konuları ben Sayın Putin&#39;e aktarıyorum. Oradaki o cevapları, yorumları alıp sonra kendi yorumlarımızı yapıp kendi Cumhurbaşkanımıza getiriyoruz. Aslında bu benim üzerimden Cumhurbaşkanımızla Sayın Putin&#39;in diyaloğu. Bunu böyle görmek lazım.'</p><p >Görüşmede, Rusya-Ukrayna Savaşı&#39;ndaki son durumda Rusya&#39;nın ve Putin&#39;in nerede durduğu konusunun gündeme geldiğini aktaran Fidan, 'Çünkü en son geçtiğimiz mayıs ayında, ben gittiğimde bunu uzun uzun yine konuşmuştuk. Orada bir ortaya koyduğu vizyon vardı. Daha sonra müzakerecileriyle biz çok konuştuk. Şimdi Sayın Putin&#39;in ağzından tekrar duymak gerekiyor. Nerede duruyoruz?' diye konuştu.</p><p >Fidan, Kafkaslar&#39;da devam eden barış süreci, Filistin, Gazze, Lübnan ve Suriye meselesinde Rusya&#39;nın pozisyonun önemli olduğunu vurgulayarak, 'Buralarda bizim çıkarlarımız var açıkçası ve bizim kendi politika pozisyonumuza göre Sayın Putin&#39;in belli konularda alacağı tercihler de yönlendirmesi de önemli. Buna benzer ikili konular var, onların hepsini gündeme getirdik.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Bakan Fidan, Rusya-Ukrayna barış sürecine ilişkin 'Sayın Putin açıkça söyledi, Alaska&#39;da Sayın Trump&#39;la mutabık kaldıkları yer neyse &#39;orada duruyorum.&#39; dedi.' ifadesine yer verdi.</p>AB&#39;yle ilişkilerde Gümrük Birliği ve vize serbestisi konuları<p >Türkiye&#39;yi ziyaret eden Avrupa Birliği&#39;nin (AB) 3 yetkilisiyle birçok konuyu görüştüklerini aktaran Fidan, 'Cumhurbaşkanımızın ağzından, en yüksek otoriteden, iradeden Türkiye&#39;nin Avrupa Birliği perspektifi ve beklentilerimizin ne olduğu meselesini dinlemeleri önemliydi.' dedi.</p><p >Fidan, 'Gümrük Birliği&#39;nin modernleştirilmesi, güncellenmesi gerekiyor. Bu konuda her iki taraf da hemfikir ama burada bir tıkayıcı husus var. Rum kesiminin aldığı tavır var. Onu aşmada tabii bir problem alanları var. Diğer taraftan vize meselesi. Bu konuda bizim birkaç tane adım atmamız gerekiyor ama vize serbestisi sağlanana kadar AB&#39;deki vize konularının yönetilmesi gerekiyor. Kendilerince diyorlar, &#39;Biz bu işi çok kolaylaştırdık, iyi yaptık.&#39; Ama bizdeki rakam ve uygulamalar hiç öyle değil.' görüşünü paylaştı.</p><p >Türkiye&#39;de milli gelir yükseldiği ve uluslararası etkileşim arttığı için insanların daha fazla eğitim, ticaret, iş, gezi ve sanat için Avrupa ülkelerine gitmek istediğine işaret eden Fidan, Avrupa ülkelerinin giderek vize politikasında merkezileştiğini dile getirdi.</p><p >Fidan, Türkiye&#39;den Avrupa&#39;ya vize başvurusu talebinin her yıl arttığına dikkati çekerek, 'Kabul ve reddediş oranları bütün dünyayla hemen hemen aynı. Bizde de.' diye konuştu.</p><p >AB&#39;ye gidişte vize serbestisinin sağlanmasını istediklerinin altını çizen Fidan, 'Onda da birkaç tane atmamız gereken adım var. Onun için çalışıyoruz.' dedi.</p><p >Müktesebatla ilgili 5-6 konunun kaldığı bilgisini paylaşan Fidan, 'Onu (Cumhurbaşkanı Yardımcısı) Cevdet Bey&#39;in koordine ettiği bir platform da var. Cumhurbaşkanımızdan onun onayını da aldık. Hayata geçirmeye çalışacağız. Meclisten bazı yasaların geçmesi gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p><p >Bakan Fidan, Türkiye ile AB kurumları arasındaki ilişkilerde belli oranda canlanma olduğunu belirterek, 'Daha büyük somut stratejik çıktılara ulaşmak için AB&#39;nin kendi içinde alması gereken bazı kararlar var. Türkiye&#39;de bir niyet ve irade sorunu yok. AB&#39;nin kendi içindeki bu oy birliğine dayalı konularla bir takım meseleleri çözmesi lazım.' dedi.</p>'Türkiye (FETÖ) bu konuya en yüksek ihtimamla dikkat etmeli'<p >15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü&#39;nün 10. yıl dönümüne gelinmişken Türkiye&#39;nin hala Fetullahçı Terör Örgütü&#39;nün (FETÖ) tehlikesine karşı dikkatli olup olmaması gerektiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, şunları kaydetti:</p><p >'Türkiye bu konuya en yüksek ihtimamla dikkat etmeli. Çünkü örgütün kurucu lideri öldükten sonra yerine geçen yönetim kadrosu Türkiye&#39;yle​​​​​​​ ilgili hedeflerinden ve eylemlerinden vazgeçmiş değiller. Türk devletine, devleti yönetenlere yönelik operasyonları devam ediyor. Yabancılarla ortaya koydukları işbirlikleri olduğu gibi devam ediyor. Burada bir &#39;tövbe, pişmanlık, eylemden ve Türkiye aleyhtarlığından vazgeçip artık normal hayata dönüyoruz&#39; gibi bir ifade görmüyoruz.'</p><p >Fidan, FETÖ&#39;nün örgütlenme arayışının devam ettiğine dikkati çekerek, 'Kamu içerisindeki güçleri yok tabii ki ama durduğu yerden &#39;ne yapabilirim?&#39; arayışları hala hazırda devam ediyor. Burada PKK&#39;nın bile &#39;Türkiye&#39;de silahlı eylemden artık ben vazgeçiyorum&#39; dediği bir noktada FETÖ&#39;nün hala &#39;Türkiye&#39;yle ben mücadele etmeye devam edeceğim&#39; pozisyonda kalması, tabii ki devletin bu tehdidi bir milli güvenlik önceliği olarak görmesi gerektiği zorunluluğunu ortaya koyuyor. Yani bütün güvenlik kurumları da buna göre hareket etmek zorunda.' diye konuştu.</p><p >NATO müttefiklerinin terör örgütlerine yönelik tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, bazı ülkeler ile terör örgütleri arasındaki ilişkilerin tesadüfen ortaya çıkmadığına vurgu yaparak, bu durumun zaman içinde oluştuğunu ve aynı şekilde zaman içinde sona ereceğini söyledi.</p><p >Bu ilişkilerin belirli süreçlerin ürünü olduğunu ifade eden Fidan, 'Terör örgütüyle bu ülkeler arasındaki ilişki doğup yükselirken de kendiliğinden olmadı, yok olurken de kendiliğinden olmayacak. Bu süreçler var, bu süreçleri inşallah yöneteceğiz.' şeklinde konuştu.</p><p >Fidan, FETÖ&#39;nün geçmişte devlet kurumlarına sızarak faaliyet yürüttüğünü, ancak bugün aynı kapasiteye sahip olmadığını belirterek, 'Önceden işte yargıda adamları vardı, poliste adamları vardı, orduda adamları vardı, bir takım şeyleri yapıyorlardı. Şimdi ne yapıyorlar? Şimdi daha çok psikolojik harekatta kullanıyorlar.' dedi.</p><p >İstihbarat birimlerinin örgütün faaliyetlerini yakından takip ettiğini kaydeden Fidan 'Örgüt, Türkiye aleyhine yönelik faaliyetlerinden, tabana yönelik faaliyetlerinden vazgeçmiş değil. Yani burada biz bir pişmanlık, bir geri dönüş, bir af arayışı, &#39;Biz hata yaptık, dini de yanlış anladık, topluma da ihanet ettik, başımızdakilerin niyetini okuyamadık&#39; böyle bir şey yok. Yani bu devlete, bu topluma yönelik o dönem durdukları yer neyse şimdi aynı, an itibarıyla.' diye konuştu.</p>Türkiye&#39;nin yoğun diplomasi trafiği<p >Fidan, son dönemde yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğinin Türkiye&#39;nin küresel ölçekte izlediği '360 derece dış politika' anlayışının bir yansıması olduğunu kaydederek, Ankara&#39;nın güvenlikten ticarete, teknolojiden bölgesel istikrara kadar geniş bir alanda aktif diplomasi yürüttüğünü söyledi.</p><p >Türkiye&#39;nin güvenliğini güçlendirmek ve dış ticaretini artırmak amacıyla çok yönlü diplomatik temaslar yürüttüklerini aktaran Fidan, özellikle son yıllarda dış ticaretin geliştirilmesinin Türkiye&#39;nin refahı ve istihdamı açısından stratejik önem kazandığını vurguladı.</p><p >Fidan, uluslararası gelişmelerin sürekli değiştiğine dikkati çekerek, bu nedenle Türkiye&#39;nin önemli ülkelerle ilişkilerini düzenli olarak güncellemek ve yeni şartlara göre yeniden tanımlamak zorunda olduğunu belirtti.</p><p >Güney Kore ile yapay zeka ve nükleer enerji, Kanada, Rusya, Mısır, Endonezya ve Asya-Pasifik ülkeleriyle ise farklı alanlarda işbirliğini geliştirmek üzere temaslarını sürdürdüklerini dile getiren Fidan, Bangladeş&#39;teki yeni yönetimle de yakın ilişki kurduklarını ifade etti.</p><p >Bangladeş&#39;in uzun yılların ardından yeniden uluslararası siyasette etkin bir aktör haline geldiğini söyleyen Fidan, Türkiye&#39;nin desteğiyle Bangladeş&#39;in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu başkanlığı seçimlerini kazandığına değindi.</p><p >Fidan, 'Onlar kazanmasaydı Kıbrıs Rum Kesimi dönem başkanı olacaktı. Düşünebiliyor musunuz? Burada ortaya konulan diplomatik çaba, güvenlik açısından, ticari gelişim açısından, ortaklarımızın menfaatinin ilerletilmesi, barışın sağlanması, düzenin sağlanması, bunlar açısından önemli. Türkiye&#39;nin çok şükür yani gerçekten bütün platformlarda olumlu, yapıcı ama güçlü ve itibarlı bir aktör olması açıkçası ve gittiğimiz her yerde böyle kabul görmemiz bizi de memnun ediyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/fidan-caatsa-ve-f-35-konusunda_1783060423_GbB1qZ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fidan: CAATSA ve F-35 konusunda güçlü siyasi irade var ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/fidan-caatsa-ve-f-35-konusunda_1783060423_GbB1qZ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Türkiye, dünyada saygı duyulan bir konuma ulaştı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-dunyada-saygi-duyulan-bir-konuma-ulasti/39194/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiyesi de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır." dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-dunyada-saygi-duyulan-bir-konuma-ulasti/39194/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:32:06 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi&#39;nde 'TİM 33. Genel Kurulu ve İhracat Şampiyonları Ödül Töreni'ne katıldı.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</p><p >Türkiye İhracatçılar Meclisimizin kıymetli üyeleri, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Türkiye İhracatçılar Meclisimizin 33. Genel Kurulu&#39;nun ülkemiz, ekonomimiz ve ihracatçılarımız için hayırlı olmasını diliyorum. İhracatın şampiyonları olarak ödül alacak firmalarımızı ve sektör birincisi iş insanlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum.</p><p >Birazdan aktaracağımız rakamların her kuruşunun nasıl kazanıldığını, hangi zorlu mücadelelerin verildiğini ancak bunun derdiyle dertlenen bilir. Ticaretten gelen bir kardeşiniz olarak bu başarıların öyle kolay elde edilmediğini; azim, sabır, gayret, kabiliyet ve kararlılık gerektirdiğini çok iyi biliyorum.</p>'Türkiye&#39;nin yıldan yıla artan başarı grafiği ortada'<p >Özellikle ihracat, günümüzde artık sadece mal alıp başka bir yere satmaktan ibaret bir faaliyet olmanın ötesindedir. Sizler kimi zaman bir ihracatçı, kimi zaman bir gönül elçisi, kimi zaman da Türkiye&#39;nin önüne çıkarılan engelleri aşmak için mücadele eden birer serdengeçti olarak ülkemizin yükünü omuzluyorsunuz. Bu vesileyle, TİM Başkanına, yönetim kurulu üyelerine ve bugüne kadar TİM çatısı altında hizmet etmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Yol, dava ve kader arkadaşım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, bundan sonra da yanınızda olmayı sürdüreceğim.</p><p >Ülkemizdeki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisi&#39;nin amacı dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmaktır. Dünyanın en ücra köşelerinden en rekabetçi pazarlarına kadar üzerinde Türkiye mührü taşıyan her üründe bu devasa ailenin alın teri, dinamizmi ve küresel vizyonu vardır.</p><p >Türkiye&#39;nin yıldan yıla artan başarı grafiği ortada. Türkiye&#39;nin karşılaştığı çeşitli güçlüklere rağmen nereden nereye geldiğini, dünyayı takip eden, ufku ve gözleri açık herkes görebiliyor. Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde, 2025 yılında yüzde 3,6&#39;lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 2,5 oranında büyüme kaydettik ve kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık.</p>'Mal ve hizmet ihracatımız cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı'<p >Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız artık milli motivasyon kaynağımız haline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi.</p><p >Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara çıktı. Küresel mal ihracatındaki payımız binde 55&#39;ten yüzde 1,04&#39;e, hizmet ihracatımızdaki payımız da binde 89&#39;dan yüzde 1,28&#39;e ulaştı.</p>'Yakaladığımız ivme 2026 yılında da devam ediyor'<p >İhracatta yakaladığımız ivme, hamdolsun 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor. Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama oldu. Ama 22 Mayıs tarihinde günlük ihracatta 2,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek değerine ulaştık. Tabii Türkiye&#39;nin ihracatındaki artış sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da büyük bir gelişim gösteriyor. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız ise 114,4 milyar doları buldu.</p>'Savunma ve havacılık ihracatı 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti'<p >Şu rakamlara özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı Ocak-Mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından bugün aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik. Yani, 1 yılda yaptığımız ihracatı, hamdolsun artık 1 haftada yapıyoruz. Bu rakamlar Türkiye&#39;nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleşti ve bu payın daha da artırılmasını hedefliyoruz.</p>'Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı'<p >Bir diğer gündemimiz ihracatımızı ülke sathına yaymaktır. Bunda da hamdolsun önemli ilerlemeler kaydettik. Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. Daha fazla ilimizi ihracatta pay sahibi kılmak için çalışmalarımız sürüyor. Şunu bir defa herkesin bilmesini temenni ederim. Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır. Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz.</p>'Uzak ülkelere ihracatımızı 50 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz'<p >Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek, ihracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkanlar geliştirerek, artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikayesini daha da ileriye taşıyacağız.</p><p >İnşallah bunu da 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız. Limanlarımızdan kalkan gemiler, sınırlarımızdan çıkan tırlar, Türkiye&#39;de üretilen ürünleri taşısın kargo uçakları iş insanlarımız için çalışsın diye üzerimize düşeni yapıyoruz. İhracatçımız için yeri geldi kendi bürokrasimizi hızlandırdık, yeri geldi diğer ülkelerle müzakere ederek engelleri kaldırdık. Ne zaman bir devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelsem notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır.</p><p >Mutlaka konuyu muhatabımla masaya yatırır ve çözüm iradesinin ticaret yollarına yansıması için de arkadaşlarımı görevlendiririm. Daha sonra da bu görevlerin takibini çok sıkı bir şekilde yaparım. Diğer ülke liderleri de bizim bu tutumumuzu bildikleri için iş insanlarımıza kapılarını açmış, Türk iş camiasını bağırlarına basmışlardır. Serbest ticaret anlaşmalarından tercihli ticaret anlaşmalarına, yatırımların karşılıklı teşvikinden çifte vergilendirmenin önlenmesine kadar sizleri teşvik edecek her türlü hukuki altyapıyı kurduk, kuruyoruz. Özellikle uzak ülkelere ihracatımızı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedefliyoruz. Ciddi potansiyel barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmak için çalışıyoruz.</p>'Eximbank&#39;ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık'<p >Diğer taraftan taşımayı kolaylaştırmak için dijitalleşmenin tüm imkanlarını kullanarak gümrük süreçlerimizi sürekli hızlandırıyoruz. Ayrıca finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için önemli adımlar atıyoruz. Türk Eximbank ve Türkiye Ticaret Bankası ve İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi eliyle ihracat menzilimizi genişletecek destekleri kesintisiz sağlıyoruz.</p><p >Eximbank&#39;ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Öte yandan faaliyetlerine yakın zamanda başlayan Türkiye Ticaret Bankası 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar lira finansman desteği verdi. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi ise 2025 yılı sonu itibarıyla ihracatçılarımızın 228 milyar liralık kredisine 200 milyar lira değerinde kefalet sağladı.</p><p >Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri son 1 yılda 1 trilyon 300 milyar lira oldu. Öte yandan başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer sebebiyle yaşanan zorlukların farkındayız. Özellikle bu güçlükleri aşmanıza yardımcı olmak gayesiyle ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği sunuyor, üretim ve rekabet güçlerini destekliyoruz.</p>'Reeskont kredilerinin günlük limitini 5 milyar liraya çıkarıyoruz'<p >Bu vesileyle sevindirici bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz. Tüm ihracat ailemize hayırlı olmasını diliyorum.</p>'Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye&#39;si de değildir'<p >Değerli arkadaşlar, bölgemizdeki her türlü siyasi, ekonomik, sosyal gerilim elbette bizi de etkiliyor, etkileyecektir. Ancak Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye&#39;si de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır. Küresel krizlerle her yüzleşmemizi siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürecek bir yaklaşımla hareket ederek ihracatçılarımızla birlikte yeni fırsatlara ve yeni kıtalara doğru ilerleyeceğimiz bir döneme giriyoruz.</p><p >Devlet-özel sektör el ele vererek inşallah bu yeni dönemde ülkemizin ihracat çatısını çok daha yükseklere çıkaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.</p><p >Bu duygularla bir kez daha Türkiye İhracatçılar Meclisimizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyor, İhracatın Şampiyonları Ödülü&#39;ne layık görülen firmalarımızı ve iş insanlarımızı tekrar tebrik ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-dunyada-saygi-_1782541925_wCtNRe.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Türkiye, dünyada saygı duyulan bir konuma ulaştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-dunyada-saygi-_1782541925_wCtNRe.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TAYFUN Blok-2 füzelerinin kabul faaliyetleri tamamlandı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/tayfun-blok-2-fuzelerinin-kabul-faaliyetleri-tamamlandi/39178/</link>
            <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda TAYFUN Blok-2 Füzesi'nin muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/tayfun-blok-2-fuzelerinin-kabul-faaliyetleri-tamamlandi/39178/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:42:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Kara Kuvvetlerinin 2235&#39;inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığında düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.</p><p >Tuğamiral Aktürk, basında yer alan BM Kıbrıs Planı iddialarına dair şu açıklamaları yaptı:</p><p >'Son günlerde Rum basını kaynaklı bazı medya organlarında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri&#39;nin Kişisel Temsilcisi tarafından Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik yeni bir plan hazırlandığı ve söz konusu planın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nezdinde istişareye açılacağı yönünde iddialar yer almaktadır. Ada&#39;da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesine dayanan iki devletli çözüm temelinde mümkündür. Bu temel gerçek göz ardı edilerek ortaya konulacak hiçbir girişim Kıbrıs Türk halkının iradesini yansıtmayacağı gibi bölgede kalıcı bir istikrar da sağlayamayacaktır.'</p><p >Kıbrıs meselesinin çözümünde Türkiye&#39;nin tutumunun açık, net olduğunu ve değişmediğini vurgulayan Aktürk, Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan ve Ada&#39;daki mevcut hassas dengeyi bozmayı amaçlayan hiçbir girişimin Türkiye açısından kabul edilemeyeceğini belirtti.</p><p >Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin güvenliğinin Türkiye&#39;nin güvenliği olduğunu ifade eden Aktürk, 'Dün olduğu gibi bugün ve yarın da Kıbrıs Türk halkının güvenliğini, huzurunu ve refahını korumak için kararlılığımız tamdır. Ülkemiz, garantör devlet sıfatıyla uluslararası anlaşmalardan ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru hak ve yetkileri çerçevesinde Kıbrıs&#39;ta barışın, güvenliğin ve istikrarın teminatı olmaya devam edecektir.' ifadelerini kullandı. </p>Almanya&#39;ya ait PATRIOT Hava Savunma Sistemi<p >Aktürk, NATO Daimi Savunma Planı kapsamında ittifakın hava savunmasının güçlendirilmesi maksadıyla Almanya&#39;ya ait bir adet PATRIOT Hava Savunma Sistemi&#39;nin  Kürecik/Malatya&#39;ya konuşlandırıldığını ve 24 Haziran 2026 tarihinde aynı bölgede konuşlu olan ABD PATRIOT Hava Savunma Sistemi&#39;nden görevi devraldığını açıkladı.</p>Anadolu Kartalı Tatbikatı<p >Aktürk, Anadolu Kartalı Tatbikatı&#39;na dair şu bilgileri paylaştı:</p><p >'22 Haziran-3 Temmuz 2026 tarihleri arasında icra edilmesi planlanan Uluslararası Anadolu Kartalı-2026 Eğitimi, güncel jeopolitik gelişmeler ile 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye&#39;de gerçekleştirilecek NATO Zirvesi dikkate alınarak revize edilmiş; söz konusu faaliyet, aynı tarihlerde Türkiye, Azerbaycan ve Mısır&#39;ın katılımıyla '3&#39;lü Kartal Tatbikatı' şeklinde icra edilmektedir. Tatbikata; Azerbaycan&#39;dan 2 adet SU-25 uçağı ile Mısır&#39;dan 5 adet F-16 uçağı katılım sağlamaktadır.'</p>C-130J uçak tedariki<p >Hava kuvvetlerinin ihtiyaçları doğrultusunda yürütülen uçak tedarik sürecinin planlanan takvim çerçevesinde devam ettiğini belirten Aktürk, 'Mevcut planlamaya göre, yıl sonuna kadar iki adet C-130J uçağının envantere katılması hedeflenmektedir. Kalan uçakların teslimatları ise belirlenen tedarik programı kapsamında peyderpey gerçekleştirilecektir.' ifadelerini kullandı.</p><p >Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığının, gelişmiş teknolojiye sahip, harekat etkinliği yüksek, her türlü tehdit ve risk karşısında görev yapabilen dünyanın en etkin ve caydırıcı askeri güçlerinden biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p><p >'Konvansiyonel ve hibrit harbi kapsayacak şekilde harbe hazırlık seviyesini teknolojik gelişmelerle daha ileri taşımaya devam eden Kara Kuvvetleri Komutanlığımız, siber savunma, ağ destekli ve elektronik harp yeteneklerini geliştirmeyi, yapay zeka destekli karar destek sistemlerini yaygınlaştırmayı, insansız hava araçları (İHA), taarruzi İHA, hava savunma ve uzun menzilli füze sistemlerine yönelik projelere ağırlık vererek, yerli ve milli savunma sanayii ile tam uyum içinde çalışmak suretiyle geleceğin harekat ortamını şekillendirmeyi hedeflemektedir.'</p>Terörle mücadele<p >Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri hakkında bilgilendirme yaptı. Aktürk&#39;ün açıklamasına göre son bir hafta içerisinde 7 PKK&#39;lı terörist daha teslim oldu. Harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edildi. </p><p >Hudutlarda, 4&#39;ü terör örgütü mensubu olmak üzere 434 şahıs yakalandı böylece 1 Ocak&#39;tan bugüne kadar hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 4 bin 968 oldu. Engellenen 985 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 39 bin 290&#39;a ulaştı. Ayrıca, son bir haftada Hakkri hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 55 kilogram (54.766 gram) uyuşturucu madde ele geçirildi.</p> NATO<p >Aktürk, ikili iş birlikleri, bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bölgesel ve küresel barış için öncü bir rol oynamaya devam ettiğini vurguladı.</p><p >Bu kapsamda, 1 Temmuz 2025-30 Haziran 2026 tarihlerinde komuta edilen NATO Amfibi Görev Kuvveti Komutanlığı (CATF) ve Çıkarma Kuvveti Komutanlığı (CLF) görevinin 30 Haziran&#39;da Hollanda&#39;ya devredileceğini anlatan Aktürk, '2026 Yılı Güven Artırıcı Önlemler Uygulama Planı çerçevesinde, Aksaz Deniz Üs Komutanımızın 30 Haziran-2 Temmuz tarihlerinde Yunanistan Suda Deniz Üs Komutanı&#39;nı, 4&#39;üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanımızın 1-2 Temmuz tarihlerinde Yunanistan 31&#39;inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı&#39;nı ziyaret etmesi planlanmaktadır.' dedi.</p>'İsrail, uzlaşma çabalarının önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir'<p >Tuğamiral Aktürk, ABD ile İran arasında varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını, mutabakatın korunması ve sürdürülen teknik müzakerelerde ilgili tüm tarafların sağduyulu ve sorumlu bir tutum sergilemesi konusundaki temennilerini yinelediklerini belirterek, şu açıklamaları yaptı:</p><p >'İmzalanan mutabakata rağmen Lübnan&#39;ın güneyinde işgaline devam edeceğini açıklayan ve bölgedeki saldırgan tutumunu sürdüren İsrail, uzlaşma çabalarının önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.  Sürecin sabote edilmesine yönelik girişimlerin önlenmesi bakımından uluslararası toplumun İsrail&#39;in politikalarına karşı daha kararlı bir tutum sergilemesi ve somut adımlar atması gerekmektedir.  Ülkemiz, bölgesel barış ve istikrarın korunmasını önceleyen yaklaşımını sürdürmeye ve bu yöndeki çabalara katkı sağlamaya devam edecektir.' </p>Eğitim ve tatbikat faaliyetleri<p >Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle harekat kabiliyetini geliştirmeye, modern harp yeteneklerini ileri seviyeye taşıyarak etkinlik ve caydırıcılığını artırmaya devam ettiğini belirten Aktürk, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hava sahası, kara suları ile ana karası üzerinde ve Türkiye&#39;nin arama-kurtarma bölgesi içerisinde yer alan uluslararası sularda gerçekleştirilen 'Şehit Teğmen Caner Gönyeli-2026 Arama Kurtarma Davet Tatbikatı'nın yarın sona ereceğini söyledi.</p><p >22 Haziran-3 Temmuz&#39;da Konya&#39;da icra edilen 'Türkiye-Azerbaycan-Mısır Üçlü Kartal Tatbikatı' ile çeşitli unsurlarla katıldıkları Japonya&#39;daki Live Minex, Almanya&#39;daki Sivil-Asker İşbirliği Quadriga ve ABD&#39;deki Fleetex-250 tatbikatlarının devam ettiğini belirten Aktürk, 27 Haziran-31 Temmuz&#39;da ABD&#39;de düzenlenecek RIMPAC-2026 Tatbikatı&#39;na katılım sağlanmasının planlandığını aktardı.</p><p >Aktürk, 22-28 Haziran&#39;da ABD&#39;de icra edilen Fleetex-250 Tatbikatı&#39;na iştirak eden TCG Oruçreis&#39;in, 29-30 Haziran&#39;da Norfolk/ABD&#39;ye liman ziyareti gerçekleştirmesi, 2-7 Temmuz&#39;da 'ABD&#39;nin 250&#39;nci Kuruluş Yıl Dönümü' etkinliklerine katılım sağlanmasının planlandığını bildiren Aktürk, şöyle devam etti:</p><p >'İzmit&#39;in Kurtuluşu etkinlikleri kapsamında, 28 Haziran&#39;da TCG Karayel tarafından İzmit&#39;e liman ziyareti yapılacaktır. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca, Yarın, &#39;Atatürk&#39;ün Tokat&#39;a Gelişinin Yıl Dönümü Etkinlikleri&#39; kapsamında Tokat&#39;ta personel kurtarma gösterisi ile 27-28 Haziran&#39;da &#39;Belçika Hava Kuvvetleri Günü&#39; kapsamında Belçika&#39;da Türk Yıldızları tarafından gösteri uçuşu planlanmaktadır. Ayrıca, Mehteran Birlik Komutanlığımızca, 23-29 Haziran&#39;da &#39;Ayvaz Dede Şenlikleri&#39; kapsamında Bosna Hersek&#39;te, Armoni Mızıkası Komutanlığımız tarafından &#39;Azerbaycan Silahlı Kuvvetler Günü Etkinlikleri&#39; çerçevesinde 24 ve 26 Haziran&#39;da Azerbaycan&#39;da konserler icra edilmektedir. Bu vesileyle &#39;İki devlet, tek millet&#39; anlayışı ile bir ve beraber olduğumuz Azerbaycan&#39;ın Silahlı Kuvvetler Günü&#39;nü şimdiden kutluyoruz.'</p>Envantere giren yeni silah sistemleri<p >Tuğamiral Aktürk, envantere yeni giren silah sistemlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p><p >'Yerli ve millî savunma sanayimizin sunduğu imknlarla savunma kabiliyetlerini modernize etmeyi sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ileri teknoloji donanımı ve caydırıcı gücünü daha da artırma çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; TAYFUN Blok-2 Füzesi,<br>Silah Taşıyıcı Araç, Karayel Karinalı Bot Sistemi ile, Doğal Afet Kurtarma Araç ve Malzemesinin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır.</p><p >Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından mevcut silah sistemleriyle kullanılabilen ve ilave platform entegrasyonu gerektirmeyen mini ve mikro insansız hava araçları ile kamikaze dronlara karşı personelin hava savunma kabiliyetine önemli katkı sağlayacak olan 7,62 mm parçacıklı anti-dron mühimmatının test atışları başarıyla icra edilmiş, yine Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından, muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır.'</p>Öğrenci ve personel temini<p >Personel ve askeri öğrenci temin işlemleri kapsamında, 2026 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Temini Seçim Aşaması faaliyetlerinin 14 Temmuz-7 Ağustos&#39;ta yapılacağı bilgisini veren Aktürk, 'Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştiren Milli Savunma Üniversitemizin Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokullarında eğitim almak ve şanlı ordumuzun bir mensubu olmak isteyen adaylarımızı seçim aşaması faaliyetlerine katılmaya davet ediyoruz.' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/tayfun-blok-2-fuzelerinin-kabu_1782394962_MdBaJP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TAYFUN Blok-2 füzelerinin kabul faaliyetleri tamamlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/tayfun-blok-2-fuzelerinin-kabu_1782394962_MdBaJP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: 50'nin üzerinde savaş gemisi üretiyoruz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-50-nin-uzerinde-savas-gemisi-uretiyoruz/39140/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Halihazırda 15'ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere, 50'nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz." dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-50-nin-uzerinde-savas-gemisi-uretiyoruz/39140/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 16:11:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığında 'Açık Deniz Karakol Gemisi Cam Roman&#39;ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni'nde konuştu.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</p><p >Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kıymetli komutanları, savunma sanayii ve gemicilik sektörümüzün değerli temsilcileri, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle kendilerini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğum değerli dostum Nicușor Dan&#39;la Romanya heyetinin kıymetli üyelerine ülkemize &#39;hoş geldiniz, safalar getirdiniz&#39; demek istiyorum.</p>'Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz'<p >Bugün dünyanın gözbebeği İstanbul&#39;da denizciliğimizin, mühendisliğimizin ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizde, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz.</p><p >Kam Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken, Koçhisar açık deniz karakol gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz&#39;in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum.</p>'Son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız'<p >Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takibi üzere dünyamız Soğuk Savaş&#39;tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken bizim &#39;zor oyun bozar&#39; dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız.</p>'Hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık'<p >Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyordu. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık.</p><p >Savunma ihracatında dünyanın 11. büyük ülkesi konumundayız. Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz.</p>'Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140&#39;ı aşkın deniz platformu ihraç ettik'<p >Savunma sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140&#39;ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu&#39;ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM&#39;e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Halihazırda 15&#39;ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere, 50&#39;nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz.</p>'Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar euro seviyesine ulaştı'<p >Milli uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80&#39;inin üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarımızın araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar euro seviyesine ulaştı.</p><p >Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir: TCG Anadolu&#39;dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan donanmamız artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuşmuştur. Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinliyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseliyoruz. Tüm bu platformların kritik alt sistemleri; radarları, sonarları, savaş yönetim sistemleri, yazılımları Türk mühendisleri tarafından hayata geçiriliyor.</p><p >Gemilerimiz muadillerinden daha üstün nitelikte, milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun her alanda kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz.</p>'Romanya&#39;nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim'<p >Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla, savunma sanayinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz. Romanya&#39;nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye ile Romanya&#39;nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihi zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz, münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören, işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir.</p><p >Kam Roman korveti, iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgemizin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesidir. Karadeniz&#39;in güvenliği aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır.</p><p >Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni ediyoruz.</p>'Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve AB üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir'<p >Bir başka önemli husus şudur: Bugün teslim ettiğimiz ve envantere kattığımız gemilerimizde kullanılan savaş yönetim sistemi, arama ve atış kontrol radarları, sonar sistemleri, yakın savunma silahları tamamen yerli ve milli şirketlerimize aittir. Aselsan, Roketsan, Havelsan, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız, bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır.</p>'TCG Koçhisar&#39;ı da bugün hizmete alıyoruz'<p >Değerli arkadaşlar, kahraman Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak TCG Koçhisar&#39;ı da bugün hizmete alıyoruz. Açık deniz karakol gemisi projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform; istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir.</p>'Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz'<p >Türkiye&#39;nin gayesi bölgemizde gerilim üretmek değil; barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz. Aksine, karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerimize zarar vermesine müsaade etmeyiz.</p>'Biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz'<p >İlkemiz çok net: Biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi milli kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımda denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş halidir.</p><p >Bu düşüncelerle Milli Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı, ASFAT&#39;ı ve projede görev alan tüm firmalarımızı, kıymetli mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve işçilerimizi gönülden tebrik ediyorum.</p><p >Romanyalı dostlarımıza Kam Roman korvetinin hayırlı olmasını diliyor, TCG Koçhisar&#39;ımızın da mavi vatanda şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Rabbim denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin diyorum.</p><p >Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-50-nin-uzerinde-savas-_1781961106_N42oXS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: 50'nin üzerinde savaş gemisi üretiyoruz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-50-nin-uzerinde-savas-_1781961106_N42oXS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Türkiye’nin haklarını sahada da masada da savunduk]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-nin-haklarini-sahada-da-masada-da-savunduk/39131/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin dış politika eleştirilerine yanıt vererek, hiçbir zaman tribünlere oynamadıklarını; aksine hem sahada hem de masada Türkiye'nin haklarını savunarak her zaman gönüller kazanmanın mücadelesini verdiklerini ifade etti.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-nin-haklarini-sahada-da-masada-da-savunduk/39131/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:21:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı Açılış Töreni'nde konuştu.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</p>'Sultan Fatih&#39;in şehrine aşkla hizmet ediyoruz'<p >Sevgili İstanbullular, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın değerli mensupları, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler, istikbalimizin teminatı sevgili gençler, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla 39 ilçesi, 16 milyon nüfusuyla tüm İstanbul&#39;u yürekten selamlıyorum. Meydanlara sığmayan şu ilginiz için her birinize teşekkür ediyorum.</p><p >Açılışını yaptığımız Halkalı-İstanbul Havalimanı Metrosu Halkalı-Arnavutköy kesiminin ülkemize, milletimize, hat üzerindeki yerleşim yerlerimize ve tüm İstanbul&#39;a hayırlı olmasını diliyorum. Bu hattın İstanbul&#39;umuza kazandırılmasında emeği geçen Ulaştırma Bakanlığımızı, sinyalizasyon sistemini geliştiren ASELSAN ve TÜBİTAK&#39;ı, yüklenici firmalarımızı, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum.</p><p >Sultan Fatih&#39;in şehrine, yine Sultan Fatih&#39;in tavsiyelerini kendimize rehber kılarak aşkla hizmet ediyoruz. Ne demişti o büyük sultan? &#39;Hüner, bir şehir bünyad etmektir; reaya, kalbin abad etmektir.&#39; İşte biz de meftunu ve maşuku olduğumuz güzel İstanbul&#39;umuzu mamur etmek, ihya ve inşa etmek, İstanbul halkını hak ettiği hizmet standardıyla buluşturmak için gece gündüz koşturuyoruz.</p>'Şehrimizi demir ağlarla ilmek ilmek örüyoruz'<p >Bilhassa raylı sistemler noktasında büyük bir çaba içindeyiz. İşte şimdi buraya gelirken 120 kilometre hıza kadar ulaştık. 16 milyon nüfusu, yıllık 20 milyona yaklaşan ziyaretçisiyle dünyanın en büyük metropollerinden biri olan şehrimizi demir ağlarla ilmek ilmek örüyoruz.</p><p >16 istasyondan oluşan 69 kilometre uzunluğundaki Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi&#39;ni iki ayrı koldan hayata geçirdik. 37,5 kilometrelik Gayrettepe-İstanbul Havalimanı ve 31,5 kilometrelik Halkalı-İstanbul Havalimanı metrosu olarak şehrimizin hizmetine verdik.</p><p >Gayrettepe&#39;den Halkalı&#39;ya kesintisiz ulaşım imkanı sağlayacak hattımızın Gayrettepe&#39;den Arnavutköy&#39;e kadar olan 47 kilometrelik kesimini geçtiğimiz yıllarda devreye aldık. Kağıthane-İstanbul Havalimanı kesimini 22 Ocak 2023&#39;te, Kağıthane-Gayrettepe arasını 29 Ocak 2024&#39;te, Arnavutköy-İstanbul Havalimanı kesimini ise 2024 yılının mart ayında İstanbul halkının istifadesine sunduk. Daha önce hizmete açtığımız bu 47 kilometrelik kesimde İstanbul Havalimanı&#39;nda yapacağımız hızlı tren hattı, Kağıthane istasyonunda Mahmutbey-Mecidiyeköy-Kabataş metro hattı, Gayrettepe istasyonunda Yenikapı-Hacıosman metrosu ve metrobüs ile entegrasyon sağladık. Arnavutköy-İstanbul Havalimanı kesimindeki Arnavutköy, Hastane ve Taşoluk istasyonlarını da bu sisteme dahil ettik.</p>'Milyonlarca İstanbullunun ulaşımını ciddi ölçüde kolaylaştırdık'<p >Böylece başta bu hatlar üzerinde yaşayan kardeşlerimiz olmak üzere milyonlarca İstanbullunun ulaşımını ciddi ölçüde kolaylaştırdık. Şimdi bütün bu çalışmalarımızı taçlandırıyoruz. Toplam 69 kilometre uzunluğundaki metro projemizi bugün tamamlayarak Türkiye&#39;yi en uzun ve en hızlı metro hattıyla buluşturuyoruz.</p><p >Halkalı-Arnavutköy kesiminin hizmete girmesiyle sadece Türkiye&#39;nin değil, dünyanın da en uzun metrolarından biri tamamlanmış oldu. Metro hattımızın 22 kilometre uzunluğundaki Halkalı-Arnavutköy kesimi; İbn Haldun Üniversitesi, Kayaşehir, Olimpiyatköy, Halkalı Stadı ve Halkalı olmak üzere 5 yeni istasyona sahiptir.</p><p >Bu istasyonlar sayesinde önemli bağlantılar tesis edilmiştir. Kayaşehir istasyonunda Bakırköy-Kirazlı-Başakşehir-Kayaşehir metrosu ile, Olimpiyatköy istasyonunda ise Ataköy-İkitelli-Olimpiyat metrosu ile entegrasyon sağlandı. Halkalı Stadı istasyonunda yapımı devam eden Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt metrosu ile bağlantı kuruldu. Halkalı istasyonunda da yüksek hızlı tren hatları, Marmaray, Halkalı-Bahçeşehir banliyö hattı ve Yenikapı-Kirazlı-Halkalı metrosu ile tam entegrasyon gerçekleştirildi. Yani milyonlarca vatandaşımız İstanbul&#39;un merkezi noktalarına zahmetsiz bir şekilde ulaşım imkanına kavuştu. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum.</p>'Seyahat sürelerini de ciddi manada azaltıyoruz'<p >Açılışını yaptığımız yeni hat sayesinde seyahat sürelerini de ciddi manada azaltıyoruz. Halkalı-İstanbul Havalimanı arasını 30 dakikaya, Halkalı-Göktürk arasını 43 dakikaya, Halkalı-Kağıthane arasını 54 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arasını ise 57 dakikaya düşürüyoruz.</p><p >Küçükçekmece-Kemerburgaz arası 50 dakikaya inerken, Başakşehir-Kağıthane arası da inşallah 48 dakika olacaktır. Projenin 25 senede vakitten 117 milyon saat tasarruf ettirmesini, ekonomik faydanın ise toplam 935 milyon euroyu bulmasını bekliyoruz. Bunların da şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.</p>'İstanbul&#39;da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacak'<p >Kardeşlerim, 'aşkınan çalışan yorulmaz'. Bu inançla İstanbul için raylı sistem çalışmalarımızı aralıksız devam ettiriyoruz. 4,5 kilometre uzunluğundaki Altunizade-Çamlıca Camii-Bosna Bulvarı metro hattının inşası sürüyor. İlaveten 6,3 kilometrelik Yavuztürk-Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü raylı sistem hattının yapımı da devam ediyor. Bu hatların tamamlanmasıyla Ulaştırma Bakanlığımızca İstanbul&#39;da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacak.</p>'İstanbul beceriksizliği, vizyonsuzluğu kaldırmaz diyoruz'<p >Şehrimiz yeni metro hatları kazandıkça İstanbul&#39;un beceriksiz idarecilerinin elinde artık eziyete dönüşmüş trafiğini rahatlatacağız. Bunun da en büyük faydasını ise geç kalmamak için arabalarında uyuyan, araçlarını hafta içi yatakhaneye çeviren İstanbullu kardeşlerimiz görecek. Milletin kaynakları; para kuleleri, baklava kutuları, kişisel kariyer hesapları yerine bugün burada olduğu gibi hizmete, esere, yatırıma harcandıkça hem İstanbul&#39;un hem de İstanbullunun yüzü gülmeye başlayacak. Bunun için ne diyoruz? İstanbul beklemez diyoruz. İstanbul ihmale gelmez. İstanbul beceriksizliği, vizyonsuzluğu kaldırmaz diyoruz.</p><p >Merhum şair Orhan Seyfi Orhon&#39;un; 'Sihrinle, füsununla, gururunla, nazınla,</p><p >Altın Halicin, Marmara&#39;n, aşık Boğazınla,</p><p >Endamını sarmakta ipek tüllü karanlık,</p><p >Türkün güzel İstanbul&#39;u mesut uyu artık' dediği İstanbul&#39;un gevşekliğe, umursamazlığa, boşvermişliğe asla tahammülü olmaz.</p>'Bu şehre kıymet vermek, taş üstüne taş koymayı gerektirir'<p >Bu şehri sevmek, aşkla hizmet etmeyi gerektirir. Bu şehre kıymet vermek, taş üstüne taş koymayı gerektirir. Bu şehri önemsemek, sorunlarıyla, dertleriyle ilgilenmeyi gerektirir. Biz de işte bunu yapmanın peşindeyiz. İstanbul&#39;a olan şükran borcumuzu hakkıyla ödemenin gayretindeyiz. Kim ne derse desin, İstanbul&#39;u kaderine terk etmemekte kararlıyız. İstanbul&#39;un trafik başta olmak üzere sorunlar yumağı altında ezilmesine izin vermeyeceğiz. Dünyanın gözbebeği olan İstanbul&#39;u hak ettiği yatırımlarla buluşturmaya inşallah devam edeceğiz.</p><p >İstanbul&#39;umuza olan tutkumuzun, İstanbullu kardeşlerimize olan hizmet aşkımızın nişanesi olan metro hattımız hayırlı, uğurlu olsun diyorum.</p>'İstanbul için çalışırken diğer illerimizi de elbette ihmal etmiyoruz'<p >Değerli kardeşlerim, emeği geçenleri, katkısı ve alın teri olanları yürekten tebrik ediyorum. İstanbul için çalışırken diğer illerimizi de elbette ihmal etmiyoruz. Pazartesi günü başkentimize stratejik önemi yüksek bir eser kazandırdık. 1933 senesinde yapılan ve uzun yıllar askeri havalimanı olarak hizmet veren Ankara Havalimanı&#39;nı ihya ederek yeni çehresiyle ayağa kaldırdık. Devlet konukeviyle, 2450 metreden 3000 metreye uzattığımız pist uzunluğuyla, 44 uçağın eş zamanlı olarak park edebileceği kapasitesiyle ve diğer imkanlarıyla Ankara gurur verici bir esere daha kavuşmuş oldu. Yarın Pendik&#39;te donanmamızın ve Türk tersaneciliğinin gücünü gösteren bir törene katılacağız. 7-8 Temmuz&#39;da ise aralarında Amerikan Başkanı Sayın Trump&#39;ın da olduğu NATO liderlerini Türkiye&#39;de ağırlamaya hazırlanıyoruz. Öncesinde 28-29 Haziran&#39;da NATO Parlamenter Zirvesi İstanbul&#39;da yapılacak. Daha sonra yıl boyunca ülkemizin ev sahipliğinde birçok uluslararası etkinlik düzenlenecek. Yani 2026 senesi Türkiye için kelimenin tam manasıyla bir zirveler yılı olacak. Türkiye&#39;nin marka değeri artacak, bölgesinin cazibe merkezi olduğu görülecek, küresel diplomasinin oyun kurucu aktörlerinden biri olduğu tescil edilecek.</p>'Bırakın dünyayı, ülkemizde ne olup bittiğinden haberleri bile yok'<p >Burada bir gerçeğin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. Dünün kavramlarıyla, dünün ideolojileriyle, özellikle de dünün muhalefet tarzıyla bugünün meseleleri anlaşılamaz. Türkiye değişirken, dünya değişirken, dünya sistemlerinde köklü değişimler yaşanırken maalesef bizim muhalefet bunu bir türlü idrak edemiyor. 2026 senesinin Türkiye&#39;sinde hala eski kalıplarla, eski alışkanlıklarla siyasetçilik yapmaya devam ediyorlar. Başlarını öyle bir kuma gömmüşler ki, bırakın dünyayı, ülkemizde ne olup bittiğinden haberleri bile yok.</p>'Yurt dışına Türkiye&#39;yi şikayet turları düzenliyorlardı'<p >Şimdi değerli kardeşlerim, biliyorsunuz muhalefet aktörleri yıllarca bizi acımasızca eleştirdiler. Lafa her başladıklarında bizim Libya&#39;da, Suriye&#39;de, Somali&#39;de ne işimiz var diyerek bizi suçladılar. Selçuklu&#39;nun, Osmanlı&#39;nın, kahraman ecdadımızın emaneti olan gönül ve kültür coğrafyamıza sırtlarını döndüler. Ortadoğu bataklığı dışında sınırlarımızın ötesinde yaşayan on milyonlarca kardeşimiz için tek bir cümle dahi kuramadılar. Dünyadaki ve bölgedeki gelişmelere Türkiye merkezli bakmayı bir türlü başaramadılar. Son seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak karşımıza çıkan zat çareyi Amerika&#39;dan uzman ithal etmekte ararken, onun yerine gelen 5 dakikacık bir görüşme için yabancılar karşısında 40 takla atıyor, adeta yalvarıyor. Daha düne kadar yurt dışına Türkiye&#39;yi şikayet turları düzenliyorlardı. Şimdi bir tanesi çıkmış, kötü siciline bakmadan bizi dış politikada şov yapmakla, tribünlere oynamakla, ülkemizi bölgesel krizlerin mezesi haline getirmekle itham ediyor.</p><p >İnanan insan kurduğu cümlelerin neresini düzelteceğini bilemiyor. Bir defa Türkiye, bölgesel krizlerin mezesi değil; işte en son İran savaşında olduğu gibi çözüm çabalarının baş aktörüdür. İkincisi, dış politika şov alanı değil; tecrübe, birikim ve dirayet gerektiren bir uzmanlık alanıdır. Üçüncüsü, biz ne içerde ne dışarda hiçbir zaman tribünlere oynamadık, aksine hep gönüller yapmanın, gönüller kazanmanın derdinde olduk.</p>'Dış politikada bize ders vermek sizin boynunuzu ziyadesiyle aşar'<p >Siz birbirinizle koltuk kavgası verirken biz yürüttüğümüz ince diplomasiyle bölgemizdeki çatışmaları dindirmenin kavgasını verdik. Siz birbirinizin kuyusunu kazarken biz elimizle, iğneyle kuyu kazar gibi barışa giden yolun önündeki engelleri kazıdık. Siz kimin hain, kimin işbirlikçi, kimin proje olduğunu tartışırken biz zorlu müzakere masalarında Türkiye&#39;nin hak ve hukukunu savunduk. Aslında bunlara daha önce de söyledim, bugün tekrar ediyorum: Dış politikada bize ders vermek sizin boynunuzu ziyadesiyle aşar. Eskisiyle yenisiyle sizin çapınız buna yetmez.</p><p >En iyisi siz bilgi, birikim ve liyakat gerektiren zor konularla uğraşmayın. Gidin, kapasitenize ve kalibrenize uygun işleri kovalayın. Mesela koltuk kapmaca, salon kapmaca oynayın. Eğer becerebiliyorsanız önce şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin. Daha kavgasız, gürültüsüz tek bir gününüz yok. Bir de çıkıp bize diplomasi dersi vermeye kalkışıyorsunuz. Hani derler ya; bu ne perhiz ne lahana turşusu. Kusura bakmayın ama size bu işten ekmek çıkmaz. Bizim sizin bitmez tükenmez kavgalarınıza ayıracak vaktimiz yok. Biz birilerine laf yetiştirmenin değil, sevgili gençlerimiz başta olmak üzere aziz milletimize hizmet etmenin, şehirlerimizi bünyad etmenin derdindeyiz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz.</p>'Sizlere güveniyoruz, sizlere inanıyoruz'<p >Bu vesileyle, yarın Yükseköğretim Kurumları Sınavı&#39;na girecek tüm gençlerimize yüce Allah&#39;tan zihin açıklığı ve kolaylıklar niyaz ediyorum. Sınavınız nasıl geçerse geçsin, unutmayın sizler bu ülkenin geleceğisiniz, yarınlarımızın teminatısınız, ailelerinizin ve milletimizin gözbebeğisiniz. Sizlere güveniyoruz, sizlere inanıyoruz.</p><p >Yarın sabah A Milli Futbol Takımımız da Dünya Kupası&#39;nda ikinci maçına çıkıyor. Bizim çocuklara Paraguay ile oynayacakları maçta başarılar diliyorum. Milli Takım&#39;a destek veren tüm vatandaşlarımdan, üniversite sınavına girecek evlatlarımızı da düşünerek, maç heyecanını ölçülü yaşamalarını, gençlerimizi rahatsız edebilecek eylemlerden uzak durmalarını özellikle rica ediyorum.</p><p >Bu düşüncelerle, Halkalı-İstanbul Havalimanı metro hattımızın bugün hizmete açtığımız Halkalı-Arnavutköy bölümünün bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu metro hattının İstanbul&#39;un hizmetine sunulmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-nin-haklarini-_1781875283_yLKnqx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Türkiye’nin haklarını sahada da masada da savunduk ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-nin-haklarini-_1781875283_yLKnqx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Türkiye diplomasinin kalbi haline geldi]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-diplomasinin-kalbi-haline-geldi/39091/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yalnızca 4 saatlik uçuşla 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye uluslararası diplomasinin kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-diplomasinin-kalbi-haline-geldi/39091/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:34:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları açılış törenine katıldı.</p><p >Buradaki konuşmasına Ankara&#39;nın 25 ilçesindeki vatandaşları selamlayarak başlayan Erdoğan, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkürlerini iletti.</p><p >Erdoğan, 'Yapımı tamamlanan pist, apron, taksi yolları ve Devlet Konukevi binasıyla bağlantı yollarının açılış töreninde sizlerle beraberiz. Az sonra açılışını gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızın Ankara&#39;mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.' ifadelerini kullandı.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;</p><p >2026 senesi her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor. Bizler de tüm kurumlarımızla, tüm kadrolarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı&#39;na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz. Sadece 85-86 milyon vatandaşımızın değil, kaderini kaderimizle bir gören yüz milyonlarca kardeşimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz.</p>'NATO Liderler Zirvesi&#39;ne ev sahipliği yapacağız'<p >Biliyorsunuz 5-7 Haziran tarihleri arasında 183 farklı ülkeden 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği Sıfır Atık Forumu&#39;nu İstanbul&#39;umuzda icra ettik. Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve devamında Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi Türkiye&#39;de toplanacak. Kasım&#39;da 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılım beklediğimiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31.&#39;sini gerçekleştireceğiz. Bunların arefesinde 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi&#39;ne Ankara&#39;mızda ev sahipliği yapacağız.</p><p >Burada şunu dikkatinize getirmek isterim; sadece ev sahipliği yapacağı uluslararası etkinliklerde değil, Türkiye&#39;nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Özellikle Başkent Ankara&#39;nın diplomasi trafiğindeki konumu her geçen yıl güçleniyor. Türkiye&#39;nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara&#39;ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonu da artıyor. Yalnızca 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye; Ankara&#39;sı, İstanbul&#39;u ve Antalya&#39;sı ile artık uluslararası diplomasinin de kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır. Tabii bir de buna Ankara&#39;nın giderek artan nüfusunu ve gelişen sanayisini eklediğimizde şehrimize yapılan her türlü yatırımın değeri anlaşılmaktadır.</p>'Esenboğa Havalimanı yıllık 15 milyon yolcuya hizmet veriyor'<p >9 günlük bayram tatili boyunca havalimanlarımızın tamamında 51 bin 962 uçak trafiği gerçekleşti. 7 milyon 618 bin 100 yolcuya hizmet sunuldu. Esenboğa Havalimanımız; 2 bin 557 uçak trafiği ve 382 bin yolcu sayısıyla ülkemizin en yoğun dördüncü havalimanı oldu. 20 sene önce yıllık 3 milyon yolcuya hizmet veren Esenboğa Havalimanı, bugün yıllık 15 milyon civarında yolcuya hizmet veriyor. Nereden nereye. Artan yolcu sayısının; özellikle çevre yolu ve havalimanı güzerghında oluşturduğu trafik sıkışıklığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ankara Havalimanı&#39;nın (yeni tesislerin) hizmete girmesiyle Esenboğa&#39;nın hem hava yolu hem kara yolu trafiğinde inşallah bir rahatlama olacaktır.</p>'Havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik'<p >Burada bir hususun altını çizmek istiyorum: Ankara Havalimanı ile Başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık; havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik. 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal&#39;in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askeri havacılığın merkezi olan havalimanımız, yeni çehresi ve imknlarıyla yeniden ayağa kalkmış oldu. Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere iki etap halinde planladığımız bu projeyi, 8 ay gibi çok kısa bir sürede başarıyla tamamladık. Pist uzunluğunu 2 bin 450 metreden 3 bin metreye, pist genişliğini ise 42 metreden 60 metreye çıkardık; banketleri tamamen yeniledik. Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde 2 adet dönüş cebi inşa ettik. 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla, 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek bir kapasite oluşturduk. </p><p >Pist, apron ve taksi yollarıyla birlikte toplam 60 bin metrekare kaplamalı imalat gerçekleştirdik. Taksi yollarının tamamını kazı-dolgu ve asfalt üretimleriyle yeniledik; bunları ilave paralel ve bağlantı yollarıyla destekledik. Pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, yaklaşma ışıkları, yönlendirme levhaları Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü standartlarına göre modernize edildi. Diğer taraftan; 4 bin 800 metrekare kapalı alana ve 330 araç kapasiteli açık otoparka sahip Devlet Konukevi de burada inşa edildi. Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanımızı; genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmi uçuşlara hazır hale getirdik.</p><p >Bugün hizmete verdiğimiz diğer yatırımlarımız; Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarıdır. 140 metre uzunluğundaki Başkent Havacılık Köprümüz, yüksek hızlı tren hattı üzerine inşa edilmiştir. 10 bin tonluk tabliye, Türkiye&#39;de ilk defa uygulanan bir yöntemle köprüye yerleştirilmiştir. Bağlantı yolumuz; 6,5 kilometrelik kesimi bölünmüş yol, 6 kilometrelik kısmı tek yol standardında olmak üzere toplam 12,5 kilometre uzunluğundadır. Bölünmüş yol kesiminde yer alan 3 kilometrelik bağlantı yolu ile NATO Zirvesi&#39;ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız. Böylece Ankara Havalimanımızdan Kızılay&#39;a 17 kilometre, Ümitköy&#39;e ise 7 kilometrelik güçlü bir ulaşım ağı kurmuş oluyoruz.</p>'23 senedir hep Türkiye için çalıştık'<p >230 gün gibi rekor bir sürede tamamlanan bu yatırımlarda emeği geçenleri şahsım ve milletim adına bir kez daha tebrik ediyorum. Bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, firmalarımızı, bu eserlerde alın teri olan her bir kardeşimi kutluyor; Rabbim hepsinden razı olsun diyorum. Önüne gelen esere çamur atmayı, ülkeye ve millete kazandırılan her eseri kötülemeyi marifet zannedenlere ise sadece şunu söylüyorum: 23 senedir hep Türkiye için çalıştık, bu millete hizmet ettik. Sizin hayal dahi edemeyeceğiniz eserleri biz vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Eser ve hizmet üretirken kendimizi değil, her zaman şehirlerimizin geleceğini düşündük.</p><p >İnşallah bundan sonra da Türkiye için çalışmaya, yatırımlarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz. Bu sene içinde Ankaralı kardeşlerimizin huzuruna yeni açılışlar, eserler ve müjdelerle çıkacağımızı burada ifade etmek istiyorum. Unutmayın; &#39;hizmet eden izzet bulur&#39; anlayışıyla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın hizmetkrı olmayı, bu emaneti hakkıyla taşımayı sürdüreceğiz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-diplomasinin-k_1781530489_iYlAaz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Türkiye diplomasinin kalbi haline geldi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-diplomasinin-k_1781530489_iYlAaz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Türkiye yapay zekada öncü olacak]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-yapay-zekada-oncu-olacak/39073/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız." dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-yapay-zekada-oncu-olacak/39073/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:58:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tersane İstanbul&#39;da 'Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'ne katıldı.</p><p >Burada bir konuşma yapan Erdoğan, yapay zeka çağında Türkiye&#39;yi öncü ülkeler sınıfına taşımayı hedeflediklerini belirtti.</p><p >Eylem planının 'Fark et, istifade et, üret ve yönet' olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildiğini açıklayan Erdoğan, Türkiye Yüzyılı&#39;nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapma kararlılığında olduklarını vurguladı.</p>5 milyon vatandaşa eğitim verilecek<p >Yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri millete aktararak toplumun her kesiminde bilinç ve temel yetkinlikleri artıracaklarını belirten Erdoğan, ulusal yapay zeka okuryazarlığı programını başlatacaklarını duyurdu. Bu kapsamda, 81 ilde hayata geçirilecek atölyelerle 2 yılda 5 milyon vatandaşa eğitim verileceğini, 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirileceğini aktardı.</p><p >Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacıların, girişimcilerin ve kamu kurumlarının veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracaklarını ifade eden Erdoğan; sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setini ulusal veri kütüphanesi üzerinden erişime açacaklarını kaydetti. Ayrıca, kullanıcıların haklarını koruyan, yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan ve orantılı risk yaklaşımına dayanan düzenleyici bir çerçeve oluşturulacağını, böylece vatandaşların mahremiyet ve emniyetinin güvence altına alınacağını bildirdi.</p>2030&#39;a kadar en az 1 gigavat kurulu güç<p >Yapay zekanın kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştürüleceğini vurgulayan Erdoğan, veri merkezlerinin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceklerini söyledi. Erdoğan, 2030 yılına kadar ülkenin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracaklarını belirtti.</p><p >Elektronik devleti, vatandaşların yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği bir dönüşüm alanı olarak ele alacaklarını ifade eden Erdoğan, kamu yatırım programlarından yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayrılacağını duyurdu. Kamu sektörünün, yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacağını kaydeden Erdoğan; sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlardaki KOBİ&#39;lere 'yapay zeka kuponları' ile erişilebilir teknoloji desteği sağlanacağını açıkladı.</p>Yerli modeller geliştirilecek<p >Vatandaşların yapay zeka ile değer üretmesini sağlayacak yerli modellerin geliştirileceğini kaydeden Erdoğan, yatırımcılar için enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ ve araştırmacılar için ise hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kurulacağını açıkladı. Araştırmaların 'Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu', girişimlerin ise 'Yapay Zeka Büyüme Fonu' ile destekleneceğini belirten Erdoğan, Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.</p><p >TÜBİTAK&#39;ın geliştirme çalışmaları süren yerli dil modeli 'Bilge'nin bu yolda önemli bir gösterge olduğunu ifade eden Erdoğan; T3 Vakfı ve Baykar işbirliğiyle geliştirilen model, HAVELSAN&#39;ın 'MAIN' platformundaki 9 milyar parametreli modeli ile Turkcell ve diğer mobil şirketlerin veri odaklı çalışmalarının önemine değindi. Erdoğan, imalat sanayisinde robotik teknoloji kabiliyetlerinin de derinleştirileceğini ekledi.</p>10 milyar dolarlık kaynak<p >Egemen yapay zeka kapasitesini güvence altına almak için veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceklerini bildiren Erdoğan, uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde yol haritası sunularak koordineli bir yatırım ortamı sağlanacağını söyledi. İstanbul&#39;u yatırım diplomasisi şehri ve yapay zeka vitrini yapacaklarını, Terminal İstanbul&#39;u ise küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacaklarını kaydetti.</p><p >OECD, G20 ve Birleşmiş Milletler gibi platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin rol üstleneceklerini belirten Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı ile Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir 'Türk Dilleri Büyük Dil Modeli' geliştirileceğini açıkladı. Erdoğan, yenilikçi çözümlerin test edilmesi için en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kurulacağını sözlerine ekledi.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</p><p >Sevgili İstanbullular, kurumlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın kıymetli yöneticileri, değerli bilim insanlarımız, sanayici ve girişimcilerimiz, sevgili genç kardeşlerim; hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.</p><p >Denizcilik tarihimizde çok önemli bir yer tutan, Sultan Fatih&#39;in temellerini attığı Tersane-i Amire&#39;de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir aradayız. Sözlerimin hemen başında, zirvemizi teşrif eden misafirlerimize tek tek şükranlarımı sunuyor; hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlerin vasıtasıyla cihanın incisi İstanbul&#39;umuzun 39 ilçesinde, Türkiye&#39;nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi&#39;nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, programa katkı sunan herkesi tebrik ediyorum. Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum.</p><p >Birazdan, 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planımızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye&#39;yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.</p>'Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor'<p >Dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihi günlerden geçiyoruz. Bu dönemdeki değişim geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle sarî seyrediyor. Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkileri hemen her alana nüfuz ediyor. Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihi bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor.</p>'Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor'<p >Öte yandan yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz. Şu bir gerçek ki, günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Dezenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri de aynı ölçüde yaygınlaştı. Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor.</p><p >Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz. Fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askeri, iktisadi gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz.</p><p >Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. İşte az önce hepimiz izledik. Büyük matematikçimiz, Ordinaryus Profesör Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum&#39;da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: 'Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?' Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: 'Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi, bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir. Fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır.'</p>'Dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz'<p >Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak, o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ediyoruz. Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim ve teknoloji üslerimiz dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza atıyor. Genç mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ediyor. Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. Ar-Ge&#39;den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz. En önemlisi, Milli Teknoloji Hamlemizi Türkiye Yüzyılı&#39;nın baş tacı yapacak Teknofest kuşağı azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ediyor. Bu vesileyle teknolojide yazdığımız bu başarı hikayesinde payı olan tüm kurumlarımıza, firmalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyor; genç kardeşlerimin her birine çalışmalarında başarılar diliyorum.</p>'Türkiye&#39;yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık'<p >Türkiye olarak savunma sanayindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zeka başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcıyoruz. Biliyorsunuz, 31 Mart&#39;ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G&#39;yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024&#39;te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile Türkiye&#39;yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık.</p><p >Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısı inşa ettik. Teknofestlerle, Deneyap atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dahil ettik. Bugün Türkiye genelindeki 1700&#39;ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor.</p><p >Şunu da burada ifade etmek durumundayım. Değerli arkadaşlar, teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Yapay zekanın sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı&#39;nda büyük ve güçlü bir Türkiye&#39;yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız.</p><p >Bugün hepimizin karşı karşıya olduğu sorular şunlardır: Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi haline gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek? Bu sorulara verilecek cevaplar hayati önemde olacaktır.</p>'2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz'<p >Yapay Zeka Eylem Planımız işte bu hassasiyetlerin ürünüdür. Eylem planımız; fark et, istifade et, üret ve yönet olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi.</p><p >Planımızın birinci ekseni olan &#39;fark et&#39; hedeflerimiz doğrultusunda yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri milletimize aktaracak, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel yetkinlikleri artıracağız. Her yaştan insanımızın yapay zekayı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere ulusal yapay zeka okuryazarlığı programını başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz.</p><p >Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve kamu kurumlarımızın veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracağız. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2000 kamu veri setini ulusal veri kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız. Kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacağız. Orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken vatandaşlarımızın mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacağız.</p>'Ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız'<p >Planımızın ikinci ekseni olan &#39;istifade et&#39; kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceğiz. Veri merkezlerimizin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız. Elektronik devleti vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız.</p>'Yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız'<p >Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ&#39;lerimize yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız.</p>'Kendi modellerimizi geliştireceğiz'<p >Planımızın üçüncü ekseni olan &#39;üret&#39; hedeflerimizle vatandaşlarımızın yapay zeka ile değer üretmesini temin edecek kendi modellerimizi geliştireceğiz. Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ&#39;lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracağız.</p><p >Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmalarımızın, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerimizin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceğiz. Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarımızı dijital egemenliğimizi güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceğiz. Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK&#39;ın yerli dil modeli &#39;Bilge&#39;, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN&#39;ımızın &#39;MAIN&#39; platformundaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli, Türkçe&#39;nin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır.</p><p >Diğer taraftan Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerimizin veri odaklı çalışmaları ülkemiz için kıymetli adımlardır. Yapay zekanın imalat sanayimizde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerimizi derinleştireceğiz.</p>'İstanbul&#39;u yapay zeka alanında Türkiye&#39;nin uluslararası vitrini olarak konumlandıracağız'<p >&#39;Yönet&#39; hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul&#39;u yapay zeka alanında Türkiye&#39;nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul&#39;u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız.</p>'En az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız'<p >OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı ile aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk Dilleri Büyük Dil Modeli geliştireceğiz. Yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız.</p><p >Planımızın uygulanması kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ilgili tüm kurumlarımızla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edecektir.</p>'Türkiye Yüzyılı&#39;nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız'<p >Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye&#39;yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı&#39;nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız.</p><p >Bu düşüncelerle Türkiye Yapay Zeka Eylem Planımızın hazırlanmasında emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Planımızın ülkemize, milletimize, sektörlerimize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyor, Allah&#39;a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-yapay-zekada-o_1781355514_p0cAFs.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Türkiye yapay zekada öncü olacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-yapay-zekada-o_1781355514_p0cAFs.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Faizin ve sömürünün olduğu yerde bereket olmaz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-faizin-ve-somurunun-oldugu-yerde-bereket-olmaz/38996/</link>
            <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan, bereket kavramının sadece ekonomik kazançla değil; helal kazanç, adalet ve toplumsal refahla ilişkili olduğunu belirterek, “Faizin, sömürünün ve haksız rekabetin olduğu yerde bereket olmaz” dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-faizin-ve-somurunun-oldugu-yerde-bereket-olmaz/38996/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:18:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında İstanbul Finans Merkezi (İFM) Halkbank Genel Müdürlüğü&#39;nde gerçekleşen 3&#39;üncü İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi&#39;nin 3&#39;üncü gününde zirveye katılım sağladı. Zirve kapsamında, İslami Finans Varlıkları ele alındı. Program, Mısır El-Ezher Camii İmam Hatibi Şeyh Mohammed Salem Amer&#39;in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p><p >Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3&#39;üncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi vesilesiyle katılımcılarla beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu belirterek, zirve kapsamındaki panel, oturum ve etkinliklerin, yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerin, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Al Baraka Grubu&#39;nun banisi ve İslami finansın öncü şahsiyeti Şeyh Salih Abdullah Kamil&#39;i rahmetle yad eden Erdoğan, Şeyh Salih&#39;in fikir ve ideallerini bugüne taşıyan, onun inşa ettiği binayı yeni yapılarla güçlendiren Abdullah Salih Kamil&#39;e teşekkür etti.</p><p ><strong >'Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak görüyorum'</strong></p><p >İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması temasıyla tertip edilen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldığını ve yapılacağını dile getiren Erdoğan, 'Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü, fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de masaya yatırıldığı zirvede, ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa; sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum. Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Al Baraka Forum başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisimize, Türkiye Varlık Fonu&#39;na, İstanbul Finans Merkezi&#39;ne, İslam İşbirliği Gençlik Forumu&#39;na ve İbn Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum' dedi.</p><p ><strong >'Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan&#39;ın güneyinden Beyrut&#39;un içlerine doğru günden güne genişletiyor'</strong></p><p >İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele edildiğini aktaran Erdoğan, 'Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs&#39;teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan&#39;ın güneyinden Beyrut&#39;un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez&#39;deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor, küresel borçluluğun 2026&#39;nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu, küresel ekonominin geleceği açısından cevaplandırılması gereken ciddi bir sorundur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem, geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur'</strong></p><p >Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, ' Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe, farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. 'Dünya 5&#39;ten büyüktür' tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik, ticari ilişkileri de kapsamaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı, gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz. Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vazettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek, bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Biliyorsunuz bizde her şeyden önce 'bereket' diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadı; adalet, ahlak, erdem, diğergamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül eder. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir' değerlendirmesinde bulundu.</p><p ><strong >'İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir'</strong></p><p >'Katılım Finansı ve Küresel Ekonomi değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır' diyen Erdoğan, ' Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız, çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir. İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir. Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı, yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak görüyorum. Katılım finans sistemini, Türkiye&#39;nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. İstanbul Finans Merkezi&#39;nin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olması, bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemin açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz. Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek durak ofisimizi 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi&#39;nde hizmete açtık. 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi&#39;nin hazırlıklarını da sürdürüyoruz' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı'</strong></p><p >Erdoğan, 'Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek de fayda görüyorum. Türkiye&#39;de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda üçü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor. Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64&#39;ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız, yüzde 36&#39;sı ise katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu. kamu ve özel sektörün katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor. Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösteriyor. Diğer taraftan katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı. Bu dönemde katılım esaslı emeklilik yatırım fonlarının büyüklüğü yüzde 74 artışla 798 milyar liraya, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri ise yüzde 128 artışla 239 milyar liraya yükseldi. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü, 2 sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026&#39;nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri, Borsa İstanbul&#39;da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36&#39;sına ulaştı. Borsa İstanbul&#39;daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu, yüzde 69&#39;u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı, yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40&#39;lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi. Otomatik katılım sisteminde ise katılım esaslı fonların payı yüzde 60&#39;a yükseldi .Türkiye Varlık Fonu da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ediyor' dedi.</p><p ><strong >'Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz'</strong></p><p >Katılım finans sistemine güç katacak iki haberi de burada paylaşan Erdoğan, şunları söyledi:</p><p >'Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş; böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun, attığımız bu adım neticesinde kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz; Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Ben her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.'</p><p >Programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ile çok sayıda yerli ve yabancı davetli de hazır bulundu.</p><p >Öte yandan, programda, Albaraka Forum Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ve Mescid-i Haram İmamı, Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi Başkanı, Suudi Kraliyet Divanı Danışmanı ve Kıdemli Alimler Konseyi Üyesi Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid konuşma gerçekleştirdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-faizin-ve-somurunun-ol_1780726679_MO80Rs.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Faizin ve sömürünün olduğu yerde bereket olmaz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-faizin-ve-somurunun-ol_1780726679_MO80Rs.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Küresel sistem birçok fırsatı heba etti]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-kuresel-sistem-bircok-firsati-heba-etti/38991/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cari küresel sistem geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-kuresel-sistem-bircok-firsati-heba-etti/38991/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:19:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi&#39;nde 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi&#39;ne katıldı.</p><p >Buradaki konuşmasına, İstanbul&#39;un kıtaları, kültürleri ve kalpleri birbirine bağlayan 'aziz' bir şehir olduğunu vurgulayarak başlayan Erdoğan, zirve vesilesiyle farklı ülkelerden gelen misafirleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><p >Zirve kapsamındaki panel, oturum ve etkinliklerin önemine dikkati çeken Erdoğan, 'Burada yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.' ifadelerini kullandı.</p><p >Yurt dışından gelen konuklara İstanbul&#39;un tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetmeleri tavsiyesinde bulunan Erdoğan, şunları kaydetti;</p><p >Burada geçirdiğiniz zamanı ve İstanbul&#39;un manevi havasını uzun yıllar boyunca huzur-u kalple yad edeceğinize inanıyor, ülkelerinizde yaşayan kardeşlerimize 86 milyon vatandaşımızın selam ve sevgilerini iletiyorum. Bugün bir kez daha Albaraka grubunun banisi ve İslami finansın öncü şahsiyeti Şeyh Salih Abdullah Kamil&#39;i rahmetle yad ediyor, Rabbim mekanını inşallah cennet eylesin diyorum. Merhum Şeyh Salih&#39;in fikir ve ideallerini bugüne taşıyan, onun inşa ettiği bu binayı yeni yapılarla güçlendiren Abdullah Salih Kamil kardeşime ayrıca teşekkür ediyorum.</p><p >İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması temasıyla tertip edilen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldı ve yapılacak. Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler; sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecekler. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçeklerinin de masaya yatırıldığı zirvede; ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum.</p><p >Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Albaraka Forum başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisimize, Türkiye Varlık Fonu&#39;na, İstanbul Finans Merkezi&#39;ne, İslam İşbirliği Gençlik Forumu&#39;na ve İbn Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum. Aynı şekilde organizasyonun partnerleri olan Halkbank&#39;ımızı, Türk Hava Yolları&#39;mızı, Anadolu Ajansı&#39;mızı ve Demirören Medya&#39;yı tebrik ediyorum.</p>'İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor'<p >Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs&#39;teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan&#39;ın güneyinden Beyrut&#39;un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı&#39;ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez&#39;deki kardeş ülkelerimizi değil tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor.</p>'Küresel borçluluk 350 trilyon dolara ulaştı'<p >Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Bakınız burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor; küresel borçluluğun 2026&#39;nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz.</p><p >Cari küresel sistem geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz: Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. 'Dünya beşten büyüktür' tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı; gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz.</p><p >Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vazettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek, bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Biliyorsunuz bizde her şeyden önce 'bereket' diye bir kavram vardır. Bereket, rahmetli Erbakan Hocamızın tarifiyle; helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır.</p>'Faizin olduğu yerde bereket olmaz'<p >Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadı; adalet, ahlak, erdem, diyargamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül eder. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir.</p>'Katılım finans, tüm dünya için daha adil bir modeldir'<p >Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız, çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir. İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir. Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak görüyorum.</p><p >Katılım finans sistemini Türkiye&#39;nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. İstanbul Finans Merkezi&#39;nin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olması bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemin açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz.</p>'Rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik'<p >Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenleme ile ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harç muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi&#39;ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek durak ofisimizi 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi&#39;nde hizmete açtık. 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi&#39;nin hazırlıklarını da sürdürüyoruz.</p><p >Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye&#39;de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda 3&#39;ü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor.</p>'Katılım finans araçlarına olan ilgi güçlenerek devam ediyor'<p >Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64&#39;ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız, yüzde 36&#39;sı ise katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu. Yani kamu ve özel sektörün katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor.</p><p >Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösteriyor. Diğer taraftan katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı. Bu dönemde katılım esaslı emeklilik yatırım fonlarının büyüklüğü yüzde 74 artışla 798 milyar liraya, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri ise yüzde 128 artışla 239 milyar liraya yükseldi.</p><p >Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü iki sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Yine aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026&#39;nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri Borsa İstanbul&#39;da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36&#39;sına ulaştı. Borsa İstanbul&#39;daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu, yani yüzde 69&#39;u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı.</p>'Türkiye Varlık Fonu, öncü rol üstlenmeye devam ediyor'<p >Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40&#39;lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi. Otomatik katılım sisteminde ise katılım esaslı fonların payı yüzde 60&#39;a yükseldi. Türkiye Varlık Fonu da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ediyor.</p>'Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz'<p >Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş, böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun attığımız bu adım neticesinde kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız.</p>'Üç katılım bankamızın birleşmesiyle sektör ivme kazanacak'<p >Bir diğer hamlemiz Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu düşüncelerle 3. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi&#39;nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, zirveye teşrif eden kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, Albaraka Forum başta olmak üzere organizasyonun başarıyla icrasında payı olan tüm kurum ve kuruluşlarımıza tebrik ve şükranlarımı iletiyorum.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-kuresel-sistem-bircok-_1780665568_6enLMx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Küresel sistem birçok fırsatı heba etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-kuresel-sistem-bircok-_1780665568_6enLMx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kurtulmuş: Türkiye Avrupa'nın geleceği için önemli bir teminat]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/kurtulmus-turkiye-avrupa-nin-gelecegi-icin-onemli-bir-teminat/38972/</link>
            <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bölgesinde önemli bir güç, bölgesinde büyük bir gelişme potansiyeline sahip olan hatta artık yavaş yavaş küresel aktör olma yolunda ilerleyen Türkiye, Avrupa için asla bir yük değil, tam tersine Avrupa'nın geleceği için önemli bir teminattır ve Avrupa'nın geleceği için bir zenginliktir” dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/kurtulmus-turkiye-avrupa-nin-gelecegi-icin-onemli-bir-teminat/38972/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 16:27:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya Parlamentosu (Eduskunta) Başkanı Jussi Halla-Aho ile Finlandiya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu&#39;nun ev sahipliğinde düzenlenen 'Değişen Dünyada Türkiye: Bir Ortak, Bir Dengeleyici, Bir Stratejik Aktör' konulu konferansta milletvekillerine ve katılımcılara hitap etti.</p><p >Kurtulmuş, Finlandiya&#39;ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında fevkalade yararlı toplantılar yaptıklarını belirterek, bu ziyaretin Türkiye-Finlandiya arasındaki ilişkilere olumlu katkı sağlaması temennisinde bulundu.</p>'BM New York&#39;ta bir ofisten, bir kafeden farksız hale geldi'<p >Türkiye ile Finlandiya arasında son derece tarihi, köklü ilişkilerin bulunduğunu, mesafeler uzak olsa da Finlandiya ve Türk halkı arasında gönül bağlarının bulunduğunu, iki ülkenin müşterek kanaatlere sahip olduğunu ifade eden Kurtulmuş, 'Hiç şüphesiz bu konulardan birisi de çatışma çözümleri ve müzakere konusunda Türkiye ile Finlandiya&#39;nın geliştirdikleri ortak tavırlardır. 2023 yılında Finlandiya&#39;nın NATO üyesi olarak kabul edilmesi ile Türkiye-Finlandiya ilişkilerinde yeni bir ortaklık zemini oluşmuştur. 2024 yılında Türkiye ile Finlandiya arasındaki diplomatik ilişkilerin başlangıcının 100. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen faaliyetler, her iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmıştır. Başta yüksek teknolojiler, milli savunma sanayi, eğitim, turizm gibi alanlar olmak üzere her iki ülkenin de menfaatine olacak alanlarda işbirliğini bundan sonra çok kuvvetli bir şekilde geliştirmeyi ümit ediyoruz.' diye konuştu.</p><p >Dünyanın fevkalade önemli bir dönemden ve tarihi bir kırılma noktasından geçtiğini, eskiye ait dengelerin tamamının yok olduğu, yeni birtakım arayışların ortaya çıktığı bir dönemin yaşandığını aktaran Kurtulmuş, bu dönemde yaşanan göçmen meselesinden küresel ısınmaya, küresel kıtlığa kadar birçok krizin dünyanın her bölgesini yakından ilgilendirdiğini ifade etti.</p><p >Kurtulmuş, bu sorunların çözümüne ilişkin müşterek küresel bakış açılarını ortaya koymak gerektiğinin altını çizdi.</p><p >Dünyadaki bir diğer meselenin de çatışmaların ve gerilimlerin sürekli artması ve bu gerilimleri, çatışmaları önleyecek küresel sistemin ayakta kalmaması olduğunu anlatan Kurtulmuş, 'Rusya&#39;nın Ukrayna&#39;yı işgaliyle birlikte Avrupa kıtasında başlayan ve bütün dünyayı etkileyen askeri ve siyasi etkilerin nasıl önleneceği, daha doğrusu Rusya&#39;nın bu yayılmacılığının nasıl önleneceği konusunda küresel sistem çaresiz kalmıştır. Aynı şekilde İsrail&#39;in Gazze&#39;de üç yıla yakın bir süredir yaşlı, kadın, çocuk, kimsesiz insanlara karşı sürdürdüğü, artık soykırım boyutlarında olan katliamlarını durdurmak için dünyanın gücü yetmemektedir. Uluslararası sistem, böylesine önemli gelişmeleri dahi önlemekte etkisiz ve maalesef güçsüz kalmaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Çatışmaları önlemekle görevli Birleşmiş Milletler&#39;in (BM) New York&#39;ta bir ofisten, bir kafeden farksız hale geldiğini söyleyen Kurtulmuş, BM&#39;nin hiçbir çatışmayı çözümleyemeyen, hiçbir agresyonu durduramayan, hiçbir suçluya sen suçlusun diyemeyen bir çaresizlik içerisinde bulunduğuna dikkati çekti.</p><p >TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:</p><p >'Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi&#39;nde veto oyuna sahipken Ukrayna meselesinde Rusya&#39;yı nasıl durduracaksınız? İsrail&#39;in sadece Gazze değil Batı Şeria&#39;da ve Lübnan&#39;daki saldırılarını, arkasında Amerika Birleşik Devletleri durduğu sürece nasıl önleyeceksiniz? Birleşmiş Milletler&#39;de istediğiniz kadar karar alın, veto oyu sahibi olan bir ülkeyi kendisine hami olarak kılmış olan bir ülke dilediği her şeyi yapabilir durumdadır. Bu sürdürülemez bir dünya sistemidir. Demokrasiye, insan haklarına, çatışma çözümlerine fevkalade önem veren siz değerli Finlandiyalı dostlarımızla birlikte bu alanda ortak çalışmak yeni bir küresel siyasi mimarinin ve küresel ekonomik mimarinin kurulabilmesi için gayret sarf etmek durumundayız. Biz bu anlamda her türlü işbirliğine hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.'</p>Türkiye&#39;deki NATO Zirvesi<p >Avrupa kıtasının da fevkalade büyük çalkantılarla karşı karşıya kaldığını belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p >'Ukrayna meselesi, sadece Rusya-Ukrayna arasında bir sorun olmanın artık çok ötesine geçmiştir. Rusya ile başta Avrupa&#39;nın ve bütün dünyanın arasında bir problem haline dönmüştür. Burada şunu da açık yüreklilikle görmek ve gerekli tedbirleri almak durumundayız. 2014 yılında Kırım işgal edildiğinde ne yazık ki Avrupa, Kırım&#39;ın işgaline ses çıkartamadı. Dolayısıyla görüne görüne bir işgal gerçekleşti. Kırım ilhak edildikten sonra Avrupa&#39;nın bu sessizliği dolayısıyla Ukrayna&#39;nın diğer bölgeleri de Rusya tarafından işgal edildi, ilhak edildi. Avrupa sesini çıkaramadı, Avrupa güvenlik zafiyetinin ne kadar açık olduğunu görmüş oldu. Ardından NATO&#39;nun da Avrupa güvenliği bakımından yeterince güvenli bir koruma şemsiyesi olamayacağı ortaya çıkmış oldu. Finlandiya&#39;nın ve İsveç&#39;in NATO&#39;ya girmesiyle birlikte hiç şüphesiz NATO ciddi bir şekilde güçlenmiştir. Bu ülkelerin varlığı NATO&#39;ya taze bir kan katmıştır. NATO, güvenlik anlamındaki yeni konseptlerini geliştirmek ve çatışmaları önlemek için sadece silahlı müdahaleyi değil, nasıl barış perspektifi geliştirebileceği üzerinde de yoğunlaşmak durumundadır. Bu çerçevede NATO&#39;nun yeni rollerinin ne olacağı konusunda bu önümüzdeki süreçte Türkiye&#39;de gerçekleştirilecek iki önemli toplantıda ümit ediyorum ki yeni konular gündeme gelecek, bütün üye ülkeler buradaki görüşlerini yakınlaştırmaya çalışacaktır.'</p><p >TBMM Başkanı Kurtulmuş, 7-8 Temmuz&#39;da Ankara&#39;da NATO Liderler Zirvesi&#39;nde ve 28-29 Haziran&#39;da İstanbul&#39;da gerçekleştirilecek NATO Parlamenter Zirvesi&#39;nde NATO&#39;nun yeni bir perspektife, yeni anlayışlara, yeni tedbirlere kavuşması için gerekli fikirlerin gündeme gelmesini arzuladıklarını kaydetti.</p><p >Avrupa-Atlantik ekseninde ortaya çıkan farklılıkların Avrupa&#39;nın güvenliği açısından bir başka önemli mesele olduğunu ifade eden Kurtulmuş, özellikle ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın ikinci döneminde ABD ile Avrupa&#39;nın güvenlik perspektiflerinde ciddi çelişkilerin ortaya çıktığına işaret etti.</p><p >Kurtulmuş, Amerika ve Avrupa eksenli farklı güvenlik anlayışlarının, hiç şüphesiz NATO&#39;nun bünyesinde mezcedilmesi gerektiğini belirtti.</p>Türkiye-AB ilişkileri<p >NATO ile ele alınması gereken bir diğer konunun da Avrupa Birliği (AB) meselesi olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, Türkiye&#39;nin AB ilişkilerini de her zaman stratejik bir ilişki şeklinde gördüğünü, samimiyetle ve açık yüreklilikle AB&#39;ye tam üyelik perspektifine sahip olduğunu vurguladı.</p><p >Türkiye&#39;nin samimi yaklaşımlarına rağmen 1963&#39;ten bu yana AB&#39;de bir grup tarafından Türkiye&#39;ye karşı ön yargılı, ayrımcılık ortaya koyan sayısız siyasetlerin geliştirildiğini, davranışlar içerisine girildiğini söyleyen Kurtulmuş, 'Bugün açıkça söylüyoruz ki bölgesinde önemli bir güç, bölgesinde büyük bir gelişme potansiyeline sahip olan hatta artık yavaş yavaş küresel aktör olma yolunda ilerleyen Türkiye, Avrupa için asla bir yük değil, tam tersine Avrupa&#39;nın geleceği için önemli bir teminattır ve Avrupa&#39;nın geleceği için bir zenginliktir. Avrupalı dostlarımızın bunu artık anlamaları, bırakın Türkiye&#39;ye bir iyilik yapmak için bu adımı atmayı kendi güvenlikleri için, kendi gelecekleri için de Türkiye&#39;ye karşı olumlu bir tavır içerisinde olmalarını bekliyoruz ve tavsiye ediyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p >Türkiye&#39;nin, dünyanın en zor ve sıkıntılı coğrafyasında bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, 'Türkiye olarak, sorun ne kadar ağır olursa olsun, bölgemizde ve dünyada yaşanan sorunların tamamının diplomasi yoluyla, sağlıklı müzakerelerle, iyi niyetli, açık yürekli ve karşılıklı rızaya dayalı anlayışlarla çözülebileceğine inanıyoruz ve bu çerçevede hareket ediyoruz.' dedi.</p><p >Kurtulmuş, çatışma bölgelerinde Türkiye&#39;nin üstlendiği arabuluculuk rolünü de anlattı.</p>'Azerbaycan ve Ermenistan belli bir anlaşma rotasına girdi'<p >Dünyadaki bir başka sorun alanının Kafkaslar olduğunu, Güney Kafkaslarda Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşmazlığın geride kaldığını dile getiren Kurtulmuş, 'Azerbaycan ve Ermenistan belli bir anlaşma rotasına girmiş, Türkiye de bu anlaşmaya fevkalade ciddi bir destek veriyor. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin en kısa sürede normalleşmesi ile ilgili haberleri ümit ediyorum ki dünya kamuoyuna kısa süre içerisinde vereceğiz. Böylece çatışmaların, gerilimlerin yaşanmış olduğu bölgemizdeki bu gergin durum, bundan sonra çözülmüş olacak ve her üç ülkenin de menfaatine olacak adımlar atılmaya devam edecektir.' diye konuştu.</p>Terörsüz Türkiye süreci<p >Türkiye&#39;nin uluslararası alanda müzakerelere, barış anlaşmalarına, karşılıklı farklı görüşlerin yakınlaştırılmasına odaklandığı gibi kendi içerisinde de en önemli meselesi terör meselesini çözmek için büyük bir kararlılıkla inisiyatif aldığını aktaran Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen faaliyetler ile TBMM&#39;de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu&#39;nun çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.</p><p >Terör meselesinin artık geride bırakılacağının altını çizen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:</p><p >'Türkiye&#39;de bütün yurttaşlarımızın birinci sınıf, eşit, özgür yurttaşlar olduğu, tam manasıyla demokratik standartların yükseltildiği, hiç kimsenin etnik kökeni, mezhebi, meşrebi bakımından ayrıştırılmadığı, hiç kimseye farklı bir gözle bakılmadığı yeni bir dönemin kapılarını sonuna kadar açıyoruz. Bu aynı zamanda, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının zihninden silahlı mücadele yapmayı geçirmeyeceği yeni bir dönemin başladığı anlamına geliyor. Ümit ediyorum ki böylece Türkiye en zor meselesini de müzakere yoluyla, istişare yoluyla ve siyasi olgunlukla gerçekleştirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin en zor meselesini çözmüş olacaktır.'</p><p >Dünyanın içinde bulunduğu yeni dönemde, hiçbir ülkenin, hiçbir bölgenin tek başına dünyayı yönetmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p >'Önümüzdeki dönemin en belirgin özelliği; çok kutupluluk ya da daha doğru bir tabirle çok merkezlilik olacaktır. Dünyanın birçok yerinde yeni merkezler, yeni kutuplar, yeni stratejik havzalar ortaya çıkacak ve bu havzalar dünya siyasetindeki güç dengesini, güç denklemini çok farklı şekilde etkileyecektir. Türkiye hem jeostratejik konumu itibarıyla hem sahip olduğu genişleme potansiyeli itibarıyla hem dünyanın bütün dengelerinin kesiştiği nokta olmak itibarıyla, güçlü ekonomisi, istikrarlı siyasi yapısı dolayısıyla sadece bölgenin değil dünyanın yükselen yıldızlarından birisidir. İnşallah, Türkiye, dünyanın bu döneminde barış perspektifine sahip olarak yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir dünya sistemi kurma amacına hizmet ederek, çevresindeki kendisiyle ilgili bütün düşmanlıkları azaltacak, dostlarının sayısını artıracak ve dostlarıyla da ittifaklarını güçlendirerek yoluna devam edecektir.'</p><p >TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kurtulmus-turkiye-avrupa-nin-g_1780493222_eSrYvy.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kurtulmuş: Türkiye Avrupa'nın geleceği için önemli bir teminat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/kurtulmus-turkiye-avrupa-nin-g_1780493222_eSrYvy.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmez]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-chp-icindeki-gerilimler-bizi-ilgilendirmez/38943/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İktidar ve ittifak olarak tarihi değişimlerin yaşandığı dönemde tarihi bir sorumluluk üstlendiğimizin idrakindeyiz. Kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok. CHP'deki tartışmalar bizi ilgilendirmez. Bizim tek derdimiz Türkiye'dir, Türkiye Yüzyılı inşasıdır" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-chp-icindeki-gerilimler-bizi-ilgilendirmez/38943/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 09:19:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ndeki Kabine Toplantısı&#39;nın ardından millete seslendi.</p><p >Toplantıda, bölgesel gelişmeleri, trafik güvenliğini, güncel ekonomik durumu ve 'Terörsüz Türkiye' sürecini mütalaa ettiklerini belirten Erdoğan, ülkenin kalkınma, adalet ve demokrasi yolculuğuna ivme kazandıracak kararlar aldıklarını söyledi.</p><p >Milletin geçmiş Kurban Bayramı&#39;nı tebrik eden Erdoğan, bayramın, ülkeye, millete ve İslam alemine hayırlar getirmesini diledi.</p><p >Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:</p><p >'Bizi bölmeye çalışanlara verdiğimiz en anlamlı cevaplardan biri, kuşkusuz hakkıyla idrak ettiğimiz bayramlarımızdır. Bayramlar mahzun gönüllerin aydınlandığı, dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, bizi biz yapan değerlerin yeniden hatırlandığı, 86 milyonun ve tüm Müslümanların aynı duada buluştuğu müstesna zaman dilimleridir. Her bayram olduğu gibi bu bayramda da milletimizin farklılıklarını bir tarafa bırakıp kenetlendiğini, kucaklaştığını hem kendi içinde hem de dünyanın farklı yerlerindeki ihtiyaç sahipleriyle dayanışma sergilediğini görmekten büyük bir memnuniyet duydum.'</p><p >Bayram tatilini idari izinle toplam 9 güne çıkardıklarını anımsatan Erdoğan, bu süreçte vatandaşların memleketlerini ziyaret ettiğini, sıla-i rahimde bulunduklarını, aileleriyle birlikte dolu dolu zaman geçirdiklerini ifade etti.</p><p >Erdoğan, hac farizası için mukaddes topraklarda bulunanların bir nevi kıyamet provası olan ibadetlerini yerine getirdiklerini belirterek, Allah&#39;tan, herkesin haclarını makbul ve mebrur eylemesini diledi.</p>'Ölümlü kaza sayısı geçmiş yıllara göre azaldı'<p >Bayram vesilesiyle yaşanan bu güzelliklerin daim olmasını, herkesin birbirine ve ülkeye olan muhabbetini artırmasını temenni eden Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p >'Tabii bir taraftan bayramın neşesi gönüllerimizi sarıp sarmalarken, diğer taraftan trafik kazalarında kaybettiğimiz 70 vatandaşımızın acısı milletçe hepimizin yüreğini dağlamıştır. Trafik kazalarında yitirdiğimiz tüm kardeşlerimize Cenabıallah&#39;tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Tedavileri devam eden vatandaşlarımıza aynı şekilde yüce Mevladan acil şifalar niyaz ediyorum. Tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına tahammülümüz olmasa da gerek ölümlü kaza sayısı gerekse vefat ve yaralı sayısı geçmiş yıllara göre bu sene azalmıştır. Yeni yollar, yoğun trafik tedbirleri, hava destekli denetimlerle ağır vasıta kısıtlamaları gibi önlemler neticesinde trafik güvenliğinde kayda değer iyileşmeler sağlanmıştır. Araç ve insan hareketliliğinin zirveye çıktığı 9 günlük bayram tatili boyunca vatandaşlarımızın güvenli seyahat edebilmeleri için fedakarca çalışan kolluk kuvvetlerimize ve karayolları personelimize teşekkür ediyorum.'</p><p >Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye&#39;nin dört bir yanını birbirine bağlayan güçlü bir ulaşım ağının olmadığını hatırlatarak, 'Bugün ise ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine uzanan dev bir ulaşım altyapısına sahibiz. &#39;Yol medeniyettir&#39; şiarıyla son 23 yılda ülkemizin ulaşım altyapısına devasa nitelikte yatırımlar yaptık. Kara yollarında 206 milyar dolar, demir yollarında 80 milyar dolar, hava yollarında 35,5 milyar dolar tutarında yatırıma imza attık.' diye konuştu.</p>'Trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu artırdık'<p >Yatırımlar sayesinde 2002&#39;de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun bugün 30 bin 51 kilometreye çıktığını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:</p><p >'Ülkemizde sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıyken bugün 77 ilimiz duble yollarla birbirine bağlanmış durumda. Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı, 8,5 milyonken şehirler arası ortalama hızımız saatte yalnızca 40 kilometreydi. Bugün ülkemizdeki araç sayısı 33,6 milyonu geçmesine rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye yükseldi. Bölünmüş yol yatırımlarıyla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu önemli ölçüde artırdık. Bilhassa kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazalarında Allah&#39;a hamdolsun büyük bir düşüş yaşandı.'</p><p >Bölünmüş yollarla birlikte otoyol uzunluğunu da iki kattan fazla artırdıklarını dile getiren Erdoğan, 1714 kilometre olan otoyol uzunluğunu, 3 bin 796 kilometreye çıkardıklarını söyledi.</p><p >Dağları tünellerle, vadileri ve akarsuları köprüler ve viyadüklerle geçtiklerini kaydeden Erdoğan, '311 kilometre olan köprü-viyadük uzunluğumuzu 821 kilometreye, sadece 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 856 kilometreye yükselttik.' dedi.</p>'Hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı'<p >Demir yolunun önem ve öncelik verdikleri bir diğer alan olduğunu, Türkiye&#39;nin, hızlı trenin konforuyla ilk defa kendi dönemlerinde tanıştığını dile getiren Erdoğan, '2 bin 251 kilometreye ulaşan hızlı tren hatlarımızı bayram boyunca 322 bin yolcumuz kullandı.' diye konuştu.</p><p >Erdoğan, hava yolunu halkın yolu haline getirerek, bir zamanlar yalnızca elitlerin faydalandığı imkanları milletin istifadesine sunduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p >'2002&#39;de 26 havalimanımız varken, şimdi 58 havalimanımızla yıllık yaklaşık 250 milyon yolcuya hizmet veriyoruz. Bundan 13 sene evvel Gezici vandalların &#39;yapılmasın&#39; diye ortalığı yakıp yıktığı İstanbul Havalimanımız bugün dünyanın en prestijli havalimanları arasında gösteriliyor. Gezicilerin &#39;Buraya uçak inmez&#39; dedikleri havalimanımız dün 1730 uçak trafiğiyle rekor kırdı. Bayram tatili süresince Sabiha Gökçen Havalimanı&#39;nda 8 bin 170 uçak trafiğiyle 1 milyon 402 bin yolcuya, Antalya Havalimanı&#39;nda 8 bin 408 uçak trafiğiyle 1 milyon 456 bin yolcuya, Esenboğa Havalimanı&#39;nda 2 bin 557 uçak trafiğiyle 382 bin yolcuya, Adnan Menderes Havalimanı&#39;nda 2 bin 557 uçak trafiğiyle 398 bin yolcuya hizmet verilmiştir. Birileri sadece laf üretirken biz 23 yıl boyunca iş ürettik, hizmet ürettik, Türkiye&#39;nin çehresini değiştirecek vizyon projelerini hayata geçirdik.'</p>'Ulaştırma yatırımları hız kesmeden devam edecek'<p >Ulaştırma yatırımlarının üretime etkisinin 2 trilyon doları bulduğuna dikkati çeken Erdoğan, 'Bu yatırımların yıllık ortalama istihdama etkisi ise 1 milyon 200 bin civarındadır. Ekonomideki katkılarının yanı sıra bu yatırımlar sayesinde vakit ve yakıt israfı önlenmiş, çevre kirliliği azaltılmış, turizmden tarıma birçok sektörde ilave katma değer üretilmesi sağlanmıştır.' dedi.</p><p >Ulaştırma alanındaki yatırımlara hız kesmeden devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p><p >'2025 yılında aralarında Aydın-Denizli Otoyolu, Konya ve Malatya Çevre Yolu ikinci etapları ile Antalya Havalimanı iç ve dış terminal binalarının olduğu 55 projemizi hizmete açmıştık. 2026 yılı için hedefimiz 144&#39;ü kara yolu olmak üzere toplam 188 projeyi halkımızın istifadesine sunmaktır. Özellikle 42 şehrimizi birbirine bağlayacak olan Ankara-Kırıkkale-Delice yoluyla ilgili çalışmalarımızı hızlandırmış durumdayız. 7 kavşak, 4 tünel, 8 viyadük, 22 kavşak köprüsünün yer aldığı toplam 120 kilometre uzunluğundaki bu projeyi inşallah gelecek yıl hizmete alacağız.'</p><p >Kurban Bayramı&#39;nın 3. günü, tarihin en muhteşem zaferi olan İstanbul&#39;un fethinin 573. yıl dönümünü milletçe gururla kutladıklarını, Haliç Kongre Merkezi&#39;nin bahçesini dolduran binlerce kişiyle fetih coşkusunu hep beraber idrak ettiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:</p><p >'Merhum Nurettin Topçu, İstanbul&#39;un fethinin esas manasını bakınız nasıl ifade ediyor. İstanbul&#39;un kahraman Fatih&#39;i hakkında bugüne kadar çok güzel sözler söylendi. Hepsinden ziyade Hazreti Peygamber&#39;in onu övmesi yeterdi. Ancak bu Osmanlı padişahının yaptığı yalnız bir şehrin alınması mıydı? Biz buna inanmıyoruz. Olayı bu kadar küçültmek istemiyoruz. Bir şehrin alınmasıyla tarihte yeni bir devir açılmaz. Gerçekte yapılan bir şehrin fethiyle beraber ruhların fethi, kalplerin fethidir.'</p><p >İstanbul&#39;un Bizans işgalinden kurtulmasıyla asıl kalplerin fetholduğunu, harap bir şehir olarak Bizans&#39;tan alınan Konstantiniyye&#39;nin, Sultan Fatih&#39;in vakıflara dayanan imar seferberliğiyle Yahya Kemal&#39;in 'Türk İstanbul' dediği muhteşem bir Türk İslam şehrine dönüştüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p >'Minarelerinden ezan-ı Muhammediler yükselen Ayasofya, aynı zamanda feth-i mübinin de sembolü olmuştur. Ancak bu sembol uzun yıllar mahzun ve boynu bükük bırakılmıştır. 86 yıllık hicranın ardından Fatih&#39;in emaneti Ayasofya&#39;nın kapısına vurulan zincirleri kırarak fethin bağrında açılan bu yarayı, hamdolsun biz kapattık. Yıllarca gözü yaşlı ve gönlü yaslı olan Ayasofya, artık kubbesinde inleyen Kur&#39;an-ı Kerim tilavetiyle, minarelerini süsleyen ezan-ı Muhammedilerle İstanbul&#39;un bağrından yükselen kutlu bir sancak olarak medeniyetimizdeki mümtaz makamına tekrar kavuşmuştur. İstanbul&#39;un duvarlarını &#39;Zulüm 1453&#39;te başladı&#39; yazılarıyla kirleten Bizans artıkları halen kabullenmekte zorlansa da İstanbul Türk&#39;tür, Müslüman&#39;dır, Allah&#39;ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman kalacaktır.'</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul&#39;un fetih ve Fatih ruhundan koparılmasına asla göz yummayacaklarını vurgulayarak, 'Bu aziz şehri, iş bilmez, tarih bilmez, kadr-ü kıymet bilmez kifayetsizlerin insafına bırakmayacak, İstanbul&#39;a hizmet etmeyi, bu güzel şehre yatırım yapmayı, İstanbul&#39;a yakışan dev projelere imza atmayı sürdüreceğiz. Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih&#39;i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle yad ediyorum. İlk fetih hareketinden günümüze kadar bu toprakları mübarek kanlarıyla şereflendiren tüm kahramanların aziz ruhları şad olsun diyorum.' ifadelerini kullandı.</p>'Öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok'<p >Dünyada ve bölgede gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmaların yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, 'Coğrafyamızda sınırların yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek istendiğini görüyoruz. Gazze&#39;den Lübnan&#39;a, Yemen&#39;den Sudan&#39;a yönümüzü nereye çevirsek aynı oyunun farklı sahneleriyle karşılaşıyoruz. Türkiye olarak bir yandan bu oyunları bozmaya çalışırken diğer yandan da 23 yıllık kazanımlarımızı güçlendirmenin mücadelesini veriyoruz.' diye konuştu.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün diplomaside güçlü bir Türkiye&#39;nin olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p >'Savunma sanayisinde destan yazan bir Türkiye var. Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır. Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır. Bunların gerisinde de milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye&#39;de 23 yıldır iş başında olması vardır. Bunun kıymetini, sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz.</p><p >Birileri kafalarını kuma gömmüş olsalar da takip eden her bir vatandaşımız Türkiye&#39;nin hangi kritik eşiklerden geçtiğini görüyor. Şunun bilinmesinde fayda olduğuna inanıyorum. İktidar ve ittifak olarak tarihi değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihi bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz. Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya, polemiğe ayıracak vaktimiz yok. Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz. Bizim tek derdimiz vardır, o da Türkiye&#39;dir, Türkiye Yüzyılı&#39;nın inşasıdır.'</p>'Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor'<p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, birileriyle laf yarıştırmanın değil, kutsal emanetini taşıdıkları millete daha parlak bir gelecek hazırlamanın yarışı içinde olduklarını belirterek, şunları kaydetti:</p><p >'Sadece buna odaklanıyor, zihnimizi sadece bununla meşgul ediyoruz. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez. Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz. Böylesi hassas bir dönemde Türkiye&#39;nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olmaz.</p><p >Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır. Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir. Biz, iktidar ve ittifak olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yapıcı olmaya, kucaklayıcı olmaya, birleştirici olmaya özen göstereceğiz. Bunu yaparken milletimizin çıkarlarını önceleyecek, Türkiye&#39;nin istikbalini her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutmaya devam edeceğiz. Bunun için de bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyerek yolumuza devam edeceğiz.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-chp-icindeki-gerilimle_1780381148_4uECgO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: CHP içindeki gerilimler bizi ilgilendirmez ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-chp-icindeki-gerilimle_1780381148_4uECgO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan’dan Kurban Bayramı mesajı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-dan-kurban-bayrami-mesaji/38912/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Erdoğan, "Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye’miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye süreci, bunlardan biridir" dedi]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-dan-kurban-bayrami-mesaji/38912/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 16:24:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kurban Bayramı vesilesiyle bir mesaj paylaştı. Sözlerine vatandaşların bayramını kutlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p><p >Erdoğan, 'Gazze başta olmak üzere, gönül coğrafyalarımızın farklı köşelerinde bu bayramı da hüzünle acıyla, kalplerinde ince bir sızı ile karşılayan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına en güçlü dayanışma mesajlarını gönderiyor, kurban bayramlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Kurban bir ibadet olmanın yanı sıra, kelime anlamı itibariyle aynı zamanda yaklaşma, yakınlaşma, yakın olma demektir. İnanıyorum ki her bir vatandaşımız, gerek eş, dost ve akraba ziyaretleriyle gerekse yardım ve dayanışma faaliyetleriyle bu ruh şölenini en verimli surette değerlendirecek, böylece hem Allah&#39;a yaklaşmış hem de birbirine daha sıkı bağlarla kenetlenmiş olacaktır. Şayet muhabbet ve diğergamlığın gönülleri sarıp sarmaladığı bu mübarek günleri, hakkıyla idrak edebilirsek işte o zaman kardeşliğimiz güçlenecek darlığın yerini ferahlık, dargınlığın yerini kucaklaşma alacaktır. Duam ve beklentim bu bayramın da kalplerin yumuşamasına, küskünlerin barışmasına kırgınlıkların giderilmesine ve sıkılı yumrukların tamamen açılmasına vesile olmasıdır. Aziz milletim İslam alemi olarak, bir huzur iklimine kavuşmanın sevincini yaşarken öte yandan bölgemiz ve dünyamız stres yükü yüksek bir düzeyden geçiyor' dedi.</p><p ><strong >'İsrail saldırılarını pervasızca sürdürüyor'</strong></p><p >İsrail&#39;in bölgedeki saldırılarını pervasızca sürdürdüğünü belirten Erdoğan, 'İsrail, Gazze&#39;den Batı Şeria&#39;ya, Doğu Kudüs&#39;ten Lübnan&#39;a kadar, coğrafyamızın farklı noktalarında işgal, yıkım, katliam ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerini pervasızca sürdürüyor. Yine İsrail&#39;in tahrik ve tertipleriyle tetiklenen savaşın menfi etkileri enerjiden tarıma, ticaretten ulaşıma, ekonomiden güvenliğe birçok alanda hissediliyor. Bölgemizin savaş ve krizler silsilesiyle boğuştu bu dönemde, Türkiye ekonomisiyle altyapısıyla, tecrübeli kurumları liyakatli kadrolarıyla en önemlisi tahkip ettiği iç cephesiyle istikrar adası olarak, göz dolduruyor' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Ekonomide eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazdık'</strong></p><p >Türkiye&#39;nin ekonomide bir başarı hikayesi yazdığını vurgulayan Erdoğan, 'Eleştirilere ve engellere rağmen 23 yıldır güttüğümüz politikaların semeresini başta savunma sanayimiz olmak üzere her alanda topluyoruz. 238 milyar dolardan 1,6 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğü 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkan yıllık ihracatı, 248 milyon dolardan 10 milyar doları geçen savunma ve havacılık ihracatı ile Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesi yazmaktadır' diye konuştu.</p><p ><strong >'Terörsüz Türkiye süreci'</strong></p><p >Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de konuşan Erdoğan, 'Etrafımızdaki toz bulutu dağıldıktan sonra inşallah yeni dönemin parlayan yıldızlarından birisi Türkiye&#39;miz olacaktır. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ülkemizin istikbali ile bölgemizin istikrarı açısından taşıdığı stratejik değer bugünlerde daha iyi anlaşılan terörsüz Türkiye süreci, bunlardan biridir. Sınırlarımız içinde, huzur ve güvenliğin güçlenmesine sınırlarımız dışında emperyalist oyunların bozulmasına katkı sunan bu tarihi süreci, çok büyük bir özenle sağduyu ve samimiyetle menziline doğru götürüyoruz. Türkiye&#39;ye sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları aşan bu musibetten milletimizi kurtarma irademiz tamdır, sapasağlam hızla yola devam ediyoruz. Bu düşüncelerle Kurban Bayramı&#39;nın ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için bir kez daha hayırlar getirmesini diliyorum' ifadelerini kullandı. Son olarak Hac vazifesini yerine getirenlere ve yola çıkan vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin dua ve ibadetlerini rabbim kabul buyursun diliyorum. Bayramda seyahat edecek vatandaşlarımızdan hız limitlerine ve trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-dan-kurban-bayrami-mes_1779801882_V1fbDG.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan’dan Kurban Bayramı mesajı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-dan-kurban-bayrami-mes_1779801882_V1fbDG.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kurtulmuş: İki ayrı devlet olsak da iki ayrı millet değiliz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/kurtulmus-iki-ayri-devlet-olsak-da-iki-ayri-millet-degiliz/38910/</link>
            <description><![CDATA[TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin “stratejik müttefiklik” kavramının ötesinde olduğunu belirterek, "Biz ‘iki ayrı devlet’ olsak da ‘iki ayrı millet’ değiliz. Biz biriz, beraberiz, aynı tarihî hafızayı, kültürü ve kaderi paylaşan bir bütünüz" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/kurtulmus-iki-ayri-devlet-olsak-da-iki-ayri-millet-degiliz/38910/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 16:21:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan Telegraf Haber Ajansının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.</p><p >Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin benzersiz bir birliktelik olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bu güçlü bağın en önemli dayanaklarından birinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasındaki samimi ve güvene dayalı kardeşlik ilişkisi olduğunu ifade etti.</p><p >Kurtulmuş, şöyle devam etti;</p><p >Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiyi tarif ederken kullanılan 'stratejik müttefiklik' ifadesi önemlidir. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki bu kavram ilişkilerimizin derinliğini anlatmakta yetersiz kalıyor. Çünkü stratejik müttefiklik iki farklı ülke ve iki ayrı millet arasında kurulur. Oysa biz 'iki ayrı devlet' olsak da 'iki ayrı millet' değiliz. Biz biriz, beraberiz, aynı tarihî hafızayı, kültürü ve kaderi paylaşan bir bütünüz. Bu itibarla klasik uluslararası ilişkiler terminolojisi, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağı tanımlamakta çoğu zaman eksik kalmaktadır.</p><p >Meselelere ortak bir kader ve gelecek perspektifiyle bakıyoruz. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, klasik anlamda bir müttefiklikten çok daha öte; ortak bir gelecek inşa eden, bölgesel istikrara yön veren ve dünyaya örnek teşkil eden benzersiz bir birlikteliktir. Bu güçlü bağın en önemli dayanaklarından biri, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasındaki son derece samimi, güvene dayalı, güçlü kardeşlik ve liderlik ilişkisidir. Liderlerimizin uyumu, iki ülke arasındaki iş birliğini her alanda hızlandıran ve derinleştiren belirleyici bir unsur olmuştur.</p><p >Parlamentolarımız arasındaki iş birliği, bu birlikteliğin kurumsal zeminini güçlendirmektedir. Birlikte yer aldığımız parlamenter asamblelerde, uluslararası platformlarda ve çok taraflı mekanizmalarda Türkiye ile Azerbaycan parlamentolarının çoğu zaman aynı sözü ve manayı farklı kelimelerle dile getirdiklerine memnuniyetle şahit oluyoruz. Bu durum, ilişkilerimizin ne kadar uyumlu ve eşgüdüm içerisinde ilerlediğinin en somut göstergelerinden biridir. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, eşsiz birlikteliğimizi daha da ileriye taşıyarak, özellikle ticaret, enerji, ulaştırma ve savunma sanayii alanlarında daha derin bir entegrasyon sağlamaktır. Parlamentolarımız arasındaki güçlü diyalog ve eşgüdüm, bu sürecin kalıcı ve sürdürülebilir bir zemine oturmasına katkı sunmaya devam edecektir.</p>'Aynı tutumun sergilemesi, yakın iş birliğimizin somut yansımasıdır'<p >Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Azerbaycan Milli Meclisi arasındaki parlamenter diyalog, iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin en sağlam kurumsal dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Bu nedenle iki parlamento arasındaki iş birliği, sadece kurumsal bir yakınlaşma değil, aynı zamanda tek bir milletin iki ayrı çatı altında ortak bir irade ortaya koymasının somut göstergesidir. Aramızdaki güçlü bağların sembolik dönüm noktalarından biri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev&#39;in 2004 yılında Cumhurbaşkanı olarak Ankara&#39;ya gerçekleştirdiği ilk ziyarette TBMM Genel Kuruluna hitap etmesi ve milletvekilleri tarafından ayakta alkışlanması olmuştur. Bu görüntü, ilişkilerimizin stratejik ittifak yönündeki kararlılığının parlamenter düzeydeki güçlü ifadelerinden biri olarak tarihe geçmiştir.</p><p >TBMM, Azerbaycan&#39;ın Karabağ&#39;daki haklı mücadelesi ve toprak bütünlüğünün korunması konularında her düzeyde kesintisiz ve açık bir destek sunmuştur. Bu destek, uluslararası parlamenter platformlarda da kararlılıkla dile getirilmiştir. Kurduğumuz temaslar sayesinde, iki ülke parlamentoları arasında güçlü bir güven, anlayış ve ortak hareket etme kültürü tesis edilmiştir. Uluslararası parlamenter asamblelerde Türkiye ile Azerbaycan&#39;ın çoğu zaman aynı tutumu sergilemesi, yakın iş birliğimizin somut yansımasıdır.</p><p >Karşılıklı ziyaretler, milletvekilleri arasında doğrudan temas imknı sağlayarak ilişkilerin insani boyutunu güçlendirmektedir. Bu sayede alınan kararlar daha hızlı hayata geçirilmekte ve iş birliği alanları daha somut projelere dönüşmektedir. TBMM ile Azerbaycan Milli Meclisi arasındaki parlamenter iş birliği, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini ileriye taşıyan, derinleştiren ve kalıcı kılan temel sütunlardan biri haline gelmiştir.</p><p >Milletvekilleri arasındaki doğrudan iletişim ve temasın artırılması sayesinde parlamenterler arasında birliktelik kültürü güçlenmektedir. Parlamenter düzeydeki yakın etkileşim, 'tek millet, iki devlet' anlayışının devletin tüm kademelerinde içselleştirilmesini sağlamaktadır. Stratejik ilişkilerin en üst belgesi olan Şuşa Beyannamesi gibi anlaşmaların her iki ülkenin meclislerinde onaylanması, müttefiklik ilişkilerini kişisel dostlukların ötesine taşıyarak uluslararası hukuk açısından bağlayıcı ve kurumsal bir çerçeveye oturtmuştur. Mevcut mekanizmaların daha etkin kullanılması ve yeni iş birliği alanlarının geliştirilmesi yönünde çalışmalar sürdürülmektedir. Özellikle parlamentolar arası dostluk gruplarının daha aktif hale getirilmesi, ortak komisyon toplantılarının artırılması ve uluslararası parlamenter platformlarda daha yakın eşgüdüm sağlanması öncelikli hedefler arasında yer almaktadır.</p><p >Türkiye ve Azerbaycan&#39;ın birlikte yer aldığı üçlü ve çok taraflı parlamenter mekanizmaların güçlendirilmesi önceliklerimiz arasındadır. Bu bağlamda, TBMM ve Azerbaycan Milli Meclisi&#39;nin Gürcistan, Pakistan ve KKTC Meclisleriyle farklı seviyelerde başlattıkları üçlü diyalog ve iş birliği mekanizmaları bölgesel sahiplenme ve iş birliğini güçlendirmeyi hedeflenmektedir.</p>'Terörsüz Türkiye hedefi bölgesel istikrara katkı sunacak'<p >Terörsüz Türkiye' hedefi, ülkemizin huzurunu, demokrasisini ve ortak gelecek iradesini kalıcı biçimde tahkim etme hedefidir. Terörün tüm unsurlarıyla tasfiye edildiği, silahın ve şiddetin siyaset alanı dışına çıkarıldığı, vatandaşlarımızın eşit aidiyet duygusuyla ortak vatanımıza sahip çıkmaya devam ettiği ve hukuk zemininde toplumsal güven ikliminin güçlendiği bir Türkiye idealinden söz ediyoruz. 'Terörsüz Türkiye' hedefi, Türkiye&#39;nin iç barışını güçlendirdiği kadar bölgesel istikrara da katkı sunacaktır. Kendi içinde kardeşliğini pekiştiren Türkiye, Kafkasya&#39;dan Balkanlar&#39;a, Orta Doğu&#39;dan Avrupa&#39;ya kadar uzanan geniş coğrafyada daha güçlü, itibarlı ve etkili bir barış gücü olacaktır.</p><p >TBMM&#39;nin sorumluluğu burada son derece hayatidir. Meclis, millî iradenin merkezi olarak çözümün meşru zemini, ortak aklın adresi ve demokratik siyasetin ana kurumudur. TBMM&#39;de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarıyla farklı siyasi görüşleri, toplumsal talepleri ve sahadan gelen değerlendirmeleri aynı masa etrafında buluşturduk ve nihayetinde nitelikli çoğunlukla geçen bir rapor hazırladık. TBMM olarak vazifemiz, milletimizin ortak iradesini hukukla, demokrasiyle ve sabırlı siyaset diliyle kalıcı neticeye taşımaktır.</p>'Bakü ne kadar sevindiyse, Ankara da o kadar sevinmiştir'<p >Türkiye ile Azerbaycan ortak bir kaderin ve mücadelenin sahibidir. Bu nedenle aramızdaki bağ, sadece stratejik bir iş birliği değil; ortak acıların, sevinçlerin ve zaferlerin inşa ettiği derin ve sarsılmaz bir kardeşliktir. Karabağ&#39;da otuz yıllık haksızlığın son bulması ve hasretin sona ermesi Türkiye&#39;de de büyük bir sevinç oluşturmuş, ortaya çıkan sonuç hepimiz için derin bir gurura dönüşmüştür. Bakü ne kadar sevindiyse, Ankara da o kadar sevinmiştir.</p><p >Karabağ Savaşı sonrasında ortaya çıkan tabloyu sadece bir askeri zafer olarak değerlendirmek eksik olur. Bu süreç, Güney Kafkasya&#39;da uzun yıllardır devam eden haksız statükonun sona erdiği ve yeni bir jeopolitik düzenin inşa edilmeye başlandığı bir dönüm noktasıdır. Azerbaycan&#39;ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmesiyle birlikte, bölgede artık geçmişin krizlerini değil, geleceğin iş birliği imkanlarını konuştuğumuz bir safhaya geçilmiştir. Bu yeni dönemin en kritik başlıklarından biri, bağlantısallık projeleridir.</p><p >Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve ileride Ermenistan&#39;ın iştirakiyle hayata geçirilecek yeni projeler, mevcut projelerle birlikte, Güney Kafkasya üzerinden Orta Asya&#39;dan Avrupa&#39;ya uzanan kesintisiz bir ticaret ve ulaşım hattının omurgasını oluşturarak bölgenin lojistik haritasını değiştirecek stratejik bir adımdır. Bu gelişmeler, Türk dünyasının ekonomik entegrasyonunu hızlandıracak ve bölgesel refahı artıracaktır.</p>'Kardeşlik hukuku Şuşa Beyannamesi ile tescillendi'<p >Böylesi bir jeopolitik tabloda Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin mahiyetini doğru tanımlamak büyük önem taşımaktadır. 'Kardeşlik hukuku' olarak adlandırdığımız anlayış, sadece ortak çıkarlara dayalı bir iş birliği değil; ortak tarih, kültür, acılar ve zaferler üzerine inşa edilmiş bir irade birliğidir. Kardeşlik hukuku, bugün sadece askeri alanda değil; enerji güvenliğinden savunma sanayiine, ulaştırmadan kültürel etkileşime kadar geniş bir alanda güçlü iş birliklerini ifade etmektedir. Karabağ zaferi kardeşlik hukukunu sahada somutlaştırmış; Şuşa Beyannamesi ile birlikte ilişkilerimiz hukuken tescillenmiş, kurumsallaşmış ve bölgesel düzen kurucu bir ittifak modeline dönüşmüştür.</p><p >Güney Kafkasya&#39;da ortaya çıkan yeni tabloyu değerlendirirken meseleyi sadece bir savaşın sonucu olarak görmek doğru değildir. Karabağ Zaferi ile oluşan yeni dönemde mesele, geleceğin barışını ve ortak refahını inşa edebilmektir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iş birliği, yeni dönemin kurucu unsurlarından biridir. Şuşa Beyannamesi ile iki ülke arasındaki dayanışmayı askeri, siyasi ve ekonomik alanlarda derin bir entegrasyona dönüştürerek, bölgesel dengeler açısından yeni bir güvenlik ve istikrar zemini oluşturmuş durumdayız.</p>Güney Kafkasya&#39;da kalıcı barış mesajı<p >Bölgeyi rekabet ve çatışma alanı olmaktan çıkararak, iş birliği, entegrasyon ve ortak kalkınma üreten bir havzaya dönüştürmek istiyoruz. Bu anlayış, Türk Dünyası 2040 Vizyonu ile de uyumlu bir şekilde, tüm kurumsal yapıları kapsayan bir bölgesel mimariyi hedeflemektedir. Bölgede kalıcı barışın tesis edilmesinin yolu, tüm bölge ülkelerinin ortak bir irade oluşturmasından geçmektedir. Elbette kalıcı barışın tesisi için somut adımların atılması gerekmektedir. Azerbaycan ile Ermenistan arasında egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması, sınırların netleştirilmesi ve ulaştırma hatlarının açılması bu sürecin temel taşlarıdır. Bölgedeki normalleşme süreçlerinin ilerletilmesi, Karabağ&#39;da yeniden imar ve ekonomik entegrasyonun sağlanması ve barış sürecini baltalamaya yönelik tahriklere karşı ortak bir duruş sergilenmesi büyük önem taşımaktadır. Azerbaycan ve Ermenistan arasında nihai barış yönünde kat edilen mesafeden memnuniyet duyuyor, kalıcı barış anlaşmasına ulaşılmasını temenni ediyoruz. Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci bu gelişmelere paralel şekilde ilerlemeye devam edecektir.</p>'Dönüşümün en önemli dayanağı, Türk Dünyası 2040 Vizyonu&#39;dur'<p >Türk Devletleri Teşkilatı&#39;nın son yıllarda ortaya koyduğu gelişim, bu yapının ortak gelecek inşa etme iradesinin kurumsal bir ifadesine dönüştüğünü göstermektedir. Önümüzdeki dönemde asıl hedef, TDT&#39;yi küresel ölçekte etkin ve sonuç üreten bir uluslararası organizasyon haline getirebilmektir. Dönüşümün en önemli dayanağı, Türk Dünyası 2040 Vizyonu&#39;dur. Vizyonun hayata geçmesi, hazırlanan strateji belgelerinin kararlılıkla uygulanmasına bağlıdır. Bu çerçevede, Teşkilatın uluslararası görünürlüğünü artırmak amacıyla geliştirilen TDT+ mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi ve küresel aktörlerle dengeli ilişkilerin güçlendirilmesi önem taşımaktadır.</p><p >Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi bir diğer temel başlıktır. Sekretaryanın daha etkin çalışması, özellikle mali ve teknik alanlarda uzmanlaşmanın artırılması ve Aksakallar Konseyi gibi tecrübe odaklı yapıların daha aktif kullanılması, Teşkilatın kurumsal kapasitesini artıracaktır. Ekonomik alanda ise daha somut adımlar atılması gerekmektedir. Türk Yatırım Fonu&#39;nun daha etkin hale getirilmesi ortak projelerin önünü açacak, ticari engellerin kaldırılması ve ulaştırma anlaşmalarının hayata geçirilmesiyle bölge içi ekonomik etkileşim güçlenecektir.</p><p >Türk dünyasını fiziksel olarak birbirine bağlayacak ve bölgeyi küresel ticaretin önemli hatlarından biri haline getirecek projeler çok kritiktir. Ulaştırma, gümrük ve dijital alanlarda geliştirilecek ortak modeller, bölgesel uyumu ve dayanıklılığı artıracaktır. Güvenlik ve siyasi iş birliği açısından yeni bir anlayış gelişmektedir. Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi, daha geniş bir coğrafyada uygulanabilecek bir dayanışma modelinin ilk örneği olarak görülmelidir. Bu yaklaşımın zamanla teşkilatın bütününe yayılması, ortak bir güvenlik perspektifinin oluşmasına katkı sağlayacaktır.</p><p >Sosyo-kültürel bütünleşme, bu sürecin en temel dayanaklarından bir diğeridir. Ortak tarih bilincinin korunması, eğitim alanında iş birliğinin artırılması ve kültürel bağların güçlendirilmesi TDT&#39;nin sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlayacaktır. Liderler, parlamentolar ve halkların irade ve kararlılığı sürdüğü müddetçe, Teşkilat bölgesel iş birliği zemini olmanın ötesine geçerek; küresel ölçekte yön verici bir güç merkezi haline mutlaka gelecektir.</p>'Bölgesel gerilimlerin çözümü diplomasidir'<p >Türkiye&#39;nin dış politikası, barışı, istikrarı, diplomasiyi ve müzakereyi esas alan bir anlayış üzerine kuruludur. Biz gerilimleri düşüren, diyaloğu güçlendiren ve çözümü önceleyen bir yaklaşımın temsilcisiyiz. Türk devlet geleneği, yüzyıllar boyunca sadece askeri kudretiyle değil; aklı, feraseti ve diplomasiyi önceleyen yaklaşımıyla varlık göstermiştir. Güçlü olmasına rağmen gücünü hoyratça kullanan değil; gerektiğinde caydırıcılığını ortaya koyan, ancak her zaman sözün, müzakerenin ve adil çözümün peşinde olan bir anlayışı temsil etmiştir. Bugün de aynı devlet aklıyla hareket eden Türkiye, diplomasiyi merkeze alan yaklaşımını kararlılıkla sürdürecek; gücünü barışı tesis etmek için kullanan bir ülke olmaya devam edecektir.</p><p >Bu çerçevede, bölgemizdeki tüm meselelerin çözümünde esas yolun diplomasi ve müzakere olduğu açıktır. Nitekim ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a saldırarak başlattığı ve İran&#39;ın da bazı bölge ülkelerine saldırmasıyla devam ettirdiği savaşta görüldüğü üzere, çatışmalar tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık dalgasına dönüşme riski taşımaktadır. Böylesi bir durumda Türkiye, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş, krizin daha büyük bir felakete dönüşmemesi adına yoğun bir diplomatik çaba ortaya koymuştur.</p><p >Bölgemizde yaşanabilecek her türlü gerilimin, özellikle İran gibi komşu ve önemli bir devletle ortaya çıkabilecek ihtilafların askerî yöntemlerle değil; diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Başta Pakistan olmak üzere bölgesel aktörlerin arabuluculuk veya kolaylaştırıcılık çabalarını destekliyoruz. Unutmamak gerekir ki, bu coğrafyada çıkacak her gerilim, her savaş geniş bir havzayı etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle kalıcı istikrarın yolu, uluslararası hukuk zemininde, egemenlik haklarına saygı temelinde ve karşılıklı güven inşa edilerek ilerlemekten geçmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kurtulmus-iki-ayri-devlet-olsa_1779801711_4DXpjH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kurtulmuş: İki ayrı devlet olsak da iki ayrı millet değiliz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/kurtulmus-iki-ayri-devlet-olsa_1779801711_4DXpjH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: "Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi"]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-enerjide-paradigmayi-degistirdi/38870/</link>
            <description><![CDATA[İstanbul’da düzenlenen Doğal Kaynaklar Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi. 10 yılda enerji alanına çok büyük yatırım yaptık" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-turkiye-enerjide-paradigmayi-degistirdi/38870/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 16:12:40 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p ><strong >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından satır başları: </strong></p><p >Bölgemizde son yıllarda yaşanan olaylar enerji arz güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu. Enerji bölgesel istikrarın merkezinde, stratejik önemde. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, sükunetin tesisine katkı sağlamış, barışın kilit aktörü olmuştur. Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi. 10 yılda enerji alanına çok büyük yatırım yaptık' dedi. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır </p><p >Muhalefetin küçümsediği Sakarya Gaz Sahası&#39;nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı.Bugün Gabar&#39;dan elde edilen üretim Türkiye&#39;nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlamaktadır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-enerjide-parad_1779455559_YqwREv.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: "Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-turkiye-enerjide-parad_1779455559_YqwREv.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[AK Parti’den yeni kanun teklifi]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/ak-parti-den-yeni-kanun-teklifi/38867/</link>
            <description><![CDATA[AK Parti 24 maddelik yeni bir kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/ak-parti-den-yeni-kanun-teklifi/38867/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:50:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >24 maddelik kanun teklifi Emniyet ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası personeli, KDV oranları, Gelir Vergisi Kanunu&#39;nda değişiklik öngörüyor.</p><p >Kanun teklifi ile Emniyet Teşkilatı emniyet müdür ve amir rütbelerindeki kadro oranları belirleniyor. Birinci Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 25 olan oran on binde 65 olarak, İkinci Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 34 olan oran on binde 75 olarak, Üçüncü Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 78 olan oran on binde 90 olarak, Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü için on binde 88 olan oran on binde 100 olarak, Emniyet Amiri için on binde 93 olan oran on binde 300, Başkomiser için on binde 291 olan oran on binde 310, Komiser için on binde 388 olan oran on binde 320, Komiser Yardımcısı için on binde 484 olan oran on binde 330 olarak değiştirilmektedir.</p><p >Orman Kanunu&#39;nunda yapılan değişiklikle, Devlete ait engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin, kanundaki şartların sağlanması halinde ormanlık veya doğal alanlarda da açılabilmesine imkn sağlanmaktadır. Düzenleme ile engelli ve yaşlı bireylerin doğa temelli terapötik yaklaşımlardan (tarımsal rehabilitasyon, orman terapisi vb.) faydalanması, ruhsal ve fiziksel iyilik hallerinin desteklenmesi ve bu hizmetlerin kurumsal bir modelle sürdürülmesi hedeflenmektedir.</p><p >Gelir Vergisi Kanunu&#39;nda yapılan düzenlemeyle, hasılatlarının tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığı olmaksızın, kullanma zorunluluğu getirilen taksi mali cihazı ile tespit ve belgelendiren taksi esnafına hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanma hakkı getirilmektedir. Mükellefler bu usulden, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren başlamak üzere en fazla 3 yıl yararlanabilirler.</p><p >Gelir Vergisi Kaunu&#39;nda yapılan düzenleme ile ticari kazancı gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin, maddenin yürürlük tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan kazançları gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.</p><p >Resmi ilan ve reklam verilen veya bekleme süresinde olan internet haber sitelerinin uyması gereken kuralların ana çerçevesi kanun düzeyinde belirlenmektedir. Bu kapsamda internet haber sitelerinin haber sayısı, içerik, kadro, okur sayısı ve en az yayın hayatı süresi gibi vasıf ve ödevlerinin Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca tespit edilmesine yönelik yasal altyapı oluşturulmaktadır</p><p >Akaryakıt, LPG ve benzeri lisansa tabi riskli piyasalarda faaliyet gösteren mükelleflerden vergi tahsilat güvenliğini sağlamak amacıyla alınan teminatları artırma konusunda idareye tanınan yetki iki katından beş katına çıkarılmaktadır.</p><p >Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu&#39;na eklenen 68/A maddesiyle, Banka personeli ile sözleşmeli personelin tabi olacağı disiplin hükümleri yasal netliğe kavuşturulmaktadır. Bu kapsamda; Banka hizmetlerinin yürütülmesinde mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmeyen veya yasaklanan fiillerde bulunan personele uygulanacak disiplin cezaları ile bu cezaları gerektiren spesifik fiil ve haller kanun düzeyinde tek tek belirlenmektedir.</p><p >Sosyal ve kültürel faaliyetlere erişimi kolaylaştırmak adına; 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençler ile tahsili devam eden 25 yaşını doldurmamış öğrencilere düzenlenen biletlerden eğlence vergisi alınmaması hükme bağlanmaktadır.</p><p >İl özel idareleri, belediyeler ve mahalli idare birliklerine ait taşınmazların taksitle satılabilmesine imkn tanınmaktadır. Satış bedelinin en az yüzde 25&#39;i peşin, kalanı en fazla 2 yılda ve 12 taksitle kanuni faiziyle ödenebilecek; idare lehine ipotek veya banka teminat mektubu alınması halinde tapu devri yapılabilecektir. İhalelerde yüzde 3 olan geçici teminat oranının tahmin edilen bedelin yüzde 3&#39;ü ile yüzde 30&#39;u arasında belirlenebilmesi yetkisi getirilmektedir.</p><p >Karayolları Trafik Kanunu&#39;nda yapılan değişiklikle, elektronik ortamda tescili mümkün olan araçların satış tarihinden itibaren 3 iş günü olan tescil edilme zorunluluğu süresi 15 iş gününe uzatılmaktadır.</p><p >Katma Değer Vergisi Kanunu&#39;nda yapılan düzenlemeyle, Gelir Vergisi Kanunu&#39;nun geçici 94&#39;üncü maddesi kapsamındaki gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devri Katma Değer Vergisi&#39;nden (KDV) istisna edilmektedir.</p><p >6 Şubat depremleri sonrasında afet bölgelerinde başlatılan konut, iş yeri, okul ve hastane gibi kamu hizmeti yapılarının devam eden projelerinde ilave mali külfet oluşmasının önüne geçilmesi ve imar çalışmalarının mali bir kesinti yaşanmaksızın tamamlanması için bölgedeki KDV istisna süresi 31/12/2028 tarihine kadar uzatılmaktadır.</p><p >Polis Amirleri Eğitimi Merkezi&#39;ni (PAEM) oluşturan yönetim kademeleri ile hizmet birimlerinin kurumsal yapısı doğrudan kanunla belirlenmektedir. Ayrıca merkezin; ilk derece amirlik eğitimi, yöneticilik hizmet içi eğitimleri, rütbe terfi ve görevde yükselme sınavları ile yabancı ülke kolluk personeline yönelik eğitim faaliyetlerini yürütme yetki ve sorumlulukları yasal çerçeveye kavuşturulmaktadır.</p><p >Vergi Usul Kanunu kapsamında sahte/yanıltıcı belge düzenlediği tespit edilen tesisler için getirilen 'üçüncü kişiye lisans verilememesi' tedbiri, iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra da ceza soruşturması ve kovuşturması evrelerinde de uygulanmaya devam edilerek piyasa güvenliği korunacaktır.</p><p >Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu&#39;nunda yapılan değişiklikle Birlik Genel Kurulu&#39;nun toplanma usulü hızlandırılarak, 5 ay boyunca beklemesini gerekli kılan nedenler ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla mali tabloların tamamlanmasının akabinde Birlik genel kurullarının en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmi internet sitesinde duyurulması kaydıyla yılın ilk 5 ayı içerisinde yapılması öngörülmektedir. Seçimlerin tamamlanmasını müteakip, Birlik Genel Kurulu&#39;nun takip eden yılın mayıs ayının sonuna kadar yapılabilmesi öngörülmektedir. Bu kapsamda, Genel Kurul toplantısına ilişkin tüm detaylar en az otuz gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilecek ve toplantı tarihine kadar Birlik resmi internet sitesinde duyurulacaktır.</p><p >Reklam Kurulu&#39;nun üye sayısı 19&#39;dan 23&#39;e çıkarılmaktadır. Kurulun inceleme ve denetim konularıyla doğrudan kesişen görev alanlarına sahip Esnaf, Sanatkrlar ve Kooperatifçilik, Hukuk Hizmetleri, İç Ticaret ve Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüklerinden birer genel müdür yardımcısı Reklam Kurulu&#39;na üye olarak dhil edilmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ak-parti-den-yeni-kanun-teklif_1779450619_95QVN2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ AK Parti’den yeni kanun teklifi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/ak-parti-den-yeni-kanun-teklif_1779450619_95QVN2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mahkemeden CHP’de yönetim için tedbir kararı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/mahkemeden-chp-de-yonetim-icin-tedbir-karari/38863/</link>
            <description><![CDATA[Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/mahkemeden-chp-de-yonetim-icin-tedbir-karari/38863/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:39:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP&#39;nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı&#39;na ilişkin usulsüzlük iddialarıyla başlatılan soruşturmanın ardından, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegeler, kurultayın iptali istemiyle dava açtı. Açılan davalar Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi&#39;nde birleştirildi.</p><p >Mahkeme, CHP&#39;nin 38. Olağan Kurultayı&#39;nın iptali istemiyle açılan asıl davanın &#39;konusuz&#39; kaldığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme ayrıca birleşen dosyalar yönünden yaptığı değerlendirmede, Lütfü Savaş&#39;ın açtığı davayı, davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.</p><p >Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP&#39;nin 4-5 Kasım 2023&#39;te yapılan 38. Olağan Kurultayı&#39;nın iptaline ilişkin açılan davada, 'davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına' dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025&#39;te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı.</p><p >İnceleme neticesinde CHP&#39;nin 38. Olağan Kurultayı&#39;nın ve İstanbul İl Kongresi&#39;nin &#39;kanunun emredici hükümlerine aykırılık&#39; nedeniyle mutlak butlanla sakatlandığı ifade edildi.</p><p >Mahkeme, CHP&#39;nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı&#39;nın &#39;mutlak butlan&#39; nedeniyle iptaline karar verdi.</p><p >Ayrıca, söz konusu kurultayın iptal edilmesi nedeniyle sonrasında yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan tüm kararların da iptaline karar verildiği ifade edildi.</p><p >Söz konusu kurultayın iptal edilmesi sebebiyle, kurultay öncesinde görevde bulunan CHP eski Genel Başkan&#39;ı Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine aynen devam etmeleri yönünde karar verildiği vurgulandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/mahkemeden-chp-de-yonetim-icin_1779432529_jYDnx6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mahkemeden CHP’de yönetim için tedbir kararı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/mahkemeden-chp-de-yonetim-icin_1779432529_jYDnx6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: İnsanlığı savunmayı sürdüreceğiz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-insanligi-savunmayi-surdurecegiz/38855/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze'de, "Lübnan'da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz." dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-insanligi-savunmayi-surdurecegiz/38855/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:29:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, EFES-2026 Tatbikatı&#39;nda konuştu.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</p><p >Türk Silahlı Kuvvetlerimizin değerli mensupları, dost ve müttefik ülkelerin kıymetli temsilcileri, kahraman Mehmetçiğimiz, kıymetli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Buradan sizlerin aracılığıyla vatanımızın dört bir yanında ve yurt dışında fedakrca görev yapan güvenlik güçlerimizin her birine ayrı ayrı selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.</p><p >Sadece Türkiye&#39;nin değil, dünyanın sayılı birleşik, müşterek ve kapsamlı tatbikatlarından biri olan Efes-2026 Tatbikatı&#39;nın seçkin gözlemci günü vesilesiyle sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bu yılki tatbikatımıza da kendi askerlerimizin yanı sıra 50 farklı ülkeden 1300&#39;ü aşkın dost, kardeş ve müttefik personel katılıyor. Misafirlerimizin her birine Türkiye&#39;ye hoş geldiniz diyorum.</p><p >Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız başta olmak üzere ordumuzun her bir mensubunu; ayrıca tatbikatta görev alan kamu kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerini canı gönülden tebrik ediyorum. Emeği geçen her Mehmetçiğimize her kahramanımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dostlarımıza güven aşılayan, ülkemizle ilgili hesaplar yapanların da heveslerini kursaklarında bırakan Efes Tatbikatı&#39;nı; Malazgirt&#39;ten 10 yıl sonra, 1081&#39;de Çaka Bey&#39;in fethettiği, döneme göre dünyanın en önemli tersanelerinden birini kurarak denizcilik tarihimizde destanlar yazdığı topraklarda yapıyoruz.</p><p >Bundan bin yıl önce bu toprakları yurt tutarken şehit olan, gazi olan, İ&#39;ly-ı Kelimetullah uğrunda can veren tüm kahramanlarımızı minnetle yd ediyorum. Aynı şekilde geçmişten bugüne Malazgirt&#39;ten İstiklal Harbi&#39;ne, Kıbrıs Barış Harekatı&#39;ndan terörle mücadeleye kadar; vatanımız, birliğimiz, dirliğimiz, bayrağımız, mefkûremiz, devletimizin ve milletimizin bekası için şehit olan, gazi olan her bir vatan evladını kemal-i edeple anıyorum. Hayatta olan gazilerimize Cenab-ı Allah&#39;tan hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.</p><p >Yüksek teknolojili, yerli ve milli savunma sanayii ürünlerimizin başarıyla kullanıldığı; planlamasıyla, uygulamasıyla, birliklerin uyumuyla, içeriği ve iletisiyle bütün bunların arkasındaki stratejik akılla Efes Tatbikatı, bir tatbikat olmanın çok ötesinde anlamlar ifade ediyor. Burada 2500 yıllık bir kurmay aklın tecellisi var. Burada caydırıcılığın yanı sıra barışı tesis etmenin nasıl bir hazırlık, irade ve kararlılık gerektirdiğinin numunesi var. Burada bir milletin göz bebeği olarak, peygamber ocağı olarak gördüğü her bir neferine &#39;Mehmetçik&#39; adını verdiği bir kurumun ete kemiğe bürünen şuuru var.</p><p >Şunu ifade etmek isterim ki; Türk ordusu kendi milletinin, kendi vatanının hafızasını ve mefkûresini taşıdığı kadar içinde bulunduğu coğrafyanın da hafızasını ve mefkûresini taşımaktadır. Hamdolsun, o hafızayı da o mefkûreyi de ordumuzun her bir mensubu layıkıyla deruhte etmeye devam ediyor. Türk ordusu barışın ordusudur. Türk ordusu huzurun ordusudur. Türk ordusu istikrarın ordusudur. Dünyanın kendi ordusuna ithaf edilen tek milli marşı İstiklal Marşımızdır. &#39;Hakkıdır, Hak&#39;ka tapan milletimin istiklal&#39; mısraında olduğu gibi Türk ordusu istiklalin ordusudur.</p><p >Türk ordusu tarih boyunca gittiği hiçbir yeri tahrip etmemiş; aksine tahrip edilen yerleri tamir etmiştir. Ordumuz en çetin şartlarda bile düşman unsurları dışında hiçbir insana, canlıya, ağaca, şehre zarar vermemiş; aksine imha edilen yerleri imar ve ihya etmiştir. Türk ordusu ülkesi ve milletinin güvenliğinin teminatı olduğu kadar; bölgesel ve küresel barışın, huzurun ve istikrarın da en önemli güvencesidir. Efes-2026 Tatbikatı&#39;nın tüm dünyaya verdiği mesajların bu yönleriyle de çok iyi anlaşılması gerektiğine inanıyorum.</p><p >Güvenlik paradigmalarının değiştiği, uluslararası hukukun irtifa ve itibar kaybettiği, yeni güvenlik mimarilerine ihtiyaç duyulduğu, dinamik olduğu kadar hassas bir dönemden geçiyoruz. Dünyada yeni dengeler, yeni ittifaklar kuruluyor; fakat küresel ölçekte yeni bir düzen kurulamıyor. Dünyamız; sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen büyük güçlerin dizayn ettiği bir statükodan çok kutuplu, çok aktörlü bir yapıya hızla evriliyor.</p><p >İçinde yer aldığımız geniş bölge aynı zamanda bu sürecin sıklet merkezini oluşturuyor. Türkiye&#39;nin adı yeni dönemin müessir aktörlerinden biri olarak her geçen gün daha fazla öne çıkıyor, daha fazla zikrediliyor. Geleceğe dair karamsar senaryolar yazılırken biz başta bölgesel barış olmak üzere ülkemizi her alanda kilit konuma getirmeye çalışıyoruz.</p><p >Bununla birlikte bu zor coğrafyada barış ve güvenliğimizi korumak için ordumuzu güçlü ve donanımlı tutmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Ay başında 120 farklı ülkeden 1700&#39;ü aşkın firmanın iştirak ettiği SAHA EXPO 2026&#39;te sergilenen ürünlerimizi inanıyorum ki sizler de gördünüz. Caydırıcılığımızı artırarak, savunma yeteneklerimizi güçlendirerek, savunma sanayiinde başlattığımız atılım hamlesini hızlandırarak; karşılıklı fayda ve saygı zemininde dostlarımızla yeni ortaklıklar kurarak Türkiye&#39;yi bu fırtınalı sulardan sahil-i selamete çıkarmak istiyoruz.</p><p >Efes-2026 Tatbikatı&#39;nda sahne alan savunma sanayii ürünlerimizin hepsi bunun içindir. Dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biri olan kahraman ordumuz işte bunun mücadelesini vermektedir. Barışçıl, girişimci ve insani değerleri merkeze alan dış politikamız bunun için yürütülmektedir. Doğuyla yüzyıllara sari güçlü bağlarımızı korurken batıyla diyaloğumuzu artırmamızın; Afrika&#39;dan Latin Amerika&#39;ya uzanan iş birliği çabalarımızın gerisinde işte bu yaklaşım vardır.</p><p >Şunu burada bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum. Türkiye olarak savaşa ve kaosa yatırım yapanların karşısında barışı ve istikrarı savunmaya devam edeceğiz. Gazze&#39;de, Lübnan&#39;da ve bölgemizin diğer yerlerinde çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden katleden soykırım şebekelerinin karşısında tüm insanlığın müşterek değerlerini savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.</p><p >Tarih, Türk milletiyle dost olmanın neler kazandırdığının da Türklere husumet etmenin neleri kaybettirdiğinin de sayısız örnekleriyle doludur. Mehmetçik, diğer tüm hasletlerinin yanı sıra aynı zamanda dostluğundan emin olunan kuvvet demektir. Biz bu güven cephesinin sarsılmasına müsaade etmeyeceğiz. Ne diyor İstiklal Şairimiz Mehmet Akif? &#39;Değil mi cephemizin sinesinde iman bir; sevinme bir, acı bir, gaye aynı vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor yılmaz, cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz.&#39;</p><p >Bu düşüncelerle Efes-2026 Tatbikatı&#39;nın icrasında başarıyla görev alan tüm personelimizi tebrik ediyorum. Tatbikata iştirak eden dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. Kahraman ordumuzun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyor; Rabbim kahraman ordumuzu daima muzaffer, muvaffak eylesin diyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-insanligi-savunmayi-su_1779359350_3POnvG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: İnsanlığı savunmayı sürdüreceğiz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-insanligi-savunmayi-su_1779359350_3POnvG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı gerçekleşti]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/turk-suudi-koordinasyon-konseyi-ucuncu-toplantisi-gerceklesti/38667/</link>
            <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı kapsamında, ikili ilişkilerin kurumsal çerçevede ele alındığını, Gazze başta olmak üzere bölgesel konuların görüşüldüğünü açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/turk-suudi-koordinasyon-konseyi-ucuncu-toplantisi-gerceklesti/38667/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:52:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı&#39;na değerli kardeşim Faysal bin Ferhan Al Suud ile bugün Ankara&#39;da başkanlık ettik. İlgili bakanlık ve kurumlarımızın da katılımlarıyla ticaret, enerji, savunma, eğitim, kültür, turizm ve ulaştırma gibi stratejik alanlardaki komite çalışmalarını değerlendirerek ikili ilişkilerimizi kurumsal bir çerçevede ele aldık. Gazze başta olmak üzere, bölgesel konuları da görüştüğümüz toplantı kapsamında ayrıca &#39;Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma&#39;yı imzaladık. Ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, kıymetli mevkidaşıma ve heyetine ziyaretleri için teşekkür ediyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/turk-suudi-koordinasyon-konsey_1778143918_sDFMON.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı gerçekleşti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/turk-suudi-koordinasyon-konsey_1778143918_sDFMON.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Görgün: Hedef 11 milyar dolar ihracat ve ilk 10]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/gorgun-hedef-11-milyar-dolar-ihracat-ve-ilk-10/38641/</link>
            <description><![CDATA[Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, savunma ve havacılık ihracatının kısa sürede 11 milyar doların üzerine çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Türkiye 10,5 milyar dolarlık ihracatın ardından ilk 10 ülke arasına girmeyi amaçlıyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/gorgun-hedef-11-milyar-dolar-ihracat-ve-ilk-10/38641/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:21:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Türkiye&#39;nin ve Avrupa&#39;nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi&#39;nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı başladı.</p><p >Etkinliğin açılış töreni Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile çok sayıda ülkeden üst düzey isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>'Teknolojimizi barışın ve güvenliğin teminatı olarak görüyoruz'<p >Savunma Sanayii Başkanı Görgün, fuarın açılışında yaptığı konuşmada, sahip oldukları savunma sanayisi kapasitesinin uluslararası alanda omuzlarına yeni sorumluluklar yüklediğine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p >'Türkiye&#39;nin bu konudaki yaklaşımı nettir. Biz gücümüzü kaosun değil, istikrarın hizmetine sunuyoruz. Teknolojimizi gerilimin bir aracı değil, barışın ve güvenliğin teminatı olarak görüyoruz. Bu anlayışla, geçtiğimiz 12 aylık dönemde 185 ülkeye toplamda 10,5 milyar dolarlık savunma ve havacılık ihracatı gerçekleştirdik. Yakında 11 milyar doların üzerine çıkarak Türkiye&#39;yi savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına taşımayı hedefliyoruz.</p><p >Bu hedefi yakalayacağımıza eminiz, zira artık savunma sanayisinde yalnızca hedef koyan değil, koyduğu hedeflere adım adım ulaşan bir Türkiye var. Kendi mühendisinin aklına güvenen bir Türkiye var. Kendi sanayicisinin emeğine sahip çıkan bir Türkiye var. Kendi gencinin hayaline yatırım yapan bir Türkiye var. Kendi teknolojisini geliştiren ve dünyaya sunan bir Türkiye var. SAHA 2026, işte bu Türkiye&#39;nin en güçlü vitrinlerinden biridir.'</p><p >Görgün, elde edilen başarıların temelinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın ortaya koyduğu güçlü iradenin yanında stratejik yaklaşım ve vizyonun yanı sıra yoğun emek, mühendislik kabiliyeti ve vatan sevgisinin bulunduğunu söyledi.</p>'Tüm paydaşları bir araya getiren çok boyutlu bir deneyim ve iş birliği platformu'<p >Görgün, gelinen noktayı yeterli görmediklerinin altını çizerek, savunma sanayiinin gücünün yalnızca büyük ana yüklenicilerle ölçülemeyeceğini belirterek, bu çerçevede SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı&#39;nın sadece bir fuar değil, tüm paydaşları bir araya getiren çok boyutlu bir deneyim ve iş birliği platformu olacağını vurguladı.</p><p >Fuarda ana yüklenicilerin yeni tedarikçilerle tanışacağını ve KOBİ&#39;lerin küresel firmalarla temas kuracağını aktaran Görgün, şunları kaydetti:</p><p >'Genç girişimlerimiz yatırımcılarla buluşacak. Dost ve müttefik ülkelerle ortak üretim ve teknoloji geliştirme modelleri değerlendirilecek. SAHA 2026 tüm bu açılardan çok kıymetli bir buluşma zemini oluşturuyor. Aynı zamanda kapsamlı programıyla öne çıkıyor. Fuar boyunca ürün lansmanları, imza törenleri, B2B, G2B, G2G görüşmeleri ve yatırımcı buluşmaları gerçekleştirilecek. Düzenlenecek etkinlikler ve panellerde geleceğin teknolojileri derinlikli bir şekilde ele alınacak. Böylece SAHA 2026, yalnızca bir fuar değil, çok boyutlu bir deneyim paylaşımı ve iş birliği platformu olacaktır.'</p><p >Görgün, bu yıl 'Teknolojiye Hükmet, Geleceği Şekillendir' mottosuyla düzenlenen fuarın sektör açısından taşıdığı öneme dikkati çekerek, stant alanının her organizasyonda en az yüzde 50 artarak bugün 120 bin metrekareye ulaştığını belirtti.</p>'Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı sıfırlayacağız'<p >SSB Başkanı Görgün, savunma sanayisinin geldiği seviyede en büyük payın Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a ait olduğunu anlatarak, 'Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı sıfırlayacağız. İhracatımızı sürdürülebilir biçimde büyüteceğiz. Firmalarımızın küresel rekabet gücünü daha da yükselteceğiz. Kamu, sanayi ve akademi arasındaki iş birliğini güçlendireceğiz. Ana yüklenici ile KOBİ arasındaki bağı daha verimli hale getireceğiz. İnsan kaynağımızı, teknolojik hedeflerimizle uyumlu şekilde geliştireceğiz. Bu hedeflere ulaşmada, dost ve müttefik ülkelerle güvene dayalı yeni işbirlikleri geliştirmek hayati önemdedir' diye konuştu.</p><p >Görgün, Türkiye&#39;nin savunma sanayiinde güvenilir, tecrübeli ve uzun vadeli düşünen bir yol arkadaşı olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p >'Bizim iş birliği anlayışımız, yalnızca ürün satışıyla sınırlı değildir. Biz, ortak aklı, ortak emeği ve ortak kabiliyeti esas alan bir sanayi yaklaşımına inanıyoruz. Bu yaklaşım, birlikte geliştirmeye, birlikte üretmeye ve kazan-kazan ilişkisi kurmaya dayalıdır. Bugün Türk savunma sanayisi şirketleri, dünyanın farklı coğrafyalarında yalnızca ürünleriyle değil, mühendislik birikimiyle, entegrasyon kabiliyetiyle, bakım-idame tecrübesiyle ve eğitim altyapısıyla da değer üretmektedir. Biz bu birikimi dost ve müttefik ülkelerle daha güçlü ortaklıklara dönüştürmeye hazırız. Her ülkenin kendi sanayi önceliklerini, yerel yetkinliklerini ve güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan esnek modeller geliştirebiliriz. Tek taraflı bağımlılıklar yerine, adil ve sürdürülebilir ortaklıkları önemsiyoruz.'</p>&#39;Fuar, müttefiklerle savunma iş birliklerini derinleştirecek&#39;<p >Temmuz ayında Türkiye&#39;de düzenlenecek NATO Zirvesi ve Savunma Sanayii Forumu&#39;nun, son derece kıymetli bir zemin olduğuna değinen Görgün, Forumun NATO&#39;nun bugüne kadar düzenlediği en büyük savunma sanayisi etkinliği olacağının altını çizdi.</p><p >Görgün, Türkiye olarak bu süreci, yalnızca diplomatik bir temas takvimi olarak görmediklerini vurgulayarak, 'Aynı zamanda müttefiklerimizle savunma sanayisi iş birliklerini derinleştirecek, tedarik zincirlerimizi daha dirençli hale getirecek ve ortak kabiliyet geliştirme anlayışını güçlendirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. SAHA 2026&#39;da kurulacak temasların, bu büyük buluşmaya güçlü bir hazırlık zemini oluşturacağına inanıyorum. Burada atılacak her adımın, kolektif güvenliğimize katkı sunacağına yürekten inanıyorum.' değerlendirmesinde bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/gorgun-hedef-11-milyar-dolar-i_1777987273_kNLY1T.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Görgün: Hedef 11 milyar dolar ihracat ve ilk 10 ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/gorgun-hedef-11-milyar-dolar-i_1777987273_kNLY1T.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan’dan Yoğun Diplomasi Trafiği]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/recep-tayyip-erdogan-dan-yogun-diplomasi-trafigi/38581/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son bir ayda İran başta olmak üzere bölgesel gelişmeler gündemiyle 27 yabancı lider ve yetkiliyle temas kurdu. Gerçekleştirilen görüşme trafiği, Türkiye’nin diplomaside merkez ülke konumunu bir kez daha öne çıkarırken, lider diplomasisinin mayıs ayında da yoğun şekilde sürmesi bekleniyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/recep-tayyip-erdogan-dan-yogun-diplomasi-trafigi/38581/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 10:00:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, krizlerin çözümünde üstlendiği ara buluculuk rolüyle öne çıktı. Geçen ayın gündeminde yine Orta Doğu&#39;daki savaş vardı. Erdoğan, bölgede kalıcı barışın tesisi için son 1 ayda ABD Başkanı Trump, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ile telefon görüşmesi yaptı. Görüştüğü isimler arasında İspanya Başbakanı Sanchez ve Kanada Başbakanı Carney ile Macaristan&#39;ın seçilmiş başbakanı Magyar da vardı.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın İran gündemi ağırlıklı lider diplomasisi 17-19 Nisan&#39;daki Antalya Diplomasi Forumu&#39;nda da sürdü.</p><p >Erdoğan, Katar Emiri Al Sani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve Pakistan Başbakanı Şerif ile bir araya geldi. Antalya&#39;da Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyelerinin yanı sıra Slovenya, Moldova, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Komorlar Birliği ve Burundi cumhurbaşkanlarıyla temas kurdu. Libya Başbakanı Dibeybe, Gürcistan Başbakanı Kobakhidze ve IKBY Başbakanı Barzani&#39;yi kabul etti.</p><p >Forum için Türkiye&#39;ye gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Somali ve Kuzey Makedonya cumhurbaşkanlarıyla ise İstanbul&#39;da bir araya geldi.</p>Zelenski ve Putin ile görüştü<p >Erdoğan, Rusya ile Ukrayna arasında barış çabaları için de devredeydi. Önce Rusya Devlet Başkanı Putin ile telefonla konuşan Erdoğan, bir gün sonrasında Ukraynalı mevkidaşı Zelenski ile İstanbul&#39;da buluştu.</p><p >Cumhurbaşkanı geçen ay NATO Genel Sekreteri Rutte ve Yeni Zelanda Genel Valisi Kiro&#39;yu da Beştepe&#39;de kabul etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/recep-tayyip-erdogan-dan-yogun_1777618808_v6HMQS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Recep Tayyip Erdoğan’dan Yoğun Diplomasi Trafiği ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/recep-tayyip-erdogan-dan-yogun_1777618808_v6HMQS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bakan Şimşek ABD temaslarına başlıyor]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/bakan-simsek-abd-temaslarina-basliyor/38465/</link>
            <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, New York'un ardından bugünden itibaren Washington'da yoğun toplantı trafiği gerçekleştirecek.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/bakan-simsek-abd-temaslarina-basliyor/38465/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:58:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, G20 ve IMF-Dünya Bankası bahar toplantıları için geldiği ABD&#39;deki temaslarına New York&#39;un ardından bugün Washington ile devam ediyor.</p><p >Burada yoğun toplantı trafiği gerçekleştirecek Şimşek, Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve Asya Altyapı Yatırım Bankasının tepe yöneticileriyle bir araya gelecek, kredi derecelendirme kuruluşlarıyla da değerlendirme toplantıları yapacak.</p><p >G20 Maliye Bakanları ve Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) toplantılarına katılacak Şimşek, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Katar Maliye Bakanı Ali bin Ahmed el-Kuvari, Lüksemburg Maliye Bakanı Gilles Roth ve Pakistan Maliye Bakanı Muhammad Aurangzeb ile ikili görüşme yapacak.</p><p >Şimşek, Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos​​​​​​​ ile de bir araya gelecek, ayrıca önde gelen uluslararası yatırım bankaları tarafından düzenlenen yatırımcı toplantılarına iştirak edecek.</p>Dünya Bankası ile INRAIL anlaşması<p >Bakan Şimşek&#39;in Washington temaslarının en önemli gündem maddelerinden birini de Dünya Bankası ile imzalanacak İstanbul Kuzey Demir Yolu Geçişi Projesi (İstanbul North Rail Crossing Project-INRAIL) anlaşması oluşturuyor.</p><p >Türkiye, İstanbul Kuzey Demir Yolu Geçişi Projesi kapsamında Dünya Bankasından 1,67 milyar avro tutarında uygun koşullu finansman temin etti. Toplam maliyeti yaklaşık 8,3 milyar dolar olarak öngörülen proje, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçecek 127 kilometrelik elektrikli ve yüksek kapasiteli demir yolu hattının inşasını kapsıyor.</p><p >Projenin tamamlanmasıyla boğazdaki yük taşıma kapasitesinin yılda 3 milyon tondan 50 milyon tona çıkması bekleniyor.</p><p >Projenin, Orta Koridor ve Irak Kalkınma Yolu gibi uluslararası ticaret güzergahlarını birbirine bağlayarak Türkiye&#39;nin bölgesel lojistik merkezi rolünü pekiştirmesi hedefleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bakan-simsek-abd-temaslarina-b_1776157101_j70BTt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bakan Şimşek ABD temaslarına başlıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bakan-simsek-abd-temaslarina-b_1776157101_j70BTt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ateşkesten memnuniyet duyuyoruz"]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/cumhurbaskani-erdogan-ateskesten-memnuniyet-duyuyoruz/38385/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "28 Şubat’tan beri bölgemizi yangın yerine çeviren savaşta dün gece ilan edilen ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Olası tahrik ve sabotajlara fırsat verilmeden ateşkesin sahada tam olarak uygulanmasını temenni ediyoruz" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/cumhurbaskani-erdogan-ateskesten-memnuniyet-duyuyoruz/38385/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 16:19:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 28 Şubat&#39;ta başlayan AB/İsrail - İran savaşında ilan edilen ateşkese ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p >Ateşkesten memnuniyet duyduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><p >'28 Şubat&#39;tan beri bölgemizi yangın yerine çeviren savaşta dün gece ilan edilen ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Olası tahrik ve sabotajlara fırsat verilmeden ateşkesin sahada tam olarak uygulanmasını temenni ediyoruz. Başta dost ve kardeş Pakistan olmak üzere ateşkes ilanına giden süreçte katkısı olan tüm aktörleri canıgönülden tebrik ediyoruz. Savaş, çatışma, gerilim ve zulümlerden çok çekmiş coğrafyamızın bir an önce barışa, huzura, istikrara kavuşması samimi temennimizdir. Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışın sesini yükseltmeye devam edecektir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cumhurbaskani-erdogan-ateskest_1775654390_OLIke1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ateşkesten memnuniyet duyuyoruz" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/cumhurbaskani-erdogan-ateskest_1775654390_OLIke1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MGK Beştepe’de toplanıyor]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/mgk-bestepe-de-toplaniyor/38377/</link>
            <description><![CDATA[Milli Güvenlik Kurulu bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanacak. İstanbul'da polise yönelik terör saldırısı toplantının ana gündem maddesi olacak. MGK'da, Orta Doğu'da süren savaş ve Türkiye'nin milli güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda atılacak adımlar ele alınacak.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/mgk-bestepe-de-toplaniyor/38377/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:58:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >İstanbul&#39;da polise yönelik terör saldırısı, ateş çemberine dönüşen Orta Doğu ve milli güvenlik öncelikleri kapsamında alınacak tedbirler...</p><p >Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın başkanlığında Beştepe&#39;de toplanacak.</p><p >Ana gündem başlığı, İstanbul&#39;da polise yönelik düzenlenen terör saldırısı olacak. Devam eden soruşturma kapsamında elde edilen son bulgular MGK&#39;da ele alınacak.</p>Savaşın bölgeye yansımaları ele alınacak<p >ABD-İsrail İran savaşı ve Orta Doğu&#39;daki ateş çemberi Milli Güvenlik Kurulu gündeminin üst sıralarında yer alacak. Yürütülen barış diplomasisinin yanı sıra, Türkiye&#39;nin milli güvenliğini doğrudan ilgilendiren gelişmeler masaya yatırılacak.</p>Karargahlardaki hazırlık çalışmaları görüşülecek<p >MGK&#39;da, Adana ve Karadeniz&#39;de kurulması planlanan NATO karargahlarına ilişkin değerlendirme yapılacak. Karargahlardaki hazırlık çalışmaları görüşülecek. Türkiye&#39;nin milli güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda atılacak ilave adımlar gözden geçirilecek.</p>Terörsüz Türkiye süreci de masada olacak<p >Terörsüz Türkiye süreci de Milli Güvenlik Kurulu&#39;nun gündeminde olacak. 1,5 yılın geride kaldığı tarihi süreçte, sahadaki gelişmeler mercek altına alınacak. Suriye&#39;nin kuzeyindeki gelişmeler, istihbarat ve güvenlik birimlerinin verileri eşliğinde ele alınacak.</p>Düşen C-130&#39;un ön raporu MGK&#39;nın gündeminde<p >MGK&#39;da, Gürcistan&#39;da düşen ve 20 askerin şehit olduğu C-130 tipi askeri kargo uçağına ilişkin ön rapor da görüşülecek. Ön raporun, Beştepe&#39;de toplantıda değerlendirilmesinin ardından yarın kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/mgk-bestepe-de-toplaniyor_1775631517_78mJ6w.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MGK Beştepe’de toplanıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/mgk-bestepe-de-toplaniyor_1775631517_78mJ6w.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Putin'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/putin-den-cumhurbaskani-erdogan-a-tesekkur/38339/</link>
            <description><![CDATA[Kremlin Sarayı'ndan, Recep Tayyip Erdoğan ile Vladimir Putin arasında gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, "Putin, Ukrayna çevresindeki durumun ele alındığı kısımda müzakereleri kolaylaştırmaya yönelik kararlı tutumu nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti" denildi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/putin-den-cumhurbaskani-erdogan-a-tesekkur/38339/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:02:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Kremlin Sarayı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesine ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Görüşmede iki liderin bölgesel ve küresel krizleri ele aldığı aktarıldı. Açıklamada, liderlerin Orta Doğu&#39;daki gerilimi masaya yatırdığı vurgulanarak, 'Basra Körfezi&#39;nde askeri ve siyasi gerilimin tırmanmaya devam etmesi üzerine kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunuldu. Buradaki yoğun çatışmaların sadece bölgesel değil, küresel ölçekte enerji, ticaret, lojistik ve diğer sektörler için ağır sonuçlar doğurduğu kaydedildi. Liderler, bir an önce ateşkes sağlanması ve tüm bölge devletlerinin meşru çıkarlarını gözeten uzlaşmacı barış anlaşmaları için çalışılması konusunda hemfikir olduklarını belirttiler' denildi.<br><br><strong >'Karadeniz&#39;de güvenliğin sağlanmasına yönelik eş güdümlü adımların önemi vurgulandı'</strong></p><p >Açıklamanın devamında Ukrayna krizi ve Karadeniz&#39;in güvenliği konusuna da değinildiği aktarılarak, 'Putin, Ukrayna çevresindeki durumun ele alındığı kısımda müzakereleri kolaylaştırmaya yönelik kararlı tutumu nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;a teşekkür etti. Kiev rejiminin Rusya ve Türkiye&#39;yi birbirine bağlayan gaz taşıma altyapısını ve Karadeniz&#39;deki ticari gemileri hedef alma girişimlerini göz önüne alan liderler, Karadeniz ve çevresinde her yönüyle güvenliğin sağlanmasına yönelik eş güdümlü adımlar atılmasının önemini vurguladılar' ifadeleri kullanıldı.</p><p >Açıklamanın sonunda Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilere de değinildiği vurgulanarak, 'Ayrıca liderler, başta enerji sektöründeki ortak stratejik projelerin hayata geçirilmesi olmak üzere, Rusya ve Türkiye arasındaki siyasi ve ekonomik bağların güçlendirilmesine yönelik atılacak adımları görüştüler' denildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/putin-den-cumhurbaskani-erdoga_1775286168_hDkK9e.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Putin'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/putin-den-cumhurbaskani-erdoga_1775286168_hDkK9e.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fidan, Hürmüz Boğazı ile ilgili çevrimiçi toplantıya katıldı]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/fidan-hurmuz-bogazi-ile-ilgili-cevrimici-toplantiya-katildi/38321/</link>
            <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan İngiltere öncülüğünde düzenlenen Hürmüz Boğazı ile ilgili çevrimiçi toplantıya katıldı. Toplantıda seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanması, mahsur kalan gemi ve mürettebatın güvenliği ile enerji ve temel emtia taşımacılığının yeniden başlatılmasına yönelik başlıklar ele alındı.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/fidan-hurmuz-bogazi-ile-ilgili-cevrimici-toplantiya-katildi/38321/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı A Haber yayınında gündemi değerlendirdi, Haktan Uysal ve Banu El&#39;in sorularını yanıtladı.</p><p>ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a yönelik saldırılarının hem bölgeye hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olduğuna işaret eden Fidan, 'Maalesef Amerika&#39;nın ve İsrail&#39;in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle baş başa.' uyarısında bulundu.</p><p>Fidan, Türkiye&#39;nin başından beri hedefinin; savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması, savaşın yayılmasının engellenmesi ve Türkiye&#39;nin bunun dışında tutulması olduğunu belirterek, günlük politikaları uygularken, temasları yaparken ve inisiyatifleri geliştirirken bu çerçeve içinde hareket ettiklerini dile getirdi.Maalesef mazisi çok önceki yıllara dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan dolayı olan bu artık birikmiş enerjinin bir savaş halinde ortaya çıktığına dikkati çeken Fidan, 'Bir numaralı hedefimiz; savaşın durması. Bunu yaparken de savaşın daha büyük yaygınlık göstermemesi önemli bizim için. Burada diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önemli. İnşallah öyle veya böyle bir noktada biter.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Hakan Fidan, savaşlardan sonra ülkeler arasındaki husumetin yıllarca devam edebileceğini vurgulayarak, 'Orada artık işbirliğini, kalkınmayı, refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmasını istemiyoruz. Bütün çabamız aslında bunu önlemeye yönelik.' ifadelerini kullandı.</p><p>Savaşın ortaya koyduğu tehditleri diğer aktörlerin de gördüğünü belirten Fidan, 'Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi gibi. En azından müzakereler başladı. Pakistan üzerinden mesaj aktarımı var. Bunu Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz.' diye konuştu.</p><p><strong>'Umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam'</strong></p><p>Fidan, mevcut müzakere pozisyonlarının iki tarafın da savaş önceki müzakere pozisyonlarından farklı olduğuna işaret ederek, 'Şimdi aslında savaş, epey bir noktaya geldi. Belli bir yıkım oldu İran üzerinde de. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacak. Bu da aradaki arabulucuların biraz daha işini zorlaştıran bir durum ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Tarafların müzakerelerde taleplerini yukarıda tutmalarının yönetilebilir bir tavır olduğuna dikkati çeken Fidan, 'Benim iki tarafa da ifadem yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın ama gerçekte bir niyet varsa iki tarafta da onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekilmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleri.' ifadesini kullandı.</p><p>Dışişleri Bakanı Fidan, İran&#39;ın haklı olarak bir güven kaybı içinde olduğunu belirterek 'Biz diyoruz zaten, &#39;korkulan savaş var ama şu anda bunu durdurmak önemli&#39;. Amerikalılar da bu noktada isteklilik gösteriyorlar ama öngörülemez problemler çıkabilir mi? Tarafların niyetlerinden bağımsız olabilir.' dedi.</p><p>Pakistan&#39;ın müzakerelerde merkezi bir rol oynadığının altını çizen Fidan, kendisinin de Mısırlı, Avrupalı ve bölgeden mevkidaşlarıyla çok sık konuştuğunu aktardı.</p><p>Fidan, bütün dünyanın beklentisinin bu haksız savaşın bir an önce durması ve olumsuz etkisinin artık son bulması olduğunun altını çizerek, 'Onu bizim işte birkaç tane kilit ülkenin bir pratiğe dönüştürmesi gerekiyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Bölgenin adım adım İsrail&#39;in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olduğunu vurgulayan Fidan, 'Şimdi geldiğimiz noktada; aslında İran&#39;a savaş açılırken, bir İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir fitne tohumunun da maalesef atıldığını görüyoruz. Yani bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz; bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemek.' diye konuştu.</p><p><strong>İsrail&#39;in senaryosu uyarısı</strong></p><p>Körfez ülkelerindeki izlenimlerine ilişkin Fidan, bölgedeki 7-8 ülkenin İran füzelerinin hedefi olduğuna ve bu ülkelere 8 bin civarında füze ve SİHA saldırısı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:</p><p>'Biz Türkiye olarak nasıl İran&#39;a bir tavsiyede bulunuyorsak onlara da tavsiyemiz toplantı esnasında, &#39;aman sabredin, bir reaksiyon göstermeyin&#39;. Bu reaksiyon daha sonra uzun süreli kalıcı unsurlar bırakır. Bu da tam İsrail&#39;in istediği bir senaryo.Yani işte İslam ülkelerinin bölgede birbiriyle uzun süreli bir kavgaya girmesi. Aman deyin bunu yapmayın, hem İran&#39;a tavsiyemiz hem diğer ülkelere tavsiyemiz.'</p><p>Bakan Fidan, Riyad&#39;daki toplantının gündeminin, İran&#39;ın saldırdığı ülkeler olduğuna dikkati çekerek 'Bizim yaptığımız orada esas itibarıyla bu kendilerine yönelik saldırının aslında bir boşluk içerisinde olmadığı, Amerikan ve İsrail saldırganlığıyla başlayan daha büyük bir resmin yansıması olarak bunun olduğu, her ne kadar biz bunu haksız bulsak da Türkiye olarak bizim pozisyonumuz hiçbir şekilde provoke etmeyen bu ülkelere saldırılmamasıydı.' ifadelerini kullandı.</p><p>Orta Doğu&#39;da birçok ülke ile temas kurarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın mesajını ilettiğini anlatan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Bizim bölgeye yönelik kapsayıcı bir çözümü getirmede bir vizyonumuz var ama bunu pratiğe geçirmede daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var ve şartlar giderek daha da aslında karmaşık hale gelmiş durumda ama çok şükür en azından biz öncelik sonralık sırasını burada görüyoruz ama dediğim gibi inşallah bölgesel yayılmayı burada görmeyiz. O biraz daha savaşı daha sıkıntılı hale getirir. Şu anda müzakereler bir zemine oturursa inşallah iyi bir haber alırız. Bütün gayretimiz bu yönde.'</p><p><strong>'Barışın önündeki şu anda en büyük engel, İsrail&#39;in durduğu yer'</strong></p><p>Hakan Fidan, barışın gelmesi konusunda her tarafın niyetini okuyabildiklerinin altını çizerek şöyle devam etti:</p><p>'Bu konularda aslında hiçbir tarafta problem yok bence, niyet konusunda, şu aşama itibarıyla, bir aktör hariç, İsrail. İsrail&#39;in Amerikan siyaseti üzerindeki yapısal etkisini kullanmaya devam etmesi ve bu konuda bölgenin geleceğine ilişkin farklı bir hesap ve arayış içerisinde olması, mevcut savaşın gidişatından çıkardığı dersler ve analizlerle eğer daha fazla suistimal edilebilecek yerler, kanatılabilecek yerler, noktalar düşünürse bu yola devam eder. Barışın önündeki şu anda en büyük engel, İsrail&#39;in durduğu yer.'</p><p>ABD&#39;nin seçime gideceğini ve bu konuda büyük bir tepki altında olduğunu belirten Fidan, 'İlk başta söylediği askeri hedeflerin yerine getirildikten sonra savaşın devam ettirilmesine ilişkin gerekçeyi de kimse anlayabilmiş değil. Bir gerekçe değiştirmesi lazım, onun için şu anda barış arayışları da bir noktada aslında devam ediyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Fidan, 2025&#39;te ilan edilen savaşın hedefinin 'nükleer kapasiteyi yok etmek' olduğunu anımsatarak bunun yapıldığına dair bir deklarasyonda bulunulduğunu kaydetti.</p><p>Bakan Fidan, şöyle devam etti:</p><p>'Bu sefer de başlanırken füze ve askeri sanayi altyapılarının yok edilmesiyle ilgili bir hedef deklare edildi kamuoyuna. Bunun da yerine getirildiğine ilişkin büyük ölçüde bir izahla karşı karşıyayız. Dolayısıyla onların kamuoyu ve dünya kamuoyu da soruyor, &#39;madem böyle bir şey var bütün dünyaya çok ciddi ekonomik geri dönüşümü olan, negatif manada bu savaşı niye devam ettiriyorsunuz?&#39; Orada o baskı var. Fakat sorun, Gazze meselesinde olduğu gibi ve diğer konularda olduğu gibi dünyanın, İsrail üzerinde bir baskı mekanizması uygulayamaması. Burada tabii Amerika&#39;nın eğer İran&#39;la bir anlaşmaya, müzakereye varacaksa İsrail üzerinde çok ciddi bir etki kullanmayı da göze alması gerekiyor, burada kim kimin bileğini bükecek onu göreceğiz, ben bu yapısal sorunu tabii ki ifade etmek zorundayım.'</p><p>İsrail&#39;in karşı olduğu barışın, ABD tarafından tesis edilip edilmeyeceğine yönelik soru üzerine Bakan Fidan, 'Bu, Amerika&#39;nın kendi siyasal sisteminde yapısal bir sorun. Kim kimi ne kadar yönetiyor, ne kadar etki edecek onu göreceğiz. Burada her şey, uluslararası kamuoyunun önünde cereyan ediyor. Bir de Gazze&#39;den bu yana şöyle bir fark var. İsrail&#39;in aslında siyaset üzerindeki etkisi, aslında ortaya koyduğu manipülasyon giderek daha fazla ifşa edilmiş, deşifre edilmiş durumda.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Dışişleri Bakanı Fidan, ABD&#39;nin de bunu kendi içinde ciddi şekilde tartıştığını belirterek bunun, halk arasında dillendirilen bir komplo teorisi olmaktan çıktığını, entelektüellerin gerekçeleriyle beraber ortaya koyduğu ciddi bir husus olduğunu kaydetti.</p><p>İsrail&#39;in bu kadar deşifre edilmişken İsrail&#39;i destekleyen özellikle Evanjelist tabanın giderek daha fazla ses çıkarmaya başlandığının da görüleceğini vurgulayan Fidan, şunları söyledi:</p><p>'Bu aslında Amerikan sisteminde bizim aslında gözetlemeye devam edeceğimiz bir iç siyasi mücadele olacak. Amerika, burada böyle bir vesayetten kurtulabilecek mi, kurtulamayacak mı? Böyle bir şey var, sorunu var, Amerikan siyaseti büyük bir vesayet altında esas itibarıyla. Buradan kurtulacak mı kurulmayacak mı onun mücadelesi var. Bazı siyasetçiler vesayet altında olduklarını kabul etmiyorlar. Bazıları İsrail&#39;in vesayetinden olduğuna ilişkin çok ciddi izah getirenler var, açıklama getirenler var. Bunu göreceğiz, bu mücadele, devam eden mücadele sistem içerisinde, bunun yansıması olarak sadece İran&#39;daki müzakere değil, aslında Gazze, Suriye Filistin devletinin geleceği vesaire bu konular da aslında şekillenecek kendi içinde.'</p><p><strong>Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan toplantısı</strong></p><p>Fidan, diplomasi trafiğinin devam ettiğini, sürecin sıkıntılı ve sancılı olduğunu vurgulayarak 'Bizim aslında planlı bir toplantımız vardı, bunu ilk başta Türkiye&#39;de yapmayı düşünüyorduk. Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan toplantısını...Fakat Pakistanlı kardeşimiz, ülkesinde kalmak zorunda kaldığı için onu Pakistan&#39;a kaydırdık. Belki hafta sonu orada bir araya geleceğiz. Özellikle yürüyen bu savaştaki müzakere meselesi nereye gidiyor, bu 4 ülke konuları nasıl değerlendiriyor, neler yapabilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Arabuluculuk sürecinin, Türkiye&#39;de yapılma ihtimaline ilişkin konuşan Fidan, 'Bizim getirdiğimiz teklifin can alıcı kısmı, nerede yapılacağından ziyade, kurduğumuz mekanizma, nasıl olacağıydı.' dedi.</p><p>Bakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Erakçi&#39;nin kendisini ziyaret ettiğinde, ABD ile müzakerelerin kilitlenmiş durumda olduğunu anımsatarak, ABD&#39;nin 4 ayrı konuyu aynı anda tartışmak istediğini, İranlıların 2 konuyu ele almak istediğini aktardı.</p><p>Bunun üzerine ABD&#39;nin askeri harekat hazırlığına başladığını anımsatan Fidan, şunları kaydetti:</p><p>'Cumhurbaşkanımızın müdahalesi, aradaki arabuluculukla vesaire bizi ocak ayının sonuna doğru olması mümkün harekatı bir nebze durdurduk. Hatta o günlerde dedik, &#39;önümüzdeki günlerde biz çok acil bir şey beklemiyoruz&#39; diye. Daha sonra olay, müzakere zeminine dönmesi için biz bir şey getirdik, dedik ki Abbas Erakçi geldiğinde, &#39;biz Gazze&#39;de bir yöntem geliştirdik 8 ülke bir araya geldik, Amerika&#39;yla masaya oturduk, böyle bir sorun var, bu sorunu beraber çözelim hem sizin lehinize hem bizim lehimize. Ve oradan bir mesafe almaya doğru gitmeye çabalıyoruz, aynı yöntemi burada da kullanabiliriz, zaten iki konuyu sen Amerikalılarla konuş, biz onu Amerikalılarla konuşuruz. Geri kalan iki konuyu da sen bölge ülkeleriyle konuş, zaten bölgenin sorunu ağırlıklı olarak bunlar, biz bölge ülke olarak bu konuyu kendi içimizde hallettiğimiz zaman yani Amerikalılar da bu konuda çok fazla bir şey söyleyecek hali kalmaz&#39;.'</p><p>Hakan Fidan, 8 ülkenin konunun içindeyken ABD&#39;nin askeri hayata geçmesinin daha zor olacağını aktardığını ve Umman örneğinin yakın zamanda görüldüğünü belirtti.</p><p>Umman&#39;ın aziz ve saygın bir millet olduğuna işaret eden Fidan, 'Onların hukukunun çiğnenmesinde hiç kimse bir zarar görmedi. O yaşanmış bir örnek, ondanda hareketle biz bunu söyledik. Bizim getirdiğimiz bu teklif hayata geçseydi, Allahu alem...Ben netice alınabilir diye düşünüyordum.' diye konuştu.</p><p>Fidan, İran&#39;ın karar alma mekanizmalarında farklı yöntemler olduğuna dikkati çekti.</p><p><strong>'Bu noktada çok yoğun bir diplomatik trafiğimiz var'</strong></p><p>Fidan, ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a saldırılarıyla başlayan savaşta herkesin kolektif çaba göstermesinin uygulanabilir olduğunu söyleyerek 'Ben şu aşamada arabulucuların içeriklere çok fazla müdahil olduğunu düşünmüyorum. Çünkü çok erken bir dönem, tartışma aşamasına geçilmedi. (Müzakere konusunda) Sadece bir tarafın talebi diğer tarafa iletilmiş durumda. Diğer taraf da kendi cevabını buna iletecek ve pozisyonlar görüldükten sonra, arabulucuların bu pozisyonlara ilişkin eğer uyuşmuyorlarsa kendileri daha yaratıcı fikirleri, çözümleri varsa orada devreye girme imkanları açıkçası oluyor.' diye konuştu.</p><p>Müzakerelerin başlaması için ilk andan itibaren çok yoğun bir trafik olduğunu belirten Fidan, 'Uluslararası kamuoyunda çok ciddi bir beklenti var, istek var ama bu isteğin bir pratiğe dönüşmesi gerekiyor. Biz de o noktada elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.' dedi.</p><p>Hakan Fidan, Avrupa&#39;daki, Rusya, Çin ve diğer Asya ülkelerindeki mevkidaşlarının kendisini sık sık aradığını aktararak, şunları söyledi:</p><p>'İki tane husus var: Birincisi ne oluyor? Türkiye olayı nasıl görüyor? Olanı anlamaya çalışıyorlar ve olanı anlamada ve izah etmede de en objektif aktörlerden Türkiye&#39;yi görüyorlar ve onun için bizim olayla ilgili görüşümüze başvuruyorlar. İkincisi, nasıl durdurabilirsiniz? Umutlanmalı mıyız, umutlanmamalı mıyız? Herkesin kendi ekonomisine, iç politikasına ciddi maliyetler getiren, yükler getiren bir noktada yani herkes kendi ayağını yorganına göre uzatacak. O yorganın ebadı ne olacak? Şimdi onu hesaplamaya çalışıyor herkes.'</p><p>Fidan, hiç kimsenin kendi toplumuna panik havası yansıtmamaya çalıştığını vurgulayarak 'Ama Avrupa&#39;da ve Asya&#39;da birçok ülkenin esas itibarıyla ifade ettiğiniz gibi özellikle enerji krizinden kaynaklı sanayi maliyetlerine yansıyan, tüketici fiyatlarına yansıyan çok ciddi ekonomik problem alanlarının olduğunu görüyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Piyasaların henüz uzun vadeli bir kriz satın alımına gitmek istemediğini söyleyen Bakan Fidan, şunları kaydetti:</p><p>'Esas itibarıyla ülkeler bu görüntüyü vermek istemiyorlar. Dolayısıyla gerçek resimleri bizden duymak istiyorlar. Görüşlerini paylaşıyorlar. Arabuluculuk veya çözüme katkı noktasında beraber neler yapabiliriz, o noktada yoğun öneriler, teklifler geliyor. Hepsiyle görüşüyoruz. Biz de onların görüşlerini alıyoruz. Bu türden bir niyet birliğinin, görüş birliğinin olduğunu görmek, esas itibarıyla bizim sırtımıza daha fazla yük bindiriyor. Daha fazla mesuliyet hissediyoruz. Genel manada bu noktada çok yoğun bir diplomatik trafiğimiz var.'</p><p><strong>'(Hürmüz&#39;de) Türk gemileri de bu konuda belli noktada istifade edebilir dendi'</strong></p><p>Fidan, Hürmüz Boğazı&#39;nın işleyişine ve kalıcı çözüme ilişkin çalışmalar olduğunu belirterek 'Amerika&#39;nın başlattığı başka bir tartışma var; buradaki sorunu aşmak için eğer barış olmazsa bir askeri imkan gerekecekse bunu nasıl mobilize edeceğiz? (ABD&#39;nin) Ülkelere yönelik bir çağrısı var.' ifadelerini kullandı.</p><p>Avrupa&#39;da Hürmüz&#39;le ilgili sorunu, ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a saldırılarıyla başlayan savaştan ayrıştırma eğilimi başladığını söyleyen Fidan, 'Orada bazı ülkelerin söylemde de olsa bir destek verebileceğine ilişkin bazı yeni söylemler geliştirdiğini görüyoruz. Bir de ABD&#39;nin görüşmeler esnasında ufak miktarlarda da olsa belli bayrak taşıyan ülkelerin buradan gemilerinin geçmesine izin verilmesinin bir iyi niyet göstergesi olacağını da ifade ettikleri konular oldu.' dedi.</p><p>Dışişleri Bakanı Fidan, İran&#39;ın da konuya ilişkin pozitif cevabı olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:</p><p>'Türk gemileri de bu konuda belli noktada istifade edebilir dendi. Ben burada daha fazla açıkçası detaya girmek istemiyorum çünkü bugünlerde de bir paket üzerinde çalışıyoruz taraflarla beraber ama önemi ortada, getirdiği etki ortada ve inşallah bunun çözümü de sulh yoluyla, diyalog yoluyla, diplomasi yoluyla olur. Güç kullanımına gerek kalmaz. Çünkü ülkelerin geri kalanı eğer sorun uzun sürerse, ağır ağır İran karşıtı, çok daha geniş, başka ülkelerin de katıldığı bir koalisyona doğru gidecek Hürmüz&#39;de.'</p><p><strong>Hürmüz&#39;deki durum</strong></p><p>Bakan Fidan, Hürmüz Boğazı&#39;ndan dünyadaki enerjinin yüzde 20&#39;lik kısmının geçtiğini hatırlatarak, boğaz etrafındaki bütün ülkelerin ortak anlayışına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.</p><p>Hürmüz&#39;ün uluslararası ticareti tamamıyla etkileyen bir noktada olduğunu aktaran Fidan, burada uluslararası ticaretin ve aktörlerin baktığı noktanın, geçişin engelsiz olması olduğunu belirtti.</p><p>Fidan, fiziki engel olmaması, ticaretin, enerji ve gemi akışının öngörülebilir olmasının önemine değinerek, Hürmüz&#39;den petrol ve gazın yanı sıra birçok ürünün geçtiğine işaret etti.</p><p>Aynı zamanda Hürmüz&#39;ün gıda ve diğer tüketici maddeleri açısından da önemini vurgulayan Hakan Fidan, Körfez ülkelerinde kendisine yapılan bilgilendirmelerde bölgede gıda fiyatlarında artış olduğunun dile getirildiğini aktardı.</p><p><strong>Türkiye&#39;nin önemi</strong></p><p>Fidan, bunun nedeninin ithal edilen gıdaların artık farklı yollardan gelmesi olduğuna dikkati çekerek 'Türkiye, bu noktada önemli bir rol oynamaya başladı.' dedi.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın baştan beri ortaya koyduğu bu bağlantısallık meselesinin ne kadar önemli olduğunun görüldüğünün altını çizen Fidan, Kalkınma Yolu Projesi&#39;ne ilişkin bilgiler verdi.</p><p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, savaştan sonra Türkiye üzerinden geçebilecek enerji hatlarına değinerek, Türkiye&#39;den uluslararası piyasalara transferler yapılmasına şahit olunacağını dile getirdi.</p><p>Enerji krizinin 'ciddi' olduğunu vurgulayan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve ekibinin çok yoğun çalıştığını ve bakanlıklar ve kurumlar arasında koordinasyon olduğunu bildirdi.</p><p>Fidan, Türkiye&#39;nin, uzun zamandır çevre ülkelerdeki enerji kaynaklarını 'kendi üzerinden bir hub olarak' hem kendi kullanımına hem de dünyanın hizmetine verme konusundaki vizyonunun haklı çıktığının altını çizdi.</p><p>Enerji meselesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın da vizyon netliği ve iradesi olduğuna dikkati çeken Fidan, 'Çoğu zaman olmayışlar; bizim muhataplarımızın aslında ya yetersizliklerinden, ya karar alamayışlarından, ya başka imkansızlıklardan oluyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Fidan, gelecekteki olası projelerden bahsederek savaşın bağlantısallığın önemini gösterdiği ve dünya enerji piyasalarına ve kaynakların çeşitlendirilmesine etkisi olacağı tespitini yaptı.</p><p>Ucuz enerji talep eden ülkelerin farklı arayışlara girebileceğini aktaran Bakan Fidan, nükleer enerjiye daha fazla kayış olabileceğine atıfta bulundu.</p><p><strong>İran&#39;daki Kürt gruplar</strong></p><p>Fidan, İran&#39;daki durumu çok yakından takip ettiklerini vurgulayarak '(İran) Bölgedeki Kürt kardeşlerimizin belli bir noktada suistimal edilmesi ve bu oyuna alet edilmesi meselesi, bizim tabii ki görmek istemediğimiz bir husus. Belli örgütlerin bu noktada Mossad tarafından temas edildiğini de biz biliyoruz.' dedi.</p><p>Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) bunu çok hassas bir şekilde takip ettiğini söyleyen Hakan Fidan, şunları kaydetti:</p><p>'Her zaman bizim hem Suriye&#39;de hem Irak&#39;taki hem İran&#39;daki Kürt kardeşlerimizin durumuyla ilgili perspektifimiz belli. Cumhurbaşkanımızın durduğu yer belli, bizim durduğumuz yer. Ne oradaki insanların ezilmesine müsaade ederiz ne de başka ülkelerin suistimal etmesine, kendi işlerine karşı.'</p><p>Fidan, belli Kürt gruplarının suistimal edilerek başkalarının amaçları etrafında kullanılmalarının ve daha sonra daha büyük sıkıntılara yol açılmasının, bölgesel istikrarsızlığa hizmet eden bir husus olduğunu belirtti.</p><p>Bakan Fidan, 'Bu yakından takip ettiğimiz bir husus olduğu için mümkün olduğunca kontrol altında tutuyoruz ama diğer taraftan İsrail&#39;in bu konudaki arayışı bitmiyor. Bu konudaki temas ve açıklanan teklifleri de hiç saklamadan devam ediyor. Buna yönelik de bizim karşı duruşumuz devam edecek.' diye konuştu.</p><p><strong>'Kim o anda daha büyük kartı elinde tutuyorsa kullandığı dil değişiyor'</strong></p><p>İran&#39;ın Hürmüz Boğazı&#39;nı kapatarak stratejik bir üstünlük elde ettiğini belirten Fidan, İran petrolünün yüzde 70 veya 80&#39;inin ihraç edildiği Ada&#39;nın ele geçirilmesi durumunda, ABD&#39;nin de stratejik bir avantaj kazanacağını söyledi.</p><p>Fidan, karşı tarafa daha fazla baskı uygulamak ve savaşta stratejik üstünlüğü elde tutmak için bu gibi hamlelerin sürekli yapıldığına işaret ederek, bunun 'savaşın doğasında olduğunu' dile getirdi.</p><p>Kalıcı etki yaratacak operasyonlar devreye girmeden önce ateşkes ve barış müzakerelerinde ilerleme sağlanmasının önemine dikkati çeken Fidan, bu tür askeri adımların atılması halinde sürecin geri dönüşünün zorlaşabileceği ve müzakere masasındaki dengelerin ciddi şekilde etkilenebileceğini belirtti.</p><p>Fidan, tarafların sahadaki güç dengelerine bağlı olarak söylem ve taleplerini yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, 'Kim o anda daha büyük kartı elinde tutuyorsa kullandığı dil, ortaya koyduğu şartlar değişiyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>Türkiye&#39;nin siyasi çizgisi</strong></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın başbakan olduğu günden itibaren devlet içerisinde sorunları çözmeye yönelik çok farklı yaratıcı yaklaşımlar geliştirdiğinin altını çizen Fidan, bu yaklaşımların ağırlıklı olarak sonuç odaklı olduğunu söyledi.</p><p>Fidan, Türkiye&#39;nin coğrafi konumundan dolayı farklı kültürlerle etkileşim halinde olduğunu ve hepsine ilişkin bölgesel analiz, duruş ve eylem geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, 'Şimdi bizim durduğumuz yerde, siyasal çizgimiz belli. Türkiye&#39;nin tarihi yolculuğu, bu coğrafyadaki kültürlerle, milletlerle, halklarla kurduğu ilişki belli ve dünyadaki modern olaylardan çıkardığımız dersler ortada. Dünyanın başka yerinde olan yani kalkınma, refah, mutluluk, istikrar, huzur bizim yaşadığımız bölgelerde niye olmasın?' diye konuştu.</p><p>Türkiye&#39;nin çevresindeki tüm ülkelerin kendilerine has imkanları, fırsatları, krizleri ve sıkıntıları olduğuna işaret eden Fidan, Türkiye&#39;nin kendisini bunlardan ayıramayacağını dile getirdi.</p><p>Fidan, Türkiye&#39;nin siyasal kültüründe dominasyona değil her alanda işbirliğine gittiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p><p>'İşbirliği ve barış çağrısı politikalarımızın kıymet kazanmasındaki en önemli sebep şu; güçlü bir ülkesiniz, bu türden olayları başka araçlar kullanarak yapma imkanınız da var. Diğer ülkelerin olduğu gibi. Kaba güç ve daha hilekar yollar, daha örtülü faaliyetlerle...Ama biz bunu istemiyoruz. Daha açık, daha şeffaf, herkesin faydasına olacak. Herkesin gönüllü katılımıyla. Çünkü açıkçası baktığınız zaman, bölgemizdeki ülkelerin hepsi kendi menfaatlerini düşünmek zorundalar.'</p><p>Hem kendisinin hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın bölgedeki diğer aktörleri uzun süredir tanıyor olmasının önemine işaret eden Fidan, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Bu devamlılık, bölge liderlerinin Cumhurbaşkanımızı yıllardır tanıyor oluşu, orada oluşan güven, istikrar, bu gerçekten ulusal ilişkilere çok fazla etki eden bir faktör. İnsanların gelip sözünü dinlediği, güven duyduğu, tırnak içinde &#39;racon kesmesini istediği&#39; veya &#39;Reis, sen bize söyle&#39; dediği, ben bunları yüzlerce kez duydum, &#39;siz ne derseniz biz onu yapacağız&#39; diye çok gelindiği, ülkelerin tabii ki adını vermek doğru olmaz, yani bu Afrika&#39;dan olur, başka bir yerden olur, oradan olur. Cumhurbaşkanımız da gerçekten büyük bir mütevazilikle bu sorunlara vukufiyetle eğilerek çözme iradesi her zaman göstermiştir ve bu da Türkiye&#39;yi bölgede güvenilir ve istikrarlı bir aktör yapmıştır. Eğer görseler ki, biz belli olayları kendi lehimize eğip büküyoruz, buradan ucuz çıkarlar veya sürekli suistimaller peşindeyiz, halkları birbirine kırdırma, mezhep savaşı çıkartma, etnik savaş çıkartma peşindeyiz veya birini diğerine tercih edip öbürünü ezme peşindeyiz, bu politikaların hiçbiri başarılı olmazdı. Yani sözümüz neyse, amelimiz de yıllardır o.'</p><p><strong>Türkiye, Filistin konusunda tek ses</strong></p><p>Türkiye&#39;deki tüm siyasi partilerin, Gazze ve Filistin konusunda aynı görüşü paylaştığını belirten Fidan, 'Türkiye&#39;de her konuda bir görüş ayrılığı, ihtilaf olabilir ama gerçekten insanın gurur duyduğu bir manzara. Bütün renklerden siyasi partilerin hepsi bu konuda tek bir ses oluyorlar.' dedi.</p><p>Fidan, demokraside eleştiri yapılması gerektiğini vurgulayarak, 'Muhalefetin aslında eleştiri dışında bir silahı olmayabiliyor haklı olarak. Onu da nitelikli yapıldığı zaman başımızın üstünde yeri var. Ama benim söylediğim bir cümlenin yarısını alıp, yarısını kesip diğerine bakmadan muhalefet yapanların...Bu, başka bir konu. Bu oluyor dediğim gibi ama genel itibarıyla ben hem Filistin meselesinde hem bölgesel diğer konularda ortak duruş olduğunu görüyorum. Bu bize daha fazla mesuliyet veriyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Riyad&#39;daki toplantıda da bu durumu dile getirdiğini aktaran Fidan, 'Yani bizim milletimiz, İsrail&#39;in ortaya çıkardığı fitnenin büyüklüğü karşısında çok ciddi bir duruş içerisinde. Aynı zamanda Pakistanlılar da var. Yani burada siz, eğer bir duruşa geçecekseniz, bunu Müslüman kamuoyuna çok ciddi anlatmanız, ikna etmeniz, kazanmanız lazım.' dedi.</p><p>Fidan, Türkiye&#39;nin bu konuda hemfikir olmasından memnuniyet duyduğuna işaret ederek, 'Umarım Türkiye, hayati birçok konuda bu birlikteliği yakalar. Güzel olan şey, fikir birlikteliğimiz var. Biraz da eylem birlikteliğine, anlayış birlikteliğine gidersek daha fazla etki üreteceğiz diye düşünüyorum.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p><strong>Gazze gündemi</strong></p><p>Fidan, Barış Kurulu kapsamındaki Komite&#39;nin Gazze konulu çevrim içi toplantısına katıldığı bilgisini paylaşarak, atılacak adımları görüştüklerini bildirdi.</p><p>İnsani yardımlar, barınma ve sınır kapıları gibi konulara ilişkin bazı hususların hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Gazze&#39;nin hiçbir zaman Türkiye&#39;nin gündeminden düşmediğini kaydetti.</p><p>Fidan, 'Bizim için Gazze&#39;deki bir numaralı tehlike Gazze&#39;nin insansızlaştırılması, Filistinsizleştirilmesi.' diyerek, bunun önüne geçmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının altını çizdi.</p><p>İsrail&#39;in 'Hizbullah ile savaşma' adı altında Lübnan&#39;da düzenlediği saldırılarla bölgesel yayılmacı politikalarını sürdürdüğüne değinen Fidan, uluslararası kamuoyunun Lübnan&#39;da yaşananlara dikkatini vermesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Fidan, Lübnan ve Gazze konusuna ilgi gösteren Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Ürdün gibi ülkelerin kendilerini 'başka bir ateşin içinde' bulduğunu dile getirerek, Körfez bölgesindeki ülkeleri, 'İsrail&#39;in işini kolaylaştıracak konulara girmemesi' ve kriz alanlarını dikkatinden kaçırmaması konusunda uyardığını aktardı.</p><p>Bir Dürzi liderin, Türk Büyükelçi&#39;yle temasa geçerek Suriye&#39;ye geri dönen Dürzilere Türkiye&#39;nin konteyner göndererek yardım etmesi konusunda talepte bulunduğunu açıklayan Fidan, bu konuda çalışmaları olduğu bilgisini verdi.</p><p><strong>Avrupa ülkelerinin tutumu</strong></p><p>Fidan, Avrupalıların İsrail&#39;in Gazze&#39;den itibaren başlayarak bölgede yürüttüğü politikaların küresel krizlere yol açtığını tecrübe ettiğini dile getirerek, 'Gazze&#39;deki soykırımın Avrupa başkentlerinde nasıl bir sosyal kırılmaya yol açtığını, fay hatlarını harekete geçirdiğini, siyaset üzerinde etki oluşturduğunu gördüler. İran&#39;da devam eden operasyonların, savaşın, Hürmüz Boğazı&#39;nın kapanmasının nasıl bir enerji maliyetine dönüştüğünü gördüler.' diye konuştu.</p><p>'ABD-İsrail ve İran savaşı 3&#39;üncü haftasındayken, bu 5 yıldır devam eden savaştan (Rusya-Ukrayna Savaşı) daha fazla etkisi oldu.' diyen Fidan, enerji piyasasındaki sorunlar ve ticari konuların bu duruma etkisine işaret etti.</p><p>Fidan, İsrail&#39;in eylemlerinin tüm dünyayı etkilediğine dikkati çekerek, 'Bu Siyonist şebekenin bir noktada azgınlığının küresel bir birliktelikle durdurulması gerekiyor.' dedi.</p><p>Bölgedeki mezhepler arası çatışma riski</p><p>Irak&#39;ta Haşdi Şabi&#39;nin bazı unsurlarının, İran&#39;ın yanında savaşa girme konusunda tavır aldığını belirten Fidan, 'Tabii savaşa girdiğiniz zaman da mukabele ediliyorsunuz. Dolayısıyla İsrail ve Amerika&#39;nın hedefi olmuş durumdalar. Böyle bir karşılıklı şey var. Özellikle Irak&#39;a komşu Arap ülkelerine atılan füzelerin çoğu buralardan atılıyor. İnşallah burada bir an önce ateşkes ilan edilir de Irak&#39;taki bu sıçrama daha fazla olmaz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Fidan, mezhep savaşlarının artık geçmişte kalması gerektiğini, Amerikalı, Kürt, Arap ve İranlı liderlerin yanı sıra Haşdi Şabi liderleriyle temas ederek savaşın yayılmasını önlemeye çalıştıklarını anlattı.</p><p>Türkiye&#39;nin bölgedeki hedefinin savaş öncesi ile aynı olduğunu vurgulayan Fidan, işbirliğinin önemine dikkati çekti.</p><p>Fidan, bölgesel hedeflerle ilgili şunları kaydetti:</p><p>'Şimdi biz, İran&#39;ın Körfez&#39;de, Körfez&#39;in kendi içerisinde, Türkiye&#39;nin, Pakistan&#39;ın ve Mısır&#39;ın da yer aldığı büyük bir coğrafyada aslında bir işbirliği, bir güvenlik havzasının, bir istikrar havzasının olabileceğine yürekten inanıyoruz. Bunun imkanları mevcut. Bunun olması durumunda ortaya çıkacak birliktelik muazzam bir ekonomik güç üretecek, siyasi güç üretecek ve askeri yeterlilik üretecek. Enerji altyapıları, market genişliği, coğrafi genişlik, çeşitlilik inanılmaz olacak. Hem kendi bölgesel istikrarımızın hem de küresel istikrarının katkısına muazzam bir destek vermiş olacağız. Buna biz aslında, şu anda uzak gözüküyoruz ama bir o kadar da yakınız. Olmaması için hiçbir sebep yok.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/fidan-hurmuz-bogazi-ile-ilgili_1775136660_7AfxiU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fidan, Hürmüz Boğazı ile ilgili çevrimiçi toplantıya katıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/fidan-hurmuz-bogazi-ile-ilgili_1775136660_7AfxiU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İbrahim Kalın, Hamas heyeti ile görüştü]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/ibrahim-kalin-hamas-heyeti-ile-gorustu/38298/</link>
            <description><![CDATA[Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Hamas Siyasi Bürosu Müzakere Heyeti Başkanı Halil Hayye ve beraberindeki Hamas heyetiyle bir araya geldi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/ibrahim-kalin-hamas-heyeti-ile-gorustu/38298/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:57:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >MİT Başkanı İbrahim Kalın, Ankara&#39;da Hamas Siyasi Bürosu Müzakere Heyeti Başkanı Halil Hayye ve beraberindeki Hamas heyeti ile bir araya geldi. Görüşmede Gazze&#39;de devam eden İsrail saldırıları ve süregelen insani krize değinildi. Batı Şeria&#39;da yaşanan yerleşimci terörü ve Kudüs&#39;te Mescid-i Aksa&#39;ya uygulanan kısıtlamalar gündeme geldi.</p><p >İsrail&#39;in Gazze Barış Planı&#39;nın birinci aşamasından kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesinin sağlanması gerektiğinin altı çizildi. Ayrıca Gazze Barış Planı&#39;nın ikinci aşamasının uygulanmasına dair detaylı değerlendirmeler yapıldı.</p><p >Hamas heyeti, Türkiye&#39;nin Gazze&#39;de barışın sağlanması için bugüne kadar gösterdiği çabalar için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;a da teşekkürlerini iletti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ibrahim-kalin-hamas-heyeti-ile_1775026651_jiYOwd.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İbrahim Kalın, Hamas heyeti ile görüştü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/ibrahim-kalin-hamas-heyeti-ile_1775026651_jiYOwd.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır"]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/fidan-bir-numarali-hedefimiz-savasin-durmasidir/38253/</link>
            <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/fidan-bir-numarali-hedefimiz-savasin-durmasidir/38253/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:54:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Dışişleri Bakanı Fidan, özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Fidan, İran&#39;daki savaşa ilişkin, 'Maalesef bu savaş bütün dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir. Hem bölgemize hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olmaktadır. Maalesef Amerika&#39;nın ve İsrail&#39;in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Biz tabii Türkiye olarak başından beri kendimize birkaç tane ana hedef koymuştuk. Birincisi, yani mümkünse savaşın çıkmaması; ancak çıktıysa savaşı durdurmaktır. İkincisi savaşın daha genişlemesini ve yayılmasını önlemek; üçüncüsü ise Türkiye&#39;yi bu savaşın dışında tutmaktır' dedi.</p><p >Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın savaş konusunda ortaya koyduğu vizyondan bahseden Bakan Fidan, 'Cumhurbaşkanımız bu konularda çok net bir vizyon ortaya koydular. Tabii biz de günlük politikaları uygularken, temaslarımızı yaparken ve inisiyatiflerimizi geliştirirken bu çerçeve içerisinde hareket ediyoruz. Esas itibarıyla Türkiye&#39;nin savaştan çok önceki bölgesel vizyonu; bölgede aslında iş birliğini, çatışmaların çözümünü ve bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımı tam da bu türden tehditleri öngördüğü için kıymetliydi. O yolda ciddi adımlar atılmaktaydı; ama mazisi çok önceki yıllara da dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan kaynaklanan bu birikmiş enerji, bir savaş halinde ortaya çıktı. Tabii bizim dediğimiz gibi savaş çıkar çıkmaz, aslında bu durum 12 Gün Savaşı&#39;nda da gerçekleşti; o zaman da öncesinde, sonrasında ve esnasında geçen sene çok çalışmamız olmuştu. Bu sene de çok çalışmamız vardır' diye konuştu.</p><p ><strong >'Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır'</strong></p><p >Bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu vurgulayan Fidan, 'Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir. Çünkü bu savaş inşallah öyle veya böyle bir noktada biter; ama nükleer bomba atılmış gibi hani 30-40 sene bir yerde bitki bitmiyorsa, bölgesel istikrarsızlık da böyledir. Bazı yerlerde savaş olunca toplumlar ve kültürler arasında çok ciddi husumetler oluşuyor ve ülkeler arasında bu durum yıllarca devam ediyor. Orada artık iş birliğini, kalkınmayı ve refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmamasını istiyoruz; yani bütün çabamız aslında bunu önlemeye yöneliktir' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Savaşın ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır'</strong></p><p >Savaşın ortaya koyduğu tehdidi bütün aktörlerin gördüğünü vurgulayan Bakan Fidan, şunları kaydetti:</p><p >'Savaşın aslında ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır. Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi. Yani en azından müzakereler başladı; Pakistan üzerinden mesaj aktarımı vardır. Bunu hani Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, biz de onlarla konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz. Bugün yine hem diğer tarafla hem de İranlılarla uzun görüşmelerimiz oldu. Tarafların nerede durduğunu, neler beklediğini ve hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu daha rahat anlamaya çalışarak uygun mesajları vermeye çalışıyoruz. Ancak detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki şu anki müzakere pozisyonları, ister istemez iki tarafın da savaş öncesi müzakere pozisyonlarından farklıdır. Hele İranlılarınki çok daha farklı olacaktır; çünkü savaştan önce İran, tam da bu durumun yaşanmaması için müzakereye giriyordu. Şimdi aslında savaş epey bir noktaya geldi ve İran üzerinde de belli bir yıkım oluştu. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacaktır. Bu durum da aradaki arabulucuların işini biraz daha zorlaştırmaktadır. Ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam edeceğiz.'</p><p ><strong >'İran, Amerika&#39;ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir'</strong></p><p >İran&#39;ın Amerika&#39;ya karşı haklı olarak güven kaybı içinde olduğunu ifade eden Bakan Fidan, 'Bence müzakerelerde bir açılış pozisyonu vardır. Burada haliyle ilk pozisyonlar, daha sonra müzakeresi yapılsın diye biraz yukarıdan tutulur. Bence bazı taleplerin yukarıdan tutulması aslında burada alışılmadık bir durum değildir. Yani bu yönetilebilir bir alandır. İran da buna vereceği cevapta o da pozisyonunu yukarıdan tutacaktır. Benim iki tarafa da ifadem şudur: Yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın; eğer iki tarafta da gerçek bir niyet varsa, onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekinmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleridir. Tabii İran, Amerika&#39;ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir' diye konuştu.</p><p ><strong >'Bizim üzüldüğümüz nokta bölgenin İsrail&#39;in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır'</strong></p><p >Bölgenin adım adım İsrail&#39;in yazdığı bir senaryoya doğru gittiğine dikkati çeken Fidan, 'Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta, maalesef bölgenin adım adım İsrail&#39;in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır. Özellikle hatırlayacak olursak 7 Ekim&#39;den hemen sonra biliyorsunuz İsrail&#39;in ilk zamanlarda dillendirdiği ancak sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Yani özellikle Gazze meselesini hallettikten sonra Lübnan&#39;ı, Suriye&#39;yi, arkasından İran&#39;ı ve Irak&#39;ı hedef alan eylemler yapacağını bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe büründü ve bunları birebir uygulamaya başladı. Şimdi geldiğimiz noktada aslında İran&#39;a savaş açılırken, İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı bir fitne tohumunun atıldığını görüyoruz. Bu tohum, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecektir. Bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz, bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemektir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/fidan-bir-numarali-hedefimiz-s_1774680841_BCRfGH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/fidan-bir-numarali-hedefimiz-s_1774680841_BCRfGH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bakan Fidan: "Sorun, İsrail’in barış istememesi"]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/bakan-fidan-sorun-israil-in-baris-istememesi/38163/</link>
            <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan Körfez turunun ardından yaptığı değerlendirmelerde, bölgedeki savaşın seyrine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bakan Fidan, "Savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail’in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/bakan-fidan-sorun-israil-in-baris-istememesi/38163/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 20:12:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Dışişleri Bakanı Fidan, Suudi Arabistan, BAE ve Katar&#39;a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından basın mensuplarına değerlendirmede bulundu. Fidan, Körfez ülkelerinde savaşın iki ila üç hafta daha sürebileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını aktararak, İsrail&#39;in süreci uzatma eğiliminde olabileceğini ve ABD üzerinde etkili olmaya çalışacağını ifade etti.</p><p ><strong >'Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil, İsrail&#39;in barış istememesi'</strong></p><p >ABD ile İsrail&#39;in başlangıç pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığına dair değerlendirmelerin arttığını dile getiren Fidan, 'Savaş varken müzakere edilmesi seçeneği pek olası görünmüyor. Ama kısa süreli ateşkes ilan edip bu süre zarfında müzakereye başlayıp &#39;müzakereden sonuç alamazsam tekrar savaşa başlarım&#39; denilmesi ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız. İsrail, savaş mümkün olduğunca uzasın, İran&#39;a daha fazla zarar verelim gibi bir politika da izleyebilir. Bu yaklaşım karşısında ABD&#39;nin alacağı tutum önem kazanacak. İsrail kendileri için önemli olan askeri ve sanayi hedeflerini ortadan kaldırmadan durdurmayacağı izlenimini veriyor. Suikastlar devam ediyor. Bu savaşı İsrail başlattı. Sorun, savaşı bitirmeye yönelik planlar olmaması değil. Sorun İsrail&#39;in barış istememesi. Bu gerçeği her yerde, her fırsatta vurguluyoruz' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Savaşın ardından Türkiye&#39;ye olan güvenin arttığını görüyoruz'</strong></p><p >Bakan Fidan, savaşın ardından Körfez ülkelerinde önemli değişimlerin yaşanabileceğini belirterek, savunma sanayii alanında yeni arayışların gündeme gelebileceğini söyledi. Körfez ülkelerinin İran&#39;dan beklentilerini ortaya koyabileceğini ve belirli şartlar karşılığında ekonomik iş birliğine yönelebileceğini ifade eden Fidan, 'İran da Körfez&#39;deki ABD üsleri konusunda bazı taleplerle ortaya çıkabilir. Şu da önemli bir nokta: Hürmüz Boğazı&#39;ndan geçen petrol ve LNG Çin&#39;e AB ülkelerine, Güney Kore, Japonya, Hindistan&#39;a gidiyor. Bu ülkelerin beklentileri neler olacak? Bu savaşın ardından Türkiye&#39;ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Başından beri ikircikli bir tavır takınmadık. Yapılan yanlışları tüm taraflara açıkça söylediğimizi herkes görüyor. İran&#39;a yapılanın da Körfez ülkelerine yapılanın da yanlış olduğunu en güçlü ve net şekilde gündeme getiriyoruz' dedi.</p><p ><strong >'Körfez ülkeleri, &#39;Biz bu savaşın parçası değiliz&#39; diyorlar'</strong></p><p >İran tarafından Körfez ülkelerinin yoğun saldırı altında bulunduğun dikkati çeken Bakan Fidan, şöyle devam etti:</p><p >'Körfez ülkeleri bu savaşta İran&#39;ın kendilerini neden hedef aldığını sorguluyorlar, &#39;Bizim bu savaşın çıkışıyla bir ilgimiz yok, o başka bir konu&#39; diyorlar. Bize yapılan saldırı haksız bir saldırı ve bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar. Körfez ülkeleri hava sahalarını ve ülkelerindeki üsleri İran&#39;a karşı kullandırmayacaklarını en başta deklare ettiler. &#39;Biz bu savaşın parçası değiliz&#39; diyorlar. Ayrıca İran&#39;ın askeri üsler dışında sivil altyapıya da ekonomik hedeflere de saldırı yaptığını, bunun kasıtlı olduğunu söylüyorlar.'</p><p ><strong >'Başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor'</strong></p><p >Mevcut durumun devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin karşı önlem almak zorunda kalabileceklerini dile getirdiğini aktaran Fidan, 'Toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı. Bu durumun tüm bölgeyi içine çekecek uzun süreli bir savaşa doğru gitmesini biz hiçbir şekilde arzu etmiyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi için dün Riyad&#39;da yapılan toplantı gibi başta bölgesel girişimler olmak üzere tüm diplomatik zeminleri kullanmaya devam edeceğiz. Maalesef başından beri yaptığımız bütün analizlerin doğru çıkması bizi üzüyor. Bir taraftan da geleceğe yönelik daha sağlıklı atmak için Türkiye&#39;nin sesine ve görüşüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p >Bakan Fidan, Riyad&#39;da düzenlenen toplantının İran&#39;ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarının ele alınması amacıyla gerçekleştirildiğini kaydetti. Fidan, 'Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen bütün bölge ülkeleri masa etrafındaydı. Ortak bir akıl araması amaçlıydı. Herkes durumun aciliyetini ortaya koydu. Tek gündem maddeli bir toplantıydı. Ortak açıklama da bunu yansıtıyor. Biz ilkesel tutumumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail&#39;in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran&#39;ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz' diye konuştu.</p><p >Türkiye&#39;nin hem İsrail&#39;in saldırganlığına hem de İran&#39;ın savaşı yayma çabalarına karşı olduğunu vurgulayan Fidan, toplantıda İsrail&#39;in savaşın ortaya çıkmasındaki rolünü de gündeme getirdiklerini söyledi.</p><p ><strong >Arabuluculuk ve Türkiye&#39;nin rolü</strong></p><p >Bakan Fidan, Türkiye&#39;nin istikrar odaklı bir yaklaşım benimsediğini belirterek, taraflar arasında kazanım ve üstünlük arayışının öne çıkmasının çözümü zorlaştırdığını ifade etti. Türkiye&#39;nin hem doğru teşhisler hem de yapıcı teklifler sunduğunu dile getiren Fidan, güçlü ve dengeli bir politika izlemeye devam edeceklerini kaydetti.</p><p ><strong >'AB ile ilişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, daha iyiye de gidebilir'</strong></p><p >Avrupa Birliği üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olmaya devam ettiğini vurgulayan Bakan Fidan, Avrupa tarafında da bu süreci ilerletecek siyasi iradenin ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Gümrük Birliği&#39;nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularında görüşmelerin sürdüğünü belirten Fidan, şu ifadelere yerdi:</p><p >'Gümrük Birliği&#39;nin güncellenmesi ve vize serbestisi meseleleri önemli. Bunlarla ilgili görüşmeye devam ediyoruz. İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz, kötüye gitmiyor, daha iyiye de gidebilir. Yasadışı göç, terörle mücadele gibi bize ihtiyaç duydukları çeşitli alanlar var. Gerek vatandaşlarının İran&#39;dan, Orta Doğu&#39;dan vesaire tahliye olması gibi konularda da sürekli kapımızı çalıyorlar. Bu konularda da gerekli desteği veriyoruz. Zaten askeri imkanlarımız da ortada. Vize serbestisi konusunda geriye kalan altı madde üzerinde de ilgili kurumların çalışmaları sürüyor.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bakan-fidan-sorun-israil-in-ba_1774113167_QPTZEn.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bakan Fidan: "Sorun, İsrail’in barış istememesi" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bakan-fidan-sorun-israil-in-ba_1774113167_QPTZEn.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan: Hava Sahamızı İhlal Eden Tehditlere Gereken Cevabı Veriyoruz]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/erdogan-hava-sahamizi-ihlal-eden-tehditlere-gereken-cevabi-veriyoruz/38084/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye’nin binlerce yıllık kadim devlet aklı, hükümetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi, çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak, birinci önceliğimizdir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/erdogan-hava-sahamizi-ihlal-eden-tehditlere-gereken-cevabi-veriyoruz/38084/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 09:44:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10&#39;uncu Milli İrade Platformunun düzenlediği iftar programına katıldı. Erdoğan&#39;ın yanı sıra iftarda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ile çok sayıda davetli katıldı.</p><p ><strong >'6 yaşındaki kız çocuklarının, 365 kurşun sıkılarak öldürülen bir dünyanın denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur'</strong></p><p >Programda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam coğrafyasında yaşananlara dikkat çekerek, 'Ramazan; barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak İslam coğrafyasının acıyla, gözyaşıyla, çatışmalarla, savaşlarla anılması, bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze, ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, bir de buna İsrail&#39;in, Batı Şeria&#39;daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs&#39;te, bin 120&#39;yi aşkın Filistinli sivil, son 2 yılda İsrail güçleri veya yerleşimci teröristler tarafından hayattan koparıldı. 10 Ekim&#39;den bu yana, Gazze&#39;de şehit edilenlerin sayısı 640&#39;ı buluyor. Katledilenlerin kahiri ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran&#39;dan Yemen&#39;e, Sudan&#39;dan Somali&#39;ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında aynı üzücü manzara ile karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup, lütfen samimiyetle cevap verelim. Sabah güle oynaya okullarına giden yavruların, akşam evlerine dönemediği bir dünyanın denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının, 365 kurşun sıkılarak öldürülen bir dünyanın denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur?' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >'Gazze&#39;deki kardeşlerimiz başta olmak üzere, dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma halindeyiz'</strong></p><p >Dünyanın İslam coğrafyasında yaşananlara sessiz kaldığına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Daha üzücü olan, tüm dünyanın bu tabloya sessiz kalması, yaşanan acıları yok saymasıdır. Suriye&#39;de, 13 buçuk yıl süren zulümde bunu gördük. Somali&#39;de insanlar açlıkla kırılırken bunu gördük. Hocalı&#39;da kardeşlerimiz katlediliken bunu gördük, en son bunu, Gazze mezaliminde hem de çok acı bir şekilde gördük. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleri ile dolup taşarken, ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Birkaç dışında coğrafyamızda zulme tepki gösteren başka neredeyse kimse çıkmadı. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı, sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Bugün Türkiye&#39;nin Anadolu merkezli çoban ateşi, gönül coğrafyamızda binlerce mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin&#39;den Arakan&#39;a, Afrika&#39;dan Latin Amerika&#39;ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde sizlerle, resmi kurumlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla varız. Bir yetimin başını okşamak için hep beraber seferber olmuş bulunmaktayız. Gazze&#39;deki kardeşlerimiz başta olmak üzere, dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma halindeyiz. Milli İrade Platformu önünde, 1 Ocak&#39;ta Galata Köprüsü&#39;nde bir araya gelen yüz binlerin haykırdığı gibi sinmiyoruz, Filistin&#39;i unutmuyoruz. Bu can, bu bedende olduğu müddetçe, mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz. Baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız. Sadece mazlumun değil, yaklaşık 13 yıldır Milli iradenin ve Milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ediyorum' dedi.</p><p ><strong >'Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak, birinci önceliğimizdir'</strong></p><p >'Birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz' diyen Erdoğan, 'Ramazan-ı Şerif&#39;ten bir gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Bundan sonrada, tek yürek, tek bilek, olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Bölgemizin içinde bulunduğu konjöktürde hem kardeşliğimizi güçlendirmeye, hem de sağ duyuyu korumaya ihtiyacımız var. Biz, hükümet olarak, ülkemizi savaşın içerisine çekmeye çalışanlara çok dikkat ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasına gizlenen kısmına odaklanıyor, hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar, tahlil ve tetkik ediyoruz. Hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye&#39;nin binlerce yıllık kadim devlet aklı, hükümetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi, çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak, birinci önceliğimizdir. İran&#39;a saldırılarla eş zamanlı köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-hava-sahamizi-ihlal-ed_1773470673_uVRjzP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan: Hava Sahamızı İhlal Eden Tehditlere Gereken Cevabı Veriyoruz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-hava-sahamizi-ihlal-ed_1773470673_uVRjzP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız"]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/fidan-iran-da-ic-savas-planlarina-sonuna-kadar-karsiyiz/38069/</link>
            <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İran’da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/fidan-iran-da-ic-savas-planlarina-sonuna-kadar-karsiyiz/38069/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:43:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ilişkilerinden Orta Doğu&#39;daki çatışmalara, Türkiye&#39;nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinden NATO&#39;nun hava savunma sistemlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.</p><p >Alman mevkidaşı ile iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra, Türkiye&#39;nin AB&#39;ye üyelik sürecini ve Orta Doğu&#39;da devam eden savaş başta olmak üzere bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını aktaran Bakan Fidan, ikili ticaret hacminin 2025&#39;te 52 milyar dolar seviyesini aştığını belirtti.</p><p ><strong >Savunma sanayiinde iş birliği vurgusu</strong></p><p >Almanya ile ekonomik iş birliğini daha üst seviyeleri taşıyacak sektörlerden birinin de savunma sanayii alanı olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, 'Avrupa ve Orta Doğu&#39;da yaşanmakta olan gelişmeler, müttefikler arasındaki dayanışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Eurofighter Typhoon savaş uçarı tedariki konusunda Almanya&#39;nın sergilediği olumlu tutumdan da ayrıca memnuniyet duymaktayız. Bu politikanın savunma sanayi alanındaki diğer işbirliği başlıklarında da sürmesini açıkçası umut ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p ><strong >'Türkiye&#39;nin AB üyeliği Avrupa için stratejik kazanım'</strong></p><p >Alman mevkidaşı ile Avrupa Birliği&#39;ne (AB) üyelik hedefinin de ele aldığını dile getiren Bakan Fidan, 'Bölgesel ve küresel gelişmeler Türkiye&#39;nin üye olmasının AB&#39;ye sağlayacağı stratejik kazanımları gözler önüne sermektedir. Unutulmamalıdır ki üyelik süreci sadece ülkemize değil iki tarafa birden sorumluluk yüklemektedir' dedi.</p><p ><strong >'Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz'</strong></p><p >ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların da görüşmede ele alındığını aktaran Bakan Fidan, 'Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) çok sayıda liderle görüştü, görüşmeye devam ediyor. Biz de yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Çatışmanın sonlandırılması ve gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz. Memnuniyetle görüyoruz ki aslında çoğunluk olarak hem doğuda hem batıda bütün ülkeler hemen hemen aynı perspektifte hareket etmekte aynı şeyi düşünmekte' diye konuştu.</p><p ><strong >'İran&#39;da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız'</strong></p><p >Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirilmesi için planlar yapıldığını aktaran Fidan, şu ifadeleri kullandı: 'İran&#39;da iş savaş çıkarmayı ve etnik veya dinî fay hatları üzerinden çatışmaları körüklemeyi hedefleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Bu tip maceralara karışmak isteyenleri şimdiden uyarıyoruz. Hiç kimse böyle bir hayalin içerisine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız.'</p><p ><strong >İsrail&#39;in Lübnan ve Gazze politikalarına tepki</strong></p><p >Orta Doğu&#39;daki yaşanan krizlerin merkezinde Netanyahu hükümetinin yer aldığının altını çizen Bakan Fidan, 'Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Yayılmacı politika izleyen İsrail mevcut savaştan istifadeyle kirli savaşı Lübnan&#39;ı da taşımakta. Bir milyona yakın kişinin evlerinden sürülmesi asla kabul edilemez. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail&#39;in saldırıları sona ermeli. Lübnan&#39;ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Ayrıca uluslararası toplumun dikkati Gazze&#39;den uzaklaşmamalıdır. Netanyahu&#39;nun Gazze ve Batı Şeria&#39;da işgal ve yıldırma politikalarını hayata geçirmesine göz yumulmamalıdır. Mübarek Ramazan ayında ve soğukların devam ettiği bu dönemde Gazzelilerin yaşam şartlarının daha da kötüleşmemesi öncelikli bir meseledir. Barış kurunun ve bağlı mekanizma alanının Gazze&#39;de etkin şekilde faaliyete geçmesi istikrar ve barışın tesisi için hayatı önem taşımaktadır. Barış çabaları devam ederken İsrail&#39;in kutsal mekanlara yönelik hukuka aykırı ve provokatif eylemlerine de devam ettiğini görüyoruz. Bölgedeki gelişmeleri bahan ederek Müslümanların Mescidi Aksa&#39;da ibadet etmelerine kısıtlamalar getirmesi de hukuksuzdur, izansızdır. İsrail&#39;in Hıristiyanların ibadet mekanlarına yönelik kısıtlamalarını keza son derece yanlış bulduğumuzda ayrıca vurgulamak isterim' ifadelerine yer verdi.</p><p ><strong >Savaşın sona erdirilmesinde Türkiye&#39;nin rolü</strong></p><p >ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların endişe verici olduğunu belirten Wadephul, 'Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki buradaki savaş sona erdirilebilsin. Bu konudaki imkanları kullanarak da tabii ki bir savaşın sona erdirilmesini görelim. Türkiye sanıyorum burada çok önemli bir rol oynayabilir. Biz birlikte koordinasyon içerisinde çalışmak istiyoruz önümüzdeki günlerde. Federal hükümet adına da gelecek için tabii ki İran&#39;dan herhangi bir tehlike gelmemesi gerekiyor. Komşularına yönelik Avrupa için de tehlike oluşturmaması gerekiyor ve bölgesel rolünü İran olumlu anlamda tanımlaması gerekiyor. Bu nükleer programı ve balistik füze programının da tabii sonlandırılması gerekiyor ki bir tehdit oluşturuyor' dedi.</p><p ><strong >'Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır'</strong></p><p >Körfez ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası başta bölge ülkeleri olmak üzer Hürmüz Boğazı&#39;nın durumuna ilişkin 'Bu seyahati ben Avrupa Dışişleri Bakanı seyahati olarak görüyorum. Ben şunu da özellikle ortaya koymaya çalıştım. Almanya kendi kıtasının ötesinde sorumluluk almaya hazır ve Almanya&#39;dan her defasında zaten bu talep edilmiştir. Sorumluluk alması yönünde bir talepte bulunmuştur. Ben bunu da biraz daha açıklamak ve netleştirmek istedim. Görüşmelerde de elde ettiğim iznin Avrupa çıkarının, bu yöndeki çıkarın çok büyük bir talep olduğunu ve önümüzdeki günlerde de Avrupa Birliği içerisindeki arkadaşlarımla tekrar bu konuyu görüşeceğim' dedi.</p><p >İran tarafından ateşlenen ve NATO hava savunma ve füze sistemleri ile etkisiz hale getirilmesine ilişkin Bakan Fidan, 'NATO hava savunma sistemlerinin devreye girmesi, aslında bizim parçası olduğumuz ve büyük bir destek verdiğimiz NATO&#39;nun kollektif savunma konseptiyle çok yakından uyumlu bir hareket tarzı oldu. Zaten yıllardır NATO bütün üyeleriyle ve üniteleriyle bu türden senaryolara göre hazırlık yapmakta. Hem bölgede olan gelişmeler hem de son saldırılar gösterdi ki hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Bunun çok farklı çeşitleri var. Özellikle balistik füzelerle ilgili olan kısımlarda kollektif yarı savunma içerisinde olmamız gerekiyor. Burada Türkiye NATO üyesi ülkelerden gerekli desteği görme konusunda gerekli taahhütleri almış durumda. Özellikle Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü koordinasyon çalışmaları var. Almanya&#39;da bu konuda yakından çalıştığımız ortaklarımızdan birisi. Türkiye&#39;ye yönelik gönderilen füze havada imha edildikten sonra ben açıkçası neredeyse bütün NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarından ya bizzat telefon aldım çoğundan ya da mesaj gönderdiler. Aslında bu son derece kıymetli, önemli bir mesaj' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/fidan-iran-da-ic-savas-planlar_1773384217_4O5qpV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fidan: "İran’da iç savaş planlarına sonuna kadar karşıyız" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/fidan-iran-da-ic-savas-planlar_1773384217_4O5qpV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür!"]]></title>
            <link>https://www.haberanadolu.net/msb-incirlik-bir-turk-ussudur/38066/</link>
            <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.haberanadolu.net/msb-incirlik-bir-turk-ussudur/38066/</guid>
            <category domain="https://www.haberanadolu.net/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 16:46:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p >Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) beka ve güvenliğe yönelen risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi. Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetlerinin yanı sıra ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi. Terörle mücadele operasyonlarının kesintisiz sürdüğünü aktaran Tuğamiral Aktürk, 'Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK&#39;lı terörist daha teslim olmuştur' ifadelerini kullandı. Sınır ötesinde güvenliği kalıcı hale getirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Aktürk, mayın ve el yapımı patlayıcıların yanı sıra mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti.</p><p ><strong >'Menbic&#39;te tünellerin yüzde 95&#39;i imha edildi'</strong></p><p ><strong >Suriye harekt alanlarındaki tünel imha çalışmalarına da değinen Aktürk, şu bilgileri paylaştı:</strong></p><p >'Son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile birlikte Menbic&#39;te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95&#39;i, yani 462 kilometresi başarıyla imha edilmiştir. Böylelikle Suriye harekt alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaşmıştır. Bunun 302 kilometresi Tel Rıfat&#39;ta, 462 kilometresi ise Menbic&#39;te bulunmaktadır.'</p><p ><strong >Hudutlarda yoğun güvenlik tedbirleri</strong></p><p >Hudut güvenliğine ilişkin verileri de açıklayan Aktürk, sınırların uluslararası standartlarda korunduğunu belirtti. Aktürk, 'Hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7&#39;si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1.733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir' dedi. Yıl başından bu yana yakalanan düzensiz geçiş sayısının 1.278&#39;e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493&#39;e ulaştığını aktaran Aktürk, hudutlarda kademeli güvenlik sisteminin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti.</p><p ><strong >'Ramstein/Almanya&#39;dan görevlendirilen bir PATRIOT sistemi Malatya&#39;da konuşlandırılmaktadır'</strong></p><p >Aktürk, 9 Mart&#39;ta İran&#39;dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Aktürk, 'İran&#39;dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz&#39;de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hle getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır&#39;da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail&#39;in İran&#39;a saldırılarıyla başlayan, İran&#39;ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında; hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya&#39;dan görevlendirilen bir PATRIOT sistemi Malatya&#39;da konuşlandırılmaktadır' şeklinde konuştu.</p><p ><strong >KKTC&#39;nin güvenliği için F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı</strong></p><p >Aktürk, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik risklerini artırdığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin güvenliğine yönelik adımların da atıldığını söyledi.</p><p >'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC&#39;ye konuşlandırılmıştır.' diyen Aktürk, Türkiye&#39;nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri aldığını vurguladı. Aktürk, bölgedeki gelişmeler nedeniyle hava ve deniz unsurlarının görevlerini sürdürdüğünü belirterek, 'Hava sahamızın güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarımızla hava devriyesi icra edilmekte, Doğu Akdeniz&#39;de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütülmektedir' dedi.</p><p >İran sınır hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını kaydeden Aktürk, muhtemel risklere karşı devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde gerekli tedbirlerin alındığını söyledi.</p><p ><strong >Türkiye&#39;nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti:</strong></p><p >'Ülkemiz, hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkn ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir.'</p><p >Aktürk, masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasının önemini de vurguladı.</p><p ><strong >Türkiye-Yunanistan GAÖ temasları</strong></p><p >Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilen Güven Artırıcı Önlemler kapsamında bazı temasların gerçekleştirildiğini aktaran Aktürk, Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyetin 9-11 Mart tarihlerinde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret ettiğini bildirdi.</p><p >Ayrıca Aktürk, Nordik-Baltık ülkeleri Ankara büyükelçileri ve savunma ataşelerinin 10 Mart&#39;ta İstanbul&#39;daki Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini ziyaret ettiğini söyledi.</p><p ><strong >Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin TSK&#39;nın kabiliyetlerini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:</strong></p><p >'Geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi kapsamında ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir.'</p><p ><strong >Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasına tepki</strong></p><p >Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Ege adalarının statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bakanlık, söz konusu adaların 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması&#39;nda Limni ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması&#39;nda Kerpe Adalarının gayri askeri statüde bulundurulmaları şartıyla Yunanistan&#39;a devredildiğini hatırlatarak şunları kaydetti:</p><p >'Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan&#39;ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan&#39;ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz.'</p><p ><strong >'Türkiye&#39;nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerindedir'</strong></p><p >MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin güvenliğinin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan füze ve drone tehdidi nedeniyle KKTC&#39;ye konuşlandırılan unsurların caydırıcılığı artırmaya yönelik olduğunu belirten kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı:</p><p >'KKTC&#39;ye konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurları caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin değil Ada&#39;nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs&#39;ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz&#39;e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye&#39;nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; Garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz.'</p><p ><strong >İran&#39;dan ateşlenen ve NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilen gelişmeler üzerine NATO ile istişare mekanizmalarının devreye alındığını belirten MSB, şunları kaydetti:</strong></p><p >'Bu kapsamda NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya&#39;dan görevlendirilen bir Patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya&#39;ya konuşlandırılmaktadır. Atılan bu adımlar; hem Türkiye&#39;nin hem NATO&#39;nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır.'</p><p ><strong >'S-400 neden kullanılmadı?' sorusu</strong></p><p >Bakanlık, balistik füze tehdidine karşı neden S-400 sisteminin kullanılmadığı yönündeki sorulara da yanıt verdi. Türkiye&#39;nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten MSB, şu bilgileri paylaştı:</p><p >'Türkiye NATO&#39;nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir.'</p><p ><strong >'İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir'</strong></p><p >Bakanlık, İncirlik Üssü&#39;nün statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak 'İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir&#39;deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10&#39;ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik&#39;te konuşludur. 10&#39;ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA&#39;larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberanadolu.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/msb-incirlik-bir-turk-ussudur_1773323179_QAHd4V.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür!" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberanadolu.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/msb-incirlik-bir-turk-ussudur_1773323179_QAHd4V.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Anadolu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Anadolu</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>